|
“Özel sektör, ayakta teşhis ve tedavi yapan özel kuruluşlar için aranacak yeni kriterleri “ağır” buldu. Yönetmeliğin özel dal merkezlerini içermemesieleştirilirken, mevcut merkezlerin önemli bir çoğunluğunun kepenk indireceği düşünülüyor”
Fatma Ergüzeloğlu/Ankara
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik Taslağı, özel sağlık kuruluşlarının sert tepkilerine neden oldu. Bakanlık, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü toplantı salonunda bir araya geldiği özel sektör temsilcilerini dinledi. Yönetmelik’in özel dal merkezlerini kapsamamasını eleştiren katılımcılar, dal merkezlerinin mevcut yapısını koruması gerektiğini ifade etti. Bakanlığın yatırım planlaması yapacak olması sağlıkta kartelleşmeyi de beraberinde getireceği gerekçesiyle reddedildi.
Sadece tıp merkezlerini ve poliklinikleri kapsayan Yönetmelik’e göre, kentsel veya bölgesel ihtiyaç değerlendirmesi yapılacak ve sadece ihtiyaç duyulduğu takdirde ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşu açılmasına izin verilecek. Daha önce ruhsat alan tıp merkezleri faaliyetlerine devam edebilecek fakat kapasite artırımı, eleman değişimi gibi durumlarda Bakanlıktan izin alacak. Taslak ile birlikte yeni açılacak sağlık kuruluşlarında merdiven, koridor ve asansörler, ısıtma, havalandırma ve aydınlatma, lavabo, tuvalet ve banyolar ile kapılar belirli kriterlere bağlanıyor.
“Kuruluşların yüzde 95’i kapanır”
Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği (TÜSİDER) Genel Sekreteri Dr. Serdar Sargın, Taslak’la birlikte mevcut kuruluşların yüzde 95’inin kapanacağını söyledi. Ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarının açılmasına engel olunduğunu belirten Sargın, mevcutların da ilk değişiklik işleminde kapanmaya mahkum olacağını vurguladı. Mevcut kuruluşların Taslak’ta istenilen kriterlere uymasının mümkün olmadığını kaydeden Sargın, “Kapasite veya hekim istihdamında artırıma gitmeyecek bir kuruluş olmaz. Bugün olmazsa 6 ay sonra bir ihtiyaç hasıl olacak ve mutlaka kapasite artımına gidilecektir. Bakanlık, Taslak’ın branş arttırmak istemeyenleri etkilemediğini belirtiyor. İsteyenleri etkiliyor ya sonuç olarak! Büyümek isteyen kuruluşlar engelleniyor” diye konuştu.
“Sistem tekelleşmeye yönlendirecek”
Ayakta teşhis ve tedavi merkezlerinin nüfus planlaması dahilinde kurulmasına karşı olmadıklarını belirten Sargın, kendilerinin de yıllardır bunun yapılması gerektiği düşüncesinde olduklarını belirtti. Buna karşın planlama hususunun Yönetmelik’e konulmasının yanlış olduğunu vurgulayan Sargın şöyle konuştu:
“Uygulamanın çok zor olduğunu, hatta mümkün olamayacağını Bakanlığın kendisi de toplantı esnasında kabul etti. Yatırım planlaması kapsamına giren yerler için her yılın Aralık ayında ilan verilecek ve 15 Aralık’a kadar insanlar teklif verecek. Fakat küçük doktor grupları hemen birleşerek teklif veremeyecekler. Gene büyük gruplar hazırlıklarını yaparak teklif verecek ve bu işi yapma hakkını elde edecekler. Sistem gene tekelleşmeye yönlendirecek.”
“Madem kapatacaktınız neden açtırdınız?”
