|
Antalya HAYAD Başkanı Nuri Özkul, doktorların hastaları muayene ettikleri odaların sağlıklı olmadığını, laboratuvar tetkiki sonuçlarının birçoğunun ise doğru olmadığını düşündüklerini dile getirdi
Antalya Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Başkanı Nuri Özkul, laboratuvarlarda yapılan tetkiklerin birçoğunun doğru olmadığını düşündüklerini söyledi. Hasta Hakları Haftası nedeniyle basın toplantısı düzenleyen HAYAD Antalya Şube Başkanı Nuri Özkul, “Sağlık Bakanlığı laboratuvarları denetlemeli. Bakanlığın, laboratuvarlarda yapılan tetkiklerin doğruya yakın sonuç alınmasına katkıda bulunmasını istiyoruz” dedi.
Özkul, doktorların hastaları muayene ettikleri odaların da sağlıklı olmadığını sürdü. Hastaların şikayetlerini doktora anlatamadığını dile getiren Özkul, “Hasta şikayetlerini sıralamaya başladığında doktorun ‘Bana tek şikayetini anlat’ ikazıyla durmak zorunda kalıyor. Muayene sırasında odaya birçok kişi girip çıktığı için hastaya ayrılan zaman azalıyor” diye konuştu.
Rızasız intern muayenesine itiraz
Özkul, özellikle üniversite hastanelerinde hastanın rızası olmadan öğrencilerin muayeneye girdiğini, zaman zaman da muayeneyi öğrencilerin yaptığını, üniversite hastanesinde MR için 6 ay sonrasına gün verildiğini belirtti. Hastanelerde kalan refakatçilerin hasta bakıcı yerine kullanıldığını da anlatan Özkul, şunları söyledi: “Refakatçiler hastanede hasta bakıcı gibi kullanılıyor. Zaman zaman hemşirelik yapıyorlar. Hemşireler ise ihtiyaç duyulduğu zaman bulunamıyor. Hastayla ilgili bilgiler eksik veriliyor veya hiç verilmiyor. Acil hallerde ise doktor bulunmuyor. Yasal haklar dışında hastanelerde hasta yakınlarından beklentiler var. Hasta, olacağı ameliyat konusunda tam bilgilendirilmiyor. Hastanın rızası olmadan ameliyat yapılıyor. Ameliyat sonrası yoğun bakım hizmeti olmuyor. Taburcu olan hastalar yıpratılıyor. Taburcu sonrası tedavi konusunda hastaya yeteri kadar ilgi ve doküman verilmiyor. Hastane içindeki ölümlere en fazla hastane enfeksiyonu neden oluyor.”
Özkul, sağlıkta hukuksal sorunları aşmak için “Hukuk Enstitüsü” kurma çalışmaları yaptıklarını, bu enstitü sayesinde hasta hakları konusunda daha etkin sonuçlar alacaklarını ifade etti. Özkul, “Doktor her şeyi bilir, o ne derse doğrudur” anlayışının yanlış olduğunu, hastanın kendi rahatsızlığını iyi takip edip bilinçli bir hasta olması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Hasta hakları kanunu çıkmalı
Zonguldak HAYAD, 26 Ekim Hasta Hakları Günü nedeniyle Uzunmehmet Göğüs Hastalıkları Hastanesinde yatan hastaları ziyaret ederek karanfil verdi. Zonguldak HAYAD Başkanı Turan Adanur, hasta hakları kanununun çıkmasını istedi.
