|
Temel tıp bilimlerindeki tıp kökenli olan ve olmayan asistanlar arasında mecburi hizmet konusundaki eşitsizlik, hekimlerin tepkisine neden oluyor
Helin Aygün / Ankara
Hekim kökenli olmayan uzmanların mecburi hizmetten muaf tutulması, temel tıp bilimleri branşlarındaki hekim kökenli uzman ve asistanların tepkisini çekiyor. Uzmanlık dernekleri, mecburi hizmetin hekim kökenli olan ve olmayan uzmanlar arasında eşitsizlik yarattığını kabul etseler de yasa karşısında başka bir seçenek olmadığını vurguluyorlar. Mecburi hizmet hakkındaki yasaya göre, mecburi hizmet sadece hekimleri kapsıyor.
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Sınavı (TUS)’nda Temel Tıp Bilimleri alanındaki soruları çözerek uzman olmaya hak kazanan kimya, biyoloji, eczacılık veya veterinerlik fakültesi mezunları ile hekim kökenli uzmanlar arasında “mecburi hizmet farkı” bulunuyor. Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra temel tıp bilimleri alanında uzmanlık eğitimi almaya başlayan hekimler, bir arada eğitim aldıkları hekim kökenli olmayan arkadaşlarıyla eşit koşullara tabi tutulmamalarına isyan ediyor. Biyokimya, mikrobiyoloji, anatomi gibi branşlarda ihtisas yapan hekim kökenli bazı uzmanlar “cezalandırıldıklarını” düşünüyor. Asistanlar, şunları dile getiriyor:
“Aynı yerde eğitim aldığınız ve sizinle aynı hakları elde eden tıp dışı kökenli uzmanların sizi kapsayan mecburi hizmet yükümlülüğünden muaf olması eşitlik ve adaletle bağdaşır bir durum değil. Bakanlık bu kadar uzman sıkıntısı çekerken, elindeki doktorların istifalarını bile durdurmuşken, kısa yoldan bizim statümüze kavuşan imtiyazlı bir temel bilim uzmanları grubunun bulunması çok büyük bir çelişki.”
Herkes kapsama alınmalı
Türk Biyokimya Derneği Başkanı Prof. Dr. Nazmi Özer, temel bilimlerdeki uzman açığını kapatmak için, fakültelere hekim dışı uzmanlık öğrencilerinin alınması gerektiğini ancak, aynı zamanda hekim kökenli olmayan bu uzmanların da mecburi hizmet kapsamına alınması gerektiğini söyledi. Bu konuda Dernek üyelerinden kendilerine şikayetler ulaştığını belirten Özer, bunları Sağlık Bakanlığına ilettiklerini kaydetti. Özer, mecburi hizmet konusunda herkes için eşit bir uygulama getirilmesi gerektiğini bildirdi.
2 bin laboratuvarda uzman yok
1981 tarihli YÖK Yasası ile birlikte hekim kökenli olmayanların sadece Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ihtisas yapabildiklerini belirten Özer, tıp kökenli olmayanların da tıp fakültelerinde uzmanlık eğitimi almasının önünün açılması gerektiğini ifade etti. Özer, “En önemli sorunlarımızdan biri, Sağlık Bakanlığının ruhsat verdiği 2 bin laboratuvarın uzmansız çalışması. Türkiye’de 4 bin 600 laboratuvar var. Mikrobiyolog, hematolog ve biyokimyacı uzman sayısı ise 2 bin 600. Yani 2 bin laboratuvarda uzman yok. Bunun nedeni hekimlerin klinik branşları seçmesi” dedi.
Prof. Dr. Özer, Avrupa’nın birçok ülkesinde bu branşların herkese açık olduğunu, sınavı kazanan herkesin uzman olmaya hak kazandığını dile getirdi. Temel bilimlerdeki uzman açığını kapatmak için, fakültelere hekim dışı uzmanlık öğrencileri alınması gerektiğine dikkat çeken Özer, “Aynı zamanda hekim kökenli olmayan bu uzmanların da mecburi hizmete gitmesi, herkes için eşit bir uygulama getirilmesi lazım” diye konuştu.
Hekim kökenli olmayan uzman çok az
Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Özdem Anğ ise, üyelerinden şimdiye kadar mecburi hizmetin farklı uygulanmasıyla ilgili herhangi bir şikayet almadıklarını söyledi. Mecburi hizmet ile ilgili yasanın sadece hekimleri kapsadığını anımsatan Anğ, “Bu durum, uzmanlar arasında bir eşitsizlik yaratıyor ama yasa böyle. Yasa hazırlanırken bu düşünülmemiş olabilir” dedi.
Prof. Dr. Özdem Anğ, son yıllarda hekim olmayan mikrobiyolog sayısının çok az olduğunu çünkü, hekim kökenli olmayan biri için TUS’u kazanmanın son derece zor olduğunu ifade etti. Hekim kökenli olmayan uzmanların bir elin parmaklarını geçmeyeceğini belirten Anğ, “Büyük bir şikayet konusu olsaydı bize aktarılırdı. Bunların tek tük vakalar olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdem Anğ, Türkiye’de yalnızca hekimler için zorunlu hizmetin söz konusu olduğunu, bunun da eşitsizlik yarattığını dile getirdi. Anğ, “Bir hekim özel sektörde çalışmak ya da pratisyen olarak çalışmak isterse bile, mecburi hizmetini yapmazsa diplomasını alamıyor. Ama diğer meslek grupları mecburi hizmetten muaf tutuluyor. Pratisyen hekim niçin mecburi hizmet yapıyor da mühendis yapmıyor? Bu da eşitsizlik değil mi?” dedi.
Mevzuat ne diyor?
İlgili mevzuata göre, hekim, uzman hekim ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman hekim unvanını kazananlar, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı 300-600 gün mecburi hizmete tabi tutuluyor.
Tababet Uzmanlık Tüzüğü’ne göre, mikrobiyoloji ve klinik mikrobiyoloji, biyokimya ve klinik biyokimya, tıbbi farmakoloji, tıbbi histoloji ve embriyoloji ile fizyoloji branşlarında asistanlığa atanabilmek için tıp fakültesi mezunu olma şartı bulunmuyor.
|