Sargın, Sağlık Bakanlığının tek işinin planlama ve denetim olması gerektiğini kaydetti. Taslak’ın kamudan özel sektöre doktor geçişini engellemek için hazırlandığını ifade eden Sargın, “Ama bu arada, kaç işletme işsiz kalmış, kaç işletme kapanmış, yapılan yatırımların ne kadarı hurda olmuş kısmı düşünülmüyor” dedi. TÜSİDER’in şu anda 200’e yakın dal merkezi üyesi olduğunu belirten Sargın, şöyle konuştu:
“Toplantıda ifade edilen rakamla, dal merkezlerinin genel toplamı 300 civarında. Özel dal merkezleri Yönetmelik’e konmadığı takdirde Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) yapacağı ilk iş, ‘Sizin mevzuatta yeriniz yok, anlaşmayı feshediyorum’ demek olacaktır. Madem kapatacaktınız neden açtırdınız? Hukuksal sonucunu söylüyorum: Dal merkezlerinin tamamına yakını Yönetmelik’i mahkemeye verecektir. Kapatıldığı zamandan tekrar açılıncaya kadarki mağduriyetlerini de devletten alarak gidereceklerdir.“
“Bakanlık zaman kazanıyor”
Müktesep (kazanılmış) hakkının uygun hale getirilerek ve şartların da biraz zorlaştırılarak Yönetmelik’in hayata geçirebileceğini belirten Sargın, “Yönetmelik şu anki koşullarına rağmen çıkartılırsa da, doktorların özele transferlerini engellemek yönünde Bakanlığın zaman kazanmak istediğini düşünüyorum. Uzun süreçte yeni kurumların açılması engellenecek” diye konuştu.
“Bin hekim işsiz kalır”
Anadolu Sağlık Kuruluşları Organizasyon Derneği (ASKOD) Başkanı Dr. Köksal Holoğlu, ayakta teşhis ve tedavi hizmeti veren özel dal merkezlerinin Yönetmelik kapsamına alınmamasını eleştirdi. Dal merkezlerinin Türkiye’de fizik-tedavi, göz, kulak-burun-boğaz, ortopedi, psikiyatri gibi alanlarda büyük istihdamlar sonucu açıldığını kaydeden Holoğlu, bu işletmelerin kapanması ve ruhsatlandırılmaması durumunda sorunlar çıkacağını anlattı. Holoğlu, Türkiye’deki dal merkez realitesinin gözden kaçırılmaması gerektiğini belirterek, “Yeni Yönetmelik içine dal merkezleri de alınmalı. Bu, Sağlık Bakanlığının artık dal merkezleri kavramını tanımaması anlamına geliyor, bu merkezlerin açılması için artık ruhsat vermeyeceği anlamına geliyor. Mevcut merkezlerin de bundan mesela üç sene sonra yeni bir binaya taşınması durumunda hangi isimle taşınacağı belli değil. Biz dal merkezlerinin mevcut şartlar içinde devam etmesini istiyoruz” diye konuştu.
Yaklaşık 350 dal merkezinde 10 bin civarında insan çalıştığına dikkat çeken Holoğlu, Yönetmelik’in uygulamaya girmesi durumunda sektörde 10 bin çalışanın ve yaklaşık bin hekimin işsiz kalacağını kaydetti.
“Tıp merkezleri sistem içinde kalmalı”
Sağlık İşletmeleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mustafa Ergin, özel dal merkezlerinin sektörün içinde kalmasını talep ettiklerini belirterek, “Periferde hizmeti biz sürdürüyoruz, hastalarla biz muhatap oluyoruz. Özel dal merkezleri, her yerde açılabilecek hastane büyüklüğünde olmayan küçük işletmelerdir. Bu merkezlerin sağlık hizmeti sunumunda varlık göstermesinin halk için önemli olduğunu düşünüyoruz. Küçük ve orta ölçekli bu işletmeler rekabetin korunması adına da çok önemli. Bir kısmı hekim ortaklı işletmeler. Bu çerçevede sürecin devamından yanayız” diye konuştu. Özel dal merkezlerinin sistemin içinde kalmasını istediklerini belirten Ergin, Bakanlığın getirdiği uygulamayı genel anlamda desteklediklerini fakat yasakçı zihniyete karşı olduklarını söyledi. Ergin konuşmasında, fark konusu, standardizasyon, sınıflandırma konularındaki endişelerinin üzerine bir de ruhsatlandırmayla ilgili endişelerin eklendiğini belirterek toplantıya ciddi bir yılgınlık havasının hakim olduğunu ifade etti.
