Ana sayfa
  Künye
  Hakkımızda
  Türkiye Klinikleri
  İletişim
 

 

19-03-2010  


 MEDİANKET
Hekim açığı varsa nasıl giderilmeli?
Yeni tıp fakültesi açılarak
Mevcutların kontenjanarı artırılarak
Hekim açığı yok
Anket Sonuçları
 KÖŞE YAZILARI
Prof. Dr.  Şahin   AKSOY
14 Mart: Bayram Gelmiş Neyime?
Prof. Dr. Şahin AKSOY
Prof. Dr.  İsmail Hakkı   AYDIN
Prof. Dr. Bülent Tarcan’ın Anısına
Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN
Prof. Dr.  Yasemin   BALCI
Bir Rüya Gördüm, Hayırlısı…
Prof. Dr. Yasemin BALCI
Prof.Dr.  Nurettin   BAŞARAN
CVS mi, Amniyosentez mi?
Prof.Dr. Nurettin BAŞARAN
Prof. Dr.  Süleyman   BAYKAL
Tıp Fakültesi Hastanelerinden Ne Beklenmeli, Ne Beklenmemeli?
Prof. Dr. Süleyman BAYKAL
Prof.Dr.  Erbil   DURSUN
Otobüs Fiyatlarından SUT Ödemelerine ve Hekimlerin Mutsuzluğu Üzerine
Prof.Dr. Erbil DURSUN
Prof. Dr.  Hakan   ÖMEROĞLU
Tam Gün Yasası Kapsamında Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerine Döner Sermayeden Yapılacak Ödemeler Nasıl Yapılandırılmalıdır?
Prof. Dr. Hakan ÖMEROĞLU
Prof. Dr.  Tevfik   ÖZLÜ
SUT ve Yoğun Bakım
Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ
Prof. Dr.  Erol   ÖZMEN
Tam Gün Yasası ve Ek Ders Ödemeleri
Prof. Dr. Erol ÖZMEN
 Kullanıcı Girişi
Kullanıcı adı:
Şifre:
 ETKİNLİKLER
  • 1. Uludağ Kardiyoloji Günleri
  • 18-03-2010 / 21-03-2010
  • 1. Uludağ Kardiyoloji Günleri
  • 18-03-2010 / 21-03-2010
  • I. Aile Hekimliği Acil Tıp Ulusal Kongresi
  • 26-03-2010 / 28-03-2010
  • X. Medulla Spinalis Yaralanmaları Sempozyumu
  • 27-03-2010 / 27-03-2010
  • Damak Yarıklı Hastalardaki Konuşma Bozuklukları ve Tedavileri
  • 27-03-2010 / 27-03-2010
     ÖZEL DOSYALAR
    Mecburi Hizmet dosyası
    Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...

    MediBilgi
    Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

    SORU-CEVAP
    Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları

    Tam Gün Yasası 2009
    Tam Gün Yasası Taslağı, TBMM, Sağlık Bakanlığı

    TUS Dosyası
    1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.

    Akademisyenlerimiz
    Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz

    Derneklerimiz
    Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.

    Tabip Odalarımız
    Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz

    Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
    Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk

    Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
    Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?

    Performans Dosyası
    Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada

    Tıp Eğitimi Dosyası
    Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.

    Tıp Kongreleri
    Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...

     
     KÖŞE YAZISI
      Prof. Dr. Erol ÖZMEN
    Erol   ÖZMEN
      PSİKİYATRİ PENCERESİNDEN
      Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
      .: Bütün Yazıları  |  e-posta gönder

    02-10-2006
    Sayı : 300


    “Öfke ile kalkan zarar ile oturur” ya da “Öfke baldan tatlıdır”

    Öfke denildiğinde akla hep şiddet ve saldırganlık gelir. Belki de bu nedenle öfke pek kabul görmeyen bir duygudur; yaşanması ve ifade edilmesi ayıplanır. Oysa kızgınlık, sinirlilik, öfke ve hiddet insanın doğasında bulunan en önemli duygulardan birisidir. Öfke insanın doğasında bulunan, iyi işlendiğinde insanın ruh sağlığını olumlu etkileyen ve psikososyal gelişimine önemli katkılar sağlayan bir duygudur. Öfke, özde insanın haklarına sahip çıkmasını ve kendisini korumasını sağlayan bir duygu olmasına karşın; dizginlenmeden ve ölçüsüz biçimde ifade edildiğinde hem bireysel hem toplumsal yıkıma yol açabilmektedir. Bu nedenle öfke, insanları nasıl etkilediğinin ve insanların onu nasıl işlediğinin incelenmesi ve ne olduğunun anlaşılması gereken bir duygudur.

