|
MEDİANKET |
| Son 1 yılda mesleğinizle ilgili hukuki bir problem/süreç yaşadınız mı? |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
1. Uluslararası Avrasya Adli Bilimler Kongresi |
|
08-10-2008 / 11-10-2008 |
|
|
Yaşlanan Erkek Sempozyumu |
|
10-10-2008 / 10-10-2008 |
|
|
IX Ulusal Romatoloji Kongresi 2008 |
|
11-10-2008 / 15-10-2008 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
09-10-2006 |
Akademisyen olmak için, insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım
|
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işık Bökesoy
Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1945’te Adana’da doğdum. Orta öğrenimimi Adana’da tamamladım. 1962’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. O zaman, Fen Fakültesinde okuyorduk. 1968 yılında mezun oldum. Önce Nörolojide 1.5 yıl asistanlık yaptım. Sonra kızım doğdu. 2 yıl evde oturdum, bebek büyüttüm. Tekrar işe başladığımda, bu kez genetikten başladım. O gün bu gündür genetikte çalışıyorum.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Beni en fazla etkileyen insan, Kopenhag’da, Kennedy Üniversitesi hocası Prof. Nikkelsen vardır. O, benim dünyaya bakışımı değiştiren bir hanımdır. Bana okuduklarımı nasıl kullanacağımı öğretmiştir. Çünkü, bilgi sahibi olmak yetmiyor. O bilgiyi nasıl kullanacağınızı bilmek önemli.
Başınızdan geçen, mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Adım Işık olduğu için çoğu kez beni erkek zannederler. Telefondan beni ‘Işık Bey’i arıyorum’ diye ararlar. Hanımefendinin biri de aynı şekilde aradı ve ‘Lütfen Işık Bey’i verin’ dedi. Aradığı kişinin ben olduğumu söylememe rağmen kadın ısrarla Işık Bey’i istedi. ‘Ben, Işık Bey hakkında çok şey duydum, onunla konuşmam lazım, onunla görüşmem lazım’ diye ısrar etti. Benim de tepem attı. ‘İlla bey mi olması lazım sizin saygı duyduğunuz insanın? Neden beni kabul edemiyorsunuz?’ deyince kadın kapattı telefonu. Daha sonra kadın buraya geldi, ‘kimi arıyorsunuz’ deyince, ‘Işık Hanım’ı arıyorum’ cevabını verdi ve özür diledi.
Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sağlık ortamının hiç iyi olmadığını düşünüyorum. Hizmet veren bir sektör olarak baktığımda, hastalara acıyorum doğrusu. Hastaların muhatap oldukları olaylara da fevkalade üzülüyorum. Hekimlerimiz çok kaliteli olabilirler fakat sağlık hizmeti sunumunda hastalar cahil bir muameleyle karşı karşıya. Örneğin bize gelen hasta, çoğu kez niçin işlem yaptırdığını bilmez. Hastayı bize yollayan hekim, hastasına çok fazla bilgi vermez. Halbuki yapılması gereken; hastayı geldiği andan itibaren bütün yapısıyla ele almaktır. “Ben sadece işimi yaparım” anlayışını kabul etmiyorum. Bir diğer husus da, artık çok özelleşti konular. Artık herkes olayın bir tarafını tutuyor; olayın bütünü kaçırılıyor diye düşünüyorum. Dolayısıyla ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin içinde bir insan olarak, işlerin çok da sağlıklı yürümediğini üzüntüyle izlemekteyim.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Çocukluğumda okuduğum bir kitaptan çok etkilenmiştim, doktor olmaya karar verdiğimde ilkokuldaydım. Kitap, Afrika’da çalışan bir doktorun hayatını anlatıyordu. Onu okuduğum zaman ‘Ben doktor olmalıyım’ diye karar vermiştim. Hakikaten lisedeyken baktım, benim en başarılı olduğum alanlar fen, biyolojiydi. Mesleğimi seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Mesleğimle ilgili çok şikayet ederim belki ama bir kere daha dünyaya gelsem gene doktor olurdum.
Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İnsanları seviyorum dedim ama insanlarla uğraşmak kolay değil tabii. Beni en fazla üzen, bir takım imkansızlıkların yaşanmış olmasıdır. Laboratuvarda yapmak istediğiniz bir araştırma için alınacak üç kuruşluk bir malzeme sizi aylarca, yıllarca bekletebilir, malzemeyi hiçbir zaman alamayabilirsiniz ve dolayısıyla istediğiniz bir araştırma yapılamaz. Sonra bir bakarsınız, aynı konuda bilmem nerede, bilmem kim araştırma yapmış. Bu insana çok acı verir.
Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
‘Akademisyenlik eğitimle mi olmalı?’ diye bir soru sormak isterim. Yani ‘Ben öğrenimimi tamamlayayım, uzmanlık yapayım artık ben akademisyenim.’ Hayır; böyle değildir. Akademisyen olmak için insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım. O bilgiyi, siz kendiniz üretmeseniz bile o bilginin nasıl kullanılacağını insanlara öğretecek onlarla paylaşacak bir yapınızın olması lazım. Akademisyen, yaşamına da dikkat etmeli. Şekil olarak da bir akademisyene uygun yaşamı olmalı. Dürüst ve namuslu olmalı. Ben akademisyenlere ‘Hoca’ denilmesinden yanayım. ‘Hoca’ denildiği zaman o insana güvenilmeli; o insan sözünün arkasında durabilmeli; o insan sosyal bir insan olmalı; ülkesindeki politik olaylarla da ilgilenmeli ve hatta bunu öğrencileriyle de paylaşabilmeli. Tabii öğrencileri varsa. Çünkü, yeni eğitim sistemlerinde artık hocalık da değişti. Siz sadece ‘bir şeyler anlatan’ kişi formuna girmek durumundasınız. Halbuki sizin davranışlarınız ve öğrenciyle kuracağınız iletişim, ciddi bir model olmanızı sağlayacaktır.
Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
TÜBİTAK’tan aldığım bursla Danimarka’ya gitmiştim, sözünü ettiğim Prof. Nikkelsen’in yanında çalışmıştım. Prof. Mohr ile de çalıştım. Onlardan çok şey öğrendim. Öğrendiklerimin başında, davranış modeli geliyor. Tutum diyoruz. Oların sergilemiş oldukları tutum bana bilimsel ve akademik anlamda çok şey kazandırdı. Bir keresinde de Japon Hükümetinin verdiği bursla Japonya’ya gittim. Zihinsel engelli çocukların eğitimiyle ilgili bir kurstu; 3.5 ay da orada kaldım. Dünyanın her yerinden gelmiş bilim adamlarıyla birlikte, zihinsel engelli çocukların eğitiminde başvurulması gereken yollar konusunda önemli tartışmalar yaparak, bir takım deneyimler kazandığımı zannediyorum.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yurt dışının cazip tarafları tabii var. Çünkü olanaklar çok. Orada, yaptığınız işle ilgili tartışacağınız insanlar var. Türkiye’de bu çok sınırlı. İşi yapmanız zaten çok zor, yaptığınız zaman işi tartışacak, ciddi eleştirecek, yorum yapacağınız insan bulmanız fevkalade zor. Ama yurt dışında kalır mıydım? Hayır, kalmazdım.
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Bir kısmı kitaplarda, bir kısmı dergilerde herhalde yüze yakın yayınım vardır. Daha çok yurt dışı olduğunu söyleyebilirim.
Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Çalıştığım kurum, benim doğup büyüdüğüm kurum. Ben bir Ankara Tıplıyım. Bu kurumun daha iyi olmasını isterim. Ama genelde, kurumlarda benim beklentilerimin altında kalan bir durum söz konusu. Bunun nedenlerini tartışmak zor.
YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK Başkanı olsaydım, herhalde akademik kurulların işleyişinin sağlanmasını isterdim. Çünkü benim gençliğimde Profesörler Kurulu vardı. Profesörler Kurulu olarak, akademik kurul halinde toplandığımızda ciddi tartışmalar olurdu ve herkes fikrini söylerdi. Akademik kurullar, üniversiteyle ilgili alınacak kararlarda merkezdi. Şimdi öyle bir şey yok. Eski Yunan medeniyetinde şehirlerin idaresi halkın katılımıyla gerçekleşirdi. Eskiden üniversiteler buna benziyordu. Yani akademisyenler bir araya gelerek karar alabiliyordu. Ama 80’lerden sonra kurulan sistem bunu değiştirdi. Şahsen ben üniversitelerin çok daha özerk olması gerektiğini ve üniversitede akademik kurulların işlerlik kazanması gerektiğini düşünmekteyim.
Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Buradan emekli oluyorum, üstelik daha 5 yılım olmasına rağmen. Bu, ne demek istediğimi anlatır sanırım. Bu ortamda çalışılmaz çünkü. Etik deontoloji vardı bizde, deontoloji ortadan kalktı. Çünkü menfaatler ön planda. Yönetimle aranız ne kadar iyiyse size o kadar çok destek veriliyor. Buradakilerin beni nasıl tanımlayacağını bilemiyorum. Ama benim için söylenecek en fazla şey; çabuk öfkelenirim çabuk da sakinleşirim, kin gütmem. Ama çabuk öfkelenmem bazılarını rahatsız edebilir.
Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Mesleğimde hedeflediğim noktaya geldiğimi sanıyorum; işimi çok seviyorum, emekli olacak olmam, elimi ayağımı bilimden çekeceğim anlamına gelmesin. Elimde bitirmem gereken yazılar var, onları bitirmeye çalışıyorum. Ayrıldıktan sonra da bilimsel arenada aktif olarak değil ama gözlemci olarak, tabi bu toplum hala bunları dinliyor halde olacaksa, yazmayı sürdüreceğim. Ben sadece akademik dergilerde değil, popüler bir takım dergilerde de yazılar yazarım.
Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Ben biraz fazla romantiğim. Dünyadan ve insanlardan güzel şeyler bekliyorum. Bunları görmeyince de kendime bazı şeyleri dert ediyorum. Bu da sağlığım üzerinde negatif etki yapıyor.
Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Çocukluğumdan beri istediğim şeylerden bir tanesi; çocuk yetiştirmek, eğitmek, insanlara katkıda bulunmak. Kendi çocuklarıma belki koşturmaca içinde yapamamışımdır. Eğitimle ilgili bir kurumda çalışmak isterim.
Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
İnsanın ufak tefek ‘keşke’ leri hep olur. Hayatımda bir takım darbeler de yedim. Ama daha da iyisini yapamazdım gibi geliyor. Çocuklarıma daha çok zaman ayırmak isterdim diye düşünüyorum. Sonra da diyorum ki, acaba çocuklarıma daha fazla zaman ayırsam mı daha mutlu olurdum? Hayır, hiç öyle gelmiyor. Ben işimde mutluydum. Yine de ‘keşke’ demiyorum.
Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Hep kalbimdeler ama ne kadar vakit ayırdım, onlar mutlu olabildi mi bilemiyorum. Çocuklarım anne olunca, daha iyi anlıyorlar beni. Kızım, ‘anne sen eve gelirdin, sen mutfağa giderdin, bize yemek yapan, işlerimizi halleden bir insandın. Şimdi dönüp bakıyorum ve sen ne çok iş yaparmışsın anne, diyorum. Sen o sırada babam kadar çalışıyormuşsun, kariyer yapıyormuşsun. Ama ben senin her şeyinle çalışan tarafını görüyordum’ diyor. Onların, anne olduktan sonra en fazla hayret ettikleri şey bu oldu. Anne olunca bunu anladıklarını söylüyorlar.
