|
|
|
MEDİANKET |
| Sevk zincirinin devlet memurları ve yeşil kartlıları da içine alarak uygulanması başarılı olur mu? |
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
Klinik Veride Geçerlilik & Güvenilirlik |
|
10-01-2009 / 10-01-2009 |
|
|
Kanıta Dayalı Laboratuvar Tıbbı Kursu |
|
14-01-2009 / 16-01-2009 |
|
|
Türk Oftalmoloji Derneği XXIX. Kış Sempozyumu |
|
23-01-2009 / 25-01-2009 |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam gün yasası
Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
03-03-2008 |
Prof. Dr. Deniz Gökengin
|
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Gökengin
“Akademisyen, düşünce, davranış ve sözleri ile örnek insan olmalıdır”
Röp.: Mete Generaloğlu
Özgeçmişinizi anlatır mısınız? 1961 yılında Ankara’da doğdum. İlkokulu İstanbul’da okudum. İzmir Amerikan Kız Lisesinden 1979 yılında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden de 1985 yılında mezun oldum. Tokat’ta zorunlu hizmetimi yaptıktan sonra, 1986 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalında uzmanlık eğitimime başladım. 1991 yılında Deneysel Cerrahi ve Araştırma Bilim Dalında uzman olarak çalışmaya başladım. 1996 yılında doçent unvanını aldım ve 1998 yılında Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalına uzman olarak atandım. 2000 yılında doçent kadrosuna, 2003 yılında da profesör kadrosuna atamam yapıldı. Halen aynı anabilim dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Bir oğlum var ve çok iyi derecede İngilizce biliyorum.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Aslında çocukluğumda en çok ilgimi çeken meslek hemşirelikti. Hasta bakımı, acı içindeki insanlara yardım etmek hep ilgimi çekmişti. Yıllar içinde hemşireliğe olan ilgimin, aslında tıp alanı için olduğunu fark ettim.
Mesleğimi çok seviyorum. Zaten sevmeden katlanılabilecek bir meslek değil. Zaman zaman isyanlarım, sıkıntılarım, hatta bırakma, ayrılma düşüncelerim olduysa da hâlâ çok severek çalıştığımı söyleyebilirim.
Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İşimin tek zorluğu değil, pek çok zorluğu var. Bunların çoğu, sağlık sistemimizdeki değişimlerin, giderek hastaya verilen hizmeti güçleştirmesinden kaynaklanıyor. Sağlık hizmetinin para ile ölçülmesi bana çok yanlış geliyor. Ancak her aşamada karşınıza para engeli çıkıyor. Ayrıca tıbbi hizmet, sosyal hizmetlerle desteklendiğinde başarı olasılığı yüksektir. Oysa bizde tıbbi hizmeti destekleyecek sosyal hizmetler ne yazık ki hiç yok. İşimi zorlaştıran bir başka etken de akademik çalışmaların gün geçtikçe zorlaşması. Bilimsel çalışmalar parasız olmuyor.
Beni çok üzen bir başka konu da öğrencilerimin gözündeki ışığın azalmış olması. Bu da gelecek için ümitsizliğe kapılmama neden oluyor. Günümüzde tüm alanlarda olduğu gibi, tıp alanında da para kazanma hırsının, tüm değerlerin önüne geçmesi beni korkutuyor açıkçası.
Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyenin olmazsa olmazları, bilimi ve aklı tüm unsurların üzerinde tutmak, dürüst, ilkeli ve çalışkan olmaktır. Ancak akademisyenin görevi burada bitmez; çünkü akademisyen öğrenci yetiştirir ve her yönüyle öğrencileri için olumlu bir model oluşturmalıdır. Bir diğer deyişle, toplumsal sorunlara ve çevreye duyarlı, Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı, laiklik ve demokrasiye inanan, Cumhuriyet değerlerine saygılı, Türk diline sahip çıkan, özetle düşünce, davranış ve sözleri ile örnek insan olmalıdır. Özellikle de tıp alanında çalışan akademisyenlerin insanı sevmesi ve vicdanlı olması, en temel koşullardan biridir.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Hem akademik yaşamımda hem de insani değerler açısından örnek aldığım kişi, bugün bulunduğum yere gelmemde büyük katkıları bulunan sayın hocam Prof. Dr. Demir Serter’dir. Şahin bakışları nedeniyle baktığı yeri titreten hocam, pek çok yüreğe korku salmışsa da özünde son derece sevecen, merhametli ve sıcakkanlı bir insandır. Eşine az rastlanır bir kişiliğe ve üstün bilimsel vasıflara sahip olan Prof. Serter, zor günlerimde yanımda durarak ve bilim dünyasının sarp yollarında ışığıyla önümü aydınlatarak yetişmemde büyük emek harcamıştır. Kendisine şükranlarımı sunarım.
Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki sağlık ortamına ilişkin kaygılarım gün geçtikçe artıyor. Giderekticarete dayanan bir sağlık sisteminin yerleştiğini fark ediyorum. Aile hekimliği sisteminin, sağlık hizmetlerini, özellikle de ülkemiz için yaşamsal önem taşıyan koruyucu sağlık hizmetlerini sekteye uğratacağını düşünüyorum. Sağlıkta ticari yaklaşımı çok yanlış buluyorum ve sağlık hizmetinin, herkes için ulaşılabilir ve eşdeğer olması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut sistem ise bunu karşılamaktan çok uzak. Umarım ben yanılıyorumdur.
Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Yurt dışında mesleki deneyimim olmadı.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Avrupa ülkelerinde ve ABD’de çalışan meslektaşlarımın, gelecek endişesi taşımadan, maddi sıkıntı çekmeden, çıkar çatışmalarından uzak kalarak, tüm enerjilerini mesleklerine yönlendirerek bilim üretebildiklerini görüyor ve onlara çok özeniyorum. Onlar gibi olabilmeyi ve yabancı ülkelere gitmeden, kendi ülkemde aynı koşullarda çalışabilmeyi çok isterdim. Ancak son yıllarda, ilgi alanım olan HIV/AIDS konusunda geri kalmış ülkelerde hizmet verme konusunda bir istek duymaya başladım. Yakın zamanda bu konuda girişimlerde bulunmayı düşünüyorum.
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt içi dergilerde yayımlanmış 36 ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış 13 yayınım var.
Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ege Üniversitesi, Türkiye’deki en köklü kurumlardan biridir ve günümüze değin, gerek tıp alanında gerekse diğer bilim alanlarında pek çok başarıya imza atmıştır. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı da yine ülkemizdeki en eski ve en geniş kapsamlı kliniklerden biridir ve anabilim dalımızda yetişmiş çok sayıda değerli bilim insanı, Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde başarılı hizmetler sunmaktadırlar.
Son yıllarda, pek çok kurumda olduğu gibi Ege Üniversitesinde de bir miktar aşınma ve yıpranma olduğu yadsınamaz. Bunun temelinde, öğretim üyelerinin geçim sıkıntılarının yattığını söylemek yanlış olmaz sanıyorum. Birçok öğretim üyesi, yarı zamanlı çalışmayı seçerek, üniversiteye çok kısıtlı bir zaman ayırabilmektedir. Çözüm, öğretim üyelerini, hak ettikleri ücreti ve çalışma koşullarını sağlayarak, üniversiteye tam gün hizmet vermeleri konusunda teşvik etmektir.
YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
İlk icraatım, rektörlerin yetkilerini sınırlamak ve sadece bir dönem seçilmesini sağlayacak değişikliği yapmak için girişimlerde bulunmak olurdu. Akademik bir kurumun temel öğesi öğretim üyeleri ve öğrencileridir ve kurumun başarısı, öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin başarısı ile paralellik gösterir. Öğretim üyesinin başarısı ise bilimsel ve sosyal açıdan özgür olmasına bağlıdır. Bugünün koşullarında öğretim üyelerinin özgür olduğundan söz etmemiz mümkün değildir.
