|
Organ Bağışı ve Organ Nakli Haftası, çeşitli etkinliklerle kutlandı. Düzenlenen etkinliklerde organ bağışı yetersizliğine vurgu yapan hekimler, organ nakli ile hem hastaların normal yaşama döneceğini hem de devletin tedavi giderlerinin yüzde 70 oranında azalacağını dile getiriyor
Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Koordinatörleri Bilim Kurulu Başkanı ve Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Kurulu Başkan Yardımcısı Opr. Dr. Ata Bozoklar, Türkiye'de organ bağışının yetersizliğinin mevzuattan ziyade idari bir sorundan kaynaklandığını söyledi. Mevzuatta değiştirilmesi gereken şeyler olduğunu ama bunlar değiştirilmeden yapılacak şeyler de bulunduğunu belirten Bozoklar, yoğun bakımların güçlendirilmesi, beyin ölümlerinin tespiti, bunların ilgili birimlere bildirimi için organizasyonlar oluşturularak işlerlik kazandırılmasının ülkedeki organ bağışını önemli oranda artırabileceğini kaydetti.
Opr. Dr. Ata Bozoklar, Türkiye'de organ bağışıyla ilgili batılı anlamdaki çalışmaların 1997-1998 yıllarından itibaren organize edilmeye başlandığını ifade etti. Bundan önceki yıllarda organ bağışıyla ilgili çalışmaların bireysel çabalarla yürütüldüğünü dile getiren Bozoklar, “Yanlış hedefler belirlendiği için ilk organ naklinin gerçekleştirildiği 1974'den 1997'ye kadar bu alanda somut hiçbir şey yapılmadı” dedi.
Her yıl 1 milyar dolar kazanılır
Bozoklar, beyin ölümünün bildirilmesi, donör bakımı ve organların taşınmasının merkezi bir organizasyon gerektirdiğini, bunun 1997-1998 yıllarında fark edilerek organ naklinde bir sıçrama yaşandığını bildirdi. Ülkede 40 bine yakın diyaliz, 3 bin civarında karaciğer, bin civarında da kalp hastasının organ beklediğini anlatan Bozoklar, “40 bin böbrek hastasına şimdi hemen nakil yapılsa ülke her yıl 1 milyar dolar kazanır. Hastaların yaşam kalitesi de artar. Bu nedenle organ bağışı mutlaka artırılmalıdır” diye konuştu.
Tedavi giderleri yüzde 70 azalır
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Transplantasyon Merkezi Müdürü Doç. Dr. Aydın Dalgıç, Türkiye'de organ nakli sayısının artırılmasının, gerek tıbbi gerekse ekonomik yönden bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren bir hastanın yıllık tedavi giderinin 25 bin dolar civarında bulunduğunu belirten Dalgıç, yalnızca son dönem böbrek yetmezliği olan hastaların tedavi giderlerinin yıllık 1 milyar dolara yakın olduğunu söyledi. Bunlara karaciğer, kalp ve akciğer yetmezliği olan hastaların tedavi giderleri eklendiğinde yıllık 4 milyar dolara yakın bir tedavi masrafı ortaya çıktığını anlatan Dalgıç, “Organ nakliyle hastalar normal yaşama dönerken devletimizin karşılamak durumunda olduğu tedavi giderleri de yüzde 70'e varan oranda azalacaktır” diye konuştu.
Doç. Dr. Aydın Dalgıç, beyin ölümü olan bir hastanın organlarının bağışlanmasıyla 2 hastaya böbrek, 1 hastaya kalp, 1 ya da 2 hastaya karaciğer, 1 hastaya pankreas, 1 ya da 2 hastaya da kornea nakledilebildiğini, böylece 6-7 hastanın yeniden yaşama tutunduğunu söyledi. Dalgıç, “Bir hastanın organlarının bağışlanması, ülke ekonomisine yılda 150 bin dolar civarında bir kazanç da sağlamaktadır” dedi.
