|
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğinin düzenlediği Jinekoloji ve Obstetrik Ulusal Eğitim Sempozyumu Antalya’da yapıldı. İlk kez düzenlenen Sempozyum’a kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekimler büyük ilgi gösterdi
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Ulusal Eğitim Sempozyumu Antalya Belek’te yapıldı. Gloria Golf Resort’ta 25-29 Ekim 2007 tarihleri arasında düzenlenen Sempozyum’da, 260 yerli ve yabancı konuşmacı jinekoloji ve obstetrik alanında görüşlerini dile getirirken, 150 sözel ve poster sunumu yer aldı. Beklenenin üzerinde katılım sağlanan kongreyi 1500’ü aşkın bilim adamı takip etti.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı olan ve aynı zamanda Ulusal Eğitim Sempozyumu Başkanlık görevini yürüten Prof. Dr. Bülent Tıraş, bu yıl Eğitim Sempozyumu’nun ilkini gerçekleştirdiklerini ve gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Prof. Dr. Bülent Tıraş, kadın hastalıkları ve doğum alanında iki yılda bir kongre gerçekleştirdiklerini sözlerine ekleyerek, “Bu yıl ilk kez jinekoloji obstetrik alanında bir ulusal sempozyum düzenleme kararı almıştık. Normalde ulusal kongrelerimiz iki yılda bir yapılmaktaydı. Ancak daha önce Medimagazin gazetesine yaptığım açıklamada da belirttiğim gibi, kadın doğum uzmanları meslektaşlarımız, bize iki yılda bir yapılan kongrelerin eğitimlerini tazelemeleri açısından yetersiz olduğunu belirttiler. O nedenle bu yıl böyle bir Ulusal Eğitim Sempozyumu düzenleme kararı aldık. Çünkü 2006 yılında ulusal kong- remizi yapmıştık. 2007 yılında herhangi bir aktivasyonumuz olmayacaktı. Bu Sempozyumumuzdan sonra da Mayıs 2008’de ulusal jinekoloji obstetrik kong-remizin 6’ncısını düzenleyeceğiz ve her yıl 14-19 Mayıs tarihlerinde bir yenisini yaparak sürdüreceğiz” dedi.
36 oturumlu program
Düzenlenen Sempozyum’un beklenenin üzerinde yoğun bir ilgi ile karşılandığını söyleyen Tıraş, bilimsel programın oldukça yoğun bir atmosferde gerçekleştiğini kaydetti. Prof. Dr. Tıraş, şunları söyledi: “Bu Sempozyumumuz, ilk kez düzenlenmesine rağmen meslektaşlarımızın yoğun ilgisiyle karşılaştık. Yaklaşık 1500 civarında meslektaşımız yoğun bir ilgi göstererek katılım sağladı. Burada biz kadın doğumun bütün sahalarında, üreme endokrinolojisi ve infertilite, perinatoloji, onkoloji ve ürojinekoloji konularında gerçekten yoğun bir program gerçekleştirdik. Bu bilimsel program toplam 36 oturumdan oluştu. Sempozyum’un başladığı 25 Ekim günü 5 ayrı sahada kurs düzenledik. Bu kurslar Temel Jinekoloji ve Obstetrik Ultrasonografi Kursu, Perinatoloji Kursu, Ovulasyon İndüksiyon Kursu, Ürojinekoloji Kursu, Hekimlik Uygulamaları ve Bilirkişilik Kursu ile Üreme Sağlığında Stratejik Liderlik ve Yönetim Kursu idi. Toplam 5 kursa 300 civarında meslektaşımız katıldı.”
Kadın hastalıkları ve doğum alanında sürekli tıp eğitimi adına dernek olarak üzerlerine düşen görevi yerine getirmek üzere böyle bir sempozyum düzenlediklerini dile getiren Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Kongremizde 250 civarında ulusal bilim adamımız, 10’u aşkın yabancı uluslararası hocamız konuşma yaptı. Bununla birlikte yaklaşık 150 civarında meslektaşımızdan gelen hem sözel hem poster sunumları yer aldı. Dolayısıyla kadın hastalıkları ve doğum alanında Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği üzerine düşen sürekli tıp eğitimi görevini çok kararlı ve yüksek bilimsel standartlarla yerine getirmiş oldu” dedi.
Bilimsel gelişmeler paylaşıldı
Sempozyum süresince konuşmacıların ele aldıkları konulardan öne çıkanlar hakkında bilgiler veren Bülent Tıraş, şöyle devam etti.
“Kadınların rahim ağzı kanserinden korunması açısından HPV aşıları son zamanlarda oldukça öne çıktı. Bunun haricinde özellikle perinatoloji sahasında bugün artık girişimsel yöntemlerle, amniyosentez ile direkt anneden alınacak bir kan örneğiyle bebeğe ait hücrelerin saptanmasıyla bebeklerdeki kromozom bozukluklarının tespitinin mümkün olabileceğine dair çok değerli uluslararası konuşmacılarımız konuşmalar yaptılar. Yine tüp bebek konusunda tekrarlayan tüp bebek kayıpları, düşükler, bebek kayıpları gibi konularda da ve birtakım genetik pıhtılaşma faktörlerinin bozukluğuna dair markırların tüp bebekte de kullanılmasına yönelik ciddi sunumlar yapıldı. Yani bizim sahamızı ilgilendiren her konuda kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına her türlü yeniliği ve bilimsel gelişmenin son halini sunmayı amaçladık. Bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum.”
Çoğul gebelik başarı değil
Medimagazin gazetesinin tüp bebek uygulamaları ve bu uygulamalar sonucu oluşabilen çoğul gebelikler konusundaki sorularını da cevaplandıran Prof. Dr. Bülent Tıraş, çoğul gebeliğin bir başarı gibi algılanmaması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Tıraş, “Her ne kadar bazı yanlış inanışlar sonunda hastalar ikiz, üçüz gebeliğe olumlu gözle baksalar da biz bugün çoğul gebelikleri hasta ve bebek sağlığı açısından çok olumlu değerlendirmiyoruz. Bugün kabul edebileceğimiz belki tek çoğul gebelik nispeten de olsa ikiz gebelik olabilir. Bunun bile tek gebeliğe göre birçok dezavantajları ve birçok problemler yaratma olasılığı vardır. Üçüz gebelik ve daha üstündeki sayılar ise asla kabul edilemez” diye konuştu.
Bununla birlikte Sağlık Bakanlığının çıkardığı tebliğe göre, embriyo transferinin üç ile sınırlandırıldığını kaydeden Prof. Dr. Tıraş, üçün üzerindeki transferlerde mutlaka geçerli bir bilimsel neden olması gerektiğini ifade etti. Tıraş, “Muhtemel anne yaşı ve embriyo kalitesi gibi nedenlerin aranması gerektiği gibi nedenler Bakanlıkça belirtilmiştir. Çoğul gebeliklerin özellikle düşük, erken doğum, gebelikte yüksek tansiyon, gebelikte diyabet hakta tromboemboli pıhtılaşma bozuklukları gibi birçok dezavantajları olabilir. Bebeklerde konjenital anomali oranı artabilir ve gerçekten çocuk kliniklerini önemli ölçüde meşgul ederler. Yenidoğan bebeklerin bakımı ve yaşatılması hem çok zor hem de ülke açısından önemli bir maliyet artırıcı unsura sahiptir. Onun için biz gerek doktorlar gerekse hastalar açısından çoğul gebeliklerin bir başarı gibi algılanmaması gerektiğini vurgulamak istiyoruz” şeklinde konuştu.
|