Sevgili okurlarım, geçtiğimiz ay, 20-22 Mart tarihlerinde Hacettepe Kültür Merkezinde HÜKSAM ve TTB, Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu işbirliğinde gdüzenlediğimiz, ana teması, “kadına yönelik şiddet” olan I. Kadın Sağlığı Kongresi’ni gerçekleştirdik. Sonuçta kamuoyuna duyurmak istediğimiz sonuç bildirgesinin bir özetini sizlerle paylaşmak istiyorum:
I. Kadın Sağlığı Kongresi Sonuç Bildirgesi
Kadına Yönelik Şiddet Aynı Zamanda Bir Sağlık Sorunudur Önlemek Elimizde Kadına yönelik şiddet, kadın hareketi ile gündeme gelen, uzun mücadelelerle tüm dünyada toplumsal duyarlılık kazanmış bir konudur. Bir insan hakkı ihlalidir. Sık görülmesi, sakatlık ve ölümlere yol açması onu önemli bir halk sağlığı sorunu yapar. Şiddet sonuçları itibarı ile de birçok klinik sağlık sorununa sebep olmaktadır.
Hem bilimsel, hem de duygusal yükü yoğun olan bu Kongre’mizin ilk bölümünde kadın ve sağlık ilişkisine yönelik araştırmaların çok az olduğu; var olanların kadının üreme sağlığı üzerinde odaklandığı belirtildi. Gerek sağlık gerek sosyal bilimlerde yapılan bu araştırmaların feminist kuramlarla yeterince ilişkilendirilmediği saptaması yapıldı. Toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında dünyada ve Türkiye’de kadının her açıdan derin eşitsizlikler yaşadığı ve bu eşitsizliklerin şiddeti beslediği vurgulandı. Arkasından bu şiddetin yol açtığı sağlık sorunlarının neler olduğu ve bizlerin bu konuyu nasıl ele aldığımızı konuştuk. Mevcut sağlık sisteminde kadına yönelik şiddetin ele alınış biçimi masaya yatırıldı. Kamu kurumlarının temsilcilerinin bulunduğu oturumda ise her kurum kendi deneyim ve programını paylaştı. Sosyal bilimciler sağlıkçı bakış açısındaki eksiklikleri ve alanın gereksinimi olan açılımları tanımladılar. Kadın hareketinin aldığı yoldaki deneyim sahibi kuruluşların mücadele stratejilerini dinledik. Kadın hareketinin üç önemli isminin kadın ve hekim olmakla ilgili yaşam öykülerinden kıymetli dersler aldık. Son bölümde ise şiddetin ortadan kaldırılmasının bir devlet politikası olması gerektiği, projelere terk edilmemesi ve bu bağlamda sürekliliği için sektörler arası ve disiplinler arası işbirliğinin önemi ve şiddette tüm kurum ve kuruluşların tam bir ekip anlayışı içinde çalışması gerektiği vurgulandı.
Reforme edilmeye çalışılan sağlık politikası; koruyucu sağlık hizmetlerini öncelemeyen, sosyal hizmet ağlarını genişletmeyen, kadını koca – eş – baba bağımlılığını sosyal güvenlik olarak öngören, her anlamıyla eşitsizlikleri ve farklılıkları görmek yerine göz ardı eden, kadının hizmete erişiminin önündeki sosyal ve finansal engelleri kaldırmak yerine yenilerini ekleyen bir yapıya dönüşmektedir. Kadının kamusal alanda daha da özgürleştirilmeye çalışıldığı imajı cilalana dursun; kadının eve hapsedilmesinin kurgusu “çok çocuklulukla” tasarlanabilmektedir. Üstelik, kadına yönelik şiddet, piyasa dinamiklerine terk edilen sağlık sektörünün ilgilenmeyi isteyeceği bir alan değildir; çünkü kârlı değildir. Birinci basamağın özelleştirilmesi, ikinci basamağın işletmeleştirilmesi ile kadına yönelik şiddetin birincil, ikincil ve üçüncül korumalarında ciddi problemler yaşanacaktır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde kadınların en mahremlerini sorgulayan, evlerine giren ekibin bir parçası olan ebelerin rolü özellikle şiddetin tespiti ve korunmasında önemlidir.
Ekip anlayışını ortadan kaldıran, koruyucu hizmetlerle tedavi edici hizmetleri birbirinden koparan, bireyselleştiren, başvuran ile sınırlayan, ev ziyaretleri yapılamayan, primini ödeyemeyenlerin yararlanamayacağı bir sosyal güvenlik sistemi ön gören bir “proje” ile “kadına yönelik şiddet” önlenemez, tespit edilemez, engellenemez, kayıt altına alınmaz. Kadına yönelik şiddetle mücadelede Sağlıkta Dönüşüm Projesi önemli bir engeldir
ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ:
Kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik siyasi kararlılık ve tutum gösterilmesi, sağlık sisteminde kadına görünürlük kazandıracak politikaların geliştirilmesi, bütçenin ayrılması ve planlanması zorunludur.
Konu; tıp ve sağlık meslek eğitimi programlarında yerini almalı, halen çalışmakta olanların da hizmet içi eğitimlerle yeterlilikleri sağlanmalıdır. Toplumda farkındalık yaratma çalışmalarına bu sorunla ilgilenen toplum kesimlerine sağlık ekibi de katılmalıdır.
İlgili uzmanlık derneklerinin işbirliğiyle tanı-tedavi rehberleri hazırlanmalı ve standardizasyon sağlanmalıdır. Sorunun tespiti kadar, çözümün de farklı disiplinlerin işbirliğine gereksinim vardır.
Şiddetin erken tanısında sağlık ekibinin empati, güven ve güçlendirici bir yaklaşımla sormaya başlaması önemlidir.
Birinci basamak sağlık hizmeti ekibindeki ebe hemşire eksiklikleri hızla giderilmeli, sosyal hizmet uzmanı ve psikolog kadroları ile ekip hizmeti desteklenmeli, performansa dayalı ve tedavi odaklı birinci basamak sağlık hizmeti anlayışından vazgeçilmelidir. Eşit, ücretsiz, entegre, kapsayıcı ve basamaklandırılmış sağlık hizmet sunumu sağlanmalıdır.
Şiddet görmüş kadınların tedavisinde sığınakların ve rehabilitasyon merkezlerinin önemi büyüktür. Belediyeler yasada tanımlanmış olan sığınak açma görevlerini acilen yerine getirmelidir.
Şiddetle mücadelede kamu politikaları işlevsel ve eşgüdüm sağlayıcı olmalıdır. Yasalarda yapılan olumlu değişiklikler mutlaka uygulamalara yansıtılmalıdır. |