Dernek Başkanı Adanur, “Zonguldak Hasta Hakları Derneği olarak, vatandaşlarımız adına hizmetlerdeki eksikleri tespit etmek için uğraş veriyoruz. Halkımızı bilinçlendirmek, hastanelerdeki hak ihlallerini en aza indirmek istiyoruz. Hasta Hakları Yönetmeliği 1998'de yayınladı. 2003 yılında Hasta Hakları Uygulama Yönergesi olarak tüm hastanelere dağıtıldı. Yalnız 2003 yılında birtakım eksiklikler olduğu tespit edilerek 2005 tarihinde Hasta Hakları Uygulama Yönergesi çıkarıldı. Biz bunda bir eksiklik olduğunu hissediyoruz. Sadece Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde uygulanılıyor. Gönül isterdi ki YÖK'e bağlı uygulama ve araştırma hastanelerinde de bu Hasta Hakları Yönetmeliği uygulanabilsin. Özellikle hastalarımızdan bu yönde çok şikayet geliyor. Şu ana kadar hasta hakları ile ilgili bir kanun çıkmamıştır. Bu da çok büyük bir eksikliktir. Bu kanunun bir an önce çıkarılıp, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin yaptırım gücünün arttırılmasını istiyoruz” dedi.
Yurttaş için kazanım
Sivil toplum kuruluşları, 26 Ekim Hasta Hakları Günü nedeniyle yaptıkları basın açıklamasında, yapılan çalışmalar ve mevcut sorunları kamuoyuyla paylaştı. Tüm olumsuzluk ve sağlık alanındaki yapısal sorunlara rağmen, hasta hakkı konusunda gelinen noktanın yurttaşlar için bir kazanım olarak görüldüğü kaydedildi.
Hasta Hakları aktivistleri, HASTADER (Hasta Haklarını Koruma Derneği), HAYAD (Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği), Mazlumder (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği), Tüketiciler Birliği ve İl Sağlık Müdürlüğü Hasta Hakları İl Koordinatörlüğü tarafından imzalanan açıklamada, “Hasta ve Hasta Yakını Hakları Yasası”nın yaşama geçirilmesi istendi. Resmi-özel tüm sağlık kuruluşlarında hasta hakları uygulamasına ilişkin yapılanma ve denetim sağlanması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlar dile getirildi:
“Ancak Anayasal bir hak olan sağlık hakkının sağlanmasında ülkemizde yapısal sorunlar halen devam etmektedir. Sağlık kuruluşu, personeli ve teknolojisindeki yetersizlik bu Anayasal hakkın sağlanmasında en önemli neden olarak durmakta, dahası hasta hakları ihlâli için uygun zemin oluşturmaktadır. Günde yüzlerce hastaya bakmak zorunda bırakılan sağlık personelinin, hasta hakkı ihlâli nedeniyle bir anlamda yargılanması, bu konudaki paradoksu net olarak ortaya koymakta, öte yandan sağlık hakkına ulaşmak için çeşitli zorlukları göğüslemek durumunda kalan yurttaş için, hasta hakkı kavramı çoğu kez bir ütopya anlamına gelmektedir.”
Sağlıkta Dönüşüm, hasta haklarını engelliyor
HAYAD tarafından yapılan açıklamada ise, geçmişte sağlık sistemindeki çeşitli yetersizlikler nedeniyle hasta hakları ihlalleri yaşanırken, bugün yavaş yavaş hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın, hasta haklarının önündeki en önemli engellerden birini oluşturduğu belirtildi.
Sağlığın ticari bir ürün, hastaların da müşteri haline getirildiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Oysa ki hasta hakları tüketici haklarından çok farklıdır. Hastaya ‘müşteri’ demek, hekimi ‘tüccar’, hastaneleri de ‘ticarethane’ yapmaz mı? Bu ticari ilişkinin içerisinde hasta haklarından bahsedebilir miyiz? Bu zihniyetin sonucu olarak halkımız, hastayı para kazanma aracı olarak gören hastane ve hekimlerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Kısacası artık paramız kadar sağlığımız olacaktır. Yapılan en son hane halkı bütçe araştırmasında halkın yüzde 37'sinin sağlık sigortası bulunmamaktadır.”
Açıklamada, sağlık politikaları da eleştirilerek, “Hangi model benimsenirse benimsensin, sağlık hizmetinin ulaşılabilir, eşit, adil bir şekilde ülkenin en ücra köşesinde yaşayan vatandaşa ulaştırılması gerekmektedir” denildi. İHA-A.A
|