|
Ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşları için hazırlanan yönetmelik taslağı, özel dal merkezlerini de kapsayacak şekilde değiştirildi. Yeni merkez kurmak için başvuruda bulunan ve ruhsat bekleyen hekimler ise, yatırımlarının akıbeti konusunda endişeli
Fatma Ergüzeloğlu/Ankara
Sağlık Bakanlığı, ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarının tepkisi üzerine, hazırladığı yönetmelik taslağı kapsamına özel dal merkezlerini de dahil etti. Bazı küçük değişikliklerin de yapıldığı taslak metin önümüzdeki günlerde açıklanacak. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen çok sayıda özel kuruluş temsilcisi ise Ankara’da bir araya geldi. “Özel Dal Merkezleri Platformu” adı altında birleşen temsilciler yeni düzenlemeyi masaya yatırdı. Malatya’daki dal merkezlerini temsilen toplantıya katıldığını belirten Malatya Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Gündüz, mevcut kuruluşların haklarının korunarak yeni düzenlemeler yapılması gerektiğini söyledi. Taleplerini içeren bir mektubu Başbakan ve Malatya milletvekillerine ilettiklerini anlatan Gündüz, “Kamunun hizmet götüremediği yerde tıp merkezleri bu ihtiyacı gideriyor. 1,5-2 yıl önce kolaylıklar getirildi, fakat bugün tersine dönüldü. Yeni açılan klinikler henüz borçlarını bile ödemediler” diye konuştu.
TÜSİDER: Yüzde 20 fazlasıyla hastane kurulur
Toplantıya katılan Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği (TÜSİDER) yöneticileri ise, 51 ilin özel hastane yatırımı yapmaya uygun yerler olmadığını, buraların aslında tıp merkezi-dal merkezi kurmaya uygun olduğunu belirtti. Hastaneyi sermayenin özel dal ve tıp merkezini doktorların kurduğunu belirten yöneticiler, “3-4 doktor bir araya gelerek tıp merkezi kuruyor fakat Bakanlık bunu engellemek istediğini söylüyor” diye konuştu. Yeni düzenleme uyarınca, tıp merkezi yerine yüzde 20 fazla sermaye ile özel hastane kurulabileceği vurgulandı.
Özdemir: Hizmet insanlara gidiyor
Fizik Tedavi Özel Dal Merkezleri ve İşletmeleri Derneği Başkanı Dr. Kürşad Özdemir ise, yeni düzenlemenin büyük yatırım yapan özel hastanelerin elini güçlendireceğini belirterek “Mesela Demetevler’de, gecekondu bölgesinde faaliyet gösteriyoruz. İnsanlar evlerinin hemen yanı başındaki merkeze gelerek tedavi olabiliyor. Bu insanlar bu kolaylıklardan dolayı iktidara oy verdi” dedi.
Holoğlu: Çözüm için ithal hekim
Anadolu Sağlık Kuruluşları Organizasyon Derneği Başkanı Dr. Köksal Holoğlu ise, Bakanlığın hekim yetersizliğini gidermek için yabancı hekim çalıştırabileceğini belirterek “Avrupa ve çevresi 50 ülkede 300 bine yakın işsiz hekim var. Kanun kabul edilirse 10 bin hekim Türkiye’ye gelir, böylece hekim sıkıntısı çözümlenir” diye konuştu.
Yatırımlar boşa mı gidecek?
Karabük Tabip Odası Başkanı Dr. Okan Aslan, yatırımların atıl pozisyona düşeceğini belirterek, “İstifa etmiş doktorun tekrar bir yerlere dönüp işe başlama sıkıntısı olacak. Bu çok kolay olmamalı, insanların ekmeğiyle bu kadar kolay oynanmamalı” diye konuştu. Medimagazin’in sorularını yanıtlayan Aslan, Karabük’ten şöyle bir örnek verdi:
“Kamudan istifa eden bir çocuk hastalıkları uzmanı ile bir uzman hekim arkadaş ve istifa edecek bir başka pratisyen hekim arkadaş, 3 hekim, çocuk hastalıkları dal merkezi kurmak için bir yer tuttular. Yaklaşık 150 milyara yakın masraf yaptılar. Tabii bunu yaparken kimseye sormadılar, Sağlık Bakanına da sormadılar. Ticari bir işlem bu, sormayabilirler. Bir gün çıkan bir yönetmelik taslağıyla manzara değişti.“
Bakanlığın sadece denetim yapması gerektiğini belirten Aslan, “Dal veya tıp merkezleri bence yanlış işler yapmıyor. Sağlık Bakanlığı denetimini düzgün yapmalı, sağlık müdürlüğü denetimini arttırsın” diye konuştu.
