|
Özel Hastaneler Platformunun hazırladığı raporda, kamu-özel sektör sağlık kuruluşları arasındaki ayrımın kaldırılması gerektiği dile getirildi
Helin Aygün/Ankara
Özel hastaneler, özel sektörün sağlık hizmet sunumundaki payının artırılması, kamu ve özel sağlık kurumlarının rekabet etmelerinin sağlanması gerektiğini bildirdi. Doğal gaz, elektrik, su gibi hizmetlerden kamu kurumları gibi yararlanmak istediklerini belirten özel sağlık kuruluşları, yeni düzenlemelerde kamu-özel sektör uyumu olması gerektiğine dikkat çekti.
Özel Hastaneler Platformu, özel sağlık sektörünün sorunlarıyla ilgili olarak “Özel Sağlık Sektörü Yatırımlarının Önündeki Engeller ve Yapılması Gerekenlere İlişkin Rapor” hazırladı. Başbakanlık, Sağlık Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına gönderilen raporda, özel sağlık sektörünün hizmet sunumunu sürdürebilmek için 1,5 milyar dolarlık yatırım yaptığı kaydedildi. Raporda, ilgili kurum ve kuruluşların özel sağlık sektörünü “çözüm ortağı” olarak görmesi ve bu sektöre “devlet politikası” ile yaklaşması gerektiği dile getirildi.
Özel sağlık sektörünün yatırım yapmasının, yeni sağlık kuruluşu açıp işletmesinin ve var olan sağlık kuruluşlarının geliştirmesinin önünde pek çok engel bulunduğuna dikkat çekildi. Raporda, 1933 yılında çıkarılmış olan 2219 Sayılı Hususi Hastaneler Kanunu’nun kaldırılması gerektiği belirtilirken, sadece özel sektör tarafından açılacak kurum ve kuruluşlara kanun hazırlamak yerine, tüm sağlık kuruluşlarını kapsayan “Sağlık Kurum/Kuruluşlarının Ruhsatlandırılması ve İşletilmesi Kanunu” çıkartılması önerildi.
Özel-kamu ayrımı kaldırılsın
Özel ve kamu sağlık kurumu ayrımının kaldırılması gerektiğinin ifade edildiği raporda, bu kuruluşların doğal gaz, elektrik, su gibi belediye hizmetlerinden kamu kurumları gibi yararlanması gerektiği kaydedildi.
Raporda, özel sağlık kurum ve kuruşlarının “mesleki birlik” veya “konfederasyon” adı altında yapılanmalarına imkan verilmesi istendi. Birlik veya konfederasyon şeklinde ortaya çıkacak olan yeni yapıya ruhsatlandırma ve akreditasyon gibi yetkiler verilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırılma süreçlerinin kısaltılması üzerinde de durulan raporda, “Ruhsatlandırma öncesi istenen personel sayısı faaliyete esas personel sayısı ile aynı olmamalıdır. İşletmeler aylarca öncesinden personel sözleşmeleri yapmak, kurum ve kuruluş hasta kabul edemediği halde çalışanlara maaş ödemek zorunda kalmaktadır” denildi. Raporda dile getirilen diğer öneriler şöyle:
Özel sağlık kurum ve kuruluşların ruhsatlandırılması, uygunluk belgesi düzenlenmesi, faaliyet belgesi verilmesi gibi işlemlerinde yerel yönetimlerin sorumluluğu artırılmalı. Sağlık müdürlüklerinin özel sağlık kurum ve kuruluşlara yönelik yürüttüğü işlemlerde görev alan personel sürekli hizmet içi eğitimlere tutulmalı.
İlgili kurumlar tarafından özel sektöre yönelik uygulanmakta olan teşvik enstrümanları yeniden değerlendirilmeli. Teşvik enstrümanlarının il, bölge, hizmet verilecek branş, büyüklük, yerel veya ülke ihtiyacı dikkate alınarak belirlenmesi çok yararlı olacaktır. Böylece sağlık kurumlarının dengeli dağılımı ve verimli çalışmaları da sağlanabilecektir.
Özel sektörün yatırım maliyetlerini artıran unsurlar sektör ve ilgili kurumlarca birlikte ele alınmalı, yatırım maliyetini düşürecek tedbirler üzerinde çalışılmalı.
Özel sağlık yatırımları diğer sektör yatırımları gibi liberal ekonomi kuraları içerisinde gerçekleşmeli. Yönlendirici teşvik unsurları dışında şu anda olduğu gibi çok fazla müdahale edilmemeli.
Uygulamalar ve yeni düzenlemeler kamu-özel sektör uyumu ile gerçekleşmeli. Hizmet içi eğitimler birlikte yapılmalı.
|