Böbrek nakli bekleme listesi geliyor
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş, böbrek nakli ulusal bekleme listesinin devreye girmesiyle ülkede organ nakli konusunda en önemli adımlardan birinin atılmış olacağını dile getirdi.
Uzun süredir üzerinde çalıştıkları listenin hazırlanmasında son aşamaya gelindiğini belirten Odabaş, “Liste hastalarla ilgili birkaç parametre girildikten sonra hazır olacak. Bu yıl içinde uygulamaya geçmeyi düşünüyoruz” dedi. Odabaş, listenin tamamlanmasıyla ülkede böbrek bekleyen hasta sayısının tam olarak öğrenilebileceğini ifade etti.
Düzenlemeyle, nakil merkezleri ve ulusal koordinasyon merkezinin nakil bekleyen hastaları görebileceğini anlatan Odabaş, bir donör çıktığında, organın en fazla puana sahip 3 hastası bulunan merkeze gönderileceğini belirtti.
Organ bağışı ilerleme kaydediyor
Sağlık Bakanlığından alınan bilgiye göre, ülkede organ bağışı konusunda bu yıl büyük bir ilerleme sağlandı. Geçen yıl donör sayısı 165, organları kullanılan donör sayısı ise 143 iken, bu ayın ilk günü de dahil bu yılki donör sayısı şimdiden 200'e ulaştı. Bu donörlerden 185'inin organları kullanılabildi.
Bu kişilerin organlarının bağışlanması sayesinde 57 kalp, 1 akciğer, 16 kalp kapağı, 161 karaciğer, 13 pankreas, 333 böbrek ve 84 kornea nakli yapılarak yüzlerce hastanın yeniden hayata tutunması sağlandı.
Binlerce hasta sıra bekliyor
Diyaliz tedavisi gören 41 bin hastadan yaklaşık 15 bininin böbrek, kronik karaciğer hastalığı nedeniyle tedavi gören 3 bin kişiden bininin karaciğer, kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören bin kişiden 25'inin acil kalp nakli için sıra beklediği bildirildi.
Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ankara Bölge Koordinatörü Dr. Eyüp Kahveci, 2001 yılında Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda ve denetiminde “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi” kurulduğunu belirterek, “Bu sistemin amacı, ülke genelinde organ ve doku nakli hizmetleri alanında çalışan kurum ve kuruluşlar arasında gerekli koordinasyonu sağlamak, kısıtlı imkanlarla temin edilebilen bağış organ ve dokuları, bilimsel kurallara ve tıbbi etik anlayışına uygun olarak, adaletli bir dağıtımla, en uygun hastalara, en kısa süre içerisinde naklini sağlamaktır” dedi.
Kahveci, Ulusal Koordinasyon Sisteminin yürütülmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Ankara'da “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi (UKM)” ile Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Kayseri illerinde “Bölge Koordinasyon Merkezleri” kurulduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ülke genelinde herhangi bir hastanede organ bağışı gerçekleştiğinde, hastanede görevli organ nakli koordinatörleri durumu Ulusal Koordinasyon Merkezine bildiriyor. Bu merkez, donörün organ ve dokularının ülke genelinde nakil beklemekte olan hastalardan aciliyet ve organ uyumu kriterlerine göre en uygun hastanın bulunduğu organ nakli merkezine gönderilmesini sağlıyor.”
Dr. Kahveci, Türkiye'de şu an 36 böbrek nakli merkezi, 22 karaciğer nakli merkezi ve 12 kalp-akciğer nakli merkezi bulunduğunu söyledi.
Organ bekleyenlerin sayısı yüzde 10 artıyor
Türkiye'de, yaşları 2-80 arasında yaklaşık 41 bin kişinin diyaliz tedavisi gördüğünü belirten Dr. Kahveci, “Diyaliz tedavisi gören hastalardan yaklaşık 15 bini böbrek, kronik karaciğer hastalığı nedeniyle tedavi gören 3 bin kişiden bini karaciğer, kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören bin kişiden 25'i acil kalp, 10 bin kişi kornea, 100 kişi de pankreas ve ince bağırsak nakli için sıra bekliyor” dedi.
