“Sanki yasalara dayalı olarak muayenehanesi olan hekimlerin hepsi dolandırıcı”
Tabip Odalarımız köşemizin bu haftaki konuğu Afyonkarahisar Tabip Odası Başkanı Dr. Mustafa Enis Arabacı
Odanız hangi yıl kuruldu?
Odamız 17 Kasım 1982 yılında kuruldu. 1982 yılına kadar ise oda faaliyetleri Konya-Afyon-Niğde tabip odasına bağlı olarak yürütülmüştür. Şu anda odamız 3 çalışanıyla birlikte 400 metrekare kapalı alanı olan binasında hizmet vermektedir.
İlinizde kaç hekim var ve bunların kaçı size üye ?
İlimizde 743 hekim var, üye sayımız ise 534’dür.
Merkez Konsey seçimlerinde kaç delege ile temsil ediliyorsunuz?
7 delege ve doğal delege olan başkanla birlikte 8 Büyük Kongre delegemiz bulunmaktadır.
Odanızdaki komisyonlar neler, çalışmalarından bahsedebilir misiniz? Odamızda; pratisyen hekimlik, işyeri hekimliği, sosyal faaliyet ve tıp fakültesi öğrenci komisyonları vardır. Komisyonlar yönetim kurulu ile işbirliği halinde kendi işleyiş alanlarının faaliyetlerini takip etmektedirler.
Hekimlerin tabip odaları çalışmalarına ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hekimlerin tabip odası çalışmalarına ilgisini değişken olarak nitelendirebiliriz. Camiamız içinde ‘hekimler tabip odasına hiç gelmiyorlar’ ya da ‘tabip odaları ne işe yarıyor ki?’ gibi klişe söylemleri hep duyarız. Bana göre, hekimleri direk ilgilendiren, akıllarına yatan, beklentilerine uyan konulara ilişkin çalışmalar meslektaşlarımızın ilgisini çekmektedir. Ancak, eylemlere ilgi ve inanç yoktur. Analiz edilirse bunun çok farklı sebepleri ortaya çıkacaktır. Afyonkarahisar’da Odamızın kamuoyunda ve sağlık ortamında önemli bir işlev ve etkinliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bir meslek örgütü olduğumuz gibi, katılımcı demokrasinin önemli bir unsuru olan bir sivil toplum örgütü olduğumuzun bilinci içinde hareket ediyoruz. Ayrıca, düzenlediğimiz panel, toplantı ve yemeklere de hekimler tarafından katılım tatminkardır.
TTB Merkezi ile ilişkileriniz nasıl?
TTB merkeziyle ilişkimizi iki farklı şekilde açıklayabiliriz. TTB merkez yönetimiyle sağlık ortamına bakış açımız ve sorunlara yaklaşım biçimimiz ile ilgili ciddi görüş ayrılıklarımız vardır. Kendi görüş ve önerilerimizi de uygun platformlarda dile getirmekteyiz. Bununla beraber insani ilişkilerimiz, karşılıklı saygı ve anlayış ortamında güzel bir şekilde devam etmektedir. Örgüt disiplinine uyma adına, kimi zaman içeriğini tasvip etmediğimiz bazı etkinliklerin de içinde bulunabildiğimiz gibi TTB’nin duyurularını da üyelerimize iletmeye çalışıyoruz. TTB’nin sanki bir icra kurumuymuş ve sağlık alanındaki olumsuzlukların ana sebebiymiş gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz. Ancak olumsuzluklarda TTB yönetimlerinin etkisiz ve yıllardan beri her şeye muhalif tarzının da rolünün olduğunu düşünüyoruz. Mesleki konular sürekli ikinci planda kalmakta, ideolojik yaklaşımlara meze olmaktadır. Ne yazık ki TTB yönetimleri ülkenin süreçleri ve kurumlarıyla uygun frekanslar tutturamayan, 100bin hekimin gücünü yansıtamayan bir tablo sergilemektedir. Burada özellikle vurgulamamız gerekir ki; ne kadar eleştirsek de toplumun sağlığı ve hekimlerin sorunlarıyla ilgili mücadelenin kesinlikle TTB aracılığıyla yapılması gerektiğini düşünüyoruz. TTB büyük bir örgüt olduğunu hayata yansıtabilmelidir.
Hekimlere yönelik paramedikal etkinlikleriniz var mı?
