|
|
|
MEDİANKET |
| Eczacı, hekimin yazdığı reçeteyi eşdeğeriyle değiştirebilmeli mi? |
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
V. EGE - Biyenal Uluslararası Sinirbilim Mezuniyet Sonrası Yaz Okulu |
|
29-06-2009 / 04-07-2009 |
|
|
Avrupa Klinik Anatomi Kongresi (EACA) |
|
02-09-2009 / 05-09-2009 |
|
|
Francisella tularensis ve Tularemi Sempozyumu |
|
24-09-2009 / 26-09-2009 |
|
|
4. Ulusal Hemaferez Kongresi |
|
25-09-2009 / 26-09-2009 |
|
|
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi |
|
29-09-2009 / 30-09-2009 |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam Gün Yasası 2009
Tam Gün Yasası Taslağı, TBMM, Sağlık Bakanlığı
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
17-12-2007 |
Prof. Dr. Gülay Kurtay
|
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Kurtay
“Akademisyen, bilimsel ve kişilik olarak arkasından yetişenlere örnek olması gereken kişidir”
Röp: Mete Generaloğlu
Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
Merzifon doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. 1971-1975 yılları arasında fakültemin Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında uzmanlık eğitimimi tamamladım. 1981 yılında doçentliğe, 1988 yılında ise profesörlüğe yükseltildim. 1981 yılı kasım ayında yürürlüğe giren 2547 sayılı YÖK Yasası büyük üniversitelerde kadro fazlalığı nedeniyle kadro kısıtlamasını getiriyordu. Bu nedenle ben ve benim durumumda olan akademisyenlerin profesörlüğe yükseltilmesi 1988 yılında 2547 sayılı Yasa’da yapılan değişiklik sonrası gerçekleşebilmiştir. Çalışmalarıma ağırlıklı olarak perinatoloji ve menopoz konularında devam ettim ve halen bu yönde sürdürmekteyim. 2002-2005 yılları arasında Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yaptım. Bu arada Perinatoloji ve Endokrinoloji Derneği Başkanlığı ve aynı Derneğin uzun yıllar yönetim kurulu üyeliği, Maternal Fetal Tıp Derneği Başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Ankara Şubesi Başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği gibi dernek faaliyetlerinde bulundum.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp eğitimini elbette isteyerek seçtim ve seçme nedenlerimin başında konusunun insan olması gelir. Sağlığını yitirmiş insanlara sağlıklarını yeniden kazandırmak ve yaşadıkları mutlulukları birlikte paylaşmak bence kişiye hiçbir meslekte hissedemeyeceği duyguları yaşatmaktadır. Yine gerek eğitiminin gerekse sonuçlarının somut olması ve iş dinamizmi diğer tercih nedenlerimi oluşturmuştur.
Gelelim sorunuzun ikinci kısmına. Bu mesleği seçtiğim için memnun muyum? Kesinlikle evet. Asistanlık, uzmanlık dönemleri, gece gündüz birebir insanlara hizmet vermek, kendi fiziksel ve ruhsal yorgunluğunuzu düşünmeden biteviye empati yapmak, haftalık tutulan nöbetler, bu yoğunluk içinde akademik kariyer için bilimsel çalışmaları yürütmeye gayret etmek herhalde mesleğinizi sevmeden katlanılabilecek bir çalışma düzeni olmasa gerek.
Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Tıp mesleğinin zor yanı hatayı affetmeyişidir. Çünkü materyali insandır. Bu nedenle de uygulaması en zor mesleklerden biridir. Ayrıca her zaman özverili, sabırlı olmak zorunluluğu, biraz önce de ifade ettiğim gibi fiziksel ve ruhsal yıprantılar ve hekimlikle ilgili idari, mali ve yasal düzenlemelerin yetersizliği de işin diğer zor yanlarıdır. Ancak işin en zor yanı nedir diye sorarsanız; hastanıza tedavi seçeneği olmayan bir tanı koyduğunuz ya da bütün çabalarınıza karşın hastanızı ya da bebeğini kaybettiğiniz andır diye yanıt veririm.
Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
İyi bir akademisyen, geniş bir vizyon, bilgi birikimi ve kültüre sahip, çağdaş, ülkesindeki, dünyadaki gelişmeleri ve bilimsel literatürü takip eden, bilgi ve deneyimlerini çalışma arkadaşları ve öğrencileriyle paylaşan, onları teşvik eden, etik kurallara, toplumsal değerlere ve hukuka saygılı olduğunu davranışlarıyla her zaman hissettiren, söylemleri ile uygulamaları örtüşen, özetle bilimsel ve kişilik olarak arkasından yetişenlere örnek olması gereken kişidir. Bütün bunların yanında iyi bir akademisyen ülkesinin sorunlarına sahip çıkmalı, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik ve demokratik Cumhuriyete bağlı olmalıdır.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Asistanlık ve uzmanlık yıllarımda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalının çok değerli hocaları ile çalışma şansını yakaladım. Tüm hocalarımın birbirlerinden farklı, gerek kişilik gerekse bilimsel özellikleri elbette beni etkilemiştir. Hocalarımız ilgili oldukları alanlarda büyük isimlerdi. Örneğin Prof. Dr. İlhan Önder’in üreme endokrinolojisi, Prof. Dr. Ali Gürgüç’ün üreme endokrinolojisi ve obstetrik, Prof. Dr. Turan Bayçu’nun trofoblastik hastalıklar ve obstetrik, Prof. Dr. Mazhar Ülker’in endoskopik cerrahi, Prof. Dr. Erkin Kandemir ve Prof. Dr. Alaattin Orhon’nun jinekoloji, Prof. Dr. Hikmet Yavuz’un onkoloji, Prof. Dr. Ahmet Esendal’ın gebelik ve sistemik hastalıklar ve over tümörleri konularındaki derin bilgi birikimlerinin hekimlik hayatıma katkıları yadsınamaz. Bunun yanı sıra bu hocalar arasında hastaya yaklaşımı, asistan ve uzmanlara yakınlığı, tıbbi uygulamaları ve kişisel özellikleri ile benim kendime daha yakın hissettiğim hocalarım olmuştur.
Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de tıp alanında son derece ileri hamleler yapmasına karşın, sağlık sistemi ve hizmeti konusunda henüz arzu edilen düzeye ulaşamamıştır. Bence bunun en önemli nedenlerinden biri sağlık sisteminin politik nedenlerle yönlendirilmeye çalışılmasıdır. Tıp hizmeti yüksek maliyet gerektiren bir hizmettir. Gelişmiş ülkelerde devletin eğitim ve sağlık hizmetleri için bütçeden ayırdığı pay daha fazladır. Yine gelişmiş ülkelerde kişiler sağlıkları için özel ya da sosyal sigorta kurumlarına ödeme yaparlarken bizim ülkemizde insanlarımızın büyük bir çoğunluğu bu hizmeti hiçbir bedel ödemeden almak istemektedir. Bu durum bugüne dek uygulanan değişik politik uygulamaların bir sonucudur. Örneğin mecburi hizmet, değişen her iktidarda gündeme gelen ya da gündemden düşen, hekimler arasında çifte standart yaratan politik bir uygulama olarak gösterilebilir. Sonuçta altı yıl gibi uzun bir öğrenim süresinin üzerine mezuniyet sonrası iki yıl, uzmanlık sonrası iki yıl, toplamda dört yıl gibi uzun bir mecburi hizmet uygulaması hekimi, TUS’ta başarısını azaltarak ya da askerliğini geciktirerek, daha ileriki yaşantısına çeki düzen vermesini engelleyerek, evli ise parçalanmış aile sendromu geliştirerek mağdur etmekte ve böylece hekimi baskı altına almaktadır.
