Van geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’nin en kar yağışlı gününü yaşadı. Ertesi gün ise belki de en güneşli gününü. Tipik bir Van manzarası idi. Yağan karın aylarca kalacağını düşündüğünüz bir günün ertesinde şehir merkezinde kardan eser bulamayabiliyorsunuz. Eski dilde en çok güneş alan manasında Tuşba denilmesi bu yüzden. Van’ın en sevdiğim özelliklerin birisi de bu. Bir gün önce yaşadığınız yoğun kardan hemen sonra, yazdan kalma bir havada, eğer bir de Van denizi kenarında çayınızı yudumluyorsanız, kendinizi özel hissedersiniz. Hızla çıkan güneş ve bunun etkisi insan psikolojisinin en önemli ihtiyaçlarından olsa gerek.
Tabiattaki bu hızlı değişim, ne hikmetse sağlık hizmeti verirken tersine dönmekte. Mecburi hizmetin çıktığı son 2 yıldan beri bu çerçevede bölgeye oldukça fazla sayıda hekim geldi. Gelen hekimlerin çok az bir kısmı bölgede daha önce görev yapmış veya tıp fakültesini bu bölgede bitirmiş oldukları için kendilerini buralarda kalıcı olarak görebiliyorlar. Büyük bir bölümü ise hizmetlerinin sonunda ne pahasına olursa olsun başka bir bölgeye gitmeyi düşünmekteler. Çalıştıkları yaklaşık 2 yıl boyunca, mecburi hizmet sonrası belirsizliği yaşayan hekimler için bölgeden garantili tek çıkış yolu istifa ederek, istedikleri bir şehirde özel bir hastane ile anlaşmak. Puan biriktirerek bir yere gitmek için ise bazen ömür boyu bu bölgede çalışmak gerekiyor. İnsanlar bazen kendini bir bölgeye mahkum olmuş hissediyorlar. Sağlık Bakanlığı doğu bölgesinde hekimlerin sayısını artırıp, sonra bunu da hizmet puanlarına yazmak istiyor elbette. Ancak sistem; bu bölgeye gelen doktorların sanki ölene kadar bu bölgede çalışması için kurulmuş. 2 yıl veya 3-5 yıl çalışan sonra da tayin isteyen hekime nakil sisteminde açılan yerler Van’ın İran’a sınır ilçeleri veya çoğunlukla gene bir mahrumiyet yeri. Sosyoekonomik olarak geri kalmış bir yerden, sanki bir başka sürgün yerine.
Bu bölgede yıllarca çalışmış hekim için büyük bir belirsizlik mevcut iken, yeni mezun hekimlerin kuralarında İzmir, Bodrum, Muğla, Konya gibi bu bölgeden bir çok hekimin rüyalarında göremeyeceği yerler açılıyor. İzmir’e kura çeken yeni mezun bir hekim ömrünün kalan kısmını burada geçirecek doğal olarak. Hakkari’yi çeken ise, kendisi olağan üstü bir gayret göstermezse ömrünün kalanını burada geçirecek. Çok yaman bir çelişki duruyor ortada. Hem bir şans eseri Ağrı’nın Patnos ilçesine kura çekeceksiniz, ardından hizmet sonrası nakil için olmadık zorluklara göğüs gereceksiniz.
Önceleri bu çelişkinin ardında bilemediğim, mantıklı bir neden olabilir mi diye tereddütler geçirdim. Bu konu ile ilgili zaman zaman açıklamalar yaptık, son TTB kongresinde bu konuyu üstüne basa basa söyledim. Şu ana kadar ne yazık ki diğer tabip odalarından da ciddi bir destek alamadık. Çünkü bu konu asıl olarak bölgemizin sorunu olarak görülmekte. Ancak bu konu ile ilgili yaptığımız son basın açıklamamızdan sonra birçok hekimden, hatta yetkililerden duyarlılıklarını ortaya koyan mesajlar geldi. Belki de bölgede çalışan hekimlerin en önemli sorunlarının başında adil olmayan Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin geldiğini bir kez daha müşahede ettik. Bir başhekim birkaç gün önce telefon ile arayarak açıklamamızdan dolayı teşekkür ettikten sonra, mecburi hizmet yerleri her açıklandığında hekimlerin birkaç gün moralsiz olarak çalıştıklarını söyledi. Vatanın bu bölgesinde çalışmak değil, ama dengesiz, adil olmayan, şansın bir hayatı bu denli etkilemesi zoruna gidiyor insanların.
Birçok arkadaşım gibi ben isteyerek Van’a (Yüzüncü Yıl Üniversitesine) geldim, 10 yıldır da buradayım, bundan da halen memnunum. Ancak hangi bölge olursa olsun insanları bir bölgeye mahkum etme, bir başkasını da torpilli gibi hissettirecek yerlere gönderme sistemi bir an önce düzeltilmelidir. Yoksa hekim toplantılarında doğru veya vehim, daha çok torpil hikayeleri dinleriz. Rüşvetin belgesi olmadığı gibi torpilin de belgesi olmuyor ki bunları yetkililere gösterelim. Ama açılan kadrolara bakılırsa belgeye gerek olmadığı görülecektir. Batıya açılan kadrolara yerleşen hekimler bana kızabilirler. Ama çuvaldız ve iğne meselesi bu.
Van Bölge Tabip Odası olarak bu yanlış atama ve nakil sistemi düzeltilinceye kadar, bu konuyu gündemde tutmak bizim görevimiz olacaktır. Hekimlerin bu bölgede isteyerek ve severek kalması en çok bizim arzumuz olsa da. |