Değerli mesleketaşlarım; Oyunuzu kime verdiğinizi biliyor musunuz?
Artık mesele TTB'ye değil ülkeye sahip çıkmak demektir.
İşte size seçtiğiniz Demokratik Katılımcılar'ın marifetini sergileyen Dr. Suat Kaptaner, Dr.
Mete Güzelant, Dr. Ruşen Aydın'ın aşağıdaki makalesi.
Okuyun ve uyanın!
Artık mesele TTB'ye değil ülkeye sahip çıkmak demektir:
Demokratik Katılımcı Hekimler/Etkin Demokratik TTB grubunun Sitesi olan iyihekimlik.org sitesinde M. Kemal Atatürk ve Milli Kurtuluş Savaşımıza hakaretlerle dolu bir kitabın tanıtımı yapılıyor.
Fikret Başkaya’nın Reel Atatürkçülük isimli kitabında;
M.Kemal’in Milli Mücadele’yi başlattığının doğru olmadığı,
Atatürk’ün anti-emperyalistliğinin sonradan uydurulmuş olduğu,
T.C.’nin 29 Ekim 1923’te bir hükümet darbesi ile kurulmuş olduğu,
Milli Mücadele hareketinin emekçi kitlelere karşı bir düşman ittifakı olduğu,
Milli Mücadele’nin anti-emperyalist değil, gerçekte anti-emperyalistlere karşı bir hareket olduğu,
Lozan’ın anti-emperyalist bir savaşın kazanımı değil emperyalistlerle uzlaşmanın bir ürünü olduğu,
Cumhuriyet’in sadece gaspçıların sömürü, yağma ve talanını güvence altına aldığını,
Hiçbir köklü değişim içermediğini,
Kemalistliğin bürokrat, toprak ağası ve komprador burjuva ittifakının önderliği olduğunu; iddia ediliyor.
Sitede bu kitaba karşı hiçbir eleştirinin olmaması dikkat çekici olup, böyle bir kitabın tanıtılmasının amacı sorgulanmalıdır.
TTB Yönetim Kurulunun yıllardır neden bir türlü M. Kemal ve Cumhuriyet devrimlerini olumlamadığını, hiçbir yayınında, hiç olmazsa vefa niyetine olsun, yer vermediğini, isimlerini bile anmadığını, tarihimizden adeta sildiğini;
TTB’nin Tıp Dünyası gazetesinde, başyazar Dr. Gençay Gürsoy’un ulusal değerlerimize ve
M. Kemal’e sahip çıkanları “şovenist, milliyetçi, ulusalcı, ırkçı vb.” diye suçladığını;
Milyonlarca insanımızı emperyalizme, gericiliğe ve bölücülüğe karşı, Atatürk devrimi temelinde buluşturan Cumhuriyet mitinglerine neden katılmadıklarını, hiçbir eylemlerinde Türk bayrağı taşımadıklarını;
Neden başkanları Dr. Gençay Gürsoy’un sürekli olarak 2. Cumhuriyetçilerle ve Sorosçularla birlikte davrandığını ve hekim hakları için bir kez bile cumhurbaşkanlığına çıkamazken “Kürt sorununu” çözmek için Abdullah Gül’e çıktıklarını;
Ve neden YK’nın bu tutumu paylaşmıyorsa başkanlarını istifaya davet etmediklerini; neden “düşük yoğunluklu savaş”, saldırganı ve kimler tarafından saldırtıldığını bildikleri halde, “savaşan iki taraf(!)” arasında “barışçıl ve siyasal çözüm”, “insan hakları” söylemlerini dillerinden düşürmediklerini; kendilerini Biz Kimiz bildirgelerinde “barış ve bağımsızlıktan yana” olarak tanımlayanların barışı bozanın ve tehdidin nereden geldiği sorusunu geçiştirdiklerini; TSK ve vatanımıza yönelik fiemdinli vb. tertiplerinin ardından neden malüm “aydınlarla(!)” birlikte oralara koştuklarının;
ABD ve AB ülkeleri “Ermeni soykırımı yaptınız” yalanıyla ülkemizi baskı altına almak isterlerken ve hatta Fransız parlamentosu “soykırımı yoktur” demeyi bile yasaklarken, TTB YK’nın neden sorunu sadece “tartışmayı yasaklamanın insan haklarına ve demokrasiye aykırı olduğu ve bu anlamda yanlış olacağı” olacağı noktasından eleştirdiğini;
Herkesi İTO’yu bir partinin arka bahçesi haline getirme dedikodusu ve suçlamaları ile zan altında bırakanların, 22 Temmuz seçimlerinde ÖDP-EMEP ve DTP ittifakı ile seçilen Ufuk Uras ve Baskın Oran’ın kampanyalarında, elinde pankartlarla ve açıklamaları ile destek veren Dr. Gençay Gürsoy hakkında neden ağızlarını bile açamadıklarının;
Asıl amaçlarının ulusalcılığı sindirmek mi olduğunun vb. vb. yanıtının, tanıtımını yaptıkları bu kitaptaki görüşlerle ortak noktaları olduğundan mıdır? sorusunu akla getiriyor.Yoksa bu “demokratiklik” ve “katılımcılık” her şeye açıktır da, sadece ulusalcılık karşıtlığı için midir?
Değerli meslektaşlarımız,
TTB ve Demokratik Katılımcı Hekimler (DKH) grubunun bu tutumları yıllardır sürüyor ve bu tutum açıktır ki hekimlerimizi meslek örgütümüzden soğutuyor, öfke duymasına yol açıyor. Ülkemizin, ulusumuzun ve mesleğimizin içinde bulunduğu bu ağır koşullarda bu tutumun hekimleri birleştirmesi ve bir kuvvet haline getirmesi mümkün değildir. Aslında kendileri Atatürkçü-ulusalcı oldukları ve görevleri kollarından tutup da onları sarsmak olduğu halde, “Arkadaşlık”, “O da iyi çocuk” vb. diyerek, yıllardır bu görüşleri tutarlılıkla savunan DKH grubundaki arkadaşlara karşı gösterilen iyi niyetli yaklaşımlar ve gerçek durumu bilmeden bu çizgiyi destekleyen ve hatta içinde yer alanlar, bu arkadaşlarımızın kendilerini ve çizgilerini düzeltmelerini de engellemiş oluyorlar. Tüm meslektaşlarımızı DKH grubunun hatalı çizgisine karşı tekrar uyarmak istiyor ve Odamıza 2 yıldır yeni bir yön veren, hekimlerle Meslek Odasını barıştıran, hekim haklarına ve ulusal değerlerimize sonuna kadar sahip çıkan çizgiye tekrar destek vermeye çağırıyoruz. |