Hekim üzerine yapılan bir başka baskı örneği de malpraktis sigorta sistemini kurmadan yeni Türk Ceza Kanunu ile birlikte, hekimlerin uygulamalarına yönelik getirilen cezaların ağırlaştırılmasıdır. Sağlık sistemi ve hekimlik ile ilgili problemler Türkiye’nin çözüm bekleyen en ciddi sorunlarının başında gelmektedir. Sorunları çözmek için de Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Politik uygulamalardan, arınmış bir şekilde, gelişmiş ülkelerin sağlık sistemi ve hizmetleri örnek alınarak bizim ülkemize uygun, uzun soluklu sağlık programları hazırlanmalıdır.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Yurt dışındaki gelişmiş ülkelerde tıp mensubu bir akademisyene sunulan olanaklar, bilimsel ortam ve yaşam standardının ülkemize göre daha yüksek olduğu tartışılamaz. Mezun olduğum ya da uzmanlığımı aldığım yıllarda üniversitelerin ve akademisyenlerin çalışma koşullarının geldiği bugünkü durumu öngörebilseydim, düşünür müydüm? Hemen yanıtlayayım: Hayır. Öncelikle beni yetiştiren aileme, fakülteme ve ülkeme karşı borçlu olduğumu düşünüyorum. Bu nedenle bu mesleği ülkemde yapmaktan her zaman mutluluk duydum.
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yüzün üzerinde yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış yayınım, 10’un üzerinde kitapta, bölüm yazarlığım, ayrıca dergi editörlüğü, çeşitli yurt içi ve yurt dışı kongrelerde bilimsel tebliğlerim var.
Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Tıp’lı olmanın onurunu ve gururunu hep taşıdım. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cumhuriyet’in ilk tıp fakültesi olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca kurulduğundan bu yana yetiştirdiği akademisyenler yeni tıp fakültelerinin kuruluşlarında görev almışlardır. Ankara Tıp’lı olmak bir ayrıcalıktır. Çünkü Fakültem kurulduğundan bu yana yapısı itibariyle ülkesine, demokratik, laik cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine bağlı, aynı zamanda geleneklerine saygılı bir tutum izlemiştir. Bilimsel çalışmaları ve de tıbbi uygulamaları ile branşlarında ses getiren genç, dinamik bir öğretim üyesi kadrosuna sahip olan bu kurumda çalışmaktan mutluluk duymaktayım.
YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bugün için üniversitelerdeki rektör ve dekan atama sisteminin değiştirilerek atamaların seçim sonuçlarına göre yapılması gerekliliğine inanmaktayım. Ayrıca idari ve akademik kadrolara yükseltilme ve atamaların objektif kriterlere bağlanarak, olabilecek haksızlık ve yanlış uygulamaların önlenmesi ve de bu kadroları hak eden üniversiteyi yüceltecek kişilerin atanması sağlanmalıdır.
YÖK başkanı olsaydım da üniversitede yaşanan sorunlar, daha önce de ifade ettiğim gibi sağlık sistemi ve hekimlik ile ilgili sorunları çözümlemede hiçbir katkım olamazdı. Çünkü YÖK’ün böyle bir yetkisi yok. Elbet bu sorunların çözümlenmesinde YÖK’ün ve üniversitelerin görüşlerinin alınması arzu edilen ve beklenendir.
Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Bu mesleği seçerken akademisyen olmayı kesinlikle hedeflemiştim. Olaya bu açıdan bakarsanız hedefe ulaşmış gibi gözüküyorum. Tıp alanındaki hızlı gelişmeler karşısında hiç bir zaman yeterlilik duygusuna ulaşamazsınız.
Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Tabii çok fazla anı var. Şu an ilk aklıma gelen ve beni çok etkileyen bir anımı aktarayım. Yeni doçent olduğum yıllardı. Periferde doğum yapmış, plasenta retansiyonu tanısıyla, septik şokta başvuran, gecikmiş, enfekte olmuş, periferde de histerektomi önerilmiş ancak kabul etmemiş, başka bir çözüm yolu olabileceği umuduyla bize başvuran bir hastaya biz de histerektomi endikasyonu koyduk. Bir süre operasyonu kabul etmedi ama hasta daha sonra ölüm kalım çizgisinde bize onay verdi ve histerektomisini yaptık. Hastanın hiçbir sosyal güvencesi yoktu. Bu nedenle tüm ilaçları, serumu, kanları imece usulü ile klinik çalışanları tarafından karşılandı. Öyle ki hastanın refakatinde gelen babası ve çoban olan eşinin otelde kalacak paraları yoktu. Her ikisi de kliniğin banklarında sabahlamak zorunda kaldılar. Sonuçta hasta şifa ile taburcu edildi, eşine de tüm bu tedavi işlemleri ve ilaçları için hastanenin hiçbir ücret talep etmediği, dolayısıyla kliniğe borçlu olduğu ancak bu borcu eşine sahip çıkarak ve destek olarak ödemesini istediğimizi ifade ettik. Aradan 6 ay geçmemişti ki aynı hasta bize eşinin kendisini boşamak üzere mahkemeye başvurduğunu, mahkemenin de klinikten yapılan operasyonla ilgili üreme fonksiyonlarının ortadan kalkıp kalkmadığını belirten bir rapor istediğini bildirdi. Hastanın bana “Hocam ne olur bana böyle bir rapor verme! Yoksa beni kesin boşayacak” demesine karşın sonuçta yapılan operasyonu yazmaktan başka çaremiz yoktu. İlgili raporu verdik ve boşandılar. Bir kadının şansızlık sonucu başına gelen bunca olaydan sonra bir de eşinden ayrılarak, faturayı tümden kendisinin ödemesi beni çok üzmüş ve etkilemiştir.
Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Kesinlikle hayır. Beslenmeme ve spor yapmaya özen gösteriyorum. Bu arada üzülerek ifade edeyim ki bu yoğun tempo içinde tansiyon ilacımı dahi almayı unutabiliyorum.
Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Spor yapmak, kitap okumak ve müziğin her dalı ile ilgilenmek hobilerim arasındadır. Piyano ve akordeon çalarım. Kendimi çok yorgun hissettiğim veya stresli olduğum durumlarda piyanoda bir eser geçmek ya da bir grup sporuna katılmak beni bir anda zindeleştirir.
Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Aileme yeterli vakit ayırdığımı düşünüyorum. Öyle ki işimin dışında kalan tüm zamanımı ailem ile geçirmeye özen gösteririm.
Teşekkürler.
17/12/2007
|
 Akademisyenlerimiz
AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner - 23-01-2006
AKADEMİSYENLERİMİZ : Prof.Dr.Yeşim Gökçe Kutsal
‘Benim açımdan akademisyenlik en son basamak’ - 30-01-2006
Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli
“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı” - 06-02-2006
Prof.Dr.Feyhan Ökten :Profesör kadrosuna geçince bizi motive eden bir unsur kalmıyor - 13-02-2006
Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum” - 20-02-2006
Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı - 27-02-2006
Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer :Dekan seçimle gelse, rektör hegemonyası olmaz” - 06-03-2006
Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir :Gerçek çalışanlara ödül verilmesi pek sık olmaz ve değerleri bilinmez” - 13-03-2006
Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır” - 20-03-2006
Prof. Dr. Alaittin Elhan :Bilimselliğin ana şartı huzur - 27-03-2006
Prof. Dr. Nimet Ünay Gündoğan :Akademisyen, öğütlediği şeylerin temsilcisi olmalı” - 03-04-2006
Prof. Dr. Ali Rıza Uysal :Akademisyen, toplumun geleceğini hedeflemeli - 17-04-2006
Prof. Dr. Numan Numanoğlu :Hiçbir zaman ulaşılacak hedef bitmez - 24-04-2006
Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli” - 01-05-2006
Prof. Dr. Aydın Paşaoğlu :Bir akademisyen yaşayışıyla, davranışıyla örnek olmalıdır” - 08-05-2006
Prof. Dr. Pakize Doğan :Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır - 15-05-2006
Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez” - 29-05-2006
Prof. Dr. Nilgün Sayınalp :Bir akademisyen eğitmen, bilim adamı ve araştırmacı kimliklerini taşımalı - 05-06-2006
Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir - 12-06-2006
Prof. Dr. Gamze Mocan Kuzey :Akademisyen bencil olmamalıdır - 19-06-2006
Prof. Dr. N. Ertan Mergen : Akademisyen, kendisinden sonra gelenlerin önünü açmayı bilmeli ve onların kendisini geçmesine olanak sağlamalıdır - 26-06-2006
Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum” - 04-09-2006
Doç.Dr. Sancar Bayar: Yakınmanın kimseye bir faydası yok.
