'Yenilikçi ilaca olan ihtiyaç artıyor'
Mülazımoğlu:  “Türk halkının ortalama yaşam süresi 78 yıla ulaşmış durumda.  Hem sayıca artıyoruz hem de yaşam süremiz artıyor. Ancak, bu özellikle kronik hastalıkların da ilerlemesi anlamına geliyor. Bu durumda talep edilen ilaçların niteliği ve niceliği orijinal ve yenilikçi olmak zorunda.”
'Yenilikçi ilaca olan ihtiyaç artıyor'
21 Aralık 2016 - MEDİMAGAZİN

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD), 19 Aralık 2016 tarihinde, İstanbul’da bir otelde düzenlediği basın toplantısı ile medikal yayın yapan basın mensupları ile bir araya geldi. 

AİFD Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Oğuz Mülazımoğlu, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ilaç alanında önde gelen pazarlardan birine sahip olduğunu ve son yıllarda yakalanan başarılı ekonomik performansın çok sayıda sektörde olduğu gibi Türk ilaç sektörünün gelişimini de olumlu etkilediğini ifade etti. 

AİFD olarak medya ile birlikte yol haritası çizmek istediklerini vurgulayan Mülazımoğlu, “AİFD, 38 çok uluslu araştırmacı ilaç firmasını temsil ediyor. Araştırmacı ilaç firmaları, on binlerce bilim insanının yıllar boyu süren araştırmaları eşliğinde yeni ilaç ve tedavileri keşfetmek için çalışan firmalardır. Söz konusu firmalar kaynak, teknoloji ve çalışma ortamı sunarak yeni tedavilerin üretilmesine katkıda bulunurlar.” dedi.

“Kullanılan ilaç kutu miktarı yüzde 200 arttı”
İlaç sektöründe yaşanan zorluklara da değinen Mülazımoğlu, “Sağlık Bakanlığının ilaç fiyatları konusundaki uygulamaları bizi zor noktaya götürüyor, diyebiliriz. Ancak şunu da söylemek lazım; Türkiye’deki geri ödeme koşulları, yakın ve uzak çevremizdeki örneklerle kıyasladığımız zaman aslında en iyilerinden biri.  Geri ödemeye bakıldığında yüzde 95’i devlet tarafından ödeniyor, geri kalanı da Yeşil Kart gibi çeşitli vasıtalarla karşılanıyor. 

Bu, bizim hükümetimize de açıkça söylediğimiz ve takdir ettiğimiz bir nokta. Bu konuda bir sıkıntı yok; ancak esas nokta 2002 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı lanse edildiği zaman kullanılan ilaç kutu miktarının 2015 yılına gelindiğinde yüzde 200’e kadar artmış olması.” ifadelerini kullandı.

“Bir antibiyotiğin fiyatı bugün nominal olarak daha ucuz”
Türkiye’de ilaç fiyatlarındaki değişime değinen Mülazımoğlu, “2002-2015 yılları arasında ham madde artışı veya sanayi girdilerini hesaba katmadan sadece enflasyon oranlarını matematiksel olarak hesaplamak kolay.  Ancak 2002-2015 reel fiyat artışının enflasyondan arındırılmış hâli yüzde 9.  2002-2003 yıllarında aldığınız bir ilacın, bir antibiyotiğin fiyatı bugün nominal olarak daha ucuz. Reel olarak artışı konuşmuyoruz.  Yani o zaman 20 liraya aldığınız antibiyotiğin fiyatı 13 sene sonra bugün 3-4 liralara düşmüş durumda.” dedi.

“Önceliğimiz, yenilikçi ilaçların Türk halkına ulaştırılması”
İlaç sektörünün fiyat konusunda yaşadığı zorlukların altını çizen Mülazımoğlu, “Biz AİFD olarak fiyatın peşinde değiliz.  Fiyat, önceliklerimiz arasında en üstlerde; ancak ilk sırada yenilikçi ilaçların Türk halkına ulaştırılması yer alıyor. Şu anda Türkiye’de orijinal ve yenilikçi ilaçların toplam ilaç portföyündeki oranı yüzde 3. Gelecek yıllarda fiyat politikasının böyle devam etmesi durumunda,  Türkiye’ye gelen yenilikçi ilaçların sayısının giderek azalması gibi bir tehlike söz konusu.” açıklamalarında bulundu.

“Talep edilen ilaçlar orijinal ve yenilikçi olmak zorunda”
İlaç fiyatlarının sadece AİFD değil Türkiye’yi ilgilendirdiğini ifade eden Mülazımoğlu, “Türk halkının ortalama yaşam süresi 78 yıla ulaşmış durumda.  Hem sayıca artıyoruz hem de yaşam süremiz artıyor. Ancak, bu özellikle kronik hastalıkların da ilerlemesi anlamına geliyor. Bu durumda talep edilen ilaçların niteliği ve niceliği orijinal ve yenilikçi olmak zorunda.” dedi.


