|
Hastaların, hasta haklarıkonusunda bilinçlenmesiyle tazminat davaları artınca, doktorlar da kendilerini “sigorta” ile güvenceye alma çabasına yöneldiler
Adana-A.A - Hastaların, hakları konusunda bilgilenmesi ve bu kapsamda doktorlar aleyhine açılan tazminat davalarındaki artışa karşı doktorlar da kendilerini “sigorta” ile güvenceye alıyor. Sağlık uzmanlarının mesleklerini icra ederken yaptıkları hatalardan ya da mesleğini gerektiği şekilde yerine getirememelerinden ötürü hastanın ruhsal ve bedensel sağlığının bozulması ya da ölümü nedeniyle sigortalıya karşı ileri sürülecek tazminat taleplerini dikkate alan hekimler de “mesleki sorumluluk sigortası”na yöneldiler.
Adana Tabip Odası Başkanı Rıza Mete, Türk Ceza Kanunu'ndaki değişiklikler dolayısıyla özellikle son dönemde hekimlere açılan tazminat davalarda hızlı bir artış yaşandığını söyledi. Mete, sigortacılık hizmetlerindeki gelişmeye paralel olarak hekimlerin de kendilerine korumak adına özel sigorta yaptırdığını vurgulayarak, “Hekimler özellikle tazminat davalarından kendilerini korumak için sigorta uygulamasına yöneliyorlar. Bu sayı her geçen gün artıyor” dedi.
Uygulamanın tartışmaya açık bir konu olduğunu vurgulayan Mete, şöyle devam etti:
“Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimler, açılan davaların aleyhlerinde sonuçlanması durumunda büyük tazminatlarla karşılaşıyorlar. Bu durumdan korumak isteyen hekim, kendini güvenceye almak için sigorta uygulamasına yöneliyor. Dava süreci çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Hem hekimlerin performansı olumsuz etkileniyor, hem de güven sarsılıyor. Bu uygulama ile yakın gelecekte bazı riskli hastalar hekimsiz kalabilir.
Mete, konunun zaman zaman suistimal edildiğini öne sürerek hasta veya yakınlarının maddi kazanç elde edilmesini sağlamak amacıyla dava açmaya yönlendirilmesinin son derece yanlış sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Adana ve Osmaniye'de 4 bin 500 hekim bulunduğunu ve bunların 3 bininin odalarına üye olduğunu ifade eden Mete, “Güvence amaçlı sigorta yaptıranların sayısı her geçen gün artıyor, Ancak bu alanda mutlaka Bakanlığın hekimleri koruyucu bazı değişiklikler gerçekleştirmesi gerekiyor” dedi.
Down sendromlu çocuk
Bu arada, Adana'nın Mahfesığmaz Mahallesi'nde oturan, özel sektörde çalışan üniversite mezunu Ergün İ. ile diş hekimi anne Ebru İ., kızlarının ardından oğullarının “down sendromu” ile dünyaya gelmesinden sorumlu tuttukları doktor ile ikili ve üçlü test sonuçlarını İngilizce yazılı olarak veren laboratuvar aleyhine hukuk mücadelesi başlattı.
Adana Barosu avukatlarından Mehmet Ali Akgül aracılığıyla, Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açan anne Ebru İçer, eğitimli, çocuk gelişimi konusunda bilinçli bireyler olarak, oğulları E’nin, hamileliği sırasında rutin kontrollerini ve testlerini ihmal etmediğini, doktorun tüm önerilerine uyduğunu anlattı.
İlk çocukları olan kızlarının da doğum takibini aynı doktorun yaptığını ifade eden Ebru İçer, “Kızımıza kardeş gelsin diye düşünürken, hasta bir bebekle maddi ve manevi yıkıma uğradık” dedi.
Ebru İ., doktorunun tavsiyesi üzerine hamileliği sırasında “ikili” ve “üçlü” diye tanımlanan testleri yaptırdığını, doktorunun “Sonuçlar gayet iyi hiçbir risk görünmüyor” dediğini belirterek, şunları söyledi:
“Oysa bu testlerin güvenirliği yüzde 50-60 düzeyindeymiş. Biz bunu sonradan öğrendik. Kesin sonuç için amniyosentez yaptırmamız gerekiyormuş. Anne karnındaki bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınarak yapılan bu test sonuçlarının yüzde 100'e yakın güvenirliği olmasına rağmen, doktorumuz bu konuda bizi bilgilendirmedi. Ayrıca, bu konuda laboratuvar da kusurlu. Test sonuçlarının İngilizce yazılı olarak verilmesi doğru değil. Bunun yanı sıra bu testlerin güvenirlik derecesinin Türkçe yazılarla ve anlaşılır şekilde test soncunda yer alması gerekirdi.” Anne Ebru İ., 10 aylık olan oğullarının ömür boyu kendi bakımlarına muhtaç olacağını belirterek, “Doktor hakkında 7 bin YTL'lik tazminat davası açtık. Bu bedel bizim üzüntümüzü hafifletemez ancak, başka anne ve babaların aynı acıları yaşamasını engelleyebilir” dedi.
|