Çeşitli paramedikal etkinliklerimiz oluyor. Bu yıl içinde, Tabip Odamızın geniş terasının bir kısmını kapatarak çok yönlü olarak kullanabildiğimiz 120 kişilik bir toplantı salonu yaptık. Bu salonda panel ve söyleşiler düzenlediğimiz gibi, projeksiyonla maç ve film yayınları ve yemekli toplantılar yapabiliyoruz. Özellikle bahar ve yaz aylarında, yılda 4-5 defa terasta geniş katılımlı müzikli yemeklerimiz oluyor. Sağlık idarecileriyle toplantılarımız oluyor. Seyrek de olsa gezi programları düzenliyoruz. Oda binamızda üyelerimizin kullanımına yönelik kütüphanemiz ve 5 bilgisayarlı internet erişim odamız var. 3 ay kadar önce hekimlere yönelik ‘temel fotoğrafçılık kursu’ düzenledik. 14 Mart Tıp Haftası’nda tören, kokteyl ve ziyaretler dışında futbol, tavla ve satranç turnuvası, GSS ile ilgili bir panel, bir tiyatro gösterisi, bir fotoğraf sergisi, bir söyleşi ve tıp balosu gerçekleştirdik.
Ayrıca ‘Genç Dostu Afyonkarahisar’ projesi adı altında, Türkiye Üreme Sağlığı Programı kapsamında kabul edilen bir AB projesi yürütmekteyiz. 11 ay süren ve Mayıs ayı sonunda bitecek olan projeyle hekimler tarafından eğitilen 60 gönüllü üniversite öğrencisi aracılığıyla 14 bin lise öğrencisine ilk doğum yaşının yükseltilmesi, akraba evliliklerinin sakıncaları ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesine yönelik toplumun bilgi düzeyini artıracak eğitimler verildi. Eğitim materyalleri proje içindeki hekimler ve oda yönetimi tarafından oluşturuldu. Akran eğitimi çerçevesinde, kızlara kızlar erkeklere erkekler eğitim verdi. Bu proje kapsamında iki tanıtım toplantısı, bir kermes, evlilik ve gençlik konulu resim ve makale yarışması, öğrenci ve veli anketleri, 17 biner adet broşür, kitapçık, takvim basımı, gazete radyo ve TV yayınları gerçekleştirdik. Bu faaliyetlerle 14 bin lise öğrencisinin ailelerine ve Afyonkarahisar kamuoyuna da ulaşma şansımız oldu. Bu geniş çaplı sosyal çalışma, Odamızın bilinirliğini arttırmış, odamıza ayrı bir dinamizm getirmiş ve kurumsallaşmamıza katkı sağlamıştır.
Türkiye’deki sağlık politikalarını kısaca değerlendirir misiniz?
Aslında, Sağlıkta Dönüşüm Programı ilk yılında gerçekten çözümleyici hamlelerle başlamıştı. Tek çatı altında birleşme, SSK’lıların serbest eczanelerden yararlanabilmesi, özel hastanelerin devreye girmesi, yeşil kartlılara ilaç sağlanması, adaletsiz olsa da performansa dayalı döner sermaye uygulamalarına başlanması olumlu değişikliklerdi. Ancak bu olumlu yaklaşımlar aynı bakış açısıyla devam etmedi. İlk olarak taşeron şirketler eliyle hekim ve sağlık personeli çalıştırma girişimi ile başlayan olumsuz hamlelere, ilaç yazma kısıtlamaları, sık sık hekimleri suçlayıcı demeç ve girişimler, mecburi hizmet, vaka başı ödeme, ithal hekim ve zorunlu mali sorumluluk yasası girişimleri gibi olumsuz hamleler eklendi. Son dönemde ise gündemimizi aile hekimliği, genel sağlık sigortası ve muayenehanelerle ilgili spekülasyonlar işgal etmeye başladı. Birinci basamaktaki yetersizliğin çözümü için ortaya konulan aile hekimliği sisteminin kurgusunun hatalı olduğunu düşünüyoruz. Bu haliyle hekimlerden (kira, çalışanlar vs.) kâr-zarar hesaplamaları bekleyen, günlük çok yüksek sayıda poliklinik öngören bir sistemi birinci basamak için uygun bulmuyoruz. Sağlık
Bakanlığı tarafından sağlanan bina ve personelle, 1. basamağı işletmeleştirmeden, hekimlerin maaş artı primle kadrolu olarak çalıştığı, ayrıntıları iyi kurgulanmış bir aile hekimliği sistemi yararlı olabilir. Kaldı ki, toplumun tamamını sağlık güvencesi altına almadan aile hekimliği sisteminin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi mümkün değildir. Son günlerde hükümet tarafından muayenehanelerle ilgili de haksız ve agresif bir propaganda yapılıyor. Sanki muayenehaneler kapatılacak ve sağlık alanında her şey düzeliverecek. Sanki yasalara dayalı olarak muayenehanesi olan hekimlerin hepsi dolandırıcı. Tabii ki bizim de özeleştiri yapmamız gerekir. Her meslek dalında olduğu gibi bizim de içimizde yanlışlar içinde olanlar vardır ama niyeti farklı olanların muayenehane çalıştırmaya ihtiyaçları yoktur. Esasen, sistemin açıklarını kapayan muayenehanelerin kapatılması halinde hekimlerin kamudan ayrılışı daha da artacak ve kamu hastanelerinin hekim istihdamında sorunları daha da yaygınlaşacaktır.
