|
Türk Dişhekimleri Birliği Hukuk Müşaviri Avukat Mustafa Güler, diş hekimlerini ilgilendiren kanunlarda yapılan değişikliklerin teknik olarak birçok handikap barındırdığını ve meslekten men ile ilgili düzenlemelerin, Anayasa ile korunan “çalışma hakkı”nı ihlal ettiğini dile getirdi
Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Hukuk Müşaviri Avukat Mustafa Güler, Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5728 Sayılı Kanun’u diş hekimleri açısından değerlendirdi. Güler, “Bu Yasa, Mecliste yeterli tartışma yapılmaksızın çıkartılan; teknik olarak birçok handikapı içinde barındıran bir metin niteliğindedir” dedi. Güler, bu düzenlemeyle kişinin mesleğini yapamaz hale getirilerek, mesleğiyle ilgisi olmayan suçlar yüzünden neredeyse tümüyle açlığa mahkum edildiğini belirtti.
Söz konusu düzenlemeler ile diş hekimliği mesleğinin uygulanmasında ciddi zorluklara neden olunacağını belirten Mustafa Güler, “Düzenlemelerde sorun teşkil edecek iki temel mesele, hangi suçların meslek uygulamasına engel oluşturacağı yönünde yapılan hata ve sağlık sebeplerinden dolayı bir kişiyi meslekten men etmeye Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun karar veriyor olması” dedi.
Mesleğin yapılmasına engel olacak suçların tarifinde ciddi sorunlar olduğunu dile getiren Mustafa Güler, yapılan düzenlemelerle bu suçların arasına çok basit suçların hatta düşünce suçu olacak nitelendirilebilecek bazı eylemlerin de eklendiğini dile getirdi. Belirtilen konularda herhangi bir suç işleyen ve hapis cezası alan kişinin karşısına çıkanın sadece o suçun cezası olmayacağını, kişinin bu cezanın yanı sıra mesleğini uygulamaktan da men edileceğini önemle vurgulayan Güler, şöyle konuştu:
“Bir suç varsa o suçun cezası tabii ki olacaktır. Ancak kişiyi o suçun cezasından bağımsız bir sonuçla karşı karşıya getirmek, hem suçla ceza arasındaki dengeye hem de cezanın amacına tümüyle aykırıdır. Bu çağdaş ceza hukukunun tümüyle dışındadır. Ceza hukukuna göre suça ilişkin ceza kişiyi ıslah etmek için verilir. Sırf cezalandırmak için ceza verilmez. Onu tekrar topluma kazandırmak için ceza verirsiniz. Kişiye, tekrar suç işlememesini sağlamak amacıyla ceza verirsiniz. Bu düzenlemeyle kişi mesleğini yapamaz hale getirilerek, mesleğiyle ilgisi olmayan suçlar yüzünden neredeyse tümüyle açlığa mahkum edilmektedir.”
Bu düzenlemenin, Anayasa’nın 49. maddesi ile bir temel hak ve özgürlük olarak Anayasal güvenceye bağlanmış olan çalışma hakkını ihlal ettiğini de ifade eden Güler, “Düzenleme ayrıca, 9.4.2007 tarih ve 26488 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanmış olan ve bu niteliğiyle Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk metni olarak kabul edilen Avrupa Sosyal Şartı’na da aykırıdır. Zira anılan Sözleşme’ye göre, akit taraflar çalışma hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla; çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkili bir biçimde korumayı taahhüt ederler.” dedi.
“Meslekten mene Bakanlığın karar vermesi yanlış”
Düzenlemenin temelinde bir yanlışlık olduğunu önemle vurgulayan Mustafa Güler, bu düzenlemenin gerekçelerinden birinin 1219 sayılı Yasa’da bahsi geçen ağır hapsin, yeni Türk Ceza Kanunu’nda yer almaması olduğunu ifade etti. Düzenlemeden önce ilgili maddede ağır hapis ve 5 yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanların meslek diplomalarına el konulduğunu belirten Güler şöyle konuştu:
“Meclis, ağır hapis ifadesi geçen bütün düzenlemeleri ele alıp, yeniden bir düzenlemeye soyundu. Bunu yaparken de farklı bir şablon belirleyip. Türk Ceza Yasası’ndaki bölümleri esas aldılar. Kamu sağlığına ilişkin suçlar, Türk Ceza Yasası’nın 10-15 maddelik bir bölümüdür ve bu maddelerde suçlar ayrı ayrı tarif edilmiştir. Bu düzenlemelerde, kamu sağlığına ilişkin suçlardan ceza alanlar hekimlik, diş hekimliği, eczacılık yapmasınlar dediler. Temel olarak baktığınızda bir yanlışlık yok gibi görünüyor. Çünkü sağlık mesleği mensubu kamu sağlığına ilişkin bir suç işlememelidir deniyor. Ancak siz bütüncül bir ifade ile sadece bölümün başlığını koyduğunuz zaman, bölümün altındaki bütün suçlar bu kapsamda ele alınmış oluyor. Kamu sağlığına ilişkin suçlar dediğimiz zaman, cezası iki ay hapis olan suç dahi tabiplik, diş tabipliği ve eczacılığın önünde engel olarak karşımıza çıkıyor. Meclis burada bunu gözden kaçırdı.”
Mustafa Güler, bu düzenlemenin doğru bir hal alması için, suçların tek tek sayılıp tarif edilebileceğini ya da suçun ağırlığının önem taşıması gerekiyorsa, o zaman sonuç, ceza üzerinden bir tanım yapılabileceğini belirtti.
Düzenlemelerde yapılan önemli hatalardan bir diğerinin sağlık sebeplerinden dolayı bir kişiyi meslekten men etmeye Sağlık Bakanlığının karar veriyor olması olduğunu ifade eden Güler, “Eskiden meslek örgütü bu noktada yetkili iken, şimdi meslek örgütü tümüyle bunun dışına çıkarılıyor. Bu görev Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna verilmiş olmasına rağmen, Kurulun görevleri arasında buna ilişkin bir düzenleme yoktur. Kurulun serbest çalışan bir diş hekimiyle ilgili olarak, diplomasının alınmasına karar veriyor olmasını haklı kılan bir düzenlemeyi, kurulun görevlerine baktığınızda da göremezsiniz. Bu Kurulun bileşimi de sağlık çalışanının mevcut hastalığının mesleğini yapmasına engel oluşturup oluşturmayacağını değerlendirmeye müsait değildir. Burada meslek örgütünü dışlayan bir düzenleme yapılmıştır” dedi.
|