Sağlık Bakanlığı’nın uyguladığı çakılı sözleşmeli hekim istihdam projesi istenen sonucu vermeyince mecburi hizmet yeniden gündeme geldi. Medimagazin, hekim ve hekim adaylarına mecburi hizmeti sordu
Hekim, asistan ve tıp fakültesi öğrencilerine mecburi hizmet ile ilgili düşüncelerini sorduk. Özellikle mecburi hizmetini yaparak uzman olmuş hekimler mecburi hizmetin Türkiye şartlarına göre “uygun” olduğu görüşünde birleşirken, asistanlar ve tıp fakültesi öğrencileri ise bu görüşe karşı fikirler ortaya koydu.
Mecburi olması kötü
Tabip Odası Genel Sekreteri: Bize iletilen yazılı bir bilgi olmadığı için nasıl yapacaklarına dair net bir fikrimiz yok. Sağlık Bakanlığı, sözleşmeli personelden istedikleri verimi alamadı. Çünkü sağlık çalışanları her şeyden önce iş güvencesine önem verdikleri için sözleşmeliye rağbet etmediler. Bakanlık, bir süre önce eğitim hastanelerindeki uzman ve başasistanların tayinlerine yönelik bir hamle yaptı. Ama, TTB’nin açmış olduğu dava ile birlikte bunun yürütmesi durduruldu. Bakanlık, o bölgeye yönelik hekim gönderme konusunda iki yöntem bulmuştu, ikisinde de başarılı olamadı. Bunun üzerine tekrar mecburi hizmeti gündeme getirdi.
Hekimlerin, ülkenin her yerinde iş güvenceli ve özlük hakları geliştirilmiş şekilde çalışmaya itiraz edeceklerini sanmıyorum. Mecburi hizmet, adı itibariyle bile bir problem arz ediyor. Mecburi olması kötü bir şey. Bunun yerine özendirilmiş bir hizmeti tercih ederiz.
Adil uygulamaların hayata geçirilmesi lazım
Tabip odası yöneticisi: Sağlık alanında hekimlerin hem mesleki ilerlemeleri yani şef, şef yardımcılığı gibi mertebelere ulaşmalarını hem de sağlık hizmetinin ülke genelinde birbirine mümkün olduğunca eşit şekilde sunulabilmesinin koşullarını sağlayacak adil uygulamaların hayata geçirilmesi lazım. Hekim örgütleri, uzmanlık dernekleri, Sağlık Bakanlığı hep birlikte, önümüzdeki 5-10 yılı kapsayacak tarzda bir projeksiyonla hekim ihtiyacını ve dağılımını belirleyip çalışma çizelgesi hazırlayabilir. Ancak Bakanlık tek taraflı uygulamalarında diretmemeli. Sağlık Bakanlığı, bir taraftan ne kadar ihtiyaç olduğunu bilemediğimiz bir bölgeye hizmet götürme gayreti içinde olduğunu söylüyor, ama bunu hekimlerin özlük haklarına, aile birliklerine dikkat etmeden tek taraflı olarak gerçekleştirmeye çalışıyor. Yoksa hiç kimse ülkenin herhangi bir yerinde sağlık hizmeti sunmaya itiraz etmez.
Bakanlığın farklı seslere kulak vermesinde fayda var
Tıp fakültesi psikiyatri asistanı: Mecburi hizmet adı bile hoş bir şey çağrıştırmıyor. Mecburi hizmet uygulaması daha önce denenmiş ve çözümü olmadığı görülmüştü. Bu yöntem, hekimleri birçok özlük hakkı kaybına uğratıyor, hekimler arasında eşitsizlikler yaratıyor hem de belli yerleri ancak mecburen gidilebilecek statüsüne koyuyor. Hekimlerin iş güvenceli olarak o bölgelere gitmeleri özendirilmeden, sağlık hizmetinin kalitesini yükseltici tedbirler alınmadan böyle bir zorunluluk üzerinden sorun çözülemez. Sağlıkta sosyalizasyon adı altında basamaklandırılmış, özendirilmiş, iş güvenceli, topluma dayalı sağlık modeli güçlendirilmeli. Mecburi hizmet yeniden uygulanmaya başlarsa, hekimler buna tepkisiz kalmaz. Daha önce iptal edilen mecburi hizmetle ilgili yapılan eylemler tekrarlanır. Zaten başasistan ve uzman atamaları konusunda da tartışmalı bir süreç yaşanmıştı. Hekimleri germenin doğru bir yol olduğunu düşünmüyorum. Bakanlığın farklı seslere kulak vermesinde fayda var.
