|
Avrupa Birliği sağlık politikaları üzerine çalışmaları bulunan Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım, Avrupa’da hekimlerin serbest dolaşım serbestisi olmasına karşın kendi ülkelerinde çalışmayı tercih ettiklerini söyledi
Helin Aygün / Ankara
Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım, yabancı hekim tartışmalarına kaynaklık eden Avrupa Birliği ülkelerinde sağlık çalışanlarının serbest dolaşım ilkelerini anlattı. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sağlık çalışanlarının serbest dolaşımının direktiflerle garanti altına alınmasına karşın, serbest dolaşımın pratikte beklenen düzeyde olmadığını belirten Yıldırım, “Şu ana kadarki AB pratiği de göstermektedir ki mevcut üye ülkeleri arasında sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı çok yoğun olarak yaşanmıyor. 2000 yılı verilerine göre, başka bir AB üyesi ülkede çalışmak amacıyla izin alan sağlık profesyonellerine ilişkin eldeki verilere bakıldığında, Almanya’da çalışma izni alan diğer AB ülke vatandaşı hekim sayısı 4 bin 19, hemşire sayısı 88. Bu rakamlar Avusturya için ise sadece 77 hekim ve 99 hemşire ile sınırlı kalıyor” dedi. Yıldırım, Avrupa Birliği ülkelerinde 2007 yılında yürürlüğe girecek yeni bir direktife göre, üye ülkelerin hekim, hemşire, diş hekimi, ebe, veteriner, eczacı ve mimarlarını kapsayan serbest dolaşımın, belli durumlarda mesleki sınava veya adaptasyon dönemine tabi tutulabileceğini söyledi.
Avrupa Birliği sağlık politikaları, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin sağlık sistemleri, sağlık ekonomisi ve sağlık planlaması konularında çalışmaları bulunan Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım, sorularımıza şu yanıtları verdi:
AB ölçeğinde sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı ve mesleki niteliklerinin karşılıklı tanınmasının hukuki dayanakları ve mekanizmaları nelerdir? Serbest dolaşım hakkı olan sağlık çalışanları için hangi kurallar geçerli, sınava tabii tutuluyorlar mı?
AB’de sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı ve mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması, “iç pazar” mevzuatı kapsamında düzenlenen ve yaklaşık olarak 40 yıllık geçmişi olan bir alan. Bu çerçevede bakıldığında “yasa” olarak nitelendirebileceğimiz antlaşma hükümlerine (Roma Antlaşması, madde 47) ek olarak, direktiflerle de düzenlemelerin yapıldığı görülüyor. Şu anda AB düzeyinde sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı direktifler bazında iki mekanizma ile yürütülüyor: Genel sistem (3 adet direktif, genel direktifler de denilmektedir-general system) ve spesifik sistem (12 adet direktif, sektörel sistem veya spesifik sektörler de denilmektedir-specific system). Sektörel direktifler kapsamında hekimlik, hemşirelik, diş hekimliği, veterinerlik, ebelik, eczacılık ve mimarlığın serbest dolaşım ve mesleki niteliklerinin karşılıklı tanınması kuralları belirleniyor. Sektörel direktifte minimum gerekleri yerine getiren ilgili kişilerin “otomatik tanınması” söz konusu. Genel sistem direktifleri çerçevesinde ise genel sistem direktifleri dışında kalan mesleklerin serbest dolaşım kuralları belirleniyor.
Ancak 30 Eylül 2005 tarihinde AB’nin Resmi Gazetesi’nde (Official Journal of the European Union) yayımlanan 2005/36/EC sayılı “Mesleki Niteliklerin Karşılıklı Tanınması Direktifi”, bu iki mekanizmayı tek bir direktif çatısı altında topladı. Bu direktif ile mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması konusunda AB düzeyinde daha yeknasak, şeffaf ve esnek bir rejim oluşturulması amaçlanıyor. Bir geçiş sürecini takiben 20 Ekim 2007 tarihinde, bu direktif yürürlükte olan tüm düzenlemelerin yerini alacak. Mesleki Niteliklerin Karşılıklı Tanınması Direktifi, “hizmet sunum serbestisi” ile “iş kurma hakkı” arasında bir ayrım gözeterek düzenleme yapıyor. İş kurma hakkı ise üç mekanizma ile düzenleniyor. Bunlardan birincisi olan “spesifik meslekler için mesleki niteliklerin otomatik olarak tanınması sistemi” hekimleri, genel bakımdan sorumlu hemşireleri, diş hekimlerini, ebeleri, veterinerleri, eczacıları ve mimarları kapsıyor. 2005/36/EC sayılı Mesleki Niteliklerin Karşılıklı Tanınması Direktifi’ne göre, ülkeler belirli durumlarda bir mesleki sınav veya adaptasyon dönemi talep edebilirler. Ayrıca belirli koşullar çerçevesinde lisan sınavı da yapabilirler. Prensipte, topluluk hukukuna göre AB’deki sağlık profesyonelleri serbest dolaşabilme, yerleşme ve iş kurma hakkına sahiptir. Ancak, kamu politikası, güvenliği ve sağlık gerekçe gösterilerek profesyonellerin serbest dolaşımı sınırlandırılabilir.