Teşekkür ederiz. 9/10/2006
|
 Akademisyenlerimiz
AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner - 23-01-2006
AKADEMİSYENLERİMİZ : Prof.Dr.Yeşim Gökçe Kutsal
‘Benim açımdan akademisyenlik en son basamak’ - 30-01-2006
Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli
“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı” - 06-02-2006
Prof.Dr.Feyhan Ökten :Profesör kadrosuna geçince bizi motive eden bir unsur kalmıyor - 13-02-2006
Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum” - 20-02-2006
Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı - 27-02-2006
Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer :Dekan seçimle gelse, rektör hegemonyası olmaz” - 06-03-2006
Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir :Gerçek çalışanlara ödül verilmesi pek sık olmaz ve değerleri bilinmez” - 13-03-2006
Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır” - 20-03-2006
Prof. Dr. Alaittin Elhan :Bilimselliğin ana şartı huzur - 27-03-2006
Prof. Dr. Nimet Ünay Gündoğan :Akademisyen, öğütlediği şeylerin temsilcisi olmalı” - 03-04-2006
Prof. Dr. Ali Rıza Uysal :Akademisyen, toplumun geleceğini hedeflemeli - 17-04-2006
Prof. Dr. Numan Numanoğlu :Hiçbir zaman ulaşılacak hedef bitmez - 24-04-2006
Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli” - 01-05-2006
Prof. Dr. Aydın Paşaoğlu :Bir akademisyen yaşayışıyla, davranışıyla örnek olmalıdır” - 08-05-2006
Prof. Dr. Pakize Doğan :Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır - 15-05-2006
Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez” - 29-05-2006
Prof. Dr. Nilgün Sayınalp :Bir akademisyen eğitmen, bilim adamı ve araştırmacı kimliklerini taşımalı - 05-06-2006
Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir - 12-06-2006
Prof. Dr. Gamze Mocan Kuzey :Akademisyen bencil olmamalıdır - 19-06-2006
Prof. Dr. N. Ertan Mergen : Akademisyen, kendisinden sonra gelenlerin önünü açmayı bilmeli ve onların kendisini geçmesine olanak sağlamalıdır - 26-06-2006
Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum” - 04-09-2006
Doç.Dr. Sancar Bayar: Yakınmanın kimseye bir faydası yok.
Yapmamız gereken şey çalışmak" - 11-09-2006
Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım” - 18-09-2006
“Akademik kadroların sayısı çok hızlı artıyor” - 25-09-2006
Prof. Dr. Ülkü Bayındır
Akademisyen, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmada öncü olmalıdır - 02-10-2006
Prof. Dr. Kaan Karayalçın :Hasbelkader bir yönetici konumuna gelmek en büyük korkum - 06-11-2006
“Akademisyen, sadece dersini değil mesleki deneyimlerini de paylaşan birisi olmalıdır” - 13-11-2006
“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır” - 20-11-2006
“Akademisyen, bilimsel araştırmalar yapmalı, yaptırmalı, yönetmeli, yol göstermelidir” - 27-11-2006
Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum! - 04-12-2006
“Akademisyen full time çalışmalı” - 11-12-2006
“Profesör olduktan sonra tempoyu düşürmemek gerekir” - 18-12-2006
Prof. Dr. Lügen Cengiz :Akademisyen her şeyden önce iyi düşünebilmeli, okumalı ve bilgiye önem vermeli - 25-12-2006
“Akademisyen hem sosyal hayatta, hem de tıp mesleğinde lider olmalıdır” - 15-01-2007
“Doktordan çok ebe ve hemşireye, mühendisten çok teknisyen ve teknikere ihtiyaç var” - 22-01-2007
“Akademisyen ülkesine ve milli değerlerine sahip çıkabilmeli” - 29-01-2007