"Merkezler kontrol edilsin”
Merkezlerin tamamının ciddi bir kontrol mekanizmasıın denetiminde geçmesi gerektiğini kaydeden Aslan şöyle konuştu:
“Karabük’te bir özel hastane, iki tıp merkezi var. Ben bir poliklinik dal merkezine dönmeye çalışıyorum ve açılacak bir de çocuk hastalıkları dal merkezi var. Yani toplam 5 özel kurum var. Bunların denetimi Karabük gibi yerde zor mu? Sağlık müdürlüğü ne iş yapıyor? Denetimleri yapsın. Eğer burada, devlet hastanesinden-sağlık ocağından farklı maliyetlerle bir işlem yapılıyorsa ben çalıştığım yeri de kapattıracağım. Sorun, siyasi mekanizmaların burada çok rahat işliyor olması. 100 bin doktoru ister kamuda çalıştırın, ister özel kurumda çalıştırın. Doktor sayısı bu.”
“3 ay oldu, komisyon toplanamadı”
“Kiralanmış yerler var, sözleşmeler var; açamadığı bir yerin kirasını ödemeye devam ediyor bu insanlar” diye konuşan Aydın, insanların bir arayış içine girdiğini belirtti. Dal merkezi olmak için Bakanlığa başvuruda bulunduğunu fakat ruhsat verme süresinin uzatıldığını anlatan Aydın şunları söyledi:
“İki hafta önce başvuruda bulundum. Dal merkezleriyle ilgili 100 kadar başvuru dosyası şubeye gelmiş. Sürekli yönetmelik değişikliği yapılıyor. Var olan dal merkezlerinin durumu karışık. Mevcut yerler bir yatırım değil miydi? İnsanda şevk bırakmadılar. 6 Kasım 2007 tarihinden itibaren yeni açılacak dal ve tıp merkezlerine ruhsat verilmiyor. Yeni yönetmeliğe göre il sağlık müdürlüklerinin ‘olur’ verdiği dosyalar Sağlık Bakanlığında oluşturulacak Komisyonun onayını bekliyor. Ancak yaklaşık 3 aydır komisyon toplanabilmiş değil. Bu uygulama yeni açılacak kuruluşların ciddi zarar görmesine neden olmaktadır. Bu sürede kira, hekimler, hemşire ve yardımcı personel gibi tüm giderleri ödemek zorundadırlar. Sorunun en kısa sürede çözülmesi yeni açılacak kuruluşların en büyük temennisidir.”
“Ruhsatlar beklemeye alındı”
Düzce’de faaliyet gösteren özel bir fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezinin mesul müdürü Dr. Edip Yıldırım ise, dal merkezi olmak için Bakanlığa başvuruda bulunduklarını ve hâlâ bir sonuç alamadıklarını bildirdi. Ruhsatın yeni düzenlenen taslak nedeniyle beklemeye alındığını belirten Yıldırım, “Herkes merak içinde ama Bakanlıktan bir yetkili çıkıp da başvurular hakkında aydınlatıcı bilgi vermiyor” diye konuştu.
TÜSİDER’den alternatif taslak
Bakanlığın hazırladığı yönetmelik taslağı üzerinde değişiklikler yaparak, alternatif bir taslak meydana getiren Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği (TÜSİDER) ise, düzenlemenin hem kamu, hem de özel kurumları kapsaması gerektiğini bildirdi. Kuruluşların basamak tanımının ödeme kurumları açısından gerekli olabileceğini belirten TÜSİDER, birinci basamak sağlık hizmetleri örgütlenmesinin aile hekimliği sistemine göre yapılanacağından bu hususun düzenlemede belirtilmesi gerektiğine işaret etti.
