Ana sayfa
  Künye
  Hakkımızda
  Türkiye Klinikleri
  İletişim
 

 

07-10-2008  

 MEDİANKET
Son 1 yılda mesleğinizle ilgili hukuki bir problem/süreç yaşadınız mı?
Evet
Hayır
Anket Sonuçları

 KÖŞE YAZILARI
Prof. Dr.  Hikmet   AKGÜL
14. Avrupa Cerrahi Onkoloji Kongresi
Prof. Dr. Hikmet AKGÜL
Prof. Dr.  Ayşe   AKIN
Sudan Ziyaretinden Notlar
Prof. Dr. Ayşe AKIN
Prof. Dr.  Yasemin   BALCI
Herkes Adli Tıp Uzmanı Olabilir!
Prof. Dr. Yasemin BALCI
Prof.Dr.  Nurettin   BAŞARAN
Çevre ve Sağlık
Prof.Dr. Nurettin BAŞARAN
Dr.  İbrahim   ERSOY
Şövalye Doktor
Dr. İbrahim ERSOY
Yrd. Doç. Dr  Cem   OKTAY
Acil Tıpta Uzman Olmak
Yrd. Doç. Dr Cem OKTAY
Prof. Dr.  Tevfik   ÖZLÜ
Tam Güne Evet, Ama Muayenehaneler Kapatılmasın
Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ
Prof. Dr.  Kor   YERELİ
Çevreye Saygı
Prof. Dr. Kor YERELİ
 ETKİNLİKLER
  • 1. Uluslararası Avrasya Adli Bilimler Kongresi
  • 08-10-2008 / 11-10-2008
  • Yaşlanan Erkek Sempozyumu
  • 10-10-2008 / 10-10-2008
  • IX Ulusal Romatoloji Kongresi 2008
  • 11-10-2008 / 15-10-2008
     ÜYE GİRİŞİ
      Kullanıcı Adı  
      Şifre  
        Beni Hatırla  
         
      Şifremi Unuttum  
      Üye Olmak İstiyorum  
     
    Nobel İlaç
     KÖŞE YAZISI
      Prof. Dr. Hakan Hamdi ÇELİK
    Hakan Hamdi   ÇELİK
      Idea Anatomicum
      Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği Başkanı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
      .: Bütün Yazıları  |  e-posta gönder

    19-05-2008
    Sayı : 381


    Bilim İnsanlığı ve Öğretim Üyeliği Kimliği

    Üniversitelerimizdeki bilimsel yetersizliğin ortaya konulmasına yönelik çok sayıdaki makalenin özünde bilim adamı yetiştirme ve belirleme yönteminin somut ölçütlerinin olmaması yatmaktadır. Prof. Dr. Sayın İbrahim Ortaş bir yazısında bu hatayı çok güzel bir şekilde yorumlayarak, yöntemi bilim adamı adaylarının dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen dar bir çerçevede, kalıplaşmış bir atmosferde ve pasif bir bilim adamlığı perspektifinde yetiştirilmesi olarak ifade etmiştir. Ayrıca benzetme yaparak kullandığı ‘boynuz kulağı aşamaz ya da aştırılmaz’ yaklaşımı maalesef genel tabu olarak bilim camiamızda hüküm sürebilmektedir.

    Üniversiteyi, bilime yenilikler kazandıracak bilim yuvası kurumlar hâline getiren öğretim üyeleridir. Dolayısıyla taşıdığı akademik unvanın hakkını veren nitelikli ve kişilikli hocaların yukarıdaki yetiştirilme mantığını kabul etmeleri mümkün değildir.

    Sahip olunan akademik unvanlar kişiye bilim insanı sıfatı kazandırmaz. Bilim adamlığı bu unvanların yanında çok ayrı nitelikler, erdemler ortaya koymayı gerektirir. Üniversite hocası sadece bilgi üreten ve bilgi aktaran bir kişi olmanın çok ötesinde bilge kişi olmalıdır. Bu bilgelik kendi bilim dalının konularına hakimiyetin yanında, tarih bilmeyi, konulara felsefi olarak da yaklaşabilmeyi, aktüaliteyi takip etmeyi, önder-lider olmayı, bilgisinin yanında davranışları, değer yargıları, objektif duruşu, sorumluluk anlayışı ile olaylara ve tabulara aykırı ve sorgulayıcı bir kişiliği içermelidir.

