|
Özel sağlık kuruluşlarını temsil eden dernekler, ayakta teşhis ve tedavi yapan özel kuruluşlar ile özel hastanelerde değişiklik yapan yönetmelikleri kabul edilemez buldu. Düzenlemeler yargıya taşındı
Fatma Ergüzeloğlu/Ankara
Çok sayıda özel sağlık kuruluşunun sözcülüğünü yapan dernekler, Bakanlığın getirdiği yeni düzenlemelere sert tepki gösterdi. Dal merkezlerinin yönetmelikte yer alacağının bildirilmesine rağmen, Bakanlığın geri adım atmasını eleştiren dernekler, faaliyet gösteren çok sayıda merkezin kapanacağını ifade etti. Dernekler, kamudan özel sağlık kuruluşlarına yapılan doktor transferlerini gerçekçi bulmadı. Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Derneği (AYSAD) Yönetmeliğin iptali için Danıştay’a dava açtığını bildirdi. Anadolu Sağlık Kuruluşları Organizasyon Derneği (ASKOD) Başkanı ve AYSAD Genel Sekreteri olan Dr. Köksal Holoğlu, ruhsat verilmiş dal merkezlerinin, yaklaşık 400 merkezin, yeni yönetmelikte yer almamasını gayri hukuki bir durum olarak değerlendirdi.
Yönetmeliğin dal merkezlerini de kapsayacağı yönünde Bakanlıkça kendilerine söz verildiğini belirten Holoğlu, “Dal merkezlerinin düzenlemede yer almaması başlıbaşına bir sorun. Bu, mevcut dal merkezlerinin kazanılmış haklarının yok edilmesi anlamına geliyor” diye konuştu. Yönetmelikle getirilen planlama konusunun “kapalı” olduğunu belirten Holoğlu, şöyle konuştu: “Diyelim ki, Balgat’ta iki adet tıp merkezine ihtiyaç olduğunu ilan ettiniz. Ama burada istenilen özellikte bir sağlık alanı zaten yok. Üstelik bu alanlar açıldığı zaman başvuran kişilerin seçiminde nasıl bir yol izlenecek, ciddi belirsizlikler var. Bakanlık diyor ki, ‘Mevcut kaynaklarımızın planlamasını yapmak için bu düzenlemeleri yaptık’. Dal merkezleri 2 doktorla açılabilirken, yeni merkez kurmak isteyen 4 doktorla kurmak zorunda kalacak. Bakanlık burada 2 doktoru kaybetmiş olacak.”
En ufak yenilik merkez kapattıracak
Holoğlu, mevcut tıp merkezleri ve dal merkezlerinin bir hemşire, bir acil tıp teknisyeni, bir doktor almak istemeleri durumunda yeni yönetmeliğe tabi olacaklarını belirtti. Bu koşulu “mantıksız” olarak değerlendiren Holoğlu, bunun Türkiye’de istihdamın önünü kesmek anlamı taşıdığını söyledi. Holoğlu, yönetmelikte “hiç kimsenin akıl erdiremediği tarafı” şöyle özetledi: “Mesela bir tıp merkezinden bir doktor ayrılıyor ve ‘Kamuda çalışmak istiyorum’ diyor. Ayrılan doktorun ardından yeni bir doktor alamıyorsunuz. Bu hangi mantığın sonucu, anlayamadık. Ayaktan Teşhis ve Tedavi yönetmeliğinde olduğu gibi özel hastaneler yönetmeliği’nde de bunu görüyoruz. Mesela bir ultrason cihazınız var ve eskidi diyelim; yerine yenisini almak istiyorsunuz. Bu cihazı alamıyorsunuz. Diyelim ki; hastaneniz var, yatak doluluk oranınız yüzde 80’e çıktı ve hemşire almak istiyorsunuz, hemşire alamıyorsunuz. “
“Kamudaki doktor sayısında azalma yok”