Yapmamız gereken şey çalışmak" - 11-09-2006
Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım” - 18-09-2006
“Akademik kadroların sayısı çok hızlı artıyor” - 25-09-2006
Prof. Dr. Ülkü Bayındır
Akademisyen, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmada öncü olmalıdır - 02-10-2006
Akademisyen olmak için, insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım - 09-10-2006
Prof. Dr. Kaan Karayalçın :Hasbelkader bir yönetici konumuna gelmek en büyük korkum - 06-11-2006
“Akademisyen, sadece dersini değil mesleki deneyimlerini de paylaşan birisi olmalıdır” - 13-11-2006
“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır” - 20-11-2006
“Akademisyen, bilimsel araştırmalar yapmalı, yaptırmalı, yönetmeli, yol göstermelidir” - 27-11-2006
Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum! - 04-12-2006
“Akademisyen full time çalışmalı” - 11-12-2006
“Profesör olduktan sonra tempoyu düşürmemek gerekir” - 18-12-2006
Prof. Dr. Lügen Cengiz :Akademisyen her şeyden önce iyi düşünebilmeli, okumalı ve bilgiye önem vermeli - 25-12-2006
“Akademisyen hem sosyal hayatta, hem de tıp mesleğinde lider olmalıdır” - 15-01-2007
“Doktordan çok ebe ve hemşireye, mühendisten çok teknisyen ve teknikere ihtiyaç var” - 22-01-2007
“Akademisyen ülkesine ve milli değerlerine sahip çıkabilmeli” - 29-01-2007
Doç.Dr.Fatih Avşar :Akademisyenlik yalnızca hastane ortamını kapsamamalı” - 05-02-2007
“Akademisyen bildiklerini yazan ve öğretendir” - 12-02-2007
“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı” - 19-02-2007
“Anesteziyologların iş riski diğer hekimlere göre daha yüksek” - 26-02-2007
“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır” - 05-03-2007
“Eğer bir fark göremiyorsanız, zamanınızı boş yere harcamışsınızdır, yazık olmuş size” - 12-03-2007
“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı” - 19-03-2007
Prof. Dr. Meral Or:Akademisyen kültürlü olmalı, gençlere de topluma da örnek olmalı - 02-04-2007
Prof. Dr. Münacettin Ceviz - 09-04-2007
Prof. Dr. Ali Yağız Üresin - 16-04-2007
Prof. Dr. Ufuk Beyazova - 23-04-2007
Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu - 30-04-2007
Prof. Dr. Ertan Tatlıcıoğlu - 07-05-2007
Prof. Dr. Gülay Şadan - 14-05-2007
Prof. Dr. Vedat Göral - 21-05-2007
Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı - 28-05-2007
Prof. Dr. Yeşim Tunçok - 04-06-2007
Prof. Dr. Sibel Göksel - 11-06-2007
Prof. Dr. Hakkı Engin Aksulu - 18-06-2007
Prof. Dr. Feyza Erkan - 25-06-2007
Prof. Dr. Erdoğan İnal - 03-09-2007
Prof. Dr. Necati Örmeci - 10-09-2007
Prof.Dr.İzge Hakan GÜNAL - 17-09-2007
Prof. Dr. Ünal Açıkel - 24-09-2007
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın - 01-10-2007
Prof. Dr. Mustafa Gönüllü - 08-10-2007
Prof. Dr. Necmi Aksaray - 22-10-2007
Prof. Dr. Ali Savaş - 29-10-2007
Prof. Dr. Ali Demir - 05-11-2007
