Ana sayfa
  Künye
  Hakkımızda
  Türkiye Klinikleri
  İletişim
 

hazır web sitesi, içerik yönetim sistemi, e vitamini
 

04-07-2009  

 MEDİANKET
Eczacı, hekimin yazdığı reçeteyi eşdeğeriyle değiştirebilmeli mi?
Evet
Hayır
Anket Sonuçları
 KÖŞE YAZILARI
Prof. Dr.  Hikmet   AKGÜL
Mide Kanseri Kongresi
Prof. Dr. Hikmet AKGÜL
Prof. Dr.  Şahin   AKSOY
Maaşlardaki İyileşme ve Bakanlıkla Diyalog
Prof. Dr. Şahin AKSOY
Prof. Dr.  İsmail Hakkı   AYDIN
Medyatik Tıp!
Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN
Prof. Dr.  Hakan Hamdi   ÇELİK
Temel Bilimcilerden Tam Günde “Pozitif Ayrımcılık” Talebi
Prof. Dr. Hakan Hamdi ÇELİK
Prof.Dr.  Erbil   DURSUN
TTB’nin Forumu ve Birlikte Hareket Etme Mesajı
Prof.Dr. Erbil DURSUN
Prof. Dr.  Hakan   HAKERİ
Organ ve Doku Nakli ve VI. Türk-Alman Tıp Hukuku Sempozyumu
Prof. Dr. Hakan HAKERİ
Prof. Dr.  Gülten   UYER
Selamlaşma ve Vedalaşmalarda Tokalaşma
Prof. Dr. Gülten UYER
Prof. Dr.  Özkan   ÜNAL
Tam Gün Mevcut Haliyle Çıkmamalı
Prof. Dr. Özkan ÜNAL
 ETKİNLİKLER
  • V. EGE - Biyenal Uluslararası Sinirbilim Mezuniyet Sonrası Yaz Okulu
  • 29-06-2009 / 04-07-2009
  • Avrupa Klinik Anatomi Kongresi (EACA)
  • 02-09-2009 / 05-09-2009
  • Francisella tularensis ve Tularemi Sempozyumu
  • 24-09-2009 / 26-09-2009
  • 4. Ulusal Hemaferez Kongresi
  • 25-09-2009 / 26-09-2009
  • Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi
  • 29-09-2009 / 30-09-2009
     ÜYE GİRİŞİ
      Kullanıcı Adı  
      Şifre  
        Beni Hatırla  
         
      Şifremi Unuttum  
      Üye Olmak İstiyorum  
     ÖZEL DOSYALAR
    Mecburi Hizmet dosyası
    Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...

    MediBilgi
    Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

    SORU-CEVAP
    Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları

    Tam Gün Yasası 2009
    Tam Gün Yasası Taslağı, TBMM, Sağlık Bakanlığı

    TUS Dosyası
    1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.

    Akademisyenlerimiz
    Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz

    Derneklerimiz
    Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.

    Tabip Odalarımız
    Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz

    Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
    Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk

    Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
    Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?

    Performans Dosyası
    Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada

    Tıp Eğitimi Dosyası
    Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.

    Tıp Kongreleri
    Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...

     
    Msd
     HABER
    16-10-2006
    “Muhbir hekim” tartışması

    “Muhbir hekim” tartışması Yeni TCK, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdiğinden beri tartışmalı maddeleri nedeniyle hekimlerin gündeminden düşmedi. Sağlık çalışanlarına suçu bildirme yükümlülüğü getirdiği için hekimler tarafından eleştirilen 280. maddeyi, hukukçular da beğenmedi

    Helin Aygün / Ankara

    Sağlık çalışanları için “suçu bildirme” zorunluluğu getiren Türk Ceza Kanunu’nun 280. maddesi, hekim ve hukukçular arasında yeniden “muhbir hekim” kavramını gündeme getirdi. Bu maddenin Anayasal güvence olan, “kişinin yaşama ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı”yla çelişki oluşturduğunu dile getiren hukukçular, kendisine başvuran kişinin suç işlemiş veya kendisine karşı bir suç işlenmiş olup olmamasının hekim için önemli olmadığını savunuyor. Hekimler de suçu bildirmeyle ilgili maddenin temel hasta haklarını ihlal ettiğine dikkat çekerken, sır saklama yükümlülüğünün ihlal edileceğini ifade ediyor.