2007 yılı içinde 2bin 500 doktorun kamudan özel sektöre geçtiğini belirten Sağlık Bakanlığının doktor sıkıntısı çektiğini belirtmesi üzerine bunu “mesnetsiz” bir yaklaşım olarak değerlendiren Holoğlu, Türkiye’de 25 bin uzman hekimin olduğunu ve bunların sadece yüzde 10’unun (2 bin 500’ünün) kamudan özele geçtiğini bildirdi. Holoğlu, üniversite ve eğitim hastanelerinde ihtisas yapan yaklaşık 3 bin - 3 bin 500 uzman hekimin de tekrar kamuya geçtiğini sözlerine ekledi. Ayrılan kadar kamuya geçen doktor olduğuna da dikkat çeken Holoğlu, “Doktor sayısında hiçbir azalma yok. Hadi azalma olduğunu varsayalım. Siz doktorlarınızın yüzde 10’unu kaybettiğiniz zaman eğer hizmetiniz aksıyorsa zaten yönetimde sorun var demektir. Bakanlık diyor ki, ‘Ben bu yönetmeliklerle standardı yükseltmek istiyorum’ Bir merkezin standardını ya yeni cihaz alarak, ya doktor alarak, ya sağlık personeli alarak yükseltebilirsiniz” diye konuştu.
“Geçiş süresi tanınmalı”
Holoğlu, 15 Şubat tarihine kadar ön izin için başvuran merkezler dışında Bakanlığın yeni yerlerin açılmasına izin vermeyecek olmasını da eleştirdi. Dünyanın hiçbir yanında kurulu bir merkezin bir anda kapatılarak yok edilmediğini, geçiş süresinin tanınması gerektiğini söyleyen Holoğlu, “Bakanlık ‘Ben artık 2008’in ekim ayından itibaren yatırım planlaması yapacağım ve benim istediğim yerlerde kuruluşlar açılabilecek’ deseydi daha iyi olacaktı. Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik konusunda sektörde kimsenin haberi yok. Oysa, geçiş süresi tanınabilirdi. Bakanlık açık açık, ‘Biz kamu olarak özel sektörle rekabet edemiyoruz, özel sektörü istemiyoruz. Kuralı da biz koyarız çünkü biz kamuyuz’ dedi” diye konuştu. Bakanlığın bu düzenlemelerle kontrolü kaybettiğini öne süren Holoğlu, düzenlemelerde hiçbir standardın olmadığını söyledi.
“Maliyet hesabı yapılmadı”
Devletin yapması gereken bir maliyet hesabı olduğunu belirten Holoğlu, “Bakanlık, ‘Hastaya kendim baktığım zaman mı daha düşük maliyetli, yoksa özel sektörden hizmet satın aldığım zaman mı?’ sorusunu sormalı. Özelden hizmet aldığı zamanki maliyet, hastaya kendisinin baktığı zamanki maliyetin yarısı kadar. Fakat bu bilgiler gizleniyor” dedi.
SGK sözleşme yenilemeyebilir
Türkiye Sağlık İşletmeleri Derneği, (TÜSİDER) Genel Sekreteri Dr. Serdar Sargın, ayakta teşhis ve tedavi kuruluşları ile özel hastaneleri düzenleyen yönetmeliklerin özel sağlık kuruluşlarının tamamına indirilmiş bir darbe olduğunu vurguladı. Ayaktan Teşhis ve Tedavi Kuruluşlarını Düzenleyen Yönetmelik’te dal merkezlerine yer verilmemesini eleştiren Sargın, “Önümüzdeki günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), dal merkezlerine ‘Sizin yönetmelikte bahsiniz geçmiyor. Dolayısıyla sizinle sözleşme yenilemeyeceğiz’ diyebilir. Bunu demese bile, Yönetmelik hükümlerine sözkonusu merkezlere 4 yıl uyum süresi veriliyor. Dal merkezlerinin en iyi şartlarda, miadı 4 yıl sonra zaten doluyor. Ama bunun için o kadar vakte gerek kalmayacaktır, bugün bile değişebilir” diye konuştu.