Dr. Kahveci, 31 Ekim 2007 itibariyle 449 beyin ölümünün gerçekleştiğini, bunlardan 195'inin ailesinin organ bağışına izin verdiğini, bağışlananlardan 326 böbrek, 157 karaciğer ve 55 kalp ameliyatının yapıldığını kaydetti. 2006 yılında ise 270 beyin ölümü tespit edildiğini ve 143 vakadan organ nakli için izin alındığını anlatan Dr. Kahveci, organ nakli yapılan bu vakalardan 264 böbrek, 117 karaciğer ve 42 kalp nakli gerçekleştirildiğini ifade etti.
Kahveci, bazı hastaların da yaş grubu ya da mevcut yan hastalıkları nedeniyle organ alıcısı olamadığını belirterek, “Her yıl, organ bekleyen kişi sayısı yüzde 10 oranında artıyor. Bunun yanı sıra organ bekleyen hastaların da yüzde 7'si yaşamını yitiriyor” diye konuştu.
İstanbul birinci sırada
Organ bağışının her geçen gün artış gösterdiğine dikkati çeken Kahveci, 2006 yılında 9 bin 659 organ bağışı yapıldığını ve 10 ilde hiç bağışın olmamasının dikkat çekici olduğunu söyledi.
Kahveci, 2007 yılında Ekim ayı sonuna kadar 27 bin organ bağışında bulunulduğunu dile getirerek, “Bağışların 22 bini İstanbul bölgesinden çıktı. Oysa İstanbul, 2006'nın ilk altı ayında sıfır organ bağışıyla 17. ve aynı yılın ikinci yarısında 167. sıradaydı. Bugün ise birinci sırada bulunuyor” diye konuştu.
Türkiye'de organ nakillerinin yüzde 75'inin canlıdan, yüzde 25'inin kadavradan elde edildiğine işaret eden Kahveci, “Doğru olan organların canlıdan değil, kadavradan alınmasıdır. Avrupa ve ABD'de de yaygın olan budur” dedi.
En iyi merkezler Türkiye’de
Dr. Kahveci, Avrupa'nın en iyi karaciğer ve böbrek nakli merkezlerinin de Türkiye'de olduğunu bildirdi. Bu merkezlerde yapılan ameliyatların gayet başarılı olduğunu ifade eden Kahveci, “Yapılan ameliyatların başarısı, Avrupa ve ABD'de yapılanlarla aynı düzeyde. Avrupa'nın en iyi karaciğer nakli merkezi, Akdeniz Üniversitesinde ve en iyi böbrek nakli merkezi de Ege Üniversitesindedir. Bu merkezlerin başarısı, ameliyatların sık yapılmasından dolayı tecrübeyle ilgilidir” dedi.
Yoğun bakım hekimlerine görev düşüyor
Memorial Sağlık Grubu Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu da organ bağış sayısının artması için özellikle yoğun bakımda görev yapan hekimlere önemli görevler düştüğünü söyledi.
Yoğun bakımda yatan hastalar arasında beyin ölümü gerçekleşme ihtimali olanların sayısının çok olduğunu vurgulayan Kalayoğlu, “Beyin ölümü gerçekleşmiş olan hasta yakınlarını ikna etmek hekimlerin görevidir. Unutulmamalı ki, artık ölü kabul edilen bedenler, birçok kişiye can verebilir. Bu nedenle, beyin ölümünden emin olunduğunda tanı konulmalı ve hasta yakınları organ bağışına ikna edilmeli” diye konuştu.