    Bilim insanları Sokrates’in ‘Bütün bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir’ sözü gibi düşünüp mütevazi olabilen, sahip oldukları bilginin yanında çok hızlı gelişen bilimsel gelişmeleri sorgulayarak ve doğru yorumlayarak uyum gösterebilen, etik kişilerdir.

    Değişik baskılara boyun eğebilen ve düşüncelerinde stabil olamayan, küçük çıkar beklentileri için bile bukalemun gibi fikir değiştiren, bilimsel kıskançlık duygularıyla yanıp tutuşan, hedefi için onurlu davranamayan, gerçeği söyleme cesareti olmayan, geniş özgür platformlar yerine engin görüşlerini ikili üçlü topluluklarda kaçak güreşerek, başarılı meslektaşlarının arkasından devamlı senaryolar üreten, bütün meslek yaşantısında liderlik ettiği-önderlik yaptığı ciddi bir çalışması olmayan, sadece görev adamlığı şeklinde bir kişilik gösteren, yıllardır aynı bilgi dağarcığı ile öğrencilerinin önüne çıkabilen, çalıştığı üniversiteyi ve işi memuriyet olarak gören, bölüm başkanlarının kölesi veya altında çalışanların katı amiri olarak memuriyet zihniyeti yaşayan ve yaşatan, kadrolaşan, ekip oluşturan, kişisel hesap gayesi güden, kişisel kaygılar ve kişisel hevesler gösteren kişiler bilim insanı olamazlar ve zaten olmamalıdırlar.

    Öğretim üyeleri kendi kendisinin amiri olan kimsedir. Eğitim ve araştırmada özgürce davranabilen bir yapı içerisinde olması bunu hakkaniyetle yapabilmesi için de adil bir değerlendirme sonucu bu makamlara gelebilmesi gereklidir.
    Akademisyen kendini yarınının mimarı olarak düşünmeyip, kendi dünya görüşü doğrultusunda ve ekip kaygısıyla hareket ederek kendisinden sonra gelen kadroyu keyfi oluşturursa, bir öğretim üyesinin ortalama çalışma süresi olan neredeyse 40 yıllık bir zamanın aynı zihniyette elemanlar tarafından yönetilmesine neden olur.

    Bu evrensel ve özellikle vatansever bilimsel düşünceye en büyük ihanettir. Büyük düşünür Mevlana’nın ‘Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir’ sözü bu durumun farklı şekilde veciz bir ifadesidir.

    Üniversitelerdeki profesörlük unvanı en üst seviyedeki akademik unvan olarak sırası gelene veya belli bir süre hizmet verene dağıtılacak bir ulufe değildir. “Şu kadar senedir hizmet vermekteyim karşılığında bu benim de hakkım” denildiği zaman, uç bir örnek olsa da üniversitedeki akademik olmayan personelin de bu hakkı talep etmesi çok şaşırtıcı olmayacaktır. Bilimsel bir üretimi olmayan, hatır gönül ile isimleri yayınlara eklenen kişilere bu unvanın verilmesi üniversitelerin kendi kendini küçültmesi demektir. Üniversitelerimizin saygınlığı için öncelikle gözetilmesi gereken burada uygulanan bilimsel yaklaşım olmalıdır.

    Prof. Dr. Sayın İsmail Hakkı Aydın’ın yine Medimagazin’deki 25 Şubat 2008 tarihli “Üniversitelerdeki Akademik Unvan ve Atamalar” başlıklı yazısındaki önerilerine ve fikirlerine katılarak bu konuyu sürekli olarak gündemde tutmak gerektiğine inanıyorum. Bu çerçevede esas görevi bilimsel çalışma yapmak olan temel tıp bilimleri öğretim üyeleri için akademik yükseltilme şartlarının klinik bilimlerdekinin iki katı şeklinde uygulanması gerektiği kanısındayım. Hatta bazı tıp fakültelerimizde uygulandığı şekilde, bu kriterlerin daha yüksek limitlerde tutulması şüphesiz o kurumlara çok daha farklı konumlar kazandıracaktır. Ancak burada vurgulanması gereken bir diğer husus da bu kriterleri gerçekleştirmesi beklenilen temel tıp öğretim görevlisi ve öğretim üyelerinin de üniversite yönetimleri ve Yükseköğretim Kurulunca maddi-manevi her yönden desteklenmeleridir. Akademik unvan için kullanılan kriterlerin farklı uygulamalar şeklinde öğretim üyelerinin daha sonraki hizmet sürecinde de devam etmesi kesinlikle zorunlu olmalıdır. “Ben yayın yapmayı şu seviyede bıraktım” diyebilmek daha önceki yayınlarımın hiç birinde ben asli unsur değildim demekle aynı şeyi ifade eder. Bir bilim insanı hiç bir zaman bilim yapmayı bırakamaz-bıraktırılmamalıdır.