Sağlık profesyonellerin serbest dolaşımını belirleyen unsurlar nelerdir?
Doğal olarak sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımını belirleyen temel unsurlarından birisi bu konudaki AB hukukunun varlığı olmaktadır. Bu düzenlemelere ek olarak dil, yaş ve aile unsurları gibi kişisel faktörler, tanınma süreci, eğitim imkanları, sağlık sistemlerinin farklılığı, kültürel, politik, yasal ve yönetsel farklılıklar, kendi ülkesinde gelecek görememe, işsizlik, düşük ücret, çalışma koşulları, enformasyon eksikliği ve ayırımcılık gibi birçok unsur da sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımını belirleyen faktörler arasında yer alıyor.
Avrupa Birliği ölçeğinde pratikte sağlık profesyonellerin serbest dolaşımının boyutu ne olmaktadır?
AB düzeyinde sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı mevzuatla garanti altına alınmasına karşın, pratikte beklenen düzeyde bir dolaşımdan bahsetmek mümkün değil. Şu ana kadarki AB pratiği de göstermektedir ki mevcut üye ülkeleri arasında sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı çok yoğun olarak yaşanmıyor. Örneğin 2000 yılı verilerine göre, başka bir AB üyesi ülkede çalışmak amacıyla izin alan sağlık profesyonellerine ilişkin eldeki verilere bakıldığında, Almanya’da çalışma izni alan diğer AB ülke vatandaşı hekim sayısı 4 bin 19, hemşire sayısı 88. Bu rakamlar Avusturya için ise sadece 77 hekim ve 99 hemşire ile sınırlı kalıyor. Ancak İngiltere gibi “dil”in çok fazla sorun olmadığı ülkelere kayda değer bir sağlık profesyoneli göçü oluyor. Özellikle Commonwealth ülkelerinden ve 2004 yılında AB’ye yeni katılan ülkelerden.
Serbest dolaşımın ülkelere, sağlık sistemlerine ne gibi etkileri oluyor?
Sağlık profesyonellerinin serbest dolaşımı her iki taraf ülke açısından hem avantaj ve hem de dezavantajları olan bir dinamik. Çok genel olarak belirtmek gerekirse, bir beyin göçünden bahsedilebilir. Sağlık insan gücü açığını veya fazlalığını dengelemenin bir aracı olarak görülebilir. Rekabeti artırabilir, standartları yükseltebilir, işbirliklerini arttırabilir. En iyi uygulamalardan yararlanmayı sağlar. Ancak sunu belirtmek gerekir ki serbest dolaşım gerçeği, sağlık insan gücü planlaması yapılırken ulusal sınırlar ve olanaklara ek olarak AB sınırlarının ve olanaklarının dikkate alınarak yapılmasını gerekli kılıyor.
Türkiye’deki ithal hekim tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında Türkiye’deki ithal hekim tartışmalarının ana kaynağı da AB’nin serbest dolaşımına ve mesleki niteliklerin karşılıklı kabulüne ilişkin düzenlemeleridir. Bununla ilişkili olarak Türkiye’nin mevzuat uyumu konusunda hazırladığı bir taslağın yansımaları. Müzakere sürecinde bu tür tartışmalarla sıkça karşılaşacağız. Ancak bu tartışmaların Türk toplumuna bir katma değer sağlayabilmesi için tartışmaların bilimsel bilgi ışığında AB gerekleri ve gerçekleri gözetilerek yapılmasında yarar vardır. Aksi takdirde zamanımızı ve enerjimizi boşa harcamaktan başka bir işe yaramaz.
Bu çerçevede ele alındığında, tartışmaların iki eksenli olarak yapılması gerektiğine inanıyorum. AB boyutu ve üçüncü ülkeler boyutu. Çünkü ikisi çok farklı açılımları, sebepleri, süreçleri ve sonuçları olabilecek dinamikler. Şu ana kadar konu sağlıklı bir tartışma zeminine çekilmiş değil. “İthal ederim, edemezsin” kısır döngüsüne dönüştü. Daha çok subjektif bakış açıları çerçevesinde sürüp gidiyor. Bu nedenledir ki bilimsel bilgi üretimi ve çözüm oryantasyonlu bir eksene çekilemiyor. Bu kısır-döngüsel tartışma kültürünü sağlık alanında biz reformlar açısından yaklaşık olarak 15 yıldır yaşıyoruz. Bu nedenledir ki sağlık reformlarının uygulanması konusunda bir arpa boyu yol kat ettiğimiz söylenemez.
Türkiye AB üyesi olursa, sağlık çalışanlarının serbest dolaşımında ne gibi sorunlarla karşılaşılır? Bunun olumlu veya olumsuz etkileri ne olur?
