|
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık Bakanlığının bütçesinin görüşmeleri sırasında, Bakan Recep Akdağ'ın, “Kimse burada özel sektörün avukatlığına falan soyunmamalıdır” sözleri tartışmalara neden oldu.
Akdağ, vatandaşların geçmişte ceplerinden para ödeyerek dişlerini yaptırdıklarını anımsatarak, şimdi kamudan yararlanma olanağı bulduklarını kaydetti. 1999 yılında 320 bin, 2002 yılında 371 bin dolgu yapıldığını belirten Akdağ, bu sayının şimdi 3 milyona ulaştığını söyledi. CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek'in, “Herkesin 30 dişi var diye laf atması üzerine Akdağ, Türkiye'de hemen hemen problemli dişi olmayan kişi bulunmadığını söyledi. Muhalefet sıralarından, “Ancak nitelik önemli” diye laf atılması üzerine Recep Akdağ, kamuda verilen hizmetin niteliğinin kötü olduğunu hiç kimsenin söyleyemeyeceğini, söyleyenin de karşısında kendilerini bulacağını bildirdi. Akdağ, kamu sağlık sektöründe çalışanlara böyle suçlamalar yönlendirilmesini kabul etmeyeceklerini kaydetti. Sözlerine, CHP ve MHP milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Akdağ, “Kimse burada özel sektörün avukatlığına falan soyunmamalıdır” diye konuştu. CHP'li Özyürek ise böyle sunum olmayacağını, polemiği de muhalefeti de Bakanın yaptığını öne sürdü. Bakan Akdağ da “Siz oradan laf atmazsanız polemik olmaz” karşılığını verdi.
CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin, “Kimmiş özel sektörün avukatı?” diye sorarken, diğer muhalefet milletvekilleri de Bakan Akdağ'dan sözlerini geri almasını istedi. Komisyon Başkanı Sait Açba'dan, Sağlık Bakanı Akdağ'ın sunuş yöntemine müdahale etmesini isteyen CHP'li Özyürek, “Şu ana kadar sürekli ‘Bu, bunu’ diyor. ‘O, onu’ diyor. Bakan, şeytan taşlayarak vakit geçiriyor” diye konuştu. MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş da “Burada Türk milletinin avukatı var, özel sektörün avukatı yok” diyerek, tepkisini dile getirdi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Açba, müdahale ederek konuşmaların karşılıklı yapılmamasını istedi. Sunumuna devam eden Bakan Akdağ, bir milletvekilinin kamuda verilen hizmetlere yönelttiği eleştiriye yanıt verdiğini ifade ederek, “Burada avukatlık yapan hiç kimse yoksa ben özür diliyorum. Mesele bu kadar basit” dedi. CHP'li Özyürek, “Yoksa ne demek? Aslında var demek istiyorsunuz” diyerek tepki gösterirken, MHP'li Durmuş da “Gösterin o zaman. Yoksa sizi müfteri ilan ediyorum” dedi.
“Hizmetin niteliğine bakın”
“Siz, kendi kendinize düşünüp, benim adıma yorum yapamazsınız” diyen Bakan Akdağ, “Herhangi bir kimse kamuda verilen bu hizmetleri, 320 bin yerine verilen 3 milyon dolgu hizmetini sunduğumuzda, siz 'Bunun niteliğine bakın' diyorsa, bunun altında yatan yorum şudur, “3 milyona çıkardınız ama kamuda niteliksiz hizmet veriyorsunuz”. Eğer yorum bu değilse, böyle anlaşılmıyorsa, bu avukatlık anlamına gelmez. Mesele de kalmaz” şeklinde konuştu. Komisyon Başkanı Sait Açba'nın konuşmasının yoruma dayalı olmamasını istediği Sağlık Bakanı Akdağ, “Ben verdiğim rakamların yorumunu yapma hakkına sahip değil miyim?” diye sordu.
“Deve gibi… Neresini düzelteyim?”
Recep Akdağ'ın, Sağlık Bakanlığı bütçesinin genel bütçeye oranını açıkladığı sırada da Komisyonda tartışma yaşandı. Komisyon Başkanvekili Altan Karapaşaoğlu, laf atan MHP'li Durmuş'u, müdahale etmemesi konusunda uyardı, söz sırası kendisine geldiğinde gerekli düzeltmeleri yapabileceğini söyledi. Osman Durmuş, Bakan Akdağ'ın konuşmasını kastederek, “Çok düzeltilecek yeri var... Deve gibi. Neresini düzelteyim” dedi.