Yenilikçi ilaçların tüm dünyada önem kazandığına dikkati çeken Mülazımoğlu, “Yakın coğrafyaya baktığımızda yenilikçi ilaca ulaşmak konusunda en iyilerinden biri biziz ama ne yazık ki yakın coğrafyamızda bu yenilikçi ilaçlara ulaşmak kolay değil.  Çünkü pazara giriş ve fiyat engeli var.  Dolayısıyla Türkiye’nin bugününden çok mutluyuz ama AİFD olarak önceliğimiz bugün ve daha önemlisi yarın yenilikçi ilaçları hastalarımıza doğru şekilde ulaştırmayı başaramazsak bir şekilde ileride bizi zor günler beklediği bilgisini vermek.” şeklinde konuştu ve şunları ekledi:

“Bu nedenle bunu Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve yatırım ile ilgili olan herkesle görüşüyoruz. Eskiden bu planların hasmı olarak görülürken, artık ortağı olarak görülüyoruz.  Sağlık Bakanlığının ilaç konusundaki stratejilerine biz de katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin yeni ilaçlara erişimi konusunda daha pozitif ve yapıcı yaklaşımları olan bir hükümet görüyoruz.”

“Ortalama yaşam süresinin artması yenilikçi ilaca olan ihtiyacı artırdı”
Ortalama yaşam süresinin artması ile Alzheimer, romatoid artrit gibi kronik hastalıklar ve kanserde yenilikçi ilaçlara ihtiyaç duyulduğu bilgisini veren Mülazımoğlu, “Hipertansiyon ve diyabet semptomları olan çok sayıda hastamız var; ancak bu hastalıkları tedavi etmek için yeterli ve etkili ilaçlar mevcut. Bahsettiğimiz ilaçlar, tedavisi zor olan ve şu anda mevcut tedavilerle yeterince yanıt alamadığımız hastalık grupları için.” açıklamalarında bulundu. 

“Asıl konu, hekimlerin de bizler gibi ilaca erişimde problem yaşaması”
Hekimlerin de yenilikçi ilaçların kullanımına pozitif baktığına değinen Mülazımoğlu, “Asıl konu hekimlerin yenilikçi ilaçları hastalarına reçetelemesi değil, hekimlerin de bizler gibi ilaca erişimde problem yaşaması. Çünkü bu ilaçların ruhsatlandırılma süreci uzun, fiyatlandırma süreci karışık ve geri ödeme süresi çok uzun. Bu nedenlerle ilacın Avrupa’da çıkışı ile Türkiye’de kullanılmaya başlanması arasında en az üç dört yıl zaman farkı oluyor.” ifadelerini kullandı.

Mülazımoğlu, “Bu ilaçlar Sağlık Bakanlığının onayı sonrası Türk Eczacıları Birliği vasıtası ile hasta bazında getirtilebiliyor. Bu ilaçların daha geniş bir hasta kitlesine ulaşabilmesi için sürecin hızlanması lazım.” dedi.

“Antibiyotiğin gereksiz, reçetesiz ve fazla kullanımı engellenmeli”
Sağlık Bakanlığının çok önemsediği ve devam ettirmekte olduğu “sağlık okuryazarlığı” ve “akılcı ilaç kullanımı” konularında AİFD’nin de projeleri olduğuna değinen Mülazımoğlu, bu konuda Bakanlığa kendi projelerini sunacaklarını belirtti.


Akılcı ilaç kullanımında hastanın ilaca doğru zaman, doğru yer ve doğru miktarda ulaşmasının önemini vurgulayan Mülazımoğlu, “Antibiyotiğin gereksiz, reçetesiz ve gereğinde fazla kullanımı engellenmeli.  Çünkü antibiyotiğin fazla kullanımı dirence yol açıyor ve kişi gerçek anlamda antibiyotiğe ihtiyaç duyduğunda bu antibiyotikler yetersiz kalıyor. Dünyada da antibiyotik kullanımı artıyor. Böyle giderse önümüzde 10-15 yıl içerisinde mevcut antibiyotiklerin hiçbiri ile enfeksiyon tedavi edemiyor hâle geleceğiz.” dedi.
 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) seda (hemşire)
22.12.2016 09:40:59
kesinlikle çok yakın bi zamanda enfeksiyonları tedavi edemez hale geleceğiz. bağışıklık sistemini güçlendirmek öncelikli hedef olmalı. bir de bazı doktorların reçeteleri kontrol edilmeli. gelen 100 hastadan 95 i ne aynı antibiyotiği yazanlara diyecek bişey bulamıyorum.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)