    Hasta, ihbar korkusuyla başvurmayabilir
    Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, suçların aydınlatılmasına ilişkin kamu yararı ile kişinin yaşama ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı arasında bir değerler tartışmasına gidildiğinde, yeni Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun, bu dengeyi kamu yararı lehine bozduğunu söyledi. Erdem, “Çünkü hastanın ihbar edileceği korkusuyla sağlık personeline başvurmaktan kaçınması, ileride onun yaşamı veya beden bütünlüğü açısından daha ciddi tehlike ortaya çıkarabilir” dedi.

    “Mantık dışı”
    Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hakan Hakeri, TCK’ya göre sağlık çalışanlarının hastaları ihbara zorlandığını ancak, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’na göre tanıklıktan çekinme hakları olmasının mantık dışı olduğunu söyledi. Hakeri, “Hukuk düzeni içinde böyle bir çelişki kabul edilemez. CMK’daki düzenlemenin arkasında yatan neden, TCK düzenlenirken göz ardı edilmiştir. Hekimin tıp hukuku mevzuatından kaynaklanan sır saklama yükümlülüğü de ayaklar altına alınmıştır” diye konuştu.

    Gözden geçirilmeli
    Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yahya Deryal ise, hekimlerin bildirim yükümlülüğünün kamu yararı ile ilgiliyken, temel hasta haklarını göz ardı edecek şekilde uygulanmaması gerektiğini dile getirdi. Deryal, eski TCK’daki düzenlemeden pek çok anlamda geriye gidişi ifade eden yeni TCK’daki ilgili hükmün, acilen gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Hastalık mı, suç belirtisi mi?
    Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Faik Çelik, eski TCK’da bildirim zorunluluğu olan suçların öldürme ve yaralama gibi şahıslar aleyhinde suçlarla sınırlı tutulmasına karşın, 5237 sayılı yeni TCK’da bütün suçların kapsama alındığına dikkat çekti. Düzenlemedeki, “bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşması” ifadesine de değinen Çelik, terleme, çarpıntı, huzursuzluk gibi bulguların suça değil hastalığa ait belirtiler olabileceğini de ifade etti.

    Uygulama alanı genişletildi
    Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, yeni TCK’nın 280. maddesini karşılayan düzenlemenin, önceki TCK’nın 530. maddesinde de olduğunu bildirdi. Fakat, eski kanunda yer verilen düzenlemenin uygulama alanının oldukça sınırlı olduğunu kaydeden Erdem, şunları söyledi:

    “Suçların aydınlatılması ve bu çerçevede hekimin önüne gelen olayları kovuşturma organlarına bildirmesinde kamu yararı olduğu açık. Ne var ki, suçların aydınlatılmasına ilişkin kamu yararı ile kişinin yaşama ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı arasında bir değerler tartışmasına gidildiğinde, yeni TCK, bu dengeyi kamu yararı lehine bozuyor. Çünkü hastanın ihbar edileceği korkusuyla sağlık personeline başvurmaktan kaçınması, ileride onun yaşamı veya beden bütünlüğü açısından daha ciddi tehlike ortaya çıkarabilir. Bu nedenle yeni TCK’nın 280. maddesinin değiştirilmesi, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin, sağlık personeline başvuran kişinin ceza kovuşturmasına uğramayacağı koşuluyla suç sayılması yerinde olacaktır. Nitekim önceki kanunda da suçun oluşması bu koşulun gerçekleşmesine bağlı tutulmuştu. Böyle bir değişiklik yapılması durumunda, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesine ilişkin düzenleme, ancak sağlık personeline başvuran kişinin suçun mağduru olması koşuluyla uygulama alanı bulabilecektir.”