“Tıp merkezi yerine hastane daha iyi fikir”
Bursa Özel Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Sekreteri Dr. Feza Şen, tıp merkezleri için getirilen fiziki koşulların hastanelerle aynı olmasına tepki gösterdiklerini belirtti. “Zaten merdiven ve koridor genişliği, tavan yüksekliği vs getirilen kıstasları karşılayan bir bina tıp merkezi değil hastane olarak açılır. Aynı merdiveni, koridoru, ameliyathaneyi yapacaksam ve buna rağmen hastaneyle aynı işi yapamayacaksam o zaman neden tıp merkezi kurayım, hastane kurarım daha iyi” diye konuşan Şen, toplantıda özellikle bu düzenlemeyi eleştirdiklerini söyledi. Şen, Anadolu’da hastanın hizmete daha rahat ulaşabilmesi ve Sağlık Bakanlığının kartellere karşı güçlü durabilmesi için tıp merkezlerinin sistemde tutulması gerektiğini kaydetti. Durumu market üzerinden örneklendiren Şen “Hipermarketlerle mahalle bakkalı kavga etti ama halkın kendi mahallesinde ulaştığı ‘Şok marketler’ adı altında marketler oluştu, tıp merkezleri de tam olarak bunun gibi bir yer” diye konuştu.
“Adet değil sonuç önemli”
Tıp merkezlerinin, ürettiği tedavi adetiyle değil tedavinin sonucuyla ölçülmesi gerektiğini kaydeden Şen, “Ürettiğimiz tedavi sonucunda enfeksiyon oranımız ve diğer tıbbi ölçüm kriterlerine uyumumuz fazlaysa bu işi doğru yapıyoruz demektir. Siz hastaneye neden gidersiniz? Sadece ameliyat olmak için gitmezsiniz, tedavi olmak için gidersiniz. Hem ameliyat olacaksınız hem sağlıklı bir sonuca ulaşacaksınız. Sağlık sonuçlarını ölçtüğünüzde tıp merkezleri, hekim ortaklı işletmelerde çok ciddi başarılar var” dedi.
Danıştayın tavrı “olur” yönünde
Yürütmeyi durdurma davalarında Danıştayın, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’ndaki kısıtlamalar dışındaki işlemlerin hemen hepsine “olur” verdiğini vurgulayan Şen, “Bu Kanun, hizmetin en periferik uca ulaşması anlamında mevcut özel sektörle kamu imkanlarının birlikte değerlendirilip halk tarafından hepsinin aynı oranda kullanılmasını tarif eder. Buradaki planda, ‘Ben bunu planlayıp tarif edeyim ama yeni merkez açılmasını önleyeyim’ diye düşünülürse sıkıntı yaratılabilir diye konuştu.
Şen, kamudan ayrılıp özele geçen hekim sayısının 2 bin 400 civarında olduğunu belirterek sözlerni şöyle sürdürdü: “SGK ile anlaşmaya varıldıktan sonra tıp merkezlerinin cerrahi bölümlerine bir anda kısıtlama geldi. Dolayısıyla kamudan ayrılan bir doktor ameliyat yapamadığı cerrahi merkeze gitmedi zaten. Mecburi hizmeti bitenler batıya döndü; dönerken özel sektörde iş buldu ayrıldı. Bir de, hekimlerin bir çoğu özel hastanelere yerleşti. Ama bir şekilde bir gizli el suçluyu özel dal ve tıp merkezleri olarak gösterdi. Biz bunun açığa kavuşmasını istiyoruz” dedi.
“Sistem kartelleştiği için ihaleler iptal”
Şen, Sağlık Bakanlığının elindeki en kısıtlı uzman hekim kaynağının teşhis (biyokimya, mikrobiyoloji gibi) dallarında olduğunu ve Bakanlığın bunları uzman eliyle veremediği için hizmet alımı yoluna gittiğini söyledi. Bakanlığın hizmet alımlarını tek bir laboratuvar üzerinden tanımladığını belirten Şen, “Rekabeti önlediği, sistemi kartelleştirdiği için tüm ihalelerden, KİT’ten dahi iptaller geldi. En son Kayseri İl Müdürlüğünün ihalesi var. Bir sürü sunucu varken, 11 milyon 500 bin tetkiki bir kuruluşun üretmesini istiyorsunuz.” dedi.
Yatırım nelere bağlı?