Doç.Dr.Fatih Avşar :Akademisyenlik yalnızca hastane ortamını kapsamamalı” - 05-02-2007
“Akademisyen bildiklerini yazan ve öğretendir” - 12-02-2007
“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı” - 19-02-2007
“Anesteziyologların iş riski diğer hekimlere göre daha yüksek” - 26-02-2007
“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır” - 05-03-2007
“Eğer bir fark göremiyorsanız, zamanınızı boş yere harcamışsınızdır, yazık olmuş size” - 12-03-2007
“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı” - 19-03-2007
Prof. Dr. Meral Or:Akademisyen kültürlü olmalı, gençlere de topluma da örnek olmalı - 02-04-2007
Prof. Dr. Münacettin Ceviz - 09-04-2007
Prof. Dr. Ali Yağız Üresin - 16-04-2007
Prof. Dr. Ufuk Beyazova - 23-04-2007
Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu - 30-04-2007
Prof. Dr. Ertan Tatlıcıoğlu - 07-05-2007
Prof. Dr. Gülay Şadan - 14-05-2007
Prof. Dr. Vedat Göral - 21-05-2007
Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı - 28-05-2007
Prof. Dr. Yeşim Tunçok - 04-06-2007
Prof. Dr. Sibel Göksel - 11-06-2007
Prof. Dr. Hakkı Engin Aksulu - 18-06-2007
Prof. Dr. Feyza Erkan - 25-06-2007
Prof. Dr. Erdoğan İnal - 03-09-2007
Prof. Dr. Necati Örmeci - 10-09-2007
Prof.Dr.İzge Hakan GÜNAL - 17-09-2007
Prof. Dr. Ünal Açıkel - 24-09-2007
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın - 01-10-2007
Prof. Dr. Mustafa Gönüllü - 08-10-2007
Prof. Dr. Necmi Aksaray - 22-10-2007
Prof. Dr. Ali Savaş - 29-10-2007
Prof. Dr. Ali Demir - 05-11-2007
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu - 12-11-2007
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik - 19-11-2007
Prof. Dr. Atilla Erdem - 26-11-2007
Prof. Dr. Fuat Demirci - 03-12-2007
Prof. Dr. Aynur Akyol - 10-12-2007
Prof. Dr. Gülay Kurtay - 17-12-2007
“Akademisyen dürüst ve işinin ehli olmalıdır” - 31-12-2007
Prof. Dr. Halil Kurt - 07-01-2008
Prof. Dr. Işık Sayıl - 14-01-2008
Prof. Dr. Betül Ayşe Sin - 21-01-2008
Prof. Dr. Hasan Özkan - 28-01-2008
Prof. Dr. Mesiha Ekim - 04-02-2008
İzmir Tabip Odası - 04-02-2008
Prof. Dr. Gülhis Deda - 11-02-2008
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın - 18-02-2008
Prof. Dr. Bülent Kaya - 25-02-2008
Prof. Dr. Deniz Gökengin - 03-03-2008
Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan - 10-03-2008
Prof. Dr. Kaan Aydos - 17-03-2008
Prof. Dr. Mesut Birol Atay - 24-03-2008
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren - 07-04-2008
Prof. Dr. İlker Ökten - 14-04-2008
“Akademisyen çok araştırıcı olmalı” - 21-04-2008
Prof. Dr. Dilek Yörükoğlu - 28-04-2008
Prof. Dr. Nihat Arıkan - 05-05-2008
Prof. Dr. İskender Alaçayır - 12-05-2008
Prof. Dr. Rana Anadolu-Brasie - 19-05-2008
Prof. Dr. M. Nail Çağlar - 26-05-2008
Prof. Dr. Derya Dinçer - 02-06-2008
Prof. Dr. M. Necmettin Ünal - 09-06-2008
Prof. Dr. Metin Özenci - 16-06-2008
Prof. Dr. Feride Söylemez - 23-06-2008
Prof. Dr. Atıf Akdaş - 30-06-2008
Prof. Dr. Hakan Yaralı - 01-09-2008
Doç. Dr. Gonca Yılmaz - 08-09-2008
Prof. Dr. Tarık Aksu - 15-09-2008
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu - 22-09-2008
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
| |

|
|
RÖPORTAJ |
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Başkent Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu
|
|
| |
| |
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam gün yasası
Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|