    Günlük yaşamımıza baktığımızda istediğimiz ya da beklediğimiz bir şey olmadığında; haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde; birisinin bizi önemsemediğini, küçük düşürdüğünü ya da adam yerine koymadığını düşündüğümüzde öfkelendiğimizi görürüz. Olayları olduğu gibi kabullenememe, beklentilerinin karşılanmadığını düşünme, aşağılandığını ve adam yerine konmadığını düşünme, haksızlığa uğradığını düşünme insanı öfkelendiren başlıca ögelerdir. Öfkeli kişi çoğu zaman incinmiş özdeğerlilik duygusunu onarma çabası içindedir.

    İnsanın öfke duygusunu nasıl yaşayacağını belirleyen en önemli etmen kişilik yapısıdır. Öfkesini nasıl hissettiği, nasıl yaşadığı, nasıl ifade ettiği ve nasıl işlediği insanların kişilik özelliklerini anlamada önemli bir ipuçlarıdır. Kimileri çok kolay öfkelenirken, kimilerinde “peygamber sabrı” vardır, sanki hiç öfkelenmiyormuş izlenimi verirler. Kimi öfkesini dizginlemeden ölçüsüz biçimde söz ve davranışlarıyla gösterirken, kimi içinde fırtınalar koparken bunu hiç belli etmezler. Bazı kişiler ise yapmaları gereken işi aksatarak, surat asarak, başkaları ile alay ederek, başkalarını aşağılayarak, laf arasında iğneleyerek ya da imalı dokundurmalar ile öfkelerini dolaylı yoldan ifade etme eğilimindedirler.

    Tüm duygular gibi öfke de düşüncemizi etkiler. Öfkeli olduğu anda her insan olup bitenleri ve karşısındaki insanları olduğundan daha farklı algılama ve yorumlama eğilimindedir. Öfkelendiğimiz insanları her zaman gördüğümüzden ya da sakinken gördüğümüzden daha farklı algılar ve değerlendiririz. Öfkemizin kaynağı olduğunu düşündüğümüz kişiyi damgalar ve dünyanın en kötü insanı olarak görmeye başlarız. Aslında bazı insanların daha öfkeli olmalarının nedenlerinden birisi de bu düşünce kalıplarıdır. Her şeyi ya siyah ya da beyaz görme ve değerlendirme eğilimi bunlardan birisidir. Oysa gerçek, hayatın grinin tonlarından oluştuğu ve renklerin hangi taraftan bakıldığına göre değiştiğidir. “Mutlak adalet” talebi de insanları öfkelendiren beklentilerden birisidir. Fakat doğa ve hayat yalnız canlılara değil, cansız varlıklara bile adil davranmamaktadır. İnsan için mücadele azmini ve kararlılığını yitirmeden adaletsizlikleri kabullenmekten başka çare yoktur. Öfkeli olduğunda bir çok kişi kendisini hem kendisine hem de başkalarına haklı olduğunu kanıtlama uğraşı içine girer. Oysa bu çaba öfkeyi arttırmaktan başka sonuç yaratmaz. Çünkü haklıyı-haksızı ve doğruyu-yanlışı bulmaya çalışma çabası, olup biteni anlamaya çalışmak değil, haklılığını hem kendisine hem başkasına onaylatma çabasıdır. Kuşkusuz her olayda haklı ve doğru olan mutlaka olur; fakat yanlış olan mutlak ve tümüyle haklı ve doğru olduğunu görme isteğidir. Oysa çoğu zaman (değişen oranlarda olmak üzere) her iki tarafın da haklı yönleri bulunmaktadır.

