|
|
|
MEDİANKET |
| Sevk zincirinin devlet memurları ve yeşil kartlıları da içine alarak uygulanması başarılı olur mu? |
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
Klinik Veride Geçerlilik & Güvenilirlik |
|
10-01-2009 / 10-01-2009 |
|
|
Kanıta Dayalı Laboratuvar Tıbbı Kursu |
|
14-01-2009 / 16-01-2009 |
|
|
Türk Oftalmoloji Derneği XXIX. Kış Sempozyumu |
|
23-01-2009 / 25-01-2009 |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam gün yasası
Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
28-01-2008 |
Prof. Dr. Hasan Özkan
|
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Özkan
“Akademisyen çok çalışmalı, meraklı olmalı”
Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1960 yılında Konya ilinin Seydişehir ilçesinde doğmuşum. İlk ve orta öğrenimini Konya ili Kulu ilçesinde, lise öğrenimini ise burslu öğrenci olarak Ankara Atatürk Lisesinde tamamladım. 1977 yılında devlet bursu kazanarak Yüksek Kimya Mühendisliği Atom Teknolojisi öğrenimi için Almanya'ya gittim. Ancak içimdeki tıp mesleğine karşı dinmeyen sevgi yüzünden yurda geri dönerek 1978 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. 6 yıllık eğitimi tamamlayarak 1984 yılında mezun oldum.
SSK Adana Koşuyolu Dispanserinde 2 yıllık mecburi hizmetin ardından SB Ankara Hastanesinde 1986-1990 yılları arasında II. Dahiliye Kliniğinde iç hastalıkları asistanlığını, 1991-1993 yıllarında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalında gastroenteroloji üst ihtisasını tamamladım. 1993 yılında Japon Devleti Mombusho Bursu’nu kazanarak Japonya'da Chiba Üniversitesinde 2 yıl süreyle gastroenterolojide yeni teknolojiler, ERCP ve pankreatoskopi konularında çalışma ve araştırmalarda bulundum. 1995 yılında yurda dönüşümün ardından doçentliğe yükseltildim ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyeliğine atandım. Aynı klinikte 2001 yılında profesörlüğe yükseltilerek yeniden atandım.
Bu güne kadar birçok uluslararası ve yurt içi kongrede, kongre başkanlığı ve kongre sekreterliği yaptım. Bunun yanısıra mayıs 2006'da Gaziantep'te ''Günümüzde hepatitler'' ve Şubat 2007'de Bursa Uludağ'da ''Enine Boyuna Hepatit C'' konulu bölgesel toplantılar düzenledim.
6 Mayıs 2005'e Japonya Chiba Üniversitesi Bilim Ödülünü aldım. 16 Mayıs 2006’da Azerbaycan Tıp Üniversitesince Fahri Profesörlük diploması ve 9 Aralık 2007'de İran İslamik Azad Üniversitesince Fahri Profesörlük unvanları verildi. Halen Avrasya Gastroenteroloji Derneği Başkanı, Hepato-bilio-pankreatoloji Derneği Genel Sekreteriyim. 1978’de başlayan tıp hayatımı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji bilim dalında öğretim üyesi olarak sürdürmekteyim. Hedefim ve uğraşım Türkiye önderliğinde Avrasya coğrafi bölgesinde yeni bir uluslararası gastroenteroloji ve cerrahi bilimsel platformu oluşturmaktır. Üyesi bulunduğum bilimsel cemiyetler, Türk Gastroenteroloji Derneği, Hepato-Bilio-Pankreatoloji Derneği, Gastrointestinal Endoskopi Derneği, Viral Hepatitle Savaşım Derneği, Gastrointestinal Motilite Derneği, Türk Japon Üniversiteliler Derneği, Japan Gastroenterological Endoscopy Society, Azerbaijan Society of Gastroenterology, Euroasian Gastroenterological Association.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini seçtiğime son derece memnunum. Mesleğimde hayal ettiğim bütün şeyleri gerçekleştirdiğime inanıyorum. Çevremdeki insanların doktor olması beni yönlendirmiştir. Ama genel olarak insan sevgisi ve insana yardım temelinden kaynaklanıyor diyebilirim.
Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Aslında işimizin en zor tarafı şimdiki sağlık sistemi. Bugün hekimi koruyan hiçbir yasa yok. Hiçbir meslekte yaptığı işten dolayı kendi kendini sigorta ettirme mecburiyeti yoktur. Üniversiteler olsun diğer hastaneler olsun yokluklar içerisinde. Bir hastanın safra yolunda tümör var diyelim. Buna müdahale edilecek, inoperabıl ve stent takılacak. Stent yok, onu takacağımız aletler yok, yerine göre ilaç bile bulamıyoruz. Bir diğer konu da yardımcı eleman sıkıntısı. Burası üniversite hastanesi. Başasistan seviyesinde tek bir uzmanımız var. O da zaten rutin işlerin içerisinde boğulmuş durumda. Neredeyse operasyonu tek başınıza yapıyorsunuz. Bunlar en büyük zorluklar. Ayrıca bilimsel faaliyetlere, yurt dışındaki kongrelere katılmakta devletin hekimlerine hiçbir katkısı yok. Üniversitelerin hiçbir katkısı yok.
Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Önce ben bir hekimin taşıması gereken 6 temel vasfı açıklamak istiyorum. 1. Pozitif bir insan olmalı. 2. İnsancıl yani hümanist olmalı. 3. Dürüst olmalı. 4. Empatik olmalı. 5. Çalışkan olmalı. 6. Uyumlu biri olmalı yani kalbi ile dili bir olmalı. Bu hususları kendine şiar edinmiş bir hekim iyi bir akademisyen adayıdır bence. Akademisyen olmak çok zaman alıcı bir şey, bir profesör olmak ve belli bir tecrübe kazanmak için geçen süre 20-25 yıl. Bu süre içerisinde çeşitli basamaklardan geçiyorsunuz. Bir kere akademisyen çok çalışmalı, meraklı olmalı. Bazı konularda şüpheci olmalı. Çünkü tüm yeni keşifler meraktan, şüpheden geçer. Akademisyen özverili ve fedakar bir yapıya sahip olmalı. Bir akademisyenin yurtdışı deneyimi mutlaka olmalı. Yurt içindeki bilimsel faaliyetlere de sürekli katılmalı. Bilgilerini paylaşmalı ve genç meslektaşlarına bilgilerini aktarmalıdır.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Mutlaka kendime örnek aldığım yerli ve yabancı hocalarım var. Bunların arasında yabancılardan Japonya’dan Prof. Masao Ohto ve Prof. Hiromitsu Saisho beni en çok etkileyen bilim adamlarıdır. En beğendiğim yanları da son derecede alçak gönüllü olmalarıdır.
Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında sağlık konusunda son zamanlarda önemli merhaleler kat edildi. Bunlardan birisi bütün sağlık sistemlerinin birleştirilmesi. SSK’lının, memurun, Bağ-Kurlunun istediği hastaneye gidebilmesi ve bu konudaki bürokrasinin kaldırılması vatandaşlar için sağlık sektöründe yapılabilecek en güzel şeylerden biridir. Ancak, özel hastanelerle, özel tıp merkezleriyle, özel polikliniklerle devletin anlaşma yapması ve vatandaşların buralara gitmesini çok tasvip etmiyorum. Çünkü Türkiye’de henüz bu yerleri yeterince kontrol edecek bir sistem yok. Kaynak israfı ve çoğu zaman da kötüye kullanılıyor.
Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Hedefi, idealleri olan birisiyim. Yurt dışında Japonya Chiba Üniversitesi Tıp fakültesi Gastroenteroloji Kliniğinde eğitim aldım. Döndükten sonra her yıl Türkiye’deki bilimsel toplantılara Japonya’dan bir veya iki bilim adamının sponsorluğunu sağlayarak davet ettim. 6 yıl Avrasya Gastroenteroloji Derneğinin Genel Sekreterliğini yaptım. Son dört yıldır da Başkanlığını yapıyorum. Özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Türkçe konuşan topluluklardan bilim adamlarını Türkiye’ye davet ederek, onlara bizim tıbbımızı öğretmeye çalışıyoruz. 1998 yılından bu yana başta TİKA, bazı ilaç firmaları ve bazı bilim insanlarının desteği ile çoğunluğunu da kendi imkanlarımızla olmak üzere 10 uluslararası kongre yaptık.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Bugüne kadar yaptığımız yurt içi ve dışı çalışmalar, Türkiye ile yurt dışı merkezleri arasında var olan bilimsel farklılıkların ortadan kalkması için, bilimsel anlamda eşitlik sağlamak için, Türkiye’nin tanıtılması için olmuştur. Türkiye’de böyle bir ortam bulamazsak yurt dışında çalışmayı düşünürdüm. Ama, şartları insanlar kendileri yaratır. Türk tıbbını dünya tıbbı ile eşit hale getirmek, belki ondan daha ileriye götürmek benim görevim olmalı diye düşünüyorum.