“İlave” başka, “değişiklik” başka
Sargın, Yönetmelik’te geçen ruhsatlandırılan tıp merkezlerine yeni tıbbi hizmet birimi, teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz ve sağlık çalışanı ilave edilmek istenildiğinde planlamaya uyulması zorunluluğu olduğunu anımsatarak bu kurala uyum sağlayamayan merkezlerin kapanacağını ifade etti. Bu hususun önemli bir yanlış anlamayı da berberinde getirdiğini belirten Sargın şöyle konuştu:
“Kurumlarda yapılabilecek doktor değişikliği , sağlık çalışanı ilavesi veya yeni bir teknolojik cihaz ilavesi, diğer kesimlerde olduğu gibi, il sağlık müdürlüklerince de yanlış anlaşıldı. Biz buna daha önce değinmiştik. Yeni yayımlanmasına rağmen, bugün itibarı ile Yönetmelik’te ‘ilave’ sözü geçtiği halde, il müdürlükleri konuyla ilgili hiçbir işlem yapmamaya başladı. Mesela ayrılan bir hemşire yerine yeni bir hemşire getirmek ‘ilave’ anlamına gelmez. Burada herhangi bir ilave durumu yok. Mesela bir doktor ayrılmış, yerine yeni bir doktor alıyorsunuz, fakat bunun için gerekli çalışma izin belgesi verilmiyor şu anda. Çünkü bunlar yoruma açık hususlar. Farklı yorumlar farklı icraatlara neden olur.”
Büyük sermaye gruplarına iş yaptırılacak
Kamudan özele doktor transferlerini öne sürerek hizmette zorlandığını açıklayan Bakanlığın konuyu saptırdığını belirten Sargın, “Ayaktan tedavi kurumlarında uzman doktorlar 3 bin 500’ü geçmiyor. Bakanlık bunu öne sürüyor fakat bu hiç de gerçekçi değil. Bunun altında yatan temel neden tekelleşmenin önünü açma istemidir. Eskiden bu sadece bir duyum olarak dolaşımdaydı. Bu işin sadece büyük sermaye gruplarınca yapılmasının önünün açılmasının istendiğini duyardık. Fakat yönetmelikler çıktıktan sonra teorimizin doğrulandığını görmüş olduk. ” diye konuştu. Sargın, yönetmelikler için yargıya başvuracaklarını belirterek, diğer sivil toplum kuruluşlarının ve kişilerin de aynı şekilde hareket edeceğini ifade etti. “Yönetmelik bu haliyle çıktıktan sonra, herhangi bir arkadaşımız mantıklı bir izahat bulamamaktadır. Uygulamanın arkasında bir kasıt olduğunu, hekim sermayeli kuruluşların ortadan kaldırılarak sektörün sermaye gruplarının (yurt dışı sermaye de sisteme sokulmaktadır) tekeline verilmeye çalışıldığını düşünüyoruz” diyen Sargın, gereken mücadeleyi vereceklerini kaydetti.
“Planlama yapmak için çok geç”
“Özel sağlık sektörü buraya kadar” diye konuşan Özel Hastaneler Platformu Genel Başkanı Dr. Mehmet Altuğ,
her iki yönetmeliğin de özel sektörün çalışmasına mani olacak türde hazırlandığını öne sürdü. Altuğ, derneklerinin de içinde bulunduğu Özel Hastaneler Federasyonu çatısı altında bir durum değerlendirmesi yapacaklarını ve çıkacak sonuca göre hareket edeceklerini bildirdi. Özel dal-tıp merkezleri ve hastaneler konusunda yapılacak planlama konusunda geç kalındığını ifade eden Altuğ, “Bu planlamanın çok önceden yapılması daha uygun olurdu. Aradan 5-6 yıl geçmiş, özel sektör bu kadar çok yatırım yapmış. Şimdi yapılan planlama ile hem memleketin imkanlarına, hem de insanların hayallerine yazık ediliyor” diye konuştu.
