Hekimlik mesleği toplumda artık eski saygınlığını kaybetti mi? Açıkçası ben şu sıralar gelişen olaylardan, yazılanlardan ya da okunanlardan ve asıl önemlisi vurulanlardan öyle olduğunu anlıyorum. Ne yazık! Medimagazin’deki pek çok yazıda da hekimler ve öğretim üyeleri bu konuda görüşler belirttiler ve doktorlara yönelik saldırıların son zamanlardaki artışının nedenlerine dikkat çektiler. Oysa neden ne olursa olsun tarih boyunca Yaratan ile kul arasında yer aldığı ifade edilen bir meslek için; olumsuz özelliklerle dolu tablolar çizilmesi, bu tablolarda doktorların mesleğin amacından uzak, maddi değerleri ön planda tutan, etik ve ahlaki değerleri göz ardı eden kişiler olarak yer alması son derece düşündürücü ve üzücüdür.
Hekim de bir insandır ve mesleğini icra ederken sahip olduğu kişilik özellikleri ile saygınlığı artabilir veya azalabilir. Bu her meslek grubu için geçerli bir durum olmasına rağmen, kişisel olumsuzluklar ve sistemdeki sıkıntılar hekimlik mesleğine mal edilmektedir. Eski yıllarda SSK mensubu olan hastayı asla kabul etmeyin diye talimat alan personel hastayı ister istemez kapıdan geri çevirince fatura doktora çıkarılıyordu. Poliklinikte yüz hastaya bakan doktordan beklediği süreyi bulamayan hasta da faturayı doktora çıkarıyor. Hasta iyi olursa Allah’tan, ölürse doktor öldürdü zihniyeti hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Sağlık alanındaki hemen hemen tüm sorunların ve aksaklıkların sorumlusu olarak toplumda hekim görülmektedir. Toplumdaki bu kanaatin oluşmasında medyanın da kuşkusuz büyük payı vardır. Sağlık politikalarında ise uzun süreden beri sorunların çözümü olarak hep hekimler gösterilmiş, aksaklıkların düzelmesi hep hekime endeksli olarak düşünülmüş, sistemin düzeltilmesi gerektiği göz ardı edilerek, hekimler üzerine düzenlemeler ve değişiklikler yapılarak sorunlar çözülmeye çalışılmıştır. Meslek örgütlerimizin de etkinliği sınırlı kalmıştır.
Sonuçta hekimlere karşı bakıştaki olumsuzluklar gittikçe artmaktadır. Zaten hal böyle iken, hep eleştirmek için bakılan, hep özveri beklenen bir mesleğin mensupları olarak doğrular için birlikte ve dayanışma içinde olmak önemlidir. Çeşitli kademelerde meslektaşlarımız arasında adeta hekimlere karşı tavır alanlar olması ile dertler bırakın başkasına kendi meslektaşımıza bile anlatılamaz olmuştur. Bu yazıyı belki de mesleğimiz için söylenmiş olduğunu düşündüğüm, bilinen eski bir hikaye ile bitirmek istiyorum:
Bir gün ağaçlar tarafından ormanda büyük bir kongre düzenlenmiş. Konu: İnsanoğlunun baltasından ağaçların nasıl ve ne şekilde korunacağı imiş. Birçok ağaç delege söz alarak insanoğluna şiddetle çatmışlar, çeşitli fikir ve görüşler ortaya atmışlar. En sonunda ağaçların en yaşlısı ve kongre başkanı rüzgarın etkisi ile öne doğru eğilerek söze başlamış: ‘Sayın arkadaşlar, güzel söylüyorsunuz, insanoğlu elinde balta ormanlarımıza, ağaçlıklarımıza giriyor, istediği gibi bizleri kesiyor, doğruyor. Doğru ama, hiç dikkat etmez misiniz ki elindeki baltanın sapı yine bizden. Biz onun baltasına sap olmazsak, sapsız balta ile o bize zarar veremez, önemli olan baltaya sap olmamaktır…’ |