Geçtiğimiz günlerde bir inceleme sonucunda ilimizde, bir devlet memurunun, hasta refakatçisi olarak hasta eşi ile beraber, son 3 yıl içerisinde 65 kez sevk alarak başka şehirlere gittiği ortaya çıktı. Üç yılı (36 ay) 65’e bölersek yaklaşık 17 günde bir sevk alınmış. Hastanın doktor seçme hürriyeti sonuna dek kullanılmış yani. İncelenecek olsa kim bilir daha ne enteresan olayların olduğu görülecektir.
Hastalık hastaları için sistem şu anda ideal çalışıyor. Vatandaş eline karnesini alıyor, o doktor senin bu doktor benim. Olmadı, bu doktoru beğenmedim, daha iyi bir hastanenin daha iyi bir doktoru varmış, bir de ona bakalım.
Halka hizmet edelim derken bizlerin, halkın paraları savrulmaya devam ediyor. Vatandaş merkezli politika bu olmasa gerek. Şu an için bu sistemi durduracak en acil tedbir her hastanın müracaatında hastalardan cüzi de olsa belli bir ücretin, örneğin 5 YTL’nin alınmasıdır. Şehir dışına sevk durumlarında bu ücretin 25 YTL’ye kadar çıkarılması insanları gereksiz sevk istemlerinden vazgeçirebilecek bir uygulama olacaktır.
Bu uygulama elbette yeşil kartlar içinde geçerli olmalıdır. Vatandaşın bu kadar bedavacılığa alıştırılması geçmiş dönemlerin en büyük yanlışıdır. Yeşil kartlardaki suistimaller sonuçta alın teri ile kazanan işçinin emekçinin paralarından karşılanmaktadır. Bu bakımdan da yeşil kartlı olan vatandaşın sağlık harcamaları kayıt altında bulundurulmalı, bu kişi bir işe yerleştiğinde, maddi durumu düzeldiğinde, yapılan sağlık harcamalarının geri ödemeleri sağlanmalıdır.
Son yıllarda hastaların sağlık hizmeti alımlarında ciddi düzelmelerin sağlandığı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Bu olay bölgemizdeki seçim sandıklarında da kendisini göstermiş ve iktidara beklentilerin üzerinde bir destek sağlamıştır. Ancak halka hizmet verelim derken bu hizmeti verenlerin bir ekip olduğu, sağlık ordusu olduğu unutulmamalıdır. Komutan nasıl savaşı ordusu ile kazanırsa, hizmetlerdeki başarılar da çalışanları ile beraber kazanılırlar. Ne var ki hekimlerin ciddi bir kesimi bu hizmetlerde kendilerini bir ekip çalışması içerisinde hissetmemektedir. Bunda zaman zaman siyasi söylemlerin, hekimler aleyhine yapılan yayınlara çanak tutmasının ciddi katkısı var.
Hekimlere yapılan saldırılar son yıllarda artmış gözükmektedir. Bunun istatistiğini en iyi Sağlık Bakanlığı bilebilir. Bu rakamlar bulunursa zannederim hekimlik mesleği üzerine söylemlerin, yaklaşımların daha titiz bir anlayıştan geçirilmesi gerektiği görülecektir. Hasta hakları üzerine yapılan vurgular, doktor seçme hakkı gibi sıradan söylemlerin abartılı hale getirildiği günümüzde, bu hakkın doktor vurma hakkına dönüşmesinden önce, yetkililerin bir kez daha ciddi olarak bu konuda geçmiş yanlışları telafi etmesi gerek. Yoksa Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesinde olduğu gibi acil servislerin basılması veya son olarak Okmeydanı Hastanesinde yaşanan menfur olay gibi, insanlar hasta haklarını hekim vurma hakkı olarak algılayabilirler. Sizin ne söylediğiniz değil, insanların ne anladıkları önemli. Hekimlere performans veya sözleşmeli adına verilen ücretler maddi olarak bir kısım hekimlere belirli oranda rahatlıklar getirmiştir. Ancak yapılan bu uygulama zamanla hekimler aleyhine dönüşmemeli, buna çanak tutmamalıdır. Çünkü 9 milyar veriliyor yine de doğuya doktor gitmiyor gibi söylemler geçmişte bu bölgelerde ciddi olarak doktor aleyhine kamuoyu yaratmıştır. Bu dönemde ellerinde maaş bordroları ile dolaşmak zorunda kalan hekimler tanıyorum.
Hastanelerin her tarafına ilan edilen şikayet hakları, üç rakamlı bir telefon hattı ile doktor üzerine kurulan baskılar, doktor seçme hakkının doktor beğenmeme hakkına dönüştürülmesi, hepsi uygulamada birtakım yanlış anlayışları beraberinde getirmektedir. Beş dakika yerinde bulunamayan doktorun masa başı memur zannedilerek hemen şikayet edilme girişimleri hiç de azımsanmayacak düzeyde. Aynı vatandaş saatlerce adliye, tapu vs kuyruklarında bekler ama her nedense sesi çıkmaz.
Hizmet eden ile hizmet edileni birbirine rakip haline getiren anlayışın yerine, doğusu ve batısı ile topyekün hizmet atağını birlikte yapma anlayışı hakim kılınmalıdır. Bunun için ise en önemli ihtiyaç; içtenlik, samimiyet ve emeğe saygıdır. |