YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Zaman Su Gibi Akıp Giderken Zamanı Değil, Suyu YönetinProf. Dr. Nesrin AŞTI

İstanbul Arel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu

Faks:
Prof. Dr. Nesrin AŞTI

01.05.2017, Pazartesi

Tüm Yazıları

Türkiye’de yaklaşık on kişiden biri 65 yaş ve üzerinde olup, ülkemiz yaşlı nüfus sıralamasında 167 ülke arasında 66. sırada yer almaktadır. Bu veriden de anlaşılacağı üzere ülkemizin genç bir nüfusa sahip olmasının gururunu yaşarken, yaşam felsefemizde gözlemlediğim hiç yaşlanmayacakmış gibi davranıp, zamanı su gibi harcama tutumunu da sorgulamalıyız. Gençler gelecekte oyalanırken, yaşlılar ise geçmişte oyalanır ve zamanının (ömrünün) su gibi aktığına ve boşa geçtiğine hayıflanır. Başka bir deyişle zamana takılır, zaman yolcusu ve aracı suyu unutur. Ülkemizin yaşlılık fotoğrafını çeken Türkiye İstatistik Kurumunun 2016 yılı verilerine göre, zamanı değil de suyu neden ve nerelerde yönetmemiz gerektiğini açıklamaya çalışacağım.

Son verilere göre, ülkemizde kadınlar (80,7 yıl) erkeklere (75,3 yıl) göre daha uzun ömürlü olup; 65 yaşındaki bir erkeğin ortalama 17, bir kadının ise 19 yıl daha yaşama şansı olduğu görülmektedir. Bu verilere göre, yaşlıya hayatının maçında uzatmaları oynama (suyu barajda bekletme) fırsatı verilmeli. Nasıl mı?

  • Kişi, kurum, kuruluş ve hükümetlerin, aktif yaşlanma konusuna yatırım yapması, beslenme, spor, tatil konusunda teşvik  ve  primleri içeren altın tepsiyi,  emekli yaşlıya sunarak, ömrüne ömür katması gibi.

Son verilere göre; yüz yaşlıdan birinin hiç evlenmediği ve üçünün boşanmış olduğu; on yaşlıdan birinin eşinin ölmüş olduğu; her dört haneden birinde en az bir yaşlının olduğu; yalnız yaşayan yaşlıların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu; evde tek başına yaşayan yaşlıların en fazla bulunduğu illerin başında Sinop, Kastamonu, Çankırı ve Burdur’un olduğu;   her on erişkin kişiye bir bağımlı yaşlının düştüğü görülmektedir. Yaşlıların ölüm nedenleri sıralamasında ise en başta kalp-damar hastalıklarının geldiği ve son yıllarda her yüz yaşlıdan dördünün Alzheimer nedeni ile öldüğü görülmektedir. Başka bir anlatımla; son yıllarda aileler küçülüyor, yaşlılar yalnızlaşıyor ve ailelerin bakmakla yükümlü olduğu bağımlı yaşlı sayısı her geçen gün artıyor.

Aile ve sağlık, su gibi akıp giden yaşamı anlamlı kılmada ve yönetmede bir güçtür. Kısacası, kurak bir mevsimde dereciklerle beslenemeyen, balıksız, yalnız ve durgun suyun akışına yardım edilmeli. Nasıl mı?

  • Yaşlının torun bakımının devlet tarafından desteklenmesi projesinin,  okul çağına kadar olan tüm çocukları kapsayacak şekilde geliştirilmesi, böylece yaşlıların torunla buluşturulması, yalnızlıklarına ve depresyonlarına deva olunması,
  • Çocukları, torunları, eşi olmayan yaşlıların ise aile hekimliği, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları işbirliği içinde  -halk sağlığı hemşireliği, gerontoloji, beslenme-diyetetik, sosyal hizmet mezunu - profesyoneller tarafından ziyaretlerinin yapılması ve gereksinimlerinin karşılanmasının yaygınlaştırılması,
  • Halk sağlığı, sosyoloji, psikoloji stajyerleri tarafından rutin ziyaret programlarının oluşturulması,
  • Hasta ve yatalak yaşlılar için oluşturulan evde bakım hizmetinin yaygınlaştırılması,
  • Bağımlı ve yalnız yaşlılara yönelik sosyal sorumluluk projelerinin üretilmesi ve gençlerin katılımının teşvik edilmesi ve desteklenmesi,
  • Evinde ya da huzurevinde yalnız yaşayan yaşlıların, yalnızlığını paylaşacak ve sevgi gereksinimini giderecek kedi-köpek, kuş gibi evcil hayvanların eğitilerek yaşlılarla buluşmalarının sağlanması,
  • Özellikle yaşlısı ve yalnız yaşayan yaşlısı fazla olan illerde yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları işbirliği içinde kültürel ögeleri içinde barındıran butik huzurevlerinin açılması, ailelere ve yaşlılara bu huzurevlerinde misafir kalma programları uygulayarak huzurevinde yaşamı benimsetme çalışmalarının yapılması gibi.

Son verilere göre; yaşlıların yarıya yakını genel sağlığından memnun ve mutlu, mutluluk kaynaklarının ise aile ve çocukları olduğu görülmektedir.

Bu verilere göre; sevgisini ya da mutluluğunu yaşayamayan, erteleyen, kimsesiz ya da kimseli, kendini yalnız hisseden yaşlı mutsuzlar içinde zamanda suyun neşeli akması sağlanmalı. Nasıl mı?