“Planlama aceleye getirilmemeli”
Çalışmada, Yargıtay içtihatlarının poliklinikleri ortak muayenehane statüsünde saydığı ve çalışan hekim sayısının birden fazla (2) tanımlandığı belirtilerek, polikliniklerin üç hekim tarafından açılma zorunluluğunun hukuken dayanaksız olduğu vurgulandı. Poliklinik açacak olanların, orada çalışma mecburiyetlerinin olmaması gerektiği kaydedildi. Mevcut taslakta, hekimlerin sadece o poliklinik bünyesinde mesleğini icra edebileceği belirtiliyor. Yönetmelik ile getirilen planlanma, yer seçimi, ön izin, bina durumu, uygunluk belgesi ve teknik inceleme ekibi gibi konuların kısa süre içinde yapılamayacağı, objektif kriterlerin belirlenmesinin zaman alacağı ve bu konuların yönetmeliğe ek olarak daha sonra çıkartılması gerektiği bildirildi.
“Poliklinikler müstakil olmayan yerde de kurulur”
Yönetmelik adı itibariyle ayakta teşhis tedavi yapılan müesseseleri kapsadığından müstakil bina zorunluluğu getirilmesi anlamsız olarak değerlendirildi. Cerrahi birimi olan merkezlerin günübirlik tedaviyi de içermesi. dolayısıyla müstakil binada olmasının gerekli olduğu bildirildi.
Yerele yetki verilmeli
Yönetmelik taslağı uyarınca tıp merkezlerinin ön izni, sağlık müdürlüğü yerine Bakanlıktan alacak olması eleştirildi. İşlemlerin hızlı ve kolay işlemesi için yerel yetkilendirme gereğinin müdürlükçe yapılması istendi. Taslakta geçen, tıp merkezlerinde ve polikliniklerde bulunması gereken, tabip olan ve tam gün süreyle çalışması istenen mesul müdürlerin, tam zamanlı çalışması zorunluluğu eleştirildi.
Süre 30 güne çıkmalı
Sağlık çalışanlarının sağlık kuruluşundan ayrılmasından itibaren on gün içinde yerine yeni biri bulunması düzenlemesinde süre yetersiz bulundu. Dernek bu sürenin 30 gün olmasını önerdi. Merdiven, koridor ve asansörlerin düzenlendiği bölümde ise, öne sürülen kriterlerin idari ve teknik hizmet sunulan katlar için istenebileceği bildirildi.
Lavabo, tuvalet ve banyolar ile kapılar bölümünü düzenleyen maddeden erkek, kadın, hasta, personel olmak üzere toplam 4 adet tuvalet anlamı çıktığı belirtilerek “Hastalara ve personele birer “olarak ayrım yapılmasının yeterli olacağı belirtildi.
24 saat değil 24’e kadar hizmet
Polikliniklerin 24 saat değil, gece 24’e kadar hizmet verebileceği belirtildi. Acil müdahale girişinin ayrı olmasında önemli bir fayda olmadığı belirtilerek bunun maliyetleri artıracak ve hakimiyeti azaltacak bir düzenleme olduğu belirtildi. Uygun büyüklükteki mekanı olanlarda (cerrahi ünitesi olanlarda) bunun mecburi kılınabileceği kaydedildi.
Mevcut merkezler tehlikede
Mevcut kuruluşlar için, Bakanlıkça hazırlanan taslakta, mevcut sağlık kuruluşlarına hizmet birimi, sağlık çalışanı veya uzmanlık dalı ilavesi yapılması durumunda yönetmeliğe uyum gösterilmesi zorunluluğu, dernekçe reddedildi. Birden fazla özel sağlık kuruluşunda çalışacak hekimin tam gün çalışan sayılıp-sayılmayacağı konusuna açıklık getirmesi istendi.
|