Özetlersek, sağlık alanındaki en büyük sorun hastanelerdeki yığılmalar ve muayeneye ayrılan zamanın yetersizliği sebebiyle hizmet kalitesinin düşüklüğüdür. Bu dönemde sağlık hizmetleri için kamudan istenen finansman artışı kısmen sağlanmış, sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği belirgin olarak artmıştır. Fakat bu gelişmeler hizmet kalitesine yansıtılamamıştır. Sağlıkta dengelerle çok fazla oynanmış, geri bildirimler ve eleştiriler doğru analiz edilememiş, dağınıklık ve denetimsizliğin önüne geçilememiştir. Sık sık yapılan değişiklikler belirsizliği arttırmıştır. Hekimlerde ise kurumlarına güven ve aidiyet duygusu zedelenmiş ve döner sermaye ile gelirleri kısmen artmasına rağmen tükenmişlik belirtileri ve motivasyon kaybı ortaya çıkmıştır.
Sizce hekimlerin en önemli problemleri neler?
Hekimler Türkiye’de sahipsizdir. Artık saygın bir mesleğin üyesi gibi hissetmediğimiz günler ve olaylar çoğalıyor. Son yıllarda belki de en çok hırpalanan meslek grubu hekimler olmuştur. Hekimlere hükümet ve kendi bakanlığı da hiç sempatik bakmamaktadır. TTB’nin ise başka önemli işleri vardır! Yerel tabip odalarının çabaları ise yerel kalmaktadır. Bilindiği gibi hastane yönetimlerinden hekimlerin el çektirilip yerlerini işletmecilere bırakmaları gündemdedir. Bu değişikliğin de gerçekleşmesiyle hekimler sağlık politikalarında piyon olma halini pekiştirmiş olacaklardır. Özlük hakları ile ilgili de sorunlar ve belirsizlikler çoktur. Vatandaşla hekim karşıt hale getirilmektedir. Bu tabloyu hak ettiğimizi düşünmüyorum. Ayrıca, yoğun iş yükü, kısa zamanda çok hastaya bakmak zorunda kalmak mesleki doyumu engellemekte, yıpratıcı bir süreç içinde çalışma şevki kaybolmaktadır.
Odanızın periyodik bir yayını var mıdır?
‘Afyonkarahisar Hekim’ adlı yılda 3 defa basılan bir dergimiz var.
Teşekkürler.
21/05/2007
Afyonkarahisar Tabip Odası
Adresi : Ambar Yolu Davulcuoğlu İş Mrk. Kat:6 No:74 03200/Afyonkarahisar
Tel : 0272 212 44 44
Faks : 0272 214 08 02
Web adresi : www.afyontabip.org.tr
Mail Grubu : afyontabip@hotmail.com, info@afyontabip.org.tr
Yönetim Kurulu Asil Üyeleri
Başkan : Dr. Mustafa Enis Arabacı,
Genel Sekreter : Dr. K. İbrahim Taylan,
Sayman : Dr. Ersel Onrat,
Veznedar : Dr. Ali Ertan Ercan,
Üye : Dr. Alev Çelik Türe,
Üye : Dr. Selim Bodur,
Üye : Dr. Gökhan Akbulut,
Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri
Dr. Mehmet Bulut, Dr. Ahmet Aşık, Dr. Mehmet Orucu, Dr. Ahmet Sakallı, Dr. Güngör Öztekin, Dr. Yüksel Yılmazer, Dr. Ersin Ekşioğlu
Denetleme Kurulu Üyeleri
Dr. Ayşe Ekşioğlu, Dr. Ayşegül Özçukurlu, Dr. Tülay Köken
Denetleme Kurulu Yedek Üyeleri
Dr. Mustafa Kayadibinli, Dr. Müşteba Sevil, Dr. Ahmet Kahraman
Onur Kurulu Üyeleri
Dr. Yüksel Arıkan, Dr. Yusuftan Bilgin, Dr. Ergün Bolatoğlu Dr. Faruk Öztürk, Dr. Abdullah Yücebilgin
Onur Kurulu Yedek Üyeleri
Dr. Levent Şatırer, Dr. Adnan Yoğurtçu, Dr. Rahmi Genç, Dr. Osman Besne, Dr. Murat Bilgin
Büyük Kongre Delegeleri
Dr. Selim Bodur, Dr. Mustafa Cirit, Dr. Metin Demirtürk, Dr. M. Kemal Demirkırkan, Dr. Cenk Özdur, Dr. Mehmet Özkal, Dr. Sabri Uysal
Büyük Kongre Yedek delegeleri
Dr. Cemil Coşkun, Dr. Ali Yeniocak, Dr. Murat Bilgin, Dr. Abdurahman Genç, Dr. Süleyman Şahin, Dr. Metin San, Dr. Efrayim Pehlivan.
|