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt içi ve yurt dışında yayınlanan 178 makalem var. Bunlarla birlikte yayınlanmış 4 tane de kitabım var
Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Üniversitemizde mali kaynak ve bilimsel projelerin desteklenmesi sıkıntısı var. Diğer devlet kurumlarında olduğu gibi yardımcı personel sıkıntısı var. Araştırmacı, uzman, asistan sıkıntımız var. Çok sıkıntılar var. Günümüzde üniversitelerde iş yapabilmek tamamen özveriye dayalı. Olmayan imkanları yaratmak peşindeyiz. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, -son düzenlemelerden kaynaklanıyor sanırım- gelir imkanları kısıtlandığı için, ekonomik sıkıntıya girdi diye düşünüyorum. Yeni üniteler açamıyoruz. Yeni ekipman, alet alamıyoruz. Projeler yapılamıyor. Bu da ister istemez bilimsel aktiviteleri engelliyor. Ancak şunu da söylemeliyim. Ankara Üniversitesi, Türkiye’nin ilk üniversitedir. Ankara Üniversitesinden hep önder hocalar, önder akademisyenler çıkmıştır.
YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Benim beklentilerim özgür, aykırı düşüncelere sözlere tahammül edilebilen, iş üretmek isteyen akademisyenleri destekleyen, herkese eşit çalışma ortamı sağlayan, düşüncelerinden dolayı yargılamayan bir YÖK sistemi istiyorum. Şimdiye kadar bir takım kısıtlamalar vardı. Öğretim üyelerinin hepsi muzdaripti.
Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Türkiye’nin her üniversitesinde olduğu gibi YÖK Yasası’ndan kaynaklanan bazı sorunlar var. Bilim dallarında piramid tersine işliyor. Çoğu bölümde 10 profesör, 1 doçent var. Hiç yardımcı doçent yok, hiç uzman yok. Dolayısı ile bazen hizmet ve bilimsel işler aksayabiliyor. Bizim ünitemizde birlik ve beraberlik içerisinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada çalışmalarımızın devam edeceğine inanıyorum. Çünkü huzur ortamı her zaman başarıyı getirir.
Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Gastroenteroloji Bölümünün hem dahili kısmı hem de cerrahi kısmı var. Endoskopik cerrahi kısmı bizlere tatmin edici imkanlar sağlıyor. Girişimsel endoskopi kısmında hem tanı hem tedavi yapıyoruz. Bu yöntemler mesleki tatmin sağlıyor. Dergi editörlüğüm var. Uluslararası bir derneğin başkanıyım. Yurt içi ve yurt dışında kongreler düzenliyorum. Üniversitede öğretim üyesi olarak öğrencilerle haşır neşir oluyorum. Sonuçta kendi adıma hekimlikten beklediğime kavuştum diyebilirim. Yaptığım işten mutluyum.
Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Burada genç hekimlere deneyim olması amacıyla 2 vaka hakkında anımı anlatmak istiyorum. 2000 yılında üniversitemizde çalışan bir kişi hasta olarak gelmişti. Genç 26 yaşında bir bayandı. Bana “Hocam bende rektal kanama var. Ne yapayım diye size geldim” dedi. Ben de bu önemli de olabilir, yaşın çok genç, aile öykünde yok, hemoroid gibi basit bir şeyden de olabilir ciddi bir hastalık da olabilir bakmak lazım dedim rektoskopi önerdim. Hasta çekindi ya da utandı herhalde ki bırakıp gitti. Yaklaşık 40 gün kadar sonra hasta geri geldi ve kabul ettiğini söyledi. Yapılan kolonoskopide rektum 12 cm’de kanser tespit ettik. Hasta opera oldu. Erken teşhis ettiğimiz için hastaya kemoterapi bile verilmeden taburcu oldu. Aradan sekiz yıl geçti. Hastanın hiçbir problemi yok. Evlendi ve çocuğu oldu.
