Aslında bu başlık ilk verdiği izlenim itibariyle tamamen yanlış bir başlık. Yani amacımız hekimle hastayı karşı karşıya getirmek değildir ve bilerek ya da bilmeden hekimle hastayı karşı karşıya getirmek de olmamalıdır. Öncelikle temel bir ilke; haklar ve sorumluluklar birlikte gitmediği süre içerisinde, topluluğu dejenere edersiniz.
Hekime yönelik şiddet konusunda her ne hikmetse kimsenin elinde istatistiki bir veri yok. Ne TTB’nin, ne Bakanlığın, ne de başka bir kurumun. Bunun Türkçesi; aslında hekimler kimsenin umurunda değil. Birinin hastayı beklettiği için burnu kırılır, birisi acilde hastalara yetişemeyince tartaklanır, birisi hastası öldüğünde kurşunlara hedef olur. Siz kopan yargayara bakmayın; hekimler kimsenin umurunda değil!
Yaygara dediğime de kızmayın; yapılan eylemler (hem de kanlı eylem!), basın açıklamaları, geçmiş olsunlar, tıpkı Kalaycı Hocamızda olduğu gibi 3-5 gün sonra unutulup gidecektir, Taa ki ne zamana kadar; başka bir meslektaşımıza kör kurşunlar sıkıldığı zamana kadar. Arada tartaklanan, bıçaklananlar ise birkaç basın açıklamasıyla geçiştirilecektir.
Eğer bir olaya çözüm bulmak istiyorsanız, bunun sürecini olayların pik yaptığı ve sizin duygusallığınızın doruğa ulaştığı noktada değil; olayları daha aklıselim düşünüp, daha soğukkanlı kararlar alacağınız zaman sürecinde çözüm bulabilirsiniz. fiu anda soğukkanlılığı bırakın, “kanlı önlük”lerle eylem yapıyoruz! Çözüm aramak zor, populizm kolay!
Meslektaşımıza sıkılan kurşunlardan sonra yapılan açıklamalara, yazılan yazılara bakıyorum, ya çözüm önerilerini “sistemdedir” diyerek sunuyorlar (ki aslında bu sorunları geçiştirmektir), ya da zaten yazılanlardan konuşulanlardan hiçbir çözüm çıkaramıyorsunuz; hatta yangına körükle gitmek isteyenler daha çoğunlukta. Hekimlerin bu kadar sahipsiz olduğuna kim inanır değil mi?
Keşke hekimlere yönelik bu şiddetin arkasında tek bir sorumlu bulsak, o zaman işimiz kolay. Örneğin “Sorumlu sadece hastane güvenlikleridir” diyebilsek,
Veya “Sorumlu sadece hasta haklarını popülist bir şekilde vurgulayanlardır” diyebilsek,
Veya “Sorumlu sadece hastasına gelen zarardan dolayı psikolojisi alt üst olan birkaç hasta yakınlarıdır” diyebilsek,
Veya “Sorumlu sadece hastaya diğer hekimi kötüleyen hekimlerdir” diyebilsek...
Ama hekime yönelik şiddetin arkasında “Sadece şu vardır” diyebiliyor muyuz?
Diyemiyoruz...
Diyenler de kendini kandırır…
O yüzden popülizme kaçmadan, gerçekçi bir şekilde bu sorunu çözmeliyiz. Çözemeyenlerin popülizm yapmaları yerine “Biz çözemiyoruz” demeleri daha erdemli bir davranış olur.
Gelgelelim hastanın haklarına, hekimlerin sorumluluklarına...
Son zamanlarda “hasta hakları” kavramı almış başını gidiyor. İçinde hem “hasta” var (mağduriyet) hem de “hak” (haklar kutsaldır) var ya... Kimse bu kavrama karşı “çıt” bile çıkaramıyor. Kimse önce “sorumluluklar” diyemiyor...
Varsa yoksa “hekimlerin sorumlulukları”...
Hatta sizin gribal bir enfeksiyonunuzun olduğunu görseler ne derler bilirsiniz; hekim hasta olur mu!
Neden? Hekimler insan değildir!
Toplumun (hatta hekimlerin de) kafasında öyle yanlış bir “hekim” anlayışı varki, bu anlayış terazinin dengelerini altüst eden, kavramları dejenere ederek (ki toplumsal bir hastalığımızdır) etkisiz hale, hatta tehlikeli bir hale getiren bir anlayış.
Kimisi hasta hakları karşısına hekim haklarını çıkarır, kimisi de hak ararken haksızlığın doruklarında gezer… Hekim sorumlulukları ise kimsenin dilinden düşürmediği, her fırsatta “Vurun abalıya” dedikleri bir sorumluluklar zinciridir. Sürekli hekim hatalarını (işin garibi çoğu hata da değil) toplumun gözüne sokmak, hekimlere daha iyi bir hasta bakımı yaptırmaz, aksine uzaklaştırır. Hekimler, üzerlerinde olumlu veya olumsuz en çok politika yapılan meslek grubunun en başlarında yer almaktadır. Bu politikalar sadece politikacılar tarafından değil, birçok sivil örgüt tarafından da yapılmaktadır.
Hekimlere yönelik şiddetin önlenebilmesi veya minimuma indirilmesi için yapılması gerekenler uzun bir süreç alacak da olsa bellidir. Çözümde en önemli kriter “Hem hekimi hem hastayı hem de hasta yakınını ortak noktada buluşturan ‘sağlık hakkı’ ve bu hakkın sağlanabilmesi için üzerlerine düşen sorumluluklar” olmalıdır. |