    Öğretim üyesi mesleğine ‘ekmek parası kazanacak bir iş’ olarak bakmayan kişidir. Birikimini aktarmak, araştırmak ve bunu yayınlamak aslında kendini tanımlamaya ve hayata verdiği önemi ifade etmektedir.

    Bilim insanı, bilimsel rekabeti biimsel kıskançlıktan ayırt edebilecek zihniyeti taşıyabilen, ilkeli durabilen, alçak gönüllü fakat gerektiğinde hak edenlere seviyesini fark ettirebilecek niteliklere ve dirayete sahip, kendisine yol açanlara her zaman vefalı, bir sonraki kuşağın kendilerinden daha iyi olması doğrultusunda çalışan, bazen aykırı fakat her zaman saygılı, özgün fikirleri ile düşünce üretebilen, bilmediklerinin farkında olan ve bunlarla mizahi seviyede kendini bile eleştirebilecek olgunlukta olmalıdır.
     
     GÜNCEL HABERLER
  • Bu hastane yıkılacak
  • Hotamışlıgil tedavide kullanılacak yeni bir hormon keşfetti
  • Doktor yetersizliği hizmeti aksatıyor
  • Türkiye'nin ilk kobay uzmanı
  • Koruyucu aile uygulamasında geri kaldık
  • Amniyosentezden daha güvenli test yöntemi
  • Muayene ücretleri eczaneye ödeniyor
  • Tüm sağlık verileri paylaşımında son aşamaya gelindi
  • En yüksek ve en düşük bebek ölüm oranı hangi hastanede?
  • Nobelli doktordan itiraf: Çok safmışız
  • AB’de hemşire Türkiye’de ebe
  • SUT hakkında önemli uyarı
  • 2008-TUS Eylül Dönemi Bilim Sınavı Sonuçları açıklandı
  • CeBIT'te e-sağlık/Tele Sağlık
  • Yeni Getirilen Düzenlemer Doktorların Gelirlerini Nasıl Etkileyecek ?
  • 'Muayene ücreti tahisilatının eczanelerde yapılmasının eczacılarla ilgisi yok'
  • Ege Tıp'a vekaleten dekan atandı
  • Tıp fakültesinde intihar
  • SGK'lılar ilaç parası dışında 10 YTL'ye varan muayane üçreti de ödeyecek
  • 2008 Nobel Tıp Ödülü sahibini buldu
  • Hekimlik mesleğinde devrim yaratacak kanun
  • İşte devlet, üniversite ve özellerde sezeryan oranları
  • AYIN KONUSU: SUT (SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ) (4)
  • Sağlık Uygulama Tebliği, Resmi Gazetede yayımlandı
  • TAM GÜN YASA TASLAĞINA YÖNELİK TÜM SORU VE CEVAPLAR



  •  RÖPORTAJ
    Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu
    Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Başkent Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu
     HAFTANIN KLİNİĞİ
    İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniği
    Kliniklerimiz sayfamızın bu haftaki konuğu İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniği Şefi Dr. Sami Hatipoğlu
     ÖZEL DOSYALAR
    Mecburi Hizmet dosyası
    Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...

    MediBilgi
    Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

    SORU-CEVAP
    Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları

    Tam gün yasası
    Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler

    TUS Dosyası
    1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.

    Akademisyenlerimiz
    Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz

    Derneklerimiz
    Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.

    Tabip Odalarımız
    Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz

    Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
    Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk

    Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
    Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?

    Performans Dosyası
    Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada

    Tıp Eğitimi Dosyası
    Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.

    Tıp Kongreleri
    Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...

    Medimagazin ® sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları Ortadoğu Reklam Tanıtım ve Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.©
    Bu sitede yer alan haber, fotoğraf, yazı, ilan ve reklam içerikleri sağlık profesyonellerinin kullanımına yöneliktir. Sağlık çalışanlarının dışında site kullanımından doğabilecek her türlü sorumluluk kullanıcıya aittir.

    Powered By F1max Bilişim Hizmetleri