Tabii Türkiye AB üyesi olursa ve eğer AB serbest dolaşımı kısıtlamazsa, Türkiye ile diğer AB üyesi ülkeler arasında sağlık profesyonelleri açısından fiili olarak bir dolaşım gündeme gelecektir. Bu dolaşımın yönünün ağırlıklı olarak daha ziyade Türkiye’den diğer AB ülkelerine doğru olacağı tespiti yanlış olmasa gerek. Bu dolaşımın avantajları olduğu gibi dezavantajları da olabilecektir. Türkiye’nin şu anki ortamını veri olarak aldığınızda yani düşük ücret, kötü çalışma koşuları, gelecek kaygısı, sınırlı kariyer olanakları gibi unsurlar göz önüne alınırsa, Türkiye’nin aleyhine olarak önemli ölçüde bir beyin göçünün yaşanabileceği belirtilebilir. Avrupa ülkelerinden hekimlerin Türkiye’ye çok fazla rağbet edeceğini düşünmüyorum. Bunun dil problemi, ücret ve çalışma koşulları gibi birçok nedeni var. Ancak özel sektöre gelirler ki zaten şu anda da geliyorlar. Türkiye’nin planlama yaparken AB boyutunu da göz önünde bulundurması gerekir.
AB’de teorik olarak serbest dolaşım için dil koşulu bulunmuyor. Türkçe bilmeyen hekimlerin Türkiye’de çalışması fiili olarak mümkün olur mu?
Bir noktayı açıklamakta fayda var. Teorik olarak lisan koşulu yok derken mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması veya kabulü esnasında, tanınmanın minimum gerekleri arasında lisan koşulunun olmadığını kast ediyoruz. Yoksa özellikle 2005/36/EC sayılı yeni direktifte de belirtildiği üzere, üye ülkeler ihtiyaç duyarlarsa “orantılılık (proportionately) ilkesi”ni gözetmek suretiyle niteliklerin karşılık tanınmasından bağımsız olarak ilgili kişiye kabul verildikten sonra, söz konusu kişi mesleğini icraya yetecek lisan bilgisine sahip olup olmadığı konusunda testlere tabii tutulabilir.
Teorik olarak dil koşulu bulunmamasına karşılık, pratikte başka bir AB üyesi ülkede çalışabilmenizin önündeki en büyük engel “lisan”dır. Dolayısıyla Türkçe bilmeyen birinin Türkiye’deki iş piyasasına girmesi çok zor olacaktır. Bir şekilde girebilse bile bunun başka komplikasyonları olacaktır.
Türkiye’de uygulanan sağlık politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin sağlık politikası kurumsallaşamadığı için “sağlıklı” bir sağlık politikasından bahsetmek mümkün değil. Kurumsallaşmaktan kastım, entellektüel birikim, sürdürülebilir kurumlar, alt yapı, yetişmiş insan gücü gibi unsurlar. Kurumsallaşma olmayınca da hükümetlere veya bürokratlara göre gündemler belirlenmekte ve politikalar uygulanmaya çalışılıyor.
Türkiye’de sağlığa bir yatırım gözü ile bakılmıyor. Halbuki, sağlıklı birey ve toplum ekonomik büyümenin ve kalkınmanın temel unsurlarından birisidir. Bir ülkenin geleceğine yatırım yapmak, o ülkenin beşeri sermayesine yani insanına yatırım yapmak demektir. İnsana yatırım da sağlığa ve eğitime yatırım yapılarak gerçekleştirilir. Bir ülke, sağlık sisteminde eğer sağlık hizmetleri talebinin finansmanı sorununu hakkaniyet, dayanışma ve herkesi kapsama ilkeleri ışığında çözemediyse, sağlık sistemindeki problemlerin ortadan kalkması mümkün değildir.
Türkiye, sağlıkta talebin finansmanı sorununu çözememiştir. Resmi verilere göre, Türkiye’de sağlık güvenliği olmayan kesim nüfusun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Tabloyu daha da belirginleştirmek gerekirse, sağlık güvenliği olan üçte ikilik kesimin büyük bir çoğunluğu da “eksik sigortalı” pozisyonundadır. Teşekkürler.
Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım kimdir?
1972 Malatya’da doğdu. 1996 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksekokulu’ndan dönem birincisi olarak mezun oldu. Aynı yıl Sağlık İdaresi Yüksekokulu’nda araştırma görevlisi olarak akademik hayata adım attı ve 1998 yılında bilim uzmanlığı derecesini aldı. Yıldırım, 2004 yılında “Avrupa Birliği Sağlık Politikaları ve Avrupa Birliği’ne Üye ve Aday Ülke Sağlık Sistemlerinin Karşılaştırmalı Teknik Verimlilik Analizi” isimli doktora teziyle Sağlık Kurumları Yönetimi programından doktora unvanı aldı. British Council’ın Chevening Bursu ile LSE Health and Social Care araştırma merkezinde (London School of Economics and Political Science) AB ve sağlık politikaları konularında doktora sonrası araştırmalarına başladı. AB, sağlık politikaları, sağlık ekonomisi, sağlık planlaması, sağlık sistemleri, sağlık yönetimi, sağlık reformları, küreselleşme, biyoteknoloji ve sağlık gibi konularda 50’nin üzerinde makalesi yayınlandı. Bilimsel dergilerde yayın kurulu ve hakem kurulu üyelikleri bulunan Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım, Devlet Planlama Teşkilatı’nın 9. Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarına da davet edildi.
|