Bunun üzerine Akdağ, Durmuş'u terbiyeye davet ettiğini söyleyince, MHP'li Durmuş, “Özel sektörün avukatlığını siz yaptınız” karşılığını verdi. Sağlık Bakanı Akdağ ise Durmuş'a yanıt vermeyeceğini, milletin seçimlerde gerekli değerlendirmeyi yaptığını söyledi.
“Muhalefet ishal olmuş”
CHP Muğla Milletvekili Ali Aslan ise şu anda masada oturan 2 kişinin çocuğunun da dizanteri olduğunu, ailesinde sudan hastalıklara yakalanmayan kimse olmadığını belirtti. AK Parti Trabzon Milletvekili ve Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl ise "Muhalefet ishal olmuş" diye espri yaptı. Erdöl'ü bu sözünden dolayı kınadığını söyleyen CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin, "Benim oğlum da şu anda dizanteri. Bununla dalga geçiyorsanız sizin tıpçılığınıza yazıklar olsun. Ben Sayın Bakanın üslubunu eleştirecektim ama Cevdet Bey üslubunu ishale kadar düşürdü. Size bunu hiç yakıştıramadım. İktidarın ne olduğunu da ben söylersem hiç yakışmaz" diye konuştu.
Yeşil kartta seçim süreci farkı
Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde söz alan MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Bakan Akdağ'ın hizmetlerini anlatırken zaman zaman “Cumhuriyet tarihinde ilk” olarak kullandığı cümleleri eleştirerek, "Sanki daha önce hiçbir şey yapılmamış gibi gösteriyorsunuz" dedi. CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi de Akdağ'ın üslubuna dikkati çekerek, muhalefet sıralarına yönelik “Özel sektörün temsilcisi var” demesinden üzüntü duyduğunu ifade etti. CHP'li Hamzaçebi, istatistik içinde gösterilen 8 milyonu aktif, 5 milyonu pasif yeşil kartlıya işaret ederek, "Bu 5 milyon pasif demek, iptal edilen yeşil kart sayısını gösteriyor. Seçime kadar her ay artan yeşil kartın seçimden sonra iptalini, siyasi ahlaka uygun bulmuyorum" dedi.
“Her hastaya 10 dk bile ayrılamaz”
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan da Sağlık Bakanı Akdağ ile yaşanan tartışmaya işaret ederek, "Günde 58 poliklinik yapan bir doktorun nasıl çalıştığını düşünelim. Her birine 10 dakika bile ayıramaz. Böyle bir sağlık hizmetinin niteliğini sorgulamak son derece doğal. Tepkinize hayret ettim. Hadiseyi boşu boşuna büyüttünüz. Eğer bunun için beni özel sektör temsilcisi olmakla suçlarsanız aldanırsınız. Bu yakışık almaz" diye konuştu.
“65 yaş engeli israftır”
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, kamuda 65 yaşın üzerindeki hekimlerin çalıştırılmamasını eleştirerek, "Hem hekim açığı olduğunu söylüyor, hem ithal hekim getirmeye kalkıyorsunuz. Öte taraftan 65 yaşını dolduran hekimi engellemek ciddi israftır. TTB'nin verilerine göre bu hekimlerin yüzde 56'sı çalışıyor. Demek ki çalışabiliyorlar" dedi.
Neşter operasyonuna atıf
Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş, neşter operasyonunu kendisinin başlattığını belirterek, neşter operasyonuna konu olan suçu Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın işlediğini iddia etti. Durmuş, yapılan 5 sağlık ocağı ihalesinin hiçbirinin hak edilmiş olmadığını, hepsinde yolsuzluk olduğunu öne sürdü. "Sen notunu milletten almış birisin" diyen Akdağ'a yanıt veren Durmuş, "Millet notunu verdi diye kolaya kaçmayın. Millet bu yolsuzlukları gördükçe sizin de notunuzu verecektir" dedi.
“AIDS konusuna hiç değinilmiyor”
Doktor konusundaki yetersizlik nedeniyle YÖK'ün değil üniversitelerin eleştirilmesi gerektiğini ifade eden CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin, "Çünkü sayıyı YÖK'e bildiren üniversiteler. Bu arada Türkiye'de doktor eksiği var diyenler acaba yabancı doktor avukatlığına soyunanlar mı" dedi. Bakan Akdağ'ın AIDS konusuna hiç değinmediğini anımsatan Ergin, "Yoksa bu sizin için hiç değinilmemesi gereken bir konu mu" diye sordu. Ergin ayrıca, kadınlara D vitamini takviyesinden bahseden Akdağ'a "İktidarınız döneminde hanımlarınız çok kapanmaya başladı. Güneşten yararlanamıyorlar. Bu öneri onun için mi?" diye sordu.