6 yıldır aynı yönetimin olduğunu anımsatan Altuğ, tıp-dal merkezleri ve hastaneler konusunda yaşanan sıkıntıların yeni olmadığını, yoğun yatırım talebi karşısında çok daha önce bir planlamanın yapılması gerektiğini kaydetti.
“Hiç görüş alınmadı”
“Çok geç kalındı. İnsanlar ciddi yatırımlar yaptı. Sonuçta bu yatırımlar da hükümetin işaret ettiği hedefler doğrultusunda yapıldı” diye konuşan Altuğ, Bakanlığın özel hastaneler konusunda yönetmelik hazırladığı duyumunu aldıklarını fakat konuyla ilgili bilgili alamadıklarını söyledi. Altuğ, daha önce hazırlanan yönetmeliklerde fikirlerinin alınmasına rağmen yeni yapılan düzenlemeler konusunda hiçbir şekilde görüşlerinin alınmadığını söyledi.
Uygulamayla ilgili nasıl bir yol izleneceğinin belli olmadığını belirten Altuğ, birçok maddenin uygulama imkanın dahi bulunmadığını ve konuyla ilgili sorularının yanıtsız bırakıldığını ifade etti.
Yönetmeliklere diğer eleştiriler
Çoğunluğunu özel dal ve tıp merkezlerinin oluşturduğu kuruluşlar, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) forumuna Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hakkındaki görüşlerini ifade etti. Yönetmelik’in dal merkezlerini kapatmayı hedeflediği ileri sürülerek, söz konusu merkezlerin birleşerek tıp merkezi veya özel hastane olarak faaliyet göstermesi önerildi. Forumda yapılan tartışmalar özellikle Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) dal merkezleri ve poliklinikler ile sözleşme yapıp-yapmayacağı üzerinde kilitlendi. Düzenlemede dal merkezlerinin tanımlanmadığı belirtilerek, SGK’nın mevcut dal merkezleriyle sözleşme yenilememesinin kuvvetle muhtemel olduğu ifade edildi.
Foruma, Yönetmelik’te polikliniklerin tanımının neden yapılmadığını anlayamadıklarını belirten özel bir poliklinik yetkilisi, “Bizleri yavaş yavaş devre dışı bırakıyorlar. Önce poliklinikler, sonra dal merkezleri. Şimdi sıra tıp merkezi-fizik tedavi merkezi-küçük özel hastaneler-diyaliz merkezleri. Sıralamada yanılmış olabilirim” diye yazdı.
“Yönetmelik’te yeni standartlar yok”
Bir başka poliklinik yetkilisi ise, Yönetmelik’te adı geçen polikliniklerle SGK’nın anlaşma yapma zorunluluğunun olmadığını anımsattı. “Niye tanım yapılmış derseniz bence, poliklinikler birinci basamak sağlık kuruluşu. Yönetmelik’te birinci basamağın tanımını yapılmadan ikinci basamak kuruluşların tanımına geçmek devlet ciddiyetine yakışmaz” diye görüş bildiren özel poliklinik, SGK’nın anlaşma yapacağı kurumlardan belirli standartlar istediğini, yeni Yönetmelik’te ise yeni standartların olmadığını anlattı.
Dört uzmanlık dalında uzman bulundurma şartının arandığı Yönetmelik’i eleştiren özel poliklinikler forumda “Mesela kadın doğum temini zor olanlar yerine bir cerrah daha koysa olur mu? Dört alan da farklı mı olacak aynı olsa da olur mu?” şeklinde soruları sıraladı.
