|
Ankara - Sağlık Bakanlığının hâlâ üzerinde çalıştığı ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarını ilgilendiren yönetmeliğe “klinik” tanımının da eklenmesi talep edildi. Yönetmelikte, poliklinik tarifi yapılırken en az bir tabip tarafından açılabilen “klinik” tarifinin yapılarak, standartlarının açıklanması gerektiği belirtildi. Ayrıca pratisyen hekimlerin doktor sayılmadığı anlayışının hazırlanan taslak yönetmelik yardımıyla ve bizzat Bakanlık eliyle topluma egemen hale getirildiği öne sürüldü.
Medikal Estetik Derneği, Sağlık Bakanlığının üzerinde çalıştığı Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik Taslağı’na, kendi alanlarını ilgilendiren bazı eklemeler yapılması gerektiğini bildirdi. Yönetmelik’in güzellik ve estetik amaçlı merkez ve salonlarda tıbbi cihaz kullanımını yasaklayan maddesinin yeniden düzenlenmesi istendi. Maddede geçen, yetki sahasına göre eğitim almış dermatoloji ile plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanlık dallarıyla birlikte pratisyen hekimlerin de anılması gerektiği bildirildi. Açıklamada, güzellik merkezleri sayesinde hijyen, tıbbi disiplin, yüksek standart, yeterli ve etkin tedavilerin oluşmaya başladığı kaydedildi. Bu merkezlerdeki hekimlerin yüksek teknolojileri hastaların hizmetine açtığı, daha etkin sonuçları daha ucuza vermeye başladığı belirtilerek, “Doktorların hizmetten alıkonması durumunda, bu hizmetlerin yeniden bozulması söz konusu olacaktır. Talepleri yerine getirmek adına, doktor dışı kişiler her şeye rağmen riskler alacak; spekülasyonlar, yozlaşmalar söz konusu olabilecektir” denildi.
“Tedaviler yarım kalacak”
Dernek, Yönetmelik Taslağı’nın eğitim almış hekimleri hizmetten men ettiğini öne sürerek, hastaları eğitimsiz, yetkisiz, sağlık riski oluşturacak kişi ve uygulamaların ortamında bırakacağını bildirdi. Açıklamada, “Hastaların mevcut düzene göre, bir plan ve program çerçevesinde almaya başladıkları uzun süreli tedaviler söz konusudur. Tedavi hizmetleri almaya geldikleri bu güzellik merkezlerinde, tedavileri yarım kalarak, ortada bırakılmaya itilecektir. Hem hasta hakları hem de hekim etiği için onulmaz yaralar açılacaktır” denildi. Hastaların, hekim seçme özgürlüğünün yasalarla güvence altına alındığı anımsatılarak güzellik ve estetik merkezlerinin kapatılmasıyla hastaların bu hakkının ellerinden alınacağı ifade edildi. Ayrıca güzellik merkezlerindeki hizmetlerin mahremiyet ve gizlilik ilkesi gerektiren işlemler olduğu, birçok hastanın bu bilgiyi sakladığı ve uygulamayla hastaların gizlilik beklentilerinin sakatlanacağı anlatıldı.
“Tedavileri doktorlar yapmalı”
Güzellik uzmanı sıfatında, Milli Eğitim Bakanlığı kursu almış kişilerin estetik ve güzellik alanının üstesinden gelemeyeceği belirtilerek, “Cilt ve cilt altı dokularına müdahale edilen yepyeni tedaviler üretilmiştir. Bu tedavileri ancak doktor olma disiplini altında göğüslemek mümkündür. Bu konuda fakültelerimizde ve eğitim hastanelerimizde böylesi bir ayrı disiplinde eğitim söz konusu olmadığından, bu tedavileri önceleri doktor dışı insanlar vermeye başlamış ve tıbbi sakıncalar doğması söz konusu olmuştur. Tam bu dönemde arz ve talebi, bilimsel ve tıp kökenli bir düzleme getiren doktorlar olmuştur” denildi.
“Pratisyen hekimler doktor sayılmıyor”
Açıklamada, pratisyen hekimlerin doktor sayılmadığı anlayışının topluma egemen olduğu öne sürüldü. Bu anlayışın Yönetmelik Taslağı üzerinden bizzat Bakanlık eliyle yapıldığı ifade edildi. Her insanda olabilecek özel girişim hürriyetinin belirli bir meslek grubuna yasaklanmasının hekim hasta iletişimi üzerinde olumsuz etkilere yol açacağı belirtilerek “Kendisine güvenen başarılı bir hekimin özel çalışma istek ve çabasının önündeki tüm kısıtlayıcı engellemeler aslında yetişmiş insan gücünün bir tür israfı demektir” denildi.
Yatırımlar boşa gidecek
Medikal Estetik Derneği, mevcut özel hastanelerdeki fiziki şartların, daha özel ve mahremiyet getiren estetik–güzellik tedavileri şartları sağlanmadan, güzellik merkezlerinde çalışan hekimlere teşhis-tedavi yasağı getirilmesinin rekabeti engellediğini açıkladı. Şartlardaki yetersizliğin güzellik merkezlerindeki hekimleri bazı hastalar için özel hastanelerde veya tıp merkezlerinde çalışmaya zorladığı belirtildi. Ayrıca güzellik merkezlerinin ileri teknoloji içeren non-invaziv işlemlerle hizmet verdiği, cihazların bedelinin yüksek olduğu ifade edilerek yatırımların hekimleri zarara uğratacağı bildirildi.