  • Devlet ya da özel girişimciler tarafından planlanan yaşlı ve çocuk yaşam komplekslerinin aynı avlu içinde inşa edilerek; milli, dini ve özel günlerde kuşaklararası dayanışmanın ya da dede-nine ve torun etkileşimlerinin artırılması,
  • Yaşlılıkta “keşke”leri azaltmanın ve mutlu olmanın yolu olarak yaşlılara, ertelediklerini ya da yapamadıklarını gerçekleştirme  (tatil, kaplıca tedavileri, seyahat, Umre, Hac) fırsatlarının kişi, kurum ve devlet tarafından yaratılması ve desteklenmesi,
  • Son günlerde tanık olduğumuz ve medya aracılığı ile paylaştığımız “İyilik Klübünün” yaptıkları mucize hizmetlerin hedef grubuna,  yaşamın son deminde olan yaşlıların da dâhil edilmesi gibi.

Son verilere göre; yaşlıların yarıya yakınının ilkokul mezunu olduğu ve internet kullanımının, özellikle erkeklerde her geçen yıl arttığı ve yaklaşık on yaşlıdan birinin de internet kullandığı görülmektedir. Bu verilere göre teknolojiden yararlanarak suyu yönetmeli. Nasıl mı?

  • Eve, yatağa bağımlı,  yalnız yaşayan ve entelektüel düzeyi elverişli yaşlılara ücretsiz bilgisayar ve internet bağlantı desteğinin verilmesi.  Yaşlılara evinde-mahallesinde gençler tarafından bilgisayar okuryazarlığı eğitimlerinin verilmesi,
  • Yaşlının e-sağlık, ev hizmeti, iletişim ve güvenlik gereksinimlerinde bilişim teknolojisinin kullanılmasının yaygınlaştırılması,
  • Entelektüel düzeyi iyi yaşlıların, deneyim ve donanımlarını, sosyal medya aracılığı ile paylaşarak kendini gerçekleştirmesi ve yaşamını anlamlandırması gibi.

Son verilere göre; Anadolu yaşlısının yarıya yakını, elden ayaktan düşünce (çok yaşlanınca) çocuklarının yanında yaşamak istiyor, üçte biri ise kendi evinde evde bakım hizmeti alarak yaşamak istiyor. Bu yaşlıların çoğunluğu evlatları tarafından aranıp sorulurken, her on yaşlıdan biri ise evlatları tarafından hiç ziyaret edilmiyor. Her on yaşlıdan biri huzurevinde yaşamak istiyor. Huzurevinde kalmayı istemelerinin en önemli nedenini de çocuklarına yük olmak istememeleri şeklinde belirtiyorlar.

Kısacası, Anadolu insanı ve yaşlısı, huzurevinde yaşama pek sıcak bakmıyor, dolayısıyla suyu, yatağını ya da yolunu değiştirmeden yönetmeli. Nasıl mı?

  • Yaşlının evinde ve ailesinin yanında aile üyesi/bakıcı tarafından bakımına yönelik verilen yaşlı bakım ücreti desteğinin yaygınlaştırılması ve şartlarının kolaylaştırılması,
  • Aile hekimliğinin köylere kadar uzanması, evde bakım hizmetlerinin ve ev ziyaretlerinin kapsama alanının genişletilmesi,
  • Ailesinde, mahallesinde yaşlı bakımına katılan gençlere eğitim burslarının verilmesi,
  • Yaşlı bakım merkezi açma ve bu merkezlerde çalışma teşviklerinin artırılması gibi.

Son verilere göre; Anadolu yaşlısının, kadınları daha fazla olmak üzere üçte biri yoksul olup, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kayıtlarına göre, muhtaç olduğu tespit edilen her on yaşlıdan birine ödeme yapılmaktadır. Ödeme yıllık ortalama 2.500 liradır. Sözün özü, bu yaşlıya ayda 200 TL  (altı ekmek parası/gün) ödeme yapılmaktadır.

Suyun olmadığı yer çoraktır, insanı fakirdir. Gence ölüm, yaşlıya fakirlik zordur, dolayısıyla sağlığı, enerjiyi ve suyu yönetmede ekonomi güçlenmeli. Nasıl mı?

  • Yaşlının sosyal haklarının, kaliteli yaşama ve enflasyona göre yeniden düzenlenmesi, geliştirilmesi,
  • Bireysel emekliliğin ve sağlık sigortalarında evde bakımın yaygınlaştırılması, erişkin-üretken yaşlarda yaşlılığa yatırım fonlarının oluşturulması,
  • Yaşlının donanım ve deneyimlerine bağlı danışmanlığından yararlanarak bireysel ekonomik girdi fırsatlarının yaratılması,
  • Kurum ve kuruluşların yıllık faaliyet planlarında yaşlıların barınma, beslenme ve sağlık gibi temel gereksinimleri yanı sıra tatil, spor gibi sosyal gereksinimlerine yönelik hedeflerinin mutlaka olması gibi.

Sonuç olarak,  geçen zamanda değil gelecekte oyalanın, zamanı akıp giderken yakalayın; zaman su gibi akıp ebediyete kavuşmadan, o suyun oluşturduğu derede, gölde, denizde balık tutun, “rafting” yapın, kayıkla dolaşın, sörf yapın, kumsalında dalgaların sesini dinleyip, güneşinde yaşamın sıcaklığını hissedin, suladığınız bahçede toprak, bostan, çiçek kokusunu içinize çekerek torun/kuş cıvıltısı ile ömrünüze ömür katarak bugüne kadar yapamadıklarınızı yapın, akıp giden suya (zamana) bakakalmayın!

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
21/09-24/093.Uluslararası 4.Ulusal Ebelik KongresiDİĞERANKA
19/10-22/104.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik KongresiGENELANTA
22/10-25/106. Puader KongresiÇOCUK...ANTA
02/11-04/11TMFTP Ultrasonografi KursuRADYOLOJİİSTA