Eğitim verdiğiniz Anabilim Dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olan Anabilim Dalımız, geçmişten gelen bazı gelenek ve göreneklere sahiptir. Eğitimin usta-çırak ilişkisine dayanması, deneyimli öğretim üyelerinin yol gösterici olması, astın üste saygı göstermesi, hastanın iyiliğinin her şeyden önde gelmesi, bunlardan bazılarıdır. Anabilim Dalımızın öğretim üyesi kadrosu, son yıllarda arka arkaya gerçekleşen emeklilikler nedeniyle bir miktar gençleşmiştir. Bu gençleşme, ne yazık ki bazı yerleşmiş gelenek ve göreneklerin aşınmasına ve kaybedilmesine yol açmıştır. Hoşgörü ve sabır ile bu olumsuzlukların giderileceğini ümit ediyorum.
Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Mesleğimde arzu ettiğim yere geldiğime inanıyorum. Özellikle HIV/AIDS ile yaşayan hastalarımla çok özel bir ilişkim var. Onlarla hastane dışındaki ortamlarda da birlikte zaman geçirmeye çalışıyorum. Bu belki işimle özel yaşamımı birbirine karıştırmak gibi algılanabilirse de, beni mutlu ediyor.
Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
İlginç mi bilmiyorum ama beni derinden etkileyen bir anımı anlatayım. İki yıl önce, yılbaşına birkaç hafta kala Anabilim Dalı Başkanımız, Çocuk Sağlığı Anabilim Dalına 12 yaşında bir çocuğun getirildiğini, çocuğun HIV pozitif ve ağır hasta olduğunu ve Çocuk Sağlığı Anabilim Dalında yer olmadığı için hastayı bizim almamızı rica ettiklerini belirtti; hastayı benim izlememi teklif etti. Aslında çocuk hasta takibi kliniğimizde yapılmıyordu ve ben çocuklarda HIV enfeksiyonu ve AIDS konusunda hiçbir deneyime sahip değildim. Ancak HIV/AIDS ile yaşayanların pek çok tıbbi kurumda ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kaldığını, yeterli tıbbi hizmet alamadığını biliyordum ve bu çocuğun da hastanemize yatırılmaması durumunda benzer bir muameleyle karşı karşıya kalacağını tahmin ediyordum. Bu nedenle istemeden de olsa kabul ettim.
Hasta kliniğimize kabul edildi. İleri evrede AIDS tanısı almıştı ve akciğer tüberkülozu vardı. Çok acıdır ki hastalık, birkaç yıl önce babasından alınıp, test edilmeden nakledilen kandan bulaşmıştı. Çocuk birkaç günde tüm kliniğin gözdesi oluverdi. Odasına her girdiğimizde uzun uzun sohbet eder, okulundan, öğretmenlerinden konuşurduk. Uzun zamandır okula gidememişti. Okulunu çok özlediğinden söz ediyordu. Hepimiz onun iyileşmesini istiyor, onun için dua ediyorduk. Ancak durumu bırakın iyileşmeyi, giderek de ağırlaşıyordu. Yılbaşını hastane odasında kutlamak zorunda kalmıştı. O akşam yılbaşı kutlaması için anneme giderken hastaneye uğramış ve onun için aldığım birkaç kitabı götürmüştüm. Gözlerindeki sevinci hiç unutamıyorum. Ancak iki gün sonra odasına girdiğimde, durumu iyice ağırlaşmıştı. Bilinci kapalıydı; solunumu zorlaşmıştı. Yoğun bakıma alınması gerekiyordu. Ancak hastanedeki yoğun bakım birimlerinin hiçbiri çocuğu almak istemiyordu. Gerekçeleri yer olmaması idi ama biz esas nedenin ne olduğunu çok iyi biliyorduk. Artık odasına girdiğimde annesi ve babasının çaresizce bana çevrilen gözlerine bakamıyordum. Çocuk ellerimizin arasından kayıp gidiyordu. Birkaç gün sonra küçük hastamızı kaybettik. Haberi verdiğimde babasının boynuma sarılıp “Hani söz vermiştin; oğlumu kurtaracaktın” deyişini hiç unutamıyorum. Kliniğin bütün çalışanları şaşkınlık ve çaresizlik içindeydi. İlk kez bir çocuk hasta kaybediyorduk. İşin aslı zaten ilk kez bir çocuk hastamız oluyordu ve bu gerçeğin ağırlığı, yüreğimize kara bir taş gibi çökmüştü. Küçük bir serçe gibi ellerimizin arasında çırpınarak ölen bu kara gözlü oğlanı her hatırladığımda yüreğim burkulur, gözlerim dolar ve onu yaşatamamanın suçlu sızısını burnumun direğinde duyarım.
Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Düzenli spor yaparak, doğru beslenerek, yeterli uyumaya zaman ayırarak kendi sağlığıma olabildiğince özen göstermeye çalışıyorum. Ancak her zaman bu denli düzenli yaşamak, mesleğim nedeniyle mümkün olmayabiliyor.
Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Haftanın üç veya dört günü spor yapmaya çalışıyorum. Ayrıca bu yıl salsa derslerine başladım. Kitap okumayı ve sinemaya gitmeyi de çok seviyorum. HIV/AIDS ile yaşayanlara sosyal destek sağlamak amacıyla kurulmuş olan Pozitif Yaşam Derneğinin kurucu üyesiyim. Zamanım elverdiğince Derneğin tıbbi ve sosyal çalışmalarında aktif olarak görev almaya gayret ediyorum. Ayrıca Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarla Savaşım Derneğinin de genel sekreteriyim. Derneğimizin tiyatro ekibinde görevliyim ve projelerde hem oyuncu hem de eğitmen olarak çalışıyorum.
Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Mesleğimle ilgili isyanlarım sırasında “Keşke daha eğlenceli bir meslek seçseymişim” dediğim çok olduysa da yüreğimin derinliklerinde yeniden seçme şansı verilse yine bu mesleği seçeceğimi çok iyi biliyorum. Bunlar hep kızgınlık anlarında söylenmiş sözler.
Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Oğlum yirmi bir yaşında, üniversite ikinci sınıfta okuyor. Onunla arkadaş gibiyiz. Hafta içlerinde ikimiz de yoğun çalışmalarımız nedeniyle pek görüşemesek de hafta sonlarında mutlaka birlikte zaman geçirmeye gayret gösteriyoruz.mayı, birlikte sinemaya gitmeyi çok seviyoruz.
Teşekkürler.
3.3.2008
|
 Akademisyenlerimiz
AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner - 23-01-2006
AKADEMİSYENLERİMİZ : Prof.Dr.Yeşim Gökçe Kutsal
‘Benim açımdan akademisyenlik en son basamak’ - 30-01-2006
Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli
“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı” - 06-02-2006
Prof.Dr.Feyhan Ökten :Profesör kadrosuna geçince bizi motive eden bir unsur kalmıyor - 13-02-2006
Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum” - 20-02-2006
Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı - 27-02-2006
Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer :Dekan seçimle gelse, rektör hegemonyası olmaz” - 06-03-2006
Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir :Gerçek çalışanlara ödül verilmesi pek sık olmaz ve değerleri bilinmez” - 13-03-2006
Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır” - 20-03-2006
Prof. Dr. Alaittin Elhan :Bilimselliğin ana şartı huzur - 27-03-2006
Prof. Dr. Nimet Ünay Gündoğan :Akademisyen, öğütlediği şeylerin temsilcisi olmalı” - 03-04-2006
Prof. Dr. Ali Rıza Uysal :Akademisyen, toplumun geleceğini hedeflemeli - 17-04-2006
Prof. Dr. Numan Numanoğlu :Hiçbir zaman ulaşılacak hedef bitmez - 24-04-2006
Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli” - 01-05-2006
Prof. Dr. Aydın Paşaoğlu :Bir akademisyen yaşayışıyla, davranışıyla örnek olmalıdır” - 08-05-2006
Prof. Dr. Pakize Doğan :Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır - 15-05-2006
Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez” - 29-05-2006
Prof. Dr. Nilgün Sayınalp :Bir akademisyen eğitmen, bilim adamı ve araştırmacı kimliklerini taşımalı - 05-06-2006
Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir - 12-06-2006
Prof. Dr. Gamze Mocan Kuzey :Akademisyen bencil olmamalıdır - 19-06-2006
Prof. Dr. N. Ertan Mergen : Akademisyen, kendisinden sonra gelenlerin önünü açmayı bilmeli ve onların kendisini geçmesine olanak sağlamalıdır - 26-06-2006
Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum” - 04-09-2006
Doç.Dr. Sancar Bayar: Yakınmanın kimseye bir faydası yok.