Bunu şu anımı pekiştirmesi için anlattım. Başka bir hasta geldi hasta 60 yaşlarında bir kişiydi. Eşiyle birlikte umreye gitmiş. Orada rektal kanaması olmuş. Kafiledeki hekim arkadaşımız “Hava sıcak, sende de kabızlık var. Hemoroidden olmuştur, zorlamışsındır” demiş. Hastanın da bir daha 7 ay süreyle kanaması olmamış. Bu süre sonunda hastanın kanaması tekrarlıyor. İstanbul’da sağlık kuruluşlarına gidiyor. Hastada kolonda tümör olduğu ve karaciğere de metastaz yaptığı tespit ediliyor. Bu hasta bana tümöre bağlı tıkanma sarılığı nedeniyle geldi. Koledoğa stent taktık. Hasta 2 yıl yaşadı ve kaybedildi. Bu iki olgudan çıkaracağımız ders hekim arkadaşımız ilk karşılaştığı zaman kuşkulanıp bağırsak incelemesi için yönlendirseydi hastalık erken teşhis edilip ameliyat sonu şifa olabilirdi. Bir vaka geldiği zaman, her şeyin iyisini değil de, kötüsünün de olabileceğini, erken teşhis yapmamız gerektiğini düşünmemiz gerekiyor.
Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Elden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Bu sene başında bir karar aldım, dedim ki, bundan böyle sağlığıma daha fazla zaman ayırayım. Ben zaman fakiri biriyim. Muayenehanemde cumartesi günleri çalışmayayım, cumartesi ve pazar günleri spor yapayım, kendime zaman ayırayım evime 21:30’dan önce gidemiyorum dedim. Bu kararımın ardından bir hafta sonrası Sağlık Bakanlığı muayenehanelerin kapatılması yönünde açıklamalar yapmaya başladı. Böyle olunca ben de tam güne geçilinceye kadarki süre içerisinde daha önceki gibi yoğun biçimde çalışmaya devam kararı aldım.
Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Coğrafyayı, tarihi ve seyahati çok seviyorum. O nedenle tarih kitapları okurum. Özellikle Türk tarihini, Osmanlı, Selçuklu, Selçuklu öncesi tarihini ve coğrafyasını merak ediyorum. Uluslararası dernekçiliğimin temelinde de bu sevgi yatıyor sanırım. Mesela hedeflerim arasında şimdiye kadar ulaşamadığımız Moğolistan’ın başkenti Ulan Bator’da, Moskova’nın yaklaşık 100 km kuzeyinde Tataristan’ın başkenti Kazan’da, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te, Kırım’da ve Saraybosna’da bir kongre yapmak var.
Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
İnsanların hayatlarında mutlaka keşke dediği olmuştur. Benim de keşke dediklerim oldu. Ama bu keşkeleri en az olan insanlardan birisiyim. Çünkü geriye dönüp baktığım zaman hayal ettiğim şeylerin pek çoğunu gerçekleştirdiğimi görüyorum.
Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Zaman fakiri biri olarak yeterince kendime ve aileme zaman ayırdığım pek söylenemez zannederim. Ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.
Teşekkürler. 28/01/2008
|
 Akademisyenlerimiz
AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner - 23-01-2006
AKADEMİSYENLERİMİZ : Prof.Dr.Yeşim Gökçe Kutsal
‘Benim açımdan akademisyenlik en son basamak’ - 30-01-2006
Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli
“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı” - 06-02-2006
Prof.Dr.Feyhan Ökten :Profesör kadrosuna geçince bizi motive eden bir unsur kalmıyor - 13-02-2006
Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum” - 20-02-2006
Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı - 27-02-2006
Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer :Dekan seçimle gelse, rektör hegemonyası olmaz” - 06-03-2006
Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir :Gerçek çalışanlara ödül verilmesi pek sık olmaz ve değerleri bilinmez” - 13-03-2006
Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır” - 20-03-2006
Prof. Dr. Alaittin Elhan :Bilimselliğin ana şartı huzur - 27-03-2006
Prof. Dr. Nimet Ünay Gündoğan :Akademisyen, öğütlediği şeylerin temsilcisi olmalı” - 03-04-2006
Prof. Dr. Ali Rıza Uysal :Akademisyen, toplumun geleceğini hedeflemeli - 17-04-2006
Prof. Dr. Numan Numanoğlu :Hiçbir zaman ulaşılacak hedef bitmez - 24-04-2006
Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli” - 01-05-2006
Prof. Dr. Aydın Paşaoğlu :Bir akademisyen yaşayışıyla, davranışıyla örnek olmalıdır” - 08-05-2006
Prof. Dr. Pakize Doğan :Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır - 15-05-2006
Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez” - 29-05-2006
Prof. Dr. Nilgün Sayınalp :Bir akademisyen eğitmen, bilim adamı ve araştırmacı kimliklerini taşımalı - 05-06-2006
Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir - 12-06-2006
Prof. Dr. Gamze Mocan Kuzey :Akademisyen bencil olmamalıdır - 19-06-2006
Prof. Dr. N. Ertan Mergen : Akademisyen, kendisinden sonra gelenlerin önünü açmayı bilmeli ve onların kendisini geçmesine olanak sağlamalıdır - 26-06-2006
Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum” - 04-09-2006
Doç.Dr. Sancar Bayar: Yakınmanın kimseye bir faydası yok.