DTP: Oyum AKP’ye!
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, milletvekillerinin sorularına cevap verirken Şırnak'ta uzman doktor sayısının 21'den 76'ya, pratisyen doktor sayısının da 54'ten 125'e çıktığını söyledi. DTP'li Kaplan bunun üzerine, o rakamlar doğruysa ben de oyumu AK Parti'ye vereceğim" şeklinde konuştu. Bakan Akdağ ise bu rakamların doğru olduğunu ifade etti. Sonrasında Hasip Kaplan, Doğu Beyazıt ve Iğdır'da oksijen seti olmadığı için bir milletvekilinin (Orhan Doğan) öldüğünü hatırlattı.
Bütçe 1960 yılından bile geride
Sağlığa bütçeden ayrılan en büyük payın yüzde 5,27 oranıyla 1960 yılında olduğunu belirten Türk Sağlık-Sen’e göre, oranın yüzde10’lara çıkartılması gerekiyor.
Türk Sağlık-Sen, Cumhuriyet tarihinde sağlığa bütçeden en büyük payın yüzde 5.27 oranıyla 1960 yılında ayrıldığını 2008 bütçesinde öngörülen oranın ise yüzde 4,85 olduğunu belirtti. Türk Sağlık-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, Sağlık Bakanlığının bütçesiyle ilgili hazırlanan raporun TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine gönderildiği kaydedildi. Söz konusu rapora göre, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sağlığa bütçeden en büyük pay yüzde 5,27 oranıyla 1960 yılında ayrıldı. Çeşitli yıllarda bütçeden sağlığa ayrılan payla ilgili örnekler verilen raporda, bu oranın 1923'te yüzde 2,1, 1970'te yüzde 3,08, 1990'da yüzde 4,2, 2002'de yüzde 2,6 olarak gerçekleştiği kaydedildi. 2008 yılı için sağlığa ayrılan payın ise yüzde 4,85 olduğu bildirildi.
Yüzde 10’lara çıkartılmalı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, gelişmekte olan ülkelerde sağlığa ayrılan bütçenin yüzde 10'lar seviyesinde olması gerektiği ifade edilen raporda, “Türkiye'de bu oranın yarısının ancak 40 yıl önce bir kere yakalandığı, bugün Türkiye'nin sağlığa ayırdığı bütçeyle birçok Afrika ve Asya ülkesinden bile geride kaldığı” belirtildi.
“Çocuk ölümleri sadece Türkiye’de azalmadı”
Sağlığa yeterli bütçe ayrılmamasının ülkede sağlık göstergelerini etkilediği belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi:
“Türkiye, son 2 yılda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, kuş gribi ve verem gibi hastalıklar nedeniyle Endonezya, Tayland ve Ortadoğu ülkeleriyle bir arada değerlendirilmeye başlanmıştır. Bebek ölümleri oranları dikkate alındığında Türkiye OECD'ye üye 30 ülke arasında birincidir. Bebek ölüm oranı ülkemizde binde 29 iken, bu oran Meksika'da binde 20,1, Almanya'da binde 4,2, İzlanda'da binde 2,1'dir. Dünyada çocuk ölümlerinin azalmadığı tek ülke Türkiye'dir.”
“Bu bütçeyle hedeflere ulaşılmaz”
Sağlık Bakanlığının bütçesine ayrılan payla yatırım yapmanın “hayal olduğu” öne sürülen raporda, 2006'da Bakanlığın sadece mal ve hizmet alımı için 4 milyar YTL harcadığı kaydedildi. 2008 için 10,8 milyar YTL'lik bir bütçenin öngörüldüğü Sağlık Bakanlığının aynı yıl hedefleri arasında 77 hastane ile 20 ağız ve diş sağlığı merkezi inşa edilmesi, yüzde 95 bağışıklama, yüzde 90 aşılama oranına ulaşılması bulunduğu belirtilerek, sağlığa ayrılan bütçeyle bu hedeflere ulaşmanın çok zor olduğu iddia edildi. Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye'de sağlığa ayrılan sınırlı payla sağlık göstergelerini yükseltmenin mümkün olmadığını savunarak, “Bütçeden sağlığa ayrılan payı yüzde 10'lara çıkarmak her şeyden önce sosyal devlet olmanın gereğidir” dedi.
|