Saygın bir yayın olan “Reproductive Health Matters”in - Kasım 2007 sayısı, anne ölümlerini ele almakta, dergide çeşitli ülkelerden pek çok makale yer almaktadır. İlgilenenler için web adresleri:
www.rhmjournal.org.uk
Bütün makaleler ilginç olmakla beraber, ben içlerinden, Dr. Iqbal Shah ve Dr. Leyla Say tarafından yazılmış olan ve anne ölümlerini (AÖ) global ölçekte ve 1990-2005 yılları arasını değerlendiren makaleden söz etmek istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü–Cenevre, Üreme Sağlığı Bölümünde görevli olan her iki yazarın Türkiye’nin tanıdığı isimler olmasının yazıya özel ilgi göstermemde etkili olduğunu da belirtmem lazım.
Makale 11 sayfa yani oldukça uzun, ilgilenenlerin tümünü okumasını öneririm. Önce kısaca yazıyı özetlemek istiyorum: 2005 yılı için bütün dünyada 336 bin anne ölümü olmuş, AÖ oranı ise 100 bin canlı doğumda (CD) 400’dür. Ancak bu oran Sahra Altı Afrika ülkelerinde 900 olup 22 erişkinden biri yaşam süresinde anne ölümü riskindedir. AÖ oranı gelişmiş ülkelerde 100 bin CD da 9 olup, yaşam boyu anne ölüm riski 7 bin 300 kadında 1’dir.
1990-2005 yılları arasında AÖ oranında hafif bir düşüş görülse de (yüzde 5.4) bu düşüş, ülkeler ve bölgeler arası çok farklılık göstermektedir.
Anne ölümlerinin tespitinde bir güçlük de bu ölümlerin kayıt bildirim sistemi iyi olmayan ülkelerde rutin istatistiklerle tespit edilememesi. Bu nedenle AÖ’nün hesaplanmasında çeşitli dolaylı yöntemler, ya da birkaç bilgi kaynağı birlikte kullanılarak yapılan tahminler kullanılmaktadır.
Anne ölümlerini azaltmada obstetrik bakımın her bileşeni önemli olup, doğum öncesi bakım (DÖB) alanlar, genel olarak yükselmiştir ancak Endonezya gibi azalan ülkeler de mevcuttur (yüzde 66’dan yüzde 45’e) doğumların eğitimli sağlık personeli tarafından yaptırılması dünya ortalaması yüzde 63 olup, gelişmiş ülkelerde yüzde 99 , gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 59’dur.
Doğumların yaklaşık yüzde 15’inde acil obstetrik bakıma ihtiyaç vardır. Gelişmekte olan ülkelerin önemli eksiklerinden biri, sağlık sistemlerinin bu hizmetleri düzenleyememesidir.
Önemle vurgulanan diğer bir husus anne ölümlerinin, kontraseptiflerin kullanılması ile önemli ölçüde azaltılabileceği hususudur. 2000 yılı için yapılan bir hesaplamaya göre, halen ya da artık çocuk istemeyenler, etkili kontraseptif yöntemlerle korunabilseler isteyerek düşüğe bağlı anne mortalite ve morbiditelerinin yüzde 90’ı, obstetrik nedenlere bağlı olanların da yüzde 20’si önlenebilir.
AÖ oranı çok yüksek olan gelişmekte olan ülkelerin ortak özelliği: Yoksullar, sağlık personeli yetersiz, aşırı doğurganlık, plansız gebelikler ve çok erken yaştaki gebelikler yaygın, etkili kontraseptif yöntem prevalansı düşük. AÖO daha düşük olan gelişmekte olan ülkelerin ortak özelliği ise: Ekonomik durumları ve üreme sağlığı göstergeleri daha iyi, aile planlaması uygulamaları daha olumlu, sağlık alt yapıları daha güçlüdür. Bilindiği gibi “Yeni Bin Yıl Kalkınma Hedefleri”nin 5.si “Anne Sağlığının İyileştirilmesi”dir. Bu başlık altında, anne ölüm oranının, 1990-2015 yılları arasında 3/4 oranında azaltılması hedeflenmektedir.
Yazıda belirtildiği gibi bu hedefi yakalayabilmek için, kadın sağlığında bu güne dek yapılanların çok üzerinde gayret sarfedilmesi gerekmektedir. |