Yeni açılacak tıp merkezlerine planlama dahilinde izin verilmesi konusunda Şen, yatırımın birçok bileşeni olduğunu vurgulayarak, “Şu bölgeye gidin yatırım yapın' demekle yatırım olmaz" dedi. Şen, şöyle konuştu:
“Bir bölgede yatırım kararı alabilmek için birçok komponent gerekiyor. Bakanlığın ‘Şuraya merkez kurmanıza izin vermiyorum, ancak şurada yapabilirsiniz’ demesiyle olmuyor. Zaten oraya hekim de gitmiyor, sağlık kuruluşu da gitmiyor. Bölgenin eğitim yapısı, altyapısı, ulaşımı nasıldır? Sosyal aktiviteleri var mıdır? İnsanlar orada çocuk yetiştirebilir mi? Kendi sağlıkları ile ilgili yaptıkları yatırımların dışında ne gibi yardımlara ihtiyaç var? İnsanlar bunları gördükleri zaman yatırım kararı alıyorlar.“
Tıp merkezlerine hastane makyajı
Tüm Sağlık Kuruluşları Derneği (TÜMSAD) Başkanı Dr. Ahmet Karataş ise, mevcut merkezlerin kazanılmış haklarının korunması şartıyla Bakanlığın standartların yükseltilmesi yönünde yaptığı çalışmaları desteklediklerini söyledi. Mevcut Taslak’ta, özel dal merkezlerine ve dahili tıp merkezlerine 3 yıllık bir süre tanındığını belirten Karataş, “Bu süre zarfında mevcut Yönetmelik’e uyum sağlarsanız ‘Kalın’ deniliyor. Bu demektir ki, 3 yıl sonra özel dal merkezi, tıp merkezi kapatılacak. Hazırlanan Yönetmelik’te tıp merkezleri için hastane şartları isteniyor. Hastane şartlarında 500 merkez varsa bunların bir tanesinin bu şartları sağlama imkanı yok” dedi. Karataş, dal merkezlerinin yeni Yönetmelik’te olmadığını anımsatarak, kendi görüşlerinin de zaten dal merkezlerinin olması yönünde olmadığını kaydetti. “Yönetmelik ile yeni bir tıp merkezi açma imkanının önü hemen hemen kapatıldı” diye konuşan Karataş, Yönetmelik’in çıkma amacının Bakanlıktan doktor kaçışını durdurmak olduğunu ifade etti.
“Tıp merkezi açmak artık imkansız”
Karataş, bu koşullarda yeni açılacak kuruluşlar için yapılacak planlamaya bile gerek kalmadığını belirterek, zaten özel merkezlerinin serbest rekabet koşulları içinde, hangi bölgenin yatırımı kaldırıp kaldıramayacağına karar verebileceğini anlattı. Karataş böyle bir planlaması gidilmesi durumunda olabilecekleri şöyle örneklendirdi:
“Diyelim ki, Tokat ilinde dört adet tıp merkezi var. Fakat dördü de doğru düzgün çalışmıyor. Beşinci, son model bir tıp merkezi açmak isteyecek. Önü kapatılacak. ‘Bu bölgede dört tane zaten var, beşinciye izin vermiyorum’ denilecek. Sonra ne olacak? Yatırımcı, mevcutlardan birini satın alarak açmayı düşündüğü son model merkeze dönüştürmek için uğraşacak. Bunların dışında zaten tıp merkezi açmanın önü tıkandı. Yeşil alanı, olacak otoparkı olacak vs gibi özelliklerle açılması imkansız hale getirildi.”
“Bakanlık amacını aştı”
Karataş, planlama dahilinde bir bölgede belli sayıda açılabilecek tıp merkezi kurma hakkını elde edebilmek için yatırımcıların farklı yollara gidebileceğini belirtti. Bakanlığın bir yıl süreyle yapacağı çalışma sonucunda doktora ihtiyaç duyulan bölgeleri belirleyeceğini anlatan Karataş, “Bu çalışmalar sonucunda, ‘Gaziosmanpaşa’da kontenjan dolu, siz gidin Van’da tıp merkezi açın’ denilecek. Bu da çok kullanışlı bir şey değil. Hazırlanan Yönetmelik’in ruhunda özel sektörün önünü tıkamak var. Düzenlemeyi hazırlayanlar belki bunu kastetmedi ama Bakanlık biraz amacını aştı, umarım düzeltilir” diye konuştu.
|