Hastalar bilinçlendi
Sağlıksız verilen güzellik ve estetik amaçlı hizmetleri sonucunda hastaların doktorlarca bilinçlendirildiği belirtildi. Bu sayede dermatologlar ve plastik cerrahların hasta ile daha fazla iletişim kurduğu ve daha fazla doğru işlerle uğraşır hale geldiği anlatıldı. Yönetmelik ile, estetik ve güzellikle uğraşan hekimlerin önünün kesilmesi yerine daha fazla denetim, standart ve eğitim şartlarının yerine getirilmesi istendi.
“Hastanelerde ve fakültelerde cihaz yok”
Açıklamada, estetik ve güzellik amaçlı hizmetin tıp eğitimi almış hekimlerce sağlanması gerektiği belirtilerek şunlar ifade edildi:
“Bu konulu hizmetler ve tedaviler tıp dışı kişilere bırakılamaz. Giderek artan taleplerin doğru biçim, kişi ve ortamlarda verilmemesi durumunda çok yakın zamanda ciddi sağlık sorunlarının baş göstermesi kaçınılmaz olabilecektir. Arz talep bazında, bugün talep edilen tıbbi işlemlerin yapılmasını sağlayan birçok cihaz eğitim hastanelerinde ve fakültelerde bulunmamaktadır. Birçok dermatolog ve plastik cerrahın adını bile duymadığı cihaz ve malzemelerle verilen bu hizmetlerin doktor dışı kişilere bırakılması çok büyük sakıncalar doğuracaktır. Hastalar doğru işleri doğru kişilerden doğru biçimlerde almak istiyorlar. Bunu karşılamak ancak doktorların işidir.”
Talepler neler?
Açıklamada güzellik merkezlerinin yüksek değerde yatırımlar yaptığı, her merkezde birden çok personel istihdamı olduğu ve vergi gibi yüksek değerde artı değer üretildiği vurgulandı. Medikal Estetik Derneği talep ve önerilerini şöyle sıraladı:
Merkezlerin standartları yeni Yönetmelik ile artırılmalıdır. Spekülasyonlar önlenmelidir. Merkezlerin adının güzellik salonu ile benzerlik taşımaması isteniyorsa merkez yerine “klinik” adı verilebilmelidir.
Bu kliniklerin denetim prosedürleri artırılmalı daha sıkı denetlenebilmelidir. Standartları düşük veya yerine getirilmemiş merkezlere çalışma izni verilmemelidir. Bu denetlemelere dernek olarak katılmak ve çalışmalara sorumluluk alarak dahil olmak talebimizdir.
Bakanlıkça tarif edilmiş asgari ücret tarifnamesi olmalıdır. Haksız rekabet önlenmeli, kalitesiz sağlık hizmetinin önü kesilmelidir.
Tıp fakültesi mezunu olmak, estetik ve güzellik sıfatlı hizmetler vermeye, bu konuda doktorluk yapmaya yeterli olmalıdır. Zira tıp fakültesi eğitim formasyonu yetersizdir sonucu, hekimlik mesleğine ve tıp fakültelerine gölge düşürücü bir durum yaratacaktır. Acil servislerde, hastanelerde, sağlık ocaklarında hizmet veren, onlarca çeşit hastalıkla boğuşan hekimlerin, daha da basit sayılabilecek estetik güzellik uygulamaları yapamıyor oluşu açıklanamaz.
Mevcut merkezlerde görev yapan doktorlar, Bakanlığın güvencesinde ve yönlendirmesinde, eğitim hastaneleri ve/veya fakülteler bünyesinde hızlandırılmış “uyum eğitimi programına” tabi tutulmalı, bundan sonra medikal estetik hizmet eğitimi alacak olanlara uzun süreli, fakat kişiyi iş ve gücünden alıkoymayan (bir yıl süren) bir eğitim programı verilmelidir. Bu eğitim programlarına Dernek olarak katılmak, katkıda bulunmak talebimizdir.
Mezuniyet sonrası eğitim adı altında, katılınan her kongre, eğitim programı, seminer vb puanlandırılmalı. Karnesi kötü olan hekim, yetkisizleştirilmeli.
Eğitimler ve yetkilendirme sadece pratisyen hekimlere tanınmalı, dermatolog ve plastik cerrahlar dışındaki diğer uzmanların, uzmanlık sonrası bu hizmetlere kayışı engellenmelidir. Bu kliniklere sadece doktorlar ortak olabilmelidir. Sahiplerinden biri bile doktor olmayan kliniklere çalışma hakkı verilmemelidir.
Bu kliniklerde çalışacak hekimler tam gün süreli çalışan doktorlar olmalı. Diploma kiralama gibi spekülasyonlar ortadan kaldırılmalıdır.
Doktor istihdamından yakınılıyor ise, sadece mecburi hizmetini yapmış pratisyenlere bu eğitim hakkı ve yetkileştirme sağlanmalıdır.
Tıbbi cihaz, tıbbi olmayan cihaz ayrımı ve tarifleri net olarak yapılmalıdır.
Güzellik uzmanı eğitimleri, yine bu eğitim hastaneleri ve fakülteler bünyesinde verilmelidir.
Güzellik salonlarının standartları yeniden tarif edilmeli, sıkı bir denetim prosedürü oluşturulmalıdır. Dernek olarak bu denetim sürecinde olabilmek talebimizdir.
|