Yapmamız gereken şey çalışmak" - 11-09-2006
Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım” - 18-09-2006
“Akademik kadroların sayısı çok hızlı artıyor” - 25-09-2006
Prof. Dr. Ülkü Bayındır
Akademisyen, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmada öncü olmalıdır - 02-10-2006
Akademisyen olmak için, insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım - 09-10-2006
Prof. Dr. Kaan Karayalçın :Hasbelkader bir yönetici konumuna gelmek en büyük korkum - 06-11-2006
“Akademisyen, sadece dersini değil mesleki deneyimlerini de paylaşan birisi olmalıdır” - 13-11-2006
“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır” - 20-11-2006
“Akademisyen, bilimsel araştırmalar yapmalı, yaptırmalı, yönetmeli, yol göstermelidir” - 27-11-2006
Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum! - 04-12-2006
“Akademisyen full time çalışmalı” - 11-12-2006
“Profesör olduktan sonra tempoyu düşürmemek gerekir” - 18-12-2006
Prof. Dr. Lügen Cengiz :Akademisyen her şeyden önce iyi düşünebilmeli, okumalı ve bilgiye önem vermeli - 25-12-2006
“Akademisyen hem sosyal hayatta, hem de tıp mesleğinde lider olmalıdır” - 15-01-2007
“Doktordan çok ebe ve hemşireye, mühendisten çok teknisyen ve teknikere ihtiyaç var” - 22-01-2007
“Akademisyen ülkesine ve milli değerlerine sahip çıkabilmeli” - 29-01-2007
Doç.Dr.Fatih Avşar :Akademisyenlik yalnızca hastane ortamını kapsamamalı” - 05-02-2007
“Akademisyen bildiklerini yazan ve öğretendir” - 12-02-2007
“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı” - 19-02-2007
“Anesteziyologların iş riski diğer hekimlere göre daha yüksek” - 26-02-2007
“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır” - 05-03-2007
“Eğer bir fark göremiyorsanız, zamanınızı boş yere harcamışsınızdır, yazık olmuş size” - 12-03-2007
“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı” - 19-03-2007
Prof. Dr. Meral Or:Akademisyen kültürlü olmalı, gençlere de topluma da örnek olmalı - 02-04-2007
Prof. Dr. Münacettin Ceviz - 09-04-2007
Prof. Dr. Ali Yağız Üresin - 16-04-2007
Prof. Dr. Ufuk Beyazova - 23-04-2007
Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu - 30-04-2007
Prof. Dr. Ertan Tatlıcıoğlu - 07-05-2007
Prof. Dr. Gülay Şadan - 14-05-2007
Prof. Dr. Vedat Göral - 21-05-2007
Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı - 28-05-2007
Prof. Dr. Yeşim Tunçok - 04-06-2007
Prof. Dr. Sibel Göksel - 11-06-2007
Prof. Dr. Hakkı Engin Aksulu - 18-06-2007
Prof. Dr. Feyza Erkan - 25-06-2007
Prof. Dr. Erdoğan İnal - 03-09-2007
Prof. Dr. Necati Örmeci - 10-09-2007