Bu iş farklı yöntemlerle çözülmeli
Eğitim Hastanesi FTR asistanı: Memleketin sağlık hizmetine ihtiyacı olmakla birlikte, bunun mecburi hizmetle yapılmasının istenilen sonucu sağlayacağını düşünmüyorum. Bu iş daha farklı yöntemlerle çözülmeli. Hekimler daha uygun çalışma koşullarında çalışmak istiyor. Bununla birlikte halkın sağlık hizmeti alma talebi var. Sağlık politikaları sorunları parça parça değil de bütüncül olarak ele alınmalı. Hekimlerin sözleşmeli çalıştırılmasını doğru bulmuyorum. Bunun yerine sağlık ocakları güçlendirilmeli ve koruyucu sağlık hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Bunlar gerçekleştirilmeden yapılan işlemler yeterli olmaz. Hükümet, belli bölgelerde hekim eksikliği olmasından dolayı böyle bir arayışta ama bazı yerlerde alt yapı çok yetersiz. Örneğin, Mardin’de bir hastanede 2 doktor var ama sadece 1 poliklinik var. Böyle bir hastanede 5 doktor olsa da bir anlamı olmayacak. Fiziki koşullar yeterli değilse, ne kadar çok doktor olsa da yarar sağlamaz. Mecburi hizmetten önce, o bölgedeki hastanelerin alt yapı koşullarının iyileştirilmesi ve nitelikli hale getirilmesi gerekir. Hastanelerin maddi koşulları düzeltilmeden hekimlerin orada çalışması kolay olmaz. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetinin daha az verilebildiği yerlere hekim göndermek istemesi anlaşılır bir şey ama bunun mecburi hizmet şeklinde olması da gerekmiyor.
Mazeretlerle o bölgelerden kaçılacak
Eğitim hastanesi asistanı: Mecburi olarak bir insana hizmet üreteceksin demek, onu zorlamak son derece yanlış bir uygulama. Öncelikle gideceğimiz yerlere hizmet üretmek için yeterli alt yapının sağlanması, sosyal imkanların genişletilmesi, özlük haklarımızın düzeltilmesi gerekiyor. Bunlar sağlanmadan, ‘hadi gidiyorsunuz’ denildiğinde gene değişen bir şey olmayacak. İnsanlar çeşitli yollarla raporlar, mazeretler üreterek gene o bölgelerde görev yapmaktan kaçınacak.
Çözüm üretilemeyince başvuruldu
Tıp fakültesi 5. dönem öğrencisi: Mecburi hizmet, sağlık sorunlarına çözüm üretemeyen iktidarların başvurduğu bir yöntem. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki hekim açığını kapatabilmek için, öncelikle oradaki ortam şartlarının, hekimlerin özlük haklarının ve ücretlerin iyileştirilmesi gerekiyor. Bunların içinde bence en önemli faktörler iş güvencesi ve o bölgelerin sosyal yapılarının düzeltilmesi. Hayatının en güzel yıllarını üniversite sıralarında sabahlara kadar ders çalışarak geçiren yeni mezun hekimlerden, sosyal yaşantının olmadığı bir şehirde çalışmalarını beklemek insaflıca değil.
Sağlık politikalarının iflasının göstergesi Tıp fakültesi 6. dönem öğrencisi: Mecburi hizmet, bu sorunları geçmişte de çözemedi. Çözüm için hekimlerin mecburiyetten öte gönüllülük esasına göre o bölgelere gitmeyi istemesi sağlanmalı. Bunun için öncelikle o illere yatırım yapılması gerekiyor. Komik olan taraf, mecburi hizmet bu hükümetle birlikte kaldırılmıştı ama şimdi yeniden getirmek istiyorlar. Bu da ürettikleri sağlık politikalarının iflasının bir göstergesi. Ben, hastanenin veya hastane içinde teçhizatın olmadığı, yardımcı sağlık personelinin bulunmadığı bir şehirde çalışmak istemiyorum. Öncelikle şartlar düzeltilsin, ondan sonra orada çalışmamız beklensin. Bakanlık, “doktorlar gitmiyor” diyerek topu bizim üzerimize atıyor, esas sorunların üzerini örtmeye çalışıyor. Biz günah keçisi oluyoruz. Mecburi hizmet getirilerek doktor açığı çözülemez. Sorunlara bütüncül yaklaşmak gerekir, günübirlik politikalarla çözüme ulaşılamaz. Sağlık Bakanlığı, TTB ve SES’in görüşlerini dikkate almalı.
Sağlık alt yapısı yetersiz
Tıp fakültesi 5. dönem öğrencisi: Öğrencilik yıllarım çok güzel geçiyor. Okulu bitirir bitirmez hiçbir sosyal ortamın olmadığı bir şehre gitmek istemiyorum. Büyük kentlerde çalışan hekimlerle Doğu ve Güneydoğu’da çalışan hekimler arasında yaşam standartları açısından çok fark olmamalı. Ayrıca o bölgelerde sağlık alt yapısı çok yetersiz. Hastanelerde yeterli hekim, hemşire olmadığı için hizmetliler hastalarla ilgileniyor. Hiçbir hekim, üniversitede kazandığı mesleki bilgi ve beceriyi, orada şartlardan dolayı kullanmayarak harcamak istemez.
Tutar yanı yok
Tıp fakültesi 6. dönem öğrencisi: Hükümet, mecburi hizmet ve GSS gibi politikalarla elini güçlendirmeye çalışıyor. “Hekimleri göndermeye çalışıyoruz ama gitmiyor” mesajı vermeye çalışıyor. Ama bunun tutar bir yanı yok. Evet, o bölgelerdeki insanlar sağlık hizmeti alamıyorlar. Fakat bu sorun daha bütüncü bir politikayla çözülmeli.
Hekimler açıkta kalmayacak
Eğitim hastanesi uzman hekim: Öğrendiğimize göre mecburi hizmetin tekrar başlatılacağı belirtiliyor. Yeni mezun hekimlerin periferde hizmet vermeleri hem mesleki gelişimleri hem de tecrübelerinin artması açısından yararlı olacaktır. Bu nedenle ben belli bir süre mecburi hizmet uygulamasının olumlu olacağı düşüncesindeyim. Bu ihtiyaç olan bölgelerdeki hekim açığının biraz da olsa giderilmesini de sağlayacaktır. Birde bildiğiniz gibi bazı bölgelerde yığılmalar olması nedeniyle bir kısım hekim açıkta kalmakta. Bu uygulama hekimlerin açıkta kalmasının da önüne geçecektir.
Olaylara objektif bakmak lazım
Eğitim hastanesi başhekimi: Aslına bakarsanız bu mecburi işleri artık bırakmak lazım. İnsanları bir şeylere mecbur tutmamak lazım. İşler böyle de çözülmüyor. Sağlık Bakanlığı’nın elinde bugün yaklaşık 70 bin hekim var. Geçmişte gördük o zamanda bu işi mecburiyetle çözemedik. Bugün nasıl çözeceğiz? Bence başka formüllerle çözmek lazım. Devlet bu işi bir türlü çözemiyor. ‘Sözleşmeli’ dedi olmadı, ‘atama’ dedi olmadı, insanlar yine bir şekilde bundan sıyrılmanın yolunu buldu. Devlet ne yapsın? Olaylara hem devlet açısından hem bizim açımızdan objektif bakmak lazım. Ama her halde şu anki durum için çözüm belli bir süre ihtiyaç olan bölgelerde mecburi hizmet uygulaması.
Devlete destek olmak lazım
Eğitim hastanesi klinik şefi: Bence bu uygulamanın hem o bölgelerde sağlık hizmeti almaya ihtiyacı olan vatandaş, hem de hekimler için faydası olur. Neden derseniz, artık pek çok doktor arkadaş iş bulamıyor. Pek çok doktor arkadaş çok düşük ücretlerle bazı sağlık merkezlerinde, sağlık ocaklarında çalışmak zorunda kalıyor. Birde şu var, biraz da devlete çalışmak lazım, devlete destek olmak lazım. Öyle hemen okulu bitirince az ücretlerle hekimlerin sağda solda kalmalarını ben tasvip etmiyorum. O arkadaşlar ondan sonra devlet memuru da olamıyorlar. Ama bir kere insan sağından ya da solunda devlete paçasını kaptırdığı zaman da devletten kolay kolay kurtulamıyor. Böyle çelişkili bir durum. Ama ben yine de iyi olacağı görüşündeyim.
Puanlama usulü ile değerlendirilmeli
Eğitim hastanesi başasistan: Mecburi hizmetin yeniden bir şekilde başlatılmasını geriye dönüş olarak algılamıyorum. Zaten sözleşmeli, kura usulü ya da boş olan yerlere gidilmesidir hizmet. Yeni uygulamada böyledir. Sonuçta memlekete bir hizmettir. Böyle algılıyorum ben. Bakanlık burada bu tercihi yaparak hekime çalışma güvencesi vermiştir. Yani uzun vadede sözleşme süresi sonunda bakanlık hekimin hizmetini feshetmek durumundaydı. Yeni uygulamada devlet memurluğu garantisini vermiştir. Bu doğru bir uygulamadır. İnsan hakkı olarak hekim güvencesi olarak doğru bir iştir. Evrensel boyutta düşünecek olursanız bir sosyal güvencedir bu. Diğer bir yönden maddi yönünün daha iyi olacağı söylenmektedir. Henüz elimize bir belge gelmemiştir o nedenle bununla ilgili tam olarak nedir, ne değildir bilmiyoruz. Bu hizmetin başarılı olması itiraz edilmemesi için en güzel uygulama hizmetin 6 ay 1 yıl sonraki dönüşünde, yani hizmet bittiği zaman hekime başasistanlığa ya da ihtisasa girmesi açısından, yani uzmanlık veya eğitim hastanesine girmek, dönmek açısından bu hizmetin de bir puanlama ile değerlendirilmesi uygundur diye düşünüyorum. Örneğin bir hekim Hakkari’ye gitmiş. Oradaki hekim arkadaşa ihtisasa girerken herkese eşit muamele yapılacağı düşünülerek kura usulüyle bir öncelik tanınmalı. Sonra orada çalışmış hekim arkadaşa oradan yeni bir tayin, daha iyi koşullara sahip bir vilayete tayin edilmesinde yardımcı olunması o arkadaşın oradaki hizmeti için daha bir şevk vereceği kanaatindeyim.
Hekimin pratiğini geliştirir
Eğitim hastanesi şef yardımcısı: Bu uygulama, hem hekimlerin iş bulma güvencesi, hem de hekimin isteyerek ihtiyaç olan bölgelere gidip çalışmasının sağlanması açısından olumlu bir tercih. Aynı zamanda hekimlerin mesleki gelişmesine de katkı sağlayacaktır. Hekim okuldan mezun oluyor. Dönem birincisi, ikincisi, üçüncüsü oluyor. Bunlarda dahil memleketin değişik yerlerinde değişik zamanlarla hizmet vermesi kendilerinin pratiğinin gelişmesi, tecrübesinin arttırılması, hastaya yaklaşımı açısından, zor koşullarda hastaya yaklaşımın ne olacağı açısından bir yarar sağlayacaktır. Olumlu bir düşüncedir diye düşünüyorum.
|