Yapmamız gereken şey çalışmak" - 11-09-2006
Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım” - 18-09-2006
“Akademik kadroların sayısı çok hızlı artıyor” - 25-09-2006
Prof. Dr. Ülkü Bayındır
Akademisyen, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmada öncü olmalıdır - 02-10-2006
Akademisyen olmak için, insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım - 09-10-2006
Prof. Dr. Kaan Karayalçın :Hasbelkader bir yönetici konumuna gelmek en büyük korkum - 06-11-2006
“Akademisyen, sadece dersini değil mesleki deneyimlerini de paylaşan birisi olmalıdır” - 13-11-2006
“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır” - 20-11-2006
“Akademisyen, bilimsel araştırmalar yapmalı, yaptırmalı, yönetmeli, yol göstermelidir” - 27-11-2006
Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum! - 04-12-2006
“Akademisyen full time çalışmalı” - 11-12-2006
“Profesör olduktan sonra tempoyu düşürmemek gerekir” - 18-12-2006
Prof. Dr. Lügen Cengiz :Akademisyen her şeyden önce iyi düşünebilmeli, okumalı ve bilgiye önem vermeli - 25-12-2006
“Akademisyen hem sosyal hayatta, hem de tıp mesleğinde lider olmalıdır” - 15-01-2007
“Doktordan çok ebe ve hemşireye, mühendisten çok teknisyen ve teknikere ihtiyaç var” - 22-01-2007
“Akademisyen ülkesine ve milli değerlerine sahip çıkabilmeli” - 29-01-2007
Doç.Dr.Fatih Avşar :Akademisyenlik yalnızca hastane ortamını kapsamamalı” - 05-02-2007
“Akademisyen bildiklerini yazan ve öğretendir” - 12-02-2007
“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı” - 19-02-2007
“Anesteziyologların iş riski diğer hekimlere göre daha yüksek” - 26-02-2007
“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır” - 05-03-2007
“Eğer bir fark göremiyorsanız, zamanınızı boş yere harcamışsınızdır, yazık olmuş size” - 12-03-2007
“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı” - 19-03-2007
Prof. Dr. Meral Or:Akademisyen kültürlü olmalı, gençlere de topluma da örnek olmalı - 02-04-2007
Prof. Dr. Münacettin Ceviz - 09-04-2007
Prof. Dr. Ali Yağız Üresin - 16-04-2007
Prof. Dr. Ufuk Beyazova - 23-04-2007
Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu - 30-04-2007
Prof. Dr. Ertan Tatlıcıoğlu - 07-05-2007
Prof. Dr. Gülay Şadan - 14-05-2007
Prof. Dr. Vedat Göral - 21-05-2007
Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı - 28-05-2007
Prof. Dr. Yeşim Tunçok - 04-06-2007
Prof. Dr. Sibel Göksel - 11-06-2007
Prof. Dr. Hakkı Engin Aksulu - 18-06-2007
Prof. Dr. Feyza Erkan - 25-06-2007
Prof. Dr. Erdoğan İnal - 03-09-2007
Prof. Dr. Necati Örmeci - 10-09-2007
Prof.Dr.İzge Hakan GÜNAL - 17-09-2007
Prof. Dr. Ünal Açıkel - 24-09-2007
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın - 01-10-2007
Prof. Dr. Mustafa Gönüllü - 08-10-2007
Prof. Dr. Necmi Aksaray - 22-10-2007
Prof. Dr. Ali Savaş - 29-10-2007
Prof. Dr. Ali Demir - 05-11-2007
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu - 12-11-2007
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik - 19-11-2007
Prof. Dr. Atilla Erdem - 26-11-2007
Prof. Dr. Fuat Demirci - 03-12-2007
Prof. Dr. Aynur Akyol - 10-12-2007
Prof. Dr. Gülay Kurtay - 17-12-2007
“Akademisyen dürüst ve işinin ehli olmalıdır” - 31-12-2007
Prof. Dr. Halil Kurt - 07-01-2008
Prof. Dr. Işık Sayıl - 14-01-2008
Prof. Dr. Betül Ayşe Sin