Tıp merkezine dönüşüm yapılmalı
Bir başka tıp merkezi yetkilisi ise tıp merkezi ile dal merkezi ayrımının ortadan kaldırıldığını öne sürdü. Aynı branştan 4 hekimin bir araya gelerek dal merkezi yerine tıp merkezi kuracağını belirten kuruluş yetkilisi, “Bence amaçlanan bu. SGK şu an dal merkezi olan kuruluşlarla muhtemelen anlaşma imzalamayacak. Bir an önce hazırlıklarını tamamlayıp tıp merkezine dönüşüm yapsalar iyi olur. En erken tarih, ekim 2008 gibi gözüküyor” açıklamasını yaptı. Bir başka görüşte ise şunlar kaydedildi:
“Devletin tanımadığı dal merkezini SGK da tanımaz, emin olabilirsiniz. Fizik tedavi dal merkezleri için bu tanınmama avantaja dönebilir. Bunca fizik hastası nerede tedavi olacak? O zaman tam gün çalışan iki doktor, iki fizyoterapist gibi giderler olmayacak. Mutedil olarak bu kuruluşlarda eski sistem ayakta duracak. Olan vatandaşa olacak. Fark ücreti diye ödediğinin 2-3 katını tedavi ücreti diye ödeyecek. Bu kuruluşlar da tamamen özel hâl alacak. Devletle bir ilişki kalmayacak.”
Gündemde tam gün var
Özel bir dal merkezi yetkilisi ise, merkezlerinin 4 yıl içinde yeni Yönetmelik’e uygun hale getirildiğini farz ederek gündemdeki tam gün yasasını anımsattı ve şunları ifade etti: “Her şekilde dal merkezi-tıp merkezi gibi ayaktan tedavi merkezlerinin önü zaten kapatılıyor. Ancak ücretli olarak hastalara bakılacak ki, o da merkezlerin dönebilmesi için yeterli gelir sağlamayacak maalesef.”
Yönetmelik bulmaca gibi
Foruma yazılan bir görüşte ise Yönetmelik “Bulmaca” olarak değerlendirildi. Dal merkezlerinin tıp merkezi kapsamında değerlendirildiği belirtilerek, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde olduğu gibi dal merkezlerinin de tanımının yapılması gerektiğine işaret edildi. Dal merkezlerinin tıp merkezi kapsamında değerlendirildiği varsayılarak şöyle denildi:
“Tam zamanlı çalışan doktor sayısının 4 olması gerekiyor. Ama geçici madde, tıp ve dal merkezlerinin doktor sayısını donduruyor. Sayıyı arttırmak için Bakanlık izni gerekiyor. O zaman nasıl uyum sağlayacağız? Ayrıca Yönetmelik’te değişik merkezler birleşerek ortak merkez açabilir deniyor. Diyelim ki biz KBB merkezi olarak göz merkeziyle birleştik. O zaman dal tıp merkezi olmaktan çıkıp genel tıp merkezi mi oluyoruz?” Hukuki kimliğimiz ne oluyor. Yönetmelik’te, tıp ve dal merkezlerinin sağlığa ayrılan alanlarda faaliyete geçeceği belirtiliyor. Özellikle büyük şehirlerde insanların ulaşabileceği yerlerde şehir planlamasında böyle bir yer yok. Normal arsaların sağlık alanına nasıl çevrileceği de malumunuz. Bu madde formaliteden başka bir şey değil.”
“SGK’ya baskı uygulamalıyız”
“SGK’nın mevcut veya kurulmakta olan dal merkezleri ile anlaşma yapmaması için kanuni bir neden var mı?” diye soran bir anlaşmalı kurum sorumlusu, dal merkezlerinin tanımının ve ruhsatının olduğunu belirterek, tanımı olmayan bir kuruma Bakanlığın ruhsat veremeyeceğini anlattı. Şu anda dal merkezlerinin de, 4 yıl sonra kapanmak zorunda kalacak tıp merkezlerinin de özelliklerinin kanuni olduğunu kaydeden kişi, “Özel hastaneler SGK’ya baskı yaparak dal ve tıp merkezi anlaşmalarını kaldırmaya çalışacak. Önemli olan, bu aşamadan sonra SGK’ya baskı uygulamaktır.
