|
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Mete İtil, kadın hastalıkları ve doğum hekimlerinin diğer branşlara nazaran daha yoğun çalışan ve daha yoğun riskle karşı karşıya olan bir hekim gurubu olduğunu söyledi. Bugün birçok ülkede kadın hastalıkları ve doğum bölümüne asistan bulamakta güçlük yaşandığını kaydeden İtil, “Çünkü asistanlık günlerinden meslek yaşamlarında ilerledikleri günlere kadar gecesi gündüzü olmayan ve her an yaşamsal risklerle karşı karşıya olan bir branştır. Bugün Yüksek Sağlık Şurasında en yüksek dava grubu kadın hastalıkları ve doğum grubudur. Bu hekimlerimizin daha fazla hata yaptığından değil, işin doğasında belli bir oranda risk bulunduğundan kaynaklanmaktadır. Bugün normal bir doğumda bile yaklaşık 33cc kanama olmaktadır” dedi.
“Hekim sayısı azalacak”
Mesleki riskin yüksek olması nedeniyle kadın doğum uzmanlarının milyonlarca YTL’lik tazminat ödemekle karşı karşıya kalabildiğini söyleyen Prof. Dr. İtil, “Bir gebelik takibi sırasında fetusa ait bozuklukların yüzde 100 saptandığı bir ülke yoktur. Ancak bunların hepsi dava konusu olabilmektedir. Milyonlarca YTL’lik tazminatlar ödenmektedir. Kadın hastalıkları ve doğum hekimi böyle bir risk altındadır. O nedenle hekimin bu ağır meslekte rahatlayacağı alanlarız kısıtlamak, ücretlerini düşük tutmak, özel çalışma imkanlarını kısıtlamak ya da düşük ücretle çalışmaya zorlamak zaten ağır olan çalışma şartlarını daha da zorlaştıracaktır. Hekim memnuniyetsizliği, hekim mutsuzluğu giderek genel bir mesleki hoşnutsuzluğa ve bu alanda çalışacak hekim sayısının azalmasına yol açacaktır” şeklinde konuştu.
“Tam günün karşısında değiliz”
Prof. Dr. İtil, hekimleri küstüren, onları endişe ve kaygıya sevk eden, uzun vadede başarısız olacak politikalar üretmek yerine, hekimleri kucaklayan, onların memnuniyetini de halkın memnuniyeti gibi önemseyen politikalar üretilmesi gerektiğini belirterek, “Hekimleri de bu sevgi halesi içerisine katan politikaların desteklenmesi ve önemsenmesi meslektaşlarımızın en büyük beklentisidir. Sağlık Bakanlığı iki dönemdir geçmiş bakanlıklar döneminde görülmemiş birçok değişime ve düzenlemeye imza attı. Bunların birçoğu gerçekten yapılması gereken ama şimdiye kadar yapılmayan düzenlemelerdir. Son uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Tam Gün Yasası ile ilgili çalışmalarda sürekli, kaliteli ve ucuz sağlık hizmeti sunulması amaçlanmıştır. Bu şekilde halkın yararına olacak çalışmaların karşısında olmak gibi bir durumumuz söz konusu olamaz. Ancak isteğimiz hekimlerin de memnuniyetinin sağlanmasıdır. Elbette hekimin kendisini tam gün mutlu edeceği bir ortamda çalışması, ek bir işe ihtiyaç duymaması aranan özlenen bir durumdur. Ancak günümüz Türkiye’si şartları içerisinde birçok meslek dalında olduğu gibi hekimler de ek bir işte çalışma ihtiyacı içerisindedirler. Birçok meslek gurubu sanki tek başına çalışıyormuş gibi görünse de birçoğu ek iş yapmaktadır. Bu bir Türkiye gerçeğidir. Hekimlerin buradaki farkı işlerinin çok daha ağır olmasıdır. Hata götürmemesidir. Hata yapıldığında da bunun bedelinin çok ağır olarak kendilerine ödetilmesidir. Çünkü hekimlik birebir insanla ilgilidir. Hekimlik özveri isteyen ulvi bir meslektir” diye konuştu.
“Memnuniyeti sağlamak zor değil”
Hekim memnuniyetini sağlanmanın çok da zor olmadığını vurgulayan Prof. Dr. İtil, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu meslek gurubunu kazanabilmek için öncelikle onların fikirlerini dinlemek, aksayan noktaları düzeltmek ve özel çalışma imkanlarının kısıtlamamak gerekmektedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, dönüşüm programlarının uygulandığı ülkelerde bile muayenehanelerin tamamen kapatıldığı bir sistem mevcut değildir. Yalnızca özel hastanelerin güçlendirmesine yapılacak uygulamalar hekimleri küstürecektir. Muayenehanelerin tamamen kapatılması yerine özendirme çalışmaların devam etmesi, muayenehanelerin de bir şekilde sistemin içerisine entegre edilmeleri, sürecin bu şekilde devam etmesi dönüşüm programı için daha uygun olacaktır.
Bakanlığın bunları göz önüne alacağını düşünüyoruz. Sonuçta bu politikaları hazırlayanlar da nihayetinde hekimlerdir. Hekimin hekimi kötü duruma düşürecek politika izlemesini zaten düşünmüyoruz. Yapılan birçok olumlu uygulamayı da destekledik. Kalıcı politikalar yaratmaya çalışıldığını görüyoruz. Ancak iletişim yollarının açık olması ve taslağın birlikte oluşturulması, hekimlerin de kazanılması amacı güdülmelidir. Kadın hastalıkları ve doğum alanında özel muayenehane geleneksel yapımıza uygundur. Birçok kadın, kadın doğum uzmanına alenen ya da açıkta hastanelerde görünmek istememektedir. Muayenehanelere gitmek istemektedirler. Eskiden beri gelen çarpık sağlık sisteminin sorumlusu da muayenehaneler değildir. Elbette Bakanlığın bunun düzeltilmesi konusunda büyük bir çabası var ancak işi yapan gurubunda her sektörde olduğu gibi isteklerinin ne olduğunun dinlenmesi ve onların endişeli bekleyişten kurtarılması gerekmektedir.”
|