Prof.Dr.İzge Hakan GÜNAL - 17-09-2007
Prof. Dr. Ünal Açıkel - 24-09-2007
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın - 01-10-2007
Prof. Dr. Mustafa Gönüllü - 08-10-2007
Prof. Dr. Necmi Aksaray - 22-10-2007
Prof. Dr. Ali Savaş - 29-10-2007
Prof. Dr. Ali Demir - 05-11-2007
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu - 12-11-2007
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik - 19-11-2007
Prof. Dr. Atilla Erdem - 26-11-2007
Prof. Dr. Fuat Demirci - 03-12-2007
Prof. Dr. Aynur Akyol - 10-12-2007
Prof. Dr. Gülay Kurtay - 17-12-2007
“Akademisyen dürüst ve işinin ehli olmalıdır” - 31-12-2007
Prof. Dr. Halil Kurt - 07-01-2008
Prof. Dr. Işık Sayıl - 14-01-2008
Prof. Dr. Betül Ayşe Sin - 21-01-2008
Prof. Dr. Hasan Özkan - 28-01-2008
Prof. Dr. Mesiha Ekim - 04-02-2008
İzmir Tabip Odası - 04-02-2008
Prof. Dr. Gülhis Deda - 11-02-2008
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın - 18-02-2008
Prof. Dr. Bülent Kaya - 25-02-2008
Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan - 10-03-2008
Prof. Dr. Kaan Aydos - 17-03-2008
Prof. Dr. Mesut Birol Atay - 24-03-2008
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren - 07-04-2008
Prof. Dr. İlker Ökten - 14-04-2008
“Akademisyen çok araştırıcı olmalı” - 21-04-2008
Prof. Dr. Dilek Yörükoğlu - 28-04-2008
Prof. Dr. Nihat Arıkan - 05-05-2008
Prof. Dr. İskender Alaçayır - 12-05-2008
Prof. Dr. Rana Anadolu-Brasie - 19-05-2008
Prof. Dr. M. Nail Çağlar - 26-05-2008
Prof. Dr. Derya Dinçer - 02-06-2008
Prof. Dr. M. Necmettin Ünal - 09-06-2008
Prof. Dr. Metin Özenci - 16-06-2008
Prof. Dr. Feride Söylemez - 23-06-2008
Prof. Dr. Atıf Akdaş - 30-06-2008
Prof. Dr. Hakan Yaralı - 01-09-2008
Doç. Dr. Gonca Yılmaz - 08-09-2008
Prof. Dr. Tarık Aksu - 15-09-2008
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu - 22-09-2008
Prof. Dr. Bülent Tıraş - 13-10-2008
Prof. Dr. İsmail Mete İtil - 20-10-2008
Prof. Dr. Ayşe Dursun - 27-10-2008
Prof. Dr Selda Demirtaş - 03-11-2008
Doç. Dr. Ali Ünsal - 10-11-2008
Dr. Ahmet Erdem - 17-11-2008
Doç. Dr. Nüket Örnek Büken - 24-11-2008
Prof. Dr. Murat Karaşen - 01-12-2008
Prof. Dr. Onur Karabacak - 15-12-2008
Prof. Dr. Ahmet Akkaya - 22-12-2008
Doç. Dr. Coşkun Polat - 29-12-2008
Prof. Dr. Fahri Ovalı - 05-01-2009
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
| |
|


|
|
RÖPORTAJ |
Prof. Dr. Ahmet Akkaya
“Akademisyen bilimsel araştırmalara yatkın olmalı eğitim ve öğretimi amaç edinmelidir. Sonuçta hem doktor hem de araştırıcı yetiştirme yeteneklerine sahip olmalıdır”.
|
|
| |
| |
|