|
Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, hem mesai hem mesai dışı çalışma süresi için tavan döner sermaye ödemesi düzenleneceğini belirtti. Aydın’a göre, büyük şehirlerde belki biraz daha fazla ama Anadolu’daki üniversitelerde istifa oranı yüzde 5’i geçmeyecek. Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Kayıhan Pala ise öneriye tepkili; taslak bu hâliyle benimsenemez
Fatma Ergüzeloğlu / Ankara
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, tam gün yasa tasarısı kapsamında hekimlerin maddi yönden kayıplarının karşılanmasına yönelik Bakanlığın hem mesai, hem de mesai dışı çalışma için tavan döner sermaye ödemesi belirleyeceğini söyledi. Aydın, mesai içi ve mesai dışı olmak üzere düzenlenecek tavan döner sermaye ödemesinin belirlenmesi yönünde çalıştıklarını belirterek, “Tavanı olmayan bir performansa dayalı ödeme ise, Anayasa Mahkemesinin kamu personelinin sınırsız geliri olmayacağı görüşü nedeniyle mümkün olmamaktadır” dedi.
İş yeri hekimliği kapsam dışı
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen panelde konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, yeni taslak çalışmasında iş yeri hekimliğinin tam günün dışında tutulduğunu, serbest çalışan hekimin aynı zamanda iş yeri hekimliği de yapabileceğini söyledi. Prof. Dr. Aydın, “Unutulmaması gereken, tam gün yasasının üniversite boyutunun olduğu gibi iş yeri hekimliği, askeri hekimlik, kamuya hizmet veren özel hastaneler ve muayenehaneler gibi boyutları da olduğudur. Yeni taslak çalışmasında iş yeri hekimliği tam günün dışında tutulmaktadır, yani serbest çalışan hekim aynı zamanda iş yeri hekimliği yapabilecektir. Ayrıca bu hizmetin kurumsal olarak verilebilmesinin önü açılmaktadır. Yani herhangi bir işyeri bu hizmeti, döner sermayeli bir kuruma başvurup oradan bir hekimin mesai dışı görevlendirilmesi suretiyle alabilecektir” diye konuştu.
Birden fazla hastanede çalışmak suç
Aydın, hekimlerin eski yasaya göre birden fazla hastaneye gitmesinin hâlen suç olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’de hekim sayısının az olduğu söylenirken, az olan bu hekimleri daha az çalıştırmanın bir çelişki olup olmadığı da akla gelmektedir. Bu kaygılar nedeniyle, bu taslakta özel sektördeki hekimlerin birden çok yerde çalışabilmelerinin önü açılmaktadır. Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a göre hekimler, evleri hariç, yalnızca bir hastane ve bir muayenehanede çalışabilmektedir. Hekimlerin birden fazla hastaneye gitmesi eski yasaya göre hâlen suçtur” dedi.
“İstifalar Anadolu’da yüzde 5’i geçmez”
Yasa çıktığı zaman öğretim üyelerinin istifa edeceği görüşüne katılmadığını belirten Aydın, “Nöbet ücretinin artırılması, askeri tabiplerin özlük haklarında iyileştirme yapılması, uzman hekimlere görev tazminatı verilmesi, yine taslakta yer alan iyileştirmeler arasındadır. Bu görev tazminatının emekliliğe de yansıtılmasına çalışılmaktadır. Yasa çıktığında öğretim üyelerinin istifa edeceği ve bunun çok fazla zarar vereceği söylenmektedir. Ancak buna katılmıyorum, anket çalışmaları özel sektöre büyük bir geçiş olmayacağına işaret etmektedir. Büyük şehirlerde biraz daha fazla olabilir, ancak Anadolu’daki üniversitelerde bu oranın yüzde 5 civarında olması beklenmektedir” diye konuştu.
“Tam gün tasarısı benimsemez”
Tam gün yasa tasarısına bir eleştiri de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Üyesi Doç. Dr. Kayıhan Pala’dan geldi. Tam günün benimsenebileceğini fakat uygulamanın hekimin içerisinde yer alacağı sağlık sisteminden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Pala, “Tam süre çalışma ancak eşitsizliklerin azaltılmasına odaklanmış kamucu bir sağlık sistemi içerisinde hekim emeğini değerli kılar. Tasarı bu haliyle benimsenemez” dedi.
Hekimlerin çalışma biçiminin gerçek bir part-time, aslında “over-time” (fazla mesaili çalışma) olduğunu belirten Pala, “Çünkü, kamuda part-time çalışan hekimlerin büyük bir bölümü, kamu sektöründeki işinden çıktıktan sonra ya kendi muayenehanesinde, ya da özel sektöre ait başka bir iş yerinde mesleklerini uygulamaya devam etmektedir” dedi.