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu - 12-11-2007
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik - 19-11-2007
Prof. Dr. Atilla Erdem - 26-11-2007
Prof. Dr. Fuat Demirci - 03-12-2007
Prof. Dr. Aynur Akyol - 10-12-2007
“Akademisyen dürüst ve işinin ehli olmalıdır” - 31-12-2007
Prof. Dr. Halil Kurt - 07-01-2008
Prof. Dr. Işık Sayıl - 14-01-2008
Prof. Dr. Betül Ayşe Sin - 21-01-2008
Prof. Dr. Hasan Özkan - 28-01-2008
Prof. Dr. Mesiha Ekim - 04-02-2008
İzmir Tabip Odası - 04-02-2008
Prof. Dr. Gülhis Deda - 11-02-2008
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın - 18-02-2008
Prof. Dr. Bülent Kaya - 25-02-2008
Prof. Dr. Deniz Gökengin - 03-03-2008
Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan - 10-03-2008
Prof. Dr. Kaan Aydos - 17-03-2008
Prof. Dr. Mesut Birol Atay - 24-03-2008
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren - 07-04-2008
Prof. Dr. İlker Ökten - 14-04-2008
“Akademisyen çok araştırıcı olmalı” - 21-04-2008
Prof. Dr. Dilek Yörükoğlu - 28-04-2008
Prof. Dr. Nihat Arıkan - 05-05-2008
Prof. Dr. İskender Alaçayır - 12-05-2008
Prof. Dr. Rana Anadolu-Brasie - 19-05-2008
Prof. Dr. M. Nail Çağlar - 26-05-2008
Prof. Dr. Derya Dinçer - 02-06-2008
Prof. Dr. M. Necmettin Ünal - 09-06-2008
Prof. Dr. Metin Özenci - 16-06-2008
Prof. Dr. Feride Söylemez - 23-06-2008
Prof. Dr. Atıf Akdaş - 30-06-2008
Prof. Dr. Hakan Yaralı - 01-09-2008
Doç. Dr. Gonca Yılmaz - 08-09-2008
Prof. Dr. Tarık Aksu - 15-09-2008
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu - 22-09-2008
Prof. Dr. Bülent Tıraş - 13-10-2008
Prof. Dr. İsmail Mete İtil - 20-10-2008
Prof. Dr. Ayşe Dursun - 27-10-2008
Prof. Dr Selda Demirtaş - 03-11-2008
Doç. Dr. Ali Ünsal - 10-11-2008
Dr. Ahmet Erdem - 17-11-2008
Doç. Dr. Nüket Örnek Büken - 24-11-2008
Prof. Dr. Murat Karaşen - 01-12-2008
Prof. Dr. Onur Karabacak - 15-12-2008
Prof. Dr. Ahmet Akkaya - 22-12-2008
Doç. Dr. Coşkun Polat - 29-12-2008
Prof. Dr. Fahri Ovalı - 05-01-2009
Prof. Dr. Çimen Karasu - 12-01-2009
Prof. Dr. Ali Rıza Gür - 26-01-2009
Prof. Dr. Ali Aydınlar - 02-02-2009
Prof. Dr. Cevat Yakut - 02-03-2009
Prof. Dr. Ayşe Şebnem Özkan - 09-03-2009
Prof. Dr. Enver İhtiyar - 23-03-2009
Prof. Dr. Cemil Sabuncu - 30-03-2009
Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu - 13-04-2009
Prof. Dr. Eren Erken - 20-04-2009
Prof. Dr. Emine Bahar Kurt - 27-04-2009
Doç. Dr. Mesut Öktem - 04-05-2009
Prof. Dr. Baki Göksan - 11-05-2009
Prof. Dr. Gürkan Uncu - 18-05-2009
Prof. Dr. Metin Çapar - 25-05-2009
Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu - 01-06-2009
Prof. Dr. Ercüment Ege - 08-06-2009
Prof. Dr. Eftal Yücel - 15-06-2009
Doç. Dr. Figen Şahin - 22-06-2009
Prof. Dr. Musa Bali - 29-06-2009
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
|
|

|
|
RÖPORTAJ |
Prof. Dr. Musa Bali
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Bali
|
|
|
|
|
|

|
|