İlk deneysel çalışmalar Hacettepe’de başladı
Organ nakli çalışmaları modern anlamda ilk kez 1902 yılında hayvanlar üzerinde böbrek nakli deneyleri ile başladı. Dünyada ilk böbrek nakli 1954'te ABD’de yapılırken, ameliyatı yapan doktora 1990 yılında Nobel Tıp Ödülü verildi. 1964 yılında ilk karaciğer nakli yapılırken, ilk başarılı kalp nakli ise 1967 yılında Dr. Christian Barnard tarafından gerçekleştirildi.
Türkiye’de ilk kalp nakli 22 Kasım 1968’de Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde Dr. Kemal Beyazıt tarafından yapıldı fakat hasta kaybedildi. Organ nakliyle ilgili deneysel hayvan çalışmaları 1970’lerin başında Hacettepe Üniversitesinde başladı.
Türkiye’de ilk başarılı organ nakli ise 3 Kasım 1975 yılında Dr. Mehmet Haberal ve ekibince Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde bir anneden oğluna yapılan canlıdan canlıya böbrek nakli oldu. Bunu 1978 yılında aynı ekibin kadavradan yaptığı ilk böbrek nakli izledi.
Organ nakli duayenleri, bağışçılar ve hastalar bir araya geldi
Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Eğitim Vakfı tarafından, “3-9 Kasım Organ Bağışı ve Organ Nakli Haftası” etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen Organ Bağışı ve Organ Nakli Konferansı, Kocatepe Kültür Merkezinde geniş bir katılımla gerçekleşti.
Organ Nakli Haftası kapsamında gerçekleştirilen Konferans’a, TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş, Sağlık Bakanlığı Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Sencar Tepe, organ nakli duayenlerinden Prof. Dr. Münci Kalayoğlu gibi isimlerin yanı sıra başhekimler, organ nakli yapan doktorlar, yıllardır uygun bir organ bulunarak organ nakli yapılmasını bekleyen hastalar ve organ bağışında bulunan aileler katıldı. Bağış yapan aileler Kongre’de gösterilen sinevizyonda ölen yakınlarının resimlerini görünce duygulu anlar yaşadı
Toplumu ilgilendiren bir konu
Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadavradan alınan organların hastalara yetmediğini belirterek, şunları kaydetti:
“Her geçen gün hasta sayımız artıyor. Maalesef ki, hastalarımıza yetecek kadar organ bağışı yapılmıyor. Toplum olarak organ bağışına duyarlı olmayız. Özellikle birtakım ülkeler, buna yetişemedikleri için artık canlıdan da nakil yapmak için çalışmalarını hızlandırmış durumdalar. Bizim yapmamız gereken öncelikle organ bağışı sayısını artırmak. Organ bağışı Sağlık Bakanlığını olduğu kadar bütün toplumumuzu yakından ilgilendiren bir konu. Çünkü mevcut hastalarımızda olduğu gibi, bir gün hepimiz organ yetmezliği ile karşı karşıya kalabiliriz. O nedenle toplumsal olarak bu duyarlılığı geliştirip, yeterli miktarda en azından gelişmiş ülkeler düzeyinde kadavradan organ naklini sağlayabilirsek bizim için olumlu bir gelişme olacaktır.”
Sağlık Bakanlığı olarak özellikle son dönemde büyük bir çaba içerisinde olduklarını da sözlerine ekleyen Doç. Dr. Öner Odabaş, bu konuda birtakım kanuni ve mevzuat düzenlemeleri üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, organ bağışı konusunun ne kadar büyük bir önemli olduğuna değinerek, toplum bilincinin gelişmesi sağlanırsa organ bağışının istenilen düzeye ulaşabileceğini söyledi.
Transplantasyon konusunda yapılan çalışmalar ve Türk hekimlerinin başarılarının tüm dünyaca takdir edildiği ve yakından izlendiğini sözlerine ekleyen Erdöl, “Tüm dünyadan ülkemize tedavi için insanlar geliyor. Çok genç bir nüfusa sahibiz. Gençlerimiz organ bağışının önemini biliyorlar. Bizlerin de hekim olarak bu insanlarımıza, toplumumuza, gençlerimize beyin ölümünü detaylı bir şekilde anlatmamız ve onlardan organ bağışını talep etmemiz gerekiyor” dedi.