Bu arada, bu Yönetmelik’in iptaline çalışmak gerekiyor. SGK, Bakanlığın ruhsat verdiği tüm merkezlerle anlaşma yapıyor. Hepimizin de kapı gibi ruhsatı var” dedi.
Neden dal merkezi?
Özel bir dal merkezi sahibi, Medimagazin’e yaptığı değerlendirmede, ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarını düzenleyen Yönetmelik’te, dal merkezlerinin tanımlanmadığını ve hukuki dayanaktan yoksun bırakıldığını öne sürdü. Düzenlemeyle dal merkezlerinin kapatılmaya mahkum edildiğini belirten kuruluş, yatırımların heba olacağını ve çalışan personelin işsiz kalacağını ifade etti. Bakanlığın dal merkezlerini neden kapatmak istediği sorgulanarak merkezlerin faydaları şöyle sıralandı:
“Dal merkezleri çok yaygın olduğu için insanların ulaşımı ve hizmet alımı kolaydır. İşletme maliyeti düşüktür, hasta başı maliyetleri devlete daha düşüktür. Mesela, özel hastanede hasta başı ortalama fatura 100 YTL iken, dal merkezinde bu fiyat 40-50 YTL’dir. Bu durum, devleti hastane inşaatı, tıbbi cihaz, doktor, personel gibi masraflardan kurtararak ilave istihdam ve vergi gelirleri sağlamaktadır.”
İhtiyaca değil planlamaya göre alım yapılacak
Mevcut tıp merkezlerine yeni tıbbi hizmet birimi, teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz ve sağlık çalışanı eklenmesi durumunda, yeni planlamaya uyum zorunluluğu getirilmesinin söz konusu merkezlere “öldürücü darbenin vurulması” anlamına geldiği anlatıldı.
“Bina için kriter belirlensin”
Yönetmelik’le getirilen yer seçimine ilişkin, büyük şehirlerde imar planlarının kesinleştiği ve bunun değişmesinin çok zor olduğu belirtildi. Mevcut tıp merkezlerinin hiçbirinin Yönetmelik’le getirilen şartları karşılayamayacağı ifade edildi.
Öneriler neler?
Kuruluş yetkilisi, mevcut dal ve tıp merkezlerine çeki düzen verilmesine itirazları olmadığını belirterek önerilerini şöyle sıraladı:
* Dal merkezi uygulamasına devam edilmelidir.
* Ancak mağduriyetlerin ve kaynak israfının önlenmesi için bu kuruluşlara kendilerini düzeltme ve geliştirme (müstakil bina, asansör, geniş merdiven, otopark vb.) imkanı verilmelidir.
* ‘Rekabet kaliteyi getirir’ felsefesiyle özel sektörün önünü tıkayacak uygulamalardan vazgeçilmelidir. Dal merkezlerinin kapanması hastanelerin tekel oluşturmasına yol açacaktır. Aynı işin özel hastanedeki devlete maliyetinin dal merkezlerine göre daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.
* Mevcut tıp/dal merkezlerinin önünü tıkayacak olan imarda belediyeden sağlık alanı şartı kaldırılmalıdır.
* Objektiflikten uzak, suistimale açık ve ekmek karnelerini andıran ve özel sektörün ruhuna ters olan planlama uygulaması kaldırılmalıdır.
* Bugüne kadar oldukça başarılı hizmetler sunmuş olan dal merkezleri devam etmeli ve bu dal merkezlerinin bu ülkenin varlığı olduğu unutulmayarak bu kadar kolay çöpe atılmamalıdır.
|