Hekimler, sözleşmeli çalışmada Sağlık Bakanlığı’nı değil özel sağlık kuruluşlarını tercih etti. Sağlık Bakanlığı’nın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya gönderdiği sözleşmeli sağlık personelinin hemen hemen hepsi istifa edince, hükümet mecburi hizmet uygulamasına geri dönme kararı aldı. Meslek örgütleri, iş güvencesi sağlandığı takdirde hekimlerin ihtiyaç duyulan bölgelerde gönüllü olarak çalışacağını savunuyor
Helin Özmen/Ankara
Sağlık Bakanlığı, gönüllülük esasına dayanan sözleşmeli sağlık personelinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmasını sağlayamadı. Doğu ve Güneydoğu’ya gönderilen 736 hekimden 735’i görevinden istifa etti. Hükümet, yaklaşık 1 yıl önce başlayan sözleşmeli hekim uygulaması hedeflenen sonucu vermeyince, hekimlerin Doğu ve Güneydoğu’da görev yapması için harekete geçti. Yüksek maaş ve döner sermaye ödemesine rağmen hekimleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sözleşmeli olarak çalışmaya ikna edemeyen hükümet, yeniden mecburi hizmeti gündemine aldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı üzerine Sağlık Bakanlığı, bir yasa değişikliği hazırlayacak. Buna göre ilk kez hekim olarak atanacaklar için zorunlu görevin süresi hizmet yerinin koşullarına göre değişecek. Doğu ve Güneydoğu’da çalışacak hekimlere yüksek maaş verilecek.
2004 yılında sözleşmeli olarak atanan 736 uzman hekimden sadece 1’i görevine devam ederken, 700 pratisyen hekimin hepsi görevinden ayrıldı. 2003 yılında ise atanan 1200 uzman hekimin, 460’sı istifa etti. Yine 2003’te 1500 pratisyen hekim atanırken, 1300’ü görevinden ayrıldı. Bunun üzerine sözleşmeli personel uygulamasından vazgeçmeyi planlayan hükümet, sözleşmeli hekim uygulamasından sonra kamuda hekim kalmadığı tespitinde bulundu. Konuyu AKP Merkez Yürütme Kurulu toplantısında gündeme getiren Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, özellikle Doğu ve Güneydoğu’ya doktor göndermekte güçlük çektiklerini söyledi. Sorunu aşmak için önce rotasyon sistemi getirdiklerini ancak bundan istenilen sonucu elde edemediklerini ifade eden Akdağ, sözleşmeli personel uygulamasında da benzer sorunlarla karşılaştıklarını dile getirdi. Akdağ, uygulama için, mecburi hizmet kelimelerini kullanmazken, daha önce olduğu gibi katı bir mecburi hizmet anlayışı getirilmese de teşvik edilmiş ve kolaylaştırılmış bir devlet hizmeti yükümlülüğünün gündeme getirilebileceğini belirtti. Toplantıda, hekimlerin sözleşmeli uygulamadan sonra kırsal yerlere gitmektense istifa etmeyi tercih ettiği vurgulandı. Doğu ve Güneydoğu için hekim sorununu çözmek için mecburi hizmet uygulamasının yeniden gündeme taşınabileceğini anlatan Bakan Akdağ, Başbakan Erdoğan’ın da görüşünü sordu. Erdoğan, mecburi hizmet uygulamasına geri dönülmesi için bir an önce çalışma başlatılmasını istedi.
Erdoğan: Özele yönlendirin
Akdağ, toplantıda ayrıca SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devrini anlatarak, bazı sorunların hala devam ettiğini söyledi. Erdoğan da bunun üzerine, SSK’lı hastaların özel hastanelere yönlendirilmesini önerdi. Kaliteli hizmet için yarış yapılmasını isteyen Başbakan Erdoğan, Türk Tabipleri Birliği’nin belirlediği fiyatlar üzerinden hizmet satın alınması gerektiğini kaydetti. Toplantıda ayrıca son 1 yılda kamuda büyük ölçüde hekim sıkıntısı yaşandığı, tıp fakültelerinin sayısının fazla olduğu eleştirilerinin de haksız olduğu belirtildi. Türkiye’de 237 özel hastanenin bulunduğuna ve bu sayının 2005 yılı içerisinde 310’a çıkacağına dikkat çekilerek, 41 ilde daha özel hastanenin açılacağı dile getirildi.
“Mecburi” sözü sıcak karşılanmaz
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Orhan Odabaşı, mecburi hizmetin tıp fakültesini yeni bitiren hekimlerle ilgili bir düzenleme olduğunu belirterek, “Ne yazık ki önümüzdeki 1-1.5 ay içinde hekimler mezun olacak. Bu hayata geçerse, yeni mezun hekimler için kötü bir sürpriz olur. Hiçbir hekimin, verdiğimiz hizmet pozitifi çağrıştırırken zorlayıcı, ‘mecburi’ gibi sözcüklere sıcak bakmayacaklarını düşünüyorum.
Olması gereken, Türkiye ihtiyaçlarına denk düşen bir planlamadır” dedi. Hekimlerin risk tazminatı, mahrumiyet zammı gibi ücretlendirmeler ve iş güvencesi sağlandığı takdirde hekim açığı bulunan bölgelerde çalışmaya gönüllü olacaklarına dikkat çeken Odabaşı, sadece hekim istihdamında güçlük çekilen bölgelere özel değil, tüm Türkiye’yi kapsayacak modelin hayata geçirilmesini istedi.
Odabaşı, Sağlık Bakanı Akdağ’ın 2003 yılının temmuz ayında çıkarılan sağlık çalışanlarının eleman temininde güçlük çekilen yerlerde sözleşmeli olarak görevlendirilmesine dair yasa ile ilgili “Ben bu sayede mecburi hizmet yükümlülüğünü kaldırıyorum” sözlerini anımsatarak, “Sağlık Bakanı Akdağ 2003 yılında böyle düşünüyordu. Sağlık Bakanlığı’nın o dönemdeki duygu hali bence değişmedi, sadece hekimleri göndermekte güçlük çektikleri bölgelere hekimleri zorla gönderebileceklerini düşünüyorlar. Bunun doğru bir tutum olmadığını düşünüyorum” diye konuştu. Gündeme getirilen mecburi hizmet uygulamasının TTB’nin önerileri dikkate alınarak müzakere edilmesi gerektiğini belirten Odabaşı, şunları kaydetti:
“Ne yazık ki Sağlık Bakanlığı bu meselede 3 yılımızı kaybettirdi. Hekimler 657 sayılı yasa çerçevesinde görev yapmak istiyor, iş güvencesiyle çalışmak istiyor. Bu yok edilirse, çalışanlar siyasi partilerin, ilçe örgütlerinin, mülki amirin dediklerini yapmak durumunda kalabilir. Sonuçta hekimlik değerleri ve halk sağlığı ciddi zararlar görebilir. Umuyoruz Sağlık Bakanlığı, hekimlik değerlerine uygun bir meslek pratiği yaratma konusunda duyarlı davranır. Bu konuda biz her tür desteği vermeye hazırız.”
Sağlık yaz-boz tahtasına döndü
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Dr. Köksal Aydın da gelişmelerin endişe verici olduğunu söyledi. Türkiye’de sağlık sorunlarının artmasına rağmen üretilen politikaların çözüm sağlamadığını vurgulayan Aydın, sağlık ortamının “yaz-boz tahtasına” dönüştüğünü dile getirdi. Aydın şunları ifade etti:
“Türkiye’deki sağlık çalışanlarının sayısı, diğer ülkelerle kıyaslandığında çok az çıkıyor. Bugün bir sağlık çalışanı, iki kişilik hizmet üretiyor. Ama Sağlık Bakanlığı yeni kadro açmak yerine sözleşmeli personel uygulamasıyla sorunların çözüleceğini sanıyor. Mecburi hizmet uygulaması başlarsa kaç yıl devam edecek? Bir yıl sonra bundan vazgeçilmeyeceğinin garantisi var mı? Ayrıca hekimlerde siyasi yandaşlığın işin içine karışacağı, tayinlerin bu yolla yapılabileceği endişesi de var. Sistem, güvensizlik yaratıyor.
Sağlık alanındaki politikaların kalıcı ve istikrarlı olmasını istiyoruz. Hükümetin günü kurtarmak için, popülist politikalara yönelmesini tehlikeli buluyorum. Başbakan Erdoğan, hekim dağılımındaki sorunu çözmek için mecburi hizmet uygulamasının başlatılmasını istedi. Sağlık ortamının sorunları iki dudak arasından çıkacak emrivakilerle çözülebilir mi? Hekimler iş güvencesiz çalışmak istemedikleri için Doğu ve Güneydoğu’ya gitmek istemiyor. Bunlar samimi politikalar değil, ülke gerçekleriyle bağdaşmıyor. Bunun yanı sıra Personel Rejimi Yasa Tasarısı, Genel Sağlık Sigortası ve aile hekimliğiyle ilgili düzenlemeler sağlık çalışanlarının gelecekle ilgili kaygılarını arttırıyor.”
|