Erdöl, organ nakli ve bağışı konusunda üzerlerine düşen görevler neyse yerine getirmeye hazır olduklarını belirterek, Sağlık Bakanlığının bu konu üzerinde kanuni bir düzenleme yapılması için çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.
Vakit kaybediliyor
İstanbul Üniversitesi Memorial Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu ise Türkiye’de yapılan transplantasyon çalışmalarının ileri düzeydeki ülkelerde yapılan çalışmalardan çok daha iyi düzeyde olduğunu ancak organ bulunmasında yaşanan sıkıntı nedeniyle yeterince nakil yapılamadığını söyledi.
Organ nakli sıkıntısına neden olan etkenlerden birisinin de yoğun bakım merkezlerinden beyin ölümü bildiriminin yeterince yapılmaması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kalayoğlu, “Beyin ölümü teşhisi koymak zannedildiği kadar zor bir iş değil. Köylerde muhtarlar bu işi yapıyor. Kişinin ağzına bir ayna tutuyorlar, ayna buğulanmıyorsa hasta nefes almıyor. Yani beyin ölümü gerçekleşmiş diyorlar. Biz ise yoğun bakım ünitelerinde, üniversitelerde, devlet hastanelerinde bu tanıyı koymakta güçlük çekiyoruz. Gece vakti 4 doktoru toplayıp bir araya getireceğiz diye vakit kaybediyoruz” diye konuştu.
İbrahimova’dan çağrı
Konferans’a geçtiğimiz aylarda karaciğer nakli olan ve daha sonra enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybeden eski TBMM Başkanvekili Ali Dinçer’in sanatçı eşi Yıldız İbrahimova da katıldı. İbrahimova, eşinin rahatsızlığı döneminde çok zorlu bir savaş verdiklerini ve bu hastalığı ancak çekenlerin bildiğini vurgulayarak, herkesi organ bağışı yapmaya çağırdı.
Konferans’ta en çok ilgiyi, iyileşebilmek için organ nakli olmaları gereken minik hastalar topladı. Minikler, ellerindeki pankartlarla sahneye çıkarak, organ bağışının arttırılması için vatandaşları duyarlı olmaya davet etti. Pankartlarda “Diyalize mahkum olarak yaşamak istemiyorum”, “Tek tesellim böbrek nakli olabilmek”, “Organ bağışına evet deyin yüreklere su serpin”, “Ya bir gün sıra size de gelirse” gibi ifadelere yer verildi. Bağış yapan ailelere de teşekkür plaketi verilen Konferans’ta, yakınlarını kaybeden aileler, sinevizyonda sevdiklerinin resimlerini görünce duygulu anlar da yaşadı.
Hekimlere plaket verildi
Düzenlenen Konferans sonunda organ bağışı ve transplantasyon alanında yaptıkları başarılı çalışmalar nedeniyle Prof. Dr. Cevdet Erdöl tarafından Türkiye’de ilk, dünyada 29. kalp nakli ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Kemal Beyazıt’a bir şükran plaketi takdim edildi.
Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı temsilen konferansa katılan Dr. Fisun Sözen, UKK Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan’ın elinden Prof. Prof. Dr. Tuncay Karpuzoğlu, Dr. Münci Kalayoğlu, eski TBMM Başkanvekili Ali Dinçer adına eşi Yıldız İbrahimova, Prof. Dr. Ayla San, İstanbul İl Sağlık Müdürü Mehmet Bakar adına İl Sağlık Müdür Yardımcısı Doğan Ünsal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve Sosyal Hizmetler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Ali İlkbahar’a da plaketleri Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Öner Odabaş tarafından takdim edildi.
Konferans’ta ayrıca Öner Odabaş tarafından yakınlarının organlarını bağışlayan vatandaşlara da birer şükran plaketi sunuldu.
|