    Öfkenin bütünüyle olumsuz bir duygu olduğu gibi öfke ile ilgili diğer bir yanlış inanış da ruh sağlığı açısından öfkenin mutlaka ifade edilmesi gerektiğidir. Öfkenin denetimsiz, rastgele ve belirli bir süzgeçten geçirilmeden ifade edilmesi hemen her zaman sosyal ilişkilerin bozulmasına yol açar. Bazı kişilerde öfke ifade edildikçe öfkenin şiddetinin daha da arttığı görülmektedir. Bazı kişilerde ise ifade edilen öfke daha sonra baş edilemeyen suçluluk duygularına ve depresyona neden olabilmektedir.

    Kuşkusuz öfkeyi bir çok yönden ele almak bu yazının sınırları dışındadır. Bu yazıda öfkenin bütünüyle olumsuz bir duygu olmadığı vurgulanmaya çalışılmıştır. Ruh sağlığı açısından önemli olan öfkenin insanın doğasında olan bir duygu olduğunu bilerek yaşanan öfkeyi hissedebilmek, o anki anlamını anlayabilmek ve öfke tarafından yönlendirilmeden, onu yönlendirebilmektir.
     
     GÜNCEL HABERLER
  • Parasız ilaç vermeyince eczacının kafasına sıktı
  • Sağlık Bakanlığı, '40 ölümden sonra yasak' ve '5 bin hayat kararınca' haberlerine açıklık getirdi
  • Sağlık Müdürü "Silah sıkarım" sözüne espri dedi
  • Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı Komisyonda kabul edildi
  • Dernek, Haluk Deda'yı umut tacirliği ile suçladı
  • TÜYAP'ta sağlık malzemesi ve tıbbi cihaz fuarları açıldı
  • Özel hastanelerin gözü yabancı hastada
  • Buket, beyin ölümü tartışmalarına son noktayı koydu
  • Tıp merkezlerinin sonu geldi
  • “Aman Doktor Canım Cicim Doktor”
  • Sağlık ocağında Karadeniz usulü merdiven!
  • Yeni evli laborant halı saha maçında öldü
  • Medicana’dan aktif çalışan devlet memurlarına özel sağlık sigortası
  • ABD'den ekip gelecek, Meme Kanseri Hastanesi kurulacak
  • Rektör intihar etti
  • Diş hekimi adayları, hastalardan önce simülatörler üzerinde pratik yapıyor
  • Dr. Füsun Sayek Bilim Ve Hizmet Ödülleri verildi
  • Türk doktorlara Musul'dan davet
  • Bu hasta teşhisinizi bekliyor
  • Sağlıkçılara sınırsız becayiş hakkı geldi
  • "SGK, komplikasyon maliyetini de düşünmeli"
  • Diş hekimlerinden "pratisyen" tepkisi
  • Beyin ölümü tanısına müdahele hekimleri böldü
  • Erkekler kullanmaz diye yöntem gelişmiyor
  • Döner sermaye eşitsizliğine faksla protesto
  • Sağlık Bakanlığı'ndan ihale iptali
  • Hastadan eczacıya SUT tepkisi: Ben teyzeni bile tek imzayla aldım!
  • Mastektomi tarih mi oluyor?
  • En fazla yolsuzluk sağlık sektöründe yapılıyor
  • Klavyeyle birlikte doktor yazısı aranır oldu!
  • “Kapalı kapılar ardında neler oluyor?”
  • Yönlendiren doktora 3 yıla kadar dava açılacak
  • YÖK BÖYLE BİR ŞEY: YÖK/ÜAK doçent olmayı imkansızlaştırdı!
  • “Tam Gün yeni bir sorumluluk yükledi”
  • Sağlık çalışanlarına ek ödeme müjdesi



  •  RÖPORTAJ
    Prof. Dr Sibel Çubukçu Fırat
    Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Sibel Çubukçu Fırat
     HAFTANIN KLİNİĞİ
    Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hastalıkları Kliniği
    Kliniklerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Şefi Doç. Dr. Yıldız Dallar

    Medimagazin ® sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları Ortadoğu Reklam Tanıtım ve Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.©
    Bu sitede yer alan haber, fotoğraf, yazı, ilan ve reklam içerikleri sağlık profesyonellerinin kullanımına yöneliktir. Sağlık çalışanlarının dışında site kullanımından doğabilecek her türlü sorumluluk kullanıcıya aittir.

    Powered By F1max Bilişim Hizmetleri