    Kamu görevlisi hekimler ne olacak?
    Doç. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, yeni TCK’nın “sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi” başlıklı 280. maddesinin, başka açılardan da birçok sorunu gündeme getirdiğini dile getirdi. Kamu görevlisi olan hekimler açısından bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda 280. madde mi, yoksa kamu görevlilerinin ihbar yükümlülüğünü düzenleyen TCK’nın 279. maddesinin mi uygulanacağının net olmadığını belirten Erdem, “Ayrıca bildirim yükümlülüğü, yalnızca kamu adına kovuşturulan suçlar bakımından mı söz konusu olacak, yoksa şikayete bağlı bir suçun bildirilmemesi de 280. madde kapsamına girecek midir?” dedi.

    Hekim suçla ilgilenmez
    Erdem, bugünkü biçimiyle yeni TCK’nın 280. maddesinin başarılı bir düzenleme olmadığını ifade etti. Erdem, “Öyle ki, daha ileri giderek söz konusu düzenlemenin Anayasal güvence altında olan, kişinin yaşama ve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkıyla çelişki oluşturduğu ve bu nedenle de Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu dahi iddia edilebilir. Hekime başvuran kişi, onun açısından ‘hasta’dır, suç işlemiş veya kendisine karşı bir suç işlenmiş olup olmadığının hekim için önemli olmadığı düşüncesindeyim” diye konuştu.

    Sır saklama yükümlülüğü ayaklar altında
    Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hakan Hakeri, sağlık mesleği mensuplarının önceliğinin hastalarını iyileştirmek olduğunun bu düzenlemede göz ardı edildiğini ifade etti. Hekime, şiddet izleriyle gelen bir çocuğun veya cinsel saldırı iziyle gelen bir kadının durumunu bildirme zorunluluğu öngörülebileceğini ancak, muhtemel faili bildirme yükümlülüğü öngörülemeyeceğine işaret eden Hakeri, şöyle devam etti:

    “Bu durum, Anayasa’ya aykırı olduğu gibi, hukuk düzeni içinde de bir çelişkiye işaret ediyor. Gerçekten de CMK’nın 46/1-b maddesine göre ‘hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek ve sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler’ hakkında tanıklıktan çekinme hakları var. Bu durumda şöyle bir mantık dışı durumla karşı karşıya kalıyoruz: Sağlık personeli, TCK 280 gereğince ihbarla yükümlü olacak, ancak ihbar ettikleri olayla ilgili olarak tanıklığına başvurulduğunda CMK 46/1-b gereğince tanıklığa zorlanamayacaklar. Hukuk düzeni içinde böyle bir çelişki kabul edilemez. CMK 46’daki düzenlemenin arkasında yatan neden, TCK 280 düzenlenirken göz ardı edilmiştir. Hekimin tıp hukuku mevzuatından kaynaklanan sır saklama yükümlülüğü de ayaklar altına alınmıştır.”

    Sınırlama getirilmeli
    Doç. Dr. Hakeri, TCK 280. maddenin uygulamada çok adaletsiz sonuçlara yol açabilecek, oldukça aşırı bir düzenleme olduğunu belirterek, “Kantarın topuzu kaçırılmıştır. Evrensel normlar ve uygulamalar çerçevesinde madde kaldırılmalı, bu kabul edilmeyecekse bile mutlaka sınırlanmalıdır” dedi. Eski ceza kanununun, hastanın kendisinin kovuşturma tehlikesi geçirecek olması durumunda hekime ihbar yükümlülüğü getirmediğini ve sadece şahıs aleyhine işlenen suçlar bakımından bir yükümlülük öngördüğünü söyleyen Hakeri, yeni kanunda ise yükümlülüğün kapsamının tahammül edilemeyecek kadar genişletildiğini dile getirdi.

    Dünyada durum farklı
    Doç. Dr. Hakan Hakeri, yabancı ülkelerdeki düzenlemeler hakkında da bilgi verdi. Yabancı ülke uygulamalarında, hastaneye gelen kişinin kimliğini hatta, gelip gelmediğini dahi söyleme yükümlülüğünün kabul edilmediğini anlatan Hakeri, şunları kaydetti:

    “Alman Hukuku’nda hekimin bir suç belirtisi ile karşılaştığında, ancak bu suç halen işlenmeye devam ediyorsa ve bildirim bu suçun işlenmesini engelleyecekse hekime bildirim yetkisi tanınmakta ve fakat burada bir yükümlülük öngörülmüyor. Örneğin, bir kişiyi kaçırıp yaralanan failin, hastaneye gelmesi ve kaçırdığı kişinin hala onun elinde olması durumunda olduğu gibi. Burada hekimin bildirmesi durumunda sır açıklama suçunun oluşmadığı kabul edilmekle birlikte, hekimin bildirme yükümlülüğü bulunmuyor. Bu nedenledir ki öğretide bu hususun tamamen hekimin vicdanına kaldığı, bildirdiği takdirde sorumlu olmayacağı, ancak bildirmekle de yükümlü olmadığı belirtiliyor. ABD’de ise Kaliforniya eyaletinde bir mahkeme hekimlere ilgili kişileri uyarma yükümlülüğü öngörmüş bulunuyor. Psikiyatrik tedavi sırasında hekime, serbest kalınca bir kızı öldüreceğini söyleyip, serbest kalınca da bu kızı öldüren kimse bakımından, hekimin (hastanenin) tazminat sorumluluğu kabul edildi. Mahkemeye göre psikiyatrist, ya hastayı serbest bırakmayacak ya da ilgili kişiyi uyaracaktır. Görüldüğü üzere karşılaştırmalı hukukta da bizdeki gibi sert bir düzenleme bulunmuyor. Verilen örneklerde ise somut bir tehlikeye karşı hekimin uyarma yükümlülüğü söz konusudur. Ayrıca buradaki sorumluluk ceza sorumluluğu değil, tazminat sorumluluğudur.”

    Önce ihbar sonra tedavi
    Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yahya Deryal, eski TCK’nın ilgili maddesindeki, “önce müdahale sonra bildirim” ilkesine yeni TCK’da yer verilmediğini söyledi. Deryal, şunları kaydetti:

    “Yeni ceza kanunu, bu yerinde ilkeye yer vermeyerek sağlık çalışanlarını ceza tehdidi altında öncelikle suçu ihbar etmek telaşına düşürmüş, tedavi amacını göz ardı etmiştir. Sağlık çalışanlarının asli görevi hastanın sağlığı ile ilgilenmek olmalıdır. Suçların önlenmesine yardımcı olmak üzere ihbarda bulunmak görevi sağlık çalışanlarının ikincil bir görevi olabilir ve bu görev asli görevin icrasına zarar vermemelidir.”

    TCK geriye doğru gitti
    Hekimin bildirim yükümlülüğünün gerekçesinin, “suçların takibi, suçluların yakalanması ve halk sağlığını ilgilendiren konularda tedbir alınması ihtiyacı” olduğunu dile getiren Deryal, bu temel gerekçenin kamu yararı ile ilgiliyken, temel hasta haklarını göz ardı edecek biçimde uygulanmaması gerektiğini ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Yahya Deryal, “Toplum güvenliğini sağlamaya veya halk sağlığını korumaya çalışırken, temel hasta haklarına da uygun davranmak mümkün ve gereklidir. Evrensel hasta hakları normları bakımından eski TCK’daki düzenlemeden pek çok bakımdan bir geriye gidişi ifade eden yeni TCK’nın 280. maddesi yeniden gözden geçirilmesi ‘acil’ ve ‘açık’ bir zorunluluktur” diye konuştu.

    Muhbir doktora doğru
    Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Faik Çelik, TCK’nın 280. maddesinin “muhbir doktor” tipi yaratabileceğini söyledi. Eskiden sağlık personeline sadece tedavi ettikleri kişiler aleyhine işlenmiş bir suçun belirtisi ile karşılaşmaları halinde ve tedaviyi yaptıktan sonra bildirim yükümlülüğü getirildiğini, eğer bildirim sonucu tedavi gören kişi aleyhinde bir soruşturma yapılması söz konusuysa sağlık personelinin bu durumda ihbar etmekten muaf tutulduğunu anımsatan Çelik, “Şimdi sağlık çalışanları, ‘suç belirtisi’ gibi muğlak bir ifade ile cendereye sokulmuştur. Hekim hastasındaki her belirtiyi suç işleme yönünde değerlendirebilir. Örneğin; terleme, çarpıntı, solukluk, soğuk ve nemli bir cilt, solunum sayısında artma, huzursuzluk, tedirginlik, tiklerin artması gibi her hastalık halinde rastlanabilecek bütün bu bulgular suç ileme belirtisi olarak rahatlıkla kabul edilebilir. Bu belirtileri kabul etmeyen hekimin tepesinde 280. madde Demokles’in kılıcı gibi sallanacak mıdır?” dedi.

    Uluslararası hukukta da yok
    Çelik, herhangi bir biçimde bir suçla ilgisi olan veya ilgisi olduğunu düşünen hastanın, ihbar edileceği korkusu ile tedavisi için hekime başvurmayabileceğini ancak, suçlu da olsa ihtiyacı olan herkesin tıbbi bakıma ulaşabilmesinin evrensel bir hasta hakkı olduğunu bildirdi. Çelik, şunları söyledi:

    “İlgili yasa maddesi bu haliyle; Anayasa’nın 17. maddesine, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesinde yer alan herkesin tıbbi bakım hakkına sahip olduğu hükmüne, Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 12. maddesinde yer alan herkesin en yüksek bedensel ve ruhsal sağlık standartlarından yararlanması için devletlerin hastalık halinde herkese tıbbi hizmet ve bakım sağlayacak koşullar yaratma yükümlülüğüne, Avrupa Toplumsal Anlaması’nın 13. maddesinde yer alan tıbbi yardım hakkının etkin biçimde kullanmasının sağlanmasına ilişkin düzenlemeye, Birlemiş Milletler Sağlık Personelinin Rolüne İlişkin Tıp Ahlak İlkeleri’nde yer alan yararlanan kişi kim olursa olsun tıp ahlakı ile bağdaşan tıp hizmetlerini yerine getirmekten ötürü bir kimsenin hiçbir koşulda cezalandırılamayacağına ilişkin düzenlemeye uygun düşmemektedir.”

    Psikiyatristler sıkıntıda
    Bu yasayla başta psikiyatri ile kadın hastalıkları ve doğum gibi mahremiyetin ön planda olduğu dallarda büyük sıkıntılar yaşanmaya başlandığına dikkat çeken Doç. Dr. Faik Çelik, “Tıp etiği ve evrensel tıp kurallarına inanan tüm hekimler gibi ben de muhbir hekim olmayacağımı bildirmek bu maddenin ivedilikle düzeltilmesi, en azından 765 sayılı eski TCK’daki haline döndürülmesi gerektiğini vurgulamak isterim” dedi.



    Değişiklik önerisi dikkate alınmadı
    HASHAYAD, TCK yürürlüğe girmeden önce, tartışmalı 280. maddenin değiştirilmesini önermiş fakat, Meclis bu konuda bir çalışma yapmamıştı

    Hasta Hakları ve Sağlıklı Yaşam Derneği (HASHAYAD), yeni TCK yürürlüğe girmeden önce, 1 Nisan 2005 tarihinde TBMM Başkanlığı’na verdikleri dilekçeyle, sağlık çalışanlarının suçu bildirmemesi başlıklı maddede değişiklik yapılmasını istemişti. Fakat derneğin önerisine herhangi bir yanıt gelmedi.

    TCK’da “bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşan” sağlık çalışanı bunu bildirmekle yükümlü tutulurken, değişiklik önerisinde, eski TCK’daki düzenlemeye paralel şekilde sadece “adam öldürme” ve “yaralama” türünden “şahıslar aleyhine işlenmiş” suçların bildirilmesi yükümlülüğü öngörülüyordu. Öneride, “suç” ile değil, “suç belirtisi” ile karşılaşan sağlık çalışanının bildirim yapmakla yükümlü tutulduğu fakat, sağlık çalışanlarının hangi eylemin suç teşkil edip etmeyeceğine karar verme konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadıklarından, karar vermekte zorlanacakları dile getiriliyordu.

    Önerilen Değişiklik
    Madde 280. - (1) Tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire gibi sağlık hizmeti sunumuna doğrudan katılan diğer sağlık çalışanları, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı işlenmiş bir suçu fark ettiklerinde, gereken tıbbi müdahaleyi yaptıktan sonra, durumu yetkili makamlara bildirmezler veya bildirmede gecikme gösterirlerse, 100 milyon liradan 3 milyar liraya kadar para cezası ile cezalandırılırlar.
    (2) Tıbbi yardımdan yararlanan kimse için soruşturma veya kovuşturmayı gerektiren suçlar, zorunlu bildirim kapsamında değildir.

    Mevcut durum
    5237 Sayılı yeni Türk Ceza Kanunu Madde 280. - (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.




    Hekimlerin sır saklama yükümlülüğü ile ilgili mevzuatta yer alan hükümler

    Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi (M. 4): Tabip ve diş tabibi, meslek ve sanatının icrası vesilesiyle muttali olduğu sırları, kanuni mecburiyet olmadıkça ifşa edemez. Tıbbi toplantılarda takdim edilen veya yayınlarda bahis konusu olan vakalarda, hastanın hüviyeti açıklanamaz.

    Hasta Hakları Yönetmeliği (M 20): İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.

    Hasta Hakları Yönetmeliği (M. 23): Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.

    Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.

    Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.

    Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.

    Hekimlik Meslek Etiği Kuralları (M. 9): Hekim, hastasından mesleğini uygularken öğrendiği sırları açıklayamaz. Hastanın ölmesi ya da o hekimle ilişkisinin sona ermesi, hekimin bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hastanın onam vermesi ya da sırrın saklanmasının hasta ya da öteki insanların yaşamını tehlikeye sokması durumunda, hastanın kişilik haklarının zedelenmemesi koşuluyla, hekim bu sırrı saklamakla yükümlü değildir. Yasal zorunluluk durumlarında hekimin rapor düzenlemesi de, meslek sırrının açıklanması anlamına gelmez. Hekim, tanık ya da bilirkişi olarak mahkemeye çağrıldığında olayın meslek sırrı olduğunu ileri sürerek bu görevlerinden çekilebilir.

    Ruh Hekimliği (Psikiyatri) Meslek Etiği Kuralları (M. 6): Herhangi bir psikiyatrik muayene ve sağaltım altındaki kişiyle ilgili bütün bilgiler hasta-hekim ilkeleri çerçevesinde saklı tutulmalıdır. Bu bilgi yalnızca hastanın ruh sağlığını korumak ve geliştirmek amacı ile ve hastanın oluru alınarak gerektiğinde ve hastanın yararı için gereken ölçüde aile ile paylaşılabilir ya da başka uzman hekimlerle danışma amacı ile kullanılabilir. Ruh hekimleri, kişisel haklar, tedavi hakkı, yanlış mesleki uygulamalar vb. durumlarla ilgili olarak hastasının yararı söz konusu olmadıkça, kendi siyasal, yönetsel, medyatik ya da maddi çıkarları, akademik, mesleki veya kişisel yararları doğrultusunda hastasıyla ilgili bilgileri açıklamamalıdır.

    Hasta hekim ilişkisi içinde edinilmiş olan bilgiler gerekli görüldüğünde mahkemede tanıklıktan ya da bilirkişilikten çekilmek için bir gerekçe oluşturabilir. Kişinin özel yaşamı, özel ilişkileri, savunma düzenekleri gibi psikolojik yapısıyla ilgili özel bilgiler istenildiğinde bunların mahkemede sunulması kişinin açık ve anlaşılır iznine bağlıdır. Ruh hekimi kişi için yararlı olmadığını düşündüğünde, kişi izin vermiş de olsa, bu tür bilgileri açıklamak zorunda olmadığını bilmelidir.

    Gizlilik kuralı ancak hastanın kendisine ya da çevresine ciddi bedensel, ruhsal ya da ekonomik zarar verme olasılığı varsa bozulabilir. Ruh hekimi gizlilik ilkesini bozmayı gerektirecek önemde bir durumla karşılaşmışsa, olabiliyorsa meslektaşları ile de danışarak, uygun göreceği yerlere ya da kişilere açıklama yapmak zorunda kalabilir. Bu durumlarda ruh hekimi bundan sonra atacağı adımla ilgili olarak koşullar elveriyorsa önce hastayı uyarmalıdır.

    Ruh hekimi hastasının tanınmasına yol açacak ya da olası davranışlarının tahminine ilişkin herhangi bir bilgiyi başkalarına ya da herhangi bir kuruluşa veremez. Kişi adı, kimlik bilgileri, yüz görünümü gibi kişiyi tanıtacak tüm özelliklerin gizlenmesi koşuluyla, bilimsel bir tartışmada, eğitim süresinde, denetim ve konsültasyon amacı ile hekimler arasında hastalıkla ilgili bilgilerin aktarılması bu kuralın dışındadır.

    Yasal zorunluluk durumlarında hekimin rapor düzenlemesi meslek sırrının açıklanması anlamına gelmez”.
     
     GÜNCEL HABERLER
  • Doktorun kaşesini çalıp kendine ilaç yazdı
  • Genel cerrah boğularak hayatını kaybetti
  • İki kadın doktordan alkışlanacak çalışmalar
  • " Kentin en yoğun olduğu yerde özel hastanelere rant açılıyor"
  • Doktorların 'hasta kapma' kavgası
  • Reçetelere kupür yapıştırma dönemi sona eriyor
  • TTB: Yanıltıcı, demogojik açıklamalarla hekimleri susturamazsınız
  • SGK'nın dedektif timi usulsüzlükleri yerinde belirleyecek
  • Hastanede yatan hastaya dayak iddiası
  • Dünya Sağlık Örgütü pes etti
  • Hakkari Devlet Hastanesi diyaliz ünitesi 1 aydır doktorsuz
  • Van'a yeni bir özel hastane daha
  • Eşinden destek görmeyen hamilelerde depresyon riski
  • Komisyondan geçen Tam gün yasası beklentilerden hala çok uzaktır
  • Başhekimin ev ve otomobili kurşunlandı
  • TEİS Başkanından Medimagazin okuyucusuna cevap
  • Aile hekimi tabip odasına üye olmak zorunda
  • Hastanede yemek krizi
  • Sağlıktaki devrim
  • Acil Servis'i yenen Patoloji şampiyon
  • Özel hastanelere Danıştay'dan kötü haber
  • "Psikiyatri alanına işinin ehli olmayan kişilerin müdahalesi yoğunlaştı"
  • “3 bin eczane bu yıl kapanabilir”
  • Aynı hastanede ikinci kez aynı ihmal iddiası
  • Mümessiller ilaç tanıtımını saat 16’dan sonra yapacak
  • Tam Günle birlikte alınacak maaşlar, dönerlerin üst limitleri ve nöbet ücretleri
  • Tam Gün Yasasının Komisyondan geçmiş son hali
  • Hangi branşta uzmanlık eğitimi kaç yıl olacak (TÜM BRANŞLAR)

  •  RÖPORTAJ
    Prof. Dr. Musa Bali
    Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Bali
     HAFTANIN KLİNİĞİ
    Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği
    Kliniklerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi Doç. Dr. Arif Haldun Soygür


    Medimagazin ® sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları Ortadoğu Reklam Tanıtım ve Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.©
    Bu sitede yer alan haber, fotoğraf, yazı, ilan ve reklam içerikleri sağlık profesyonellerinin kullanımına yöneliktir. Sağlık çalışanlarının dışında site kullanımından doğabilecek her türlü sorumluluk kullanıcıya aittir.

    Powered By F1max Bilişim Hizmetleri