Özel hasta muayenesi yasağı için geç kalındı
Tasarıda tam gün yaklaşımı dışında üç önemli düzenlemenin yer aldığını vurgulayan Pala, bunlardan ilkinin, tıp fakültelerinde öğretim üyelerinin özel hasta muayenesinin ortadan kaldırıldığını ve bunun geç kalınmış, olumlu bir gelişme olduğunu bildirdi. Pala diğer iki düzenlemeyi şöyle özetledi:
“İkinci olarak, kamu sağlık kurumlarında sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık çalışanlarının, devlet memuru olarak istihdam edilenlerle –döner sermaye tazminatları üzerinden- aynı özlük haklarına sahip olmasına ilişkin bir düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenleme de olumlu olmakla birlikte; asıl yapılması gereken iş, bütün sağlık çalışanlarının (Taşeron şirketler aracılığıyla istihdam edilmek zorunda kalınanlar da için de olmak üzere) devlet memuru olarak istihdam edilmelerini sağlamak olmalıdır. Üçüncü düzenleme iyonlaştırıcı radyasyonla çalışanların haftalık çalışma saatlerinin 40 saat olarak düzenlenmesiyle ilgilidir. Eğer iyonlaştırıcı radyasyonla çalışanların sağlığını ve çalışma ortamını izleyecek ve önlem alacak yeni bir yasal düzenleme olmaksızın çalışma saatleri artırılırsa; bu durum radyasyonla çalışanların sağlığını olumsuz etkileyebilir.”
Tam gün ile over time işaret ediliyor
Pala, tasarıyla hekimlerin “full-time” yerine “over-time” çalışmak zorunda kalacağını öne sürdü. Tasarıda yer alan haftalık çalışma süresinin 45 saatten, 40 saate indirilmesini “çok uygun” olarak değerlendiren Pala, “Ancak, hekimin kazancının mesai saatleri dışında üreteceği sağlık hizmetine endekslenmesi, uygulamada 40 saatlik çalışma süresinin aşılması sonucunu doğuracaktır. Üstelik mesai saatinin üzerinde bir çalışma anlayışının getirilmesi, karşımızda duran yasanın aslında bir ‘over-time’ çalışma biçimini getirdiğini de göstermektedir” dedi. Pala, tasarının bu haliyle yasalaşması durumunda, hekimlerin tam gün adı altında daha zor koşullarda, daha uzun çalışma süreleriyle ve daha düşük özlük hakları ile istihdam edileceğini belirtti.
Döner sermaye tazminatlarıyla yaşanmaz
Pala, tasarının özlük hakkı düzenlemesi içermediğini belirtti. “Tasarı, hekimlerin ne maaşlarında ne de emeklilik dönemine ilişkin doyurucu bir iyileştirmeyi içermektedir. Tasarıda hekimlerin ücretlerini arttırmaya dönük düzenlemeler büyük ölçüde döner sermaye tazminatları ile ilgilidir” diyen Pala, nöbet ücretlerindeki artışların bile döner sermayeden karşılanmasının söz konusu olduğunu ifade etti. Döner sermaye tazminatlarının düzenli ve kalıcı bir gelir olmadığını belirten Pala, bunun emeklilik dönemine yansımadığını söyledi.
Hizmet başı ödeme bilimselliğe ters
Açıklamada döner sermaye tazminatlarının “performans” adı altında “hizmet başı ödeme”ye endekslenmesinin çalışma barışını bozduğu ve rekabet içerisinde çalışmaya zorlanmasıyla da hekimlerin ruh sağlığının bozulacağı belirtildi. “Hizmet başı ödeme yönteminin yürürlükte olduğu ülkelerde, tanı/tedavi endikasyonlarının, operasyonlarda seçilen anestezi türlerinin, istenen tetkiklerin, kullanılan ilaç ve tıbbi malzemenin bilimsel ölçütlere göre belirlenmesi ilkesinden uzaklaşıldığını gösteren çok sayıda araştırma bulunmaktadır” diyen Kayıhan Pala, söz konusu sistemde hekimden her şeyi daha fazla yapmasının beklendiğini söyledi. Pala, “Daha fazla hasta muayenesi, daha fazla tetkik, daha fazla ameliyat, daha fazla girişim… Bütün bu ‘daha fazla’lar, hekimin aynı zamanda daha uzun süre ve daha yüksek tempoyla çalışmasına da yol açacaktır” şeklinde örneklendirdi.
Sağlıkta ekip anlayışı kaybolur
Tasarının hekim işsizliğini, yabancılaşmayı ve çalışma barışını bozacağı belirtildi. Hizmet başı ödeme ile ücretlendirilmenin, sağlık hizmetinin “ekip” olarak sunulması yaklaşımını da zedeleyebileceğini öne süren Pala, bunun, en gereksinim duyulduğu anda ekibin dağılmasına yol açabileceğini kaydetti.
Eğitim yerine sağlık hizmeti sunulur
Açıklamada, tasarının tıp eğitimini ve tıpta uzmanlık eğitimini olumsuz etkileyeceği bildirildi. “Tasarı ile öğretim üyelerinin para kazanması sağlık hizmeti sunumuna endekslendiği için, öğretim üyeleri eğitim ve araştırma için zaman ayırmak yerine, mesailerinin büyük bir bölümünü sağlık hizmeti sunumu için ayırmak yoluna gideceklerdir” diyen Pala, eğitim kurumlarının temel işlevinin lisans/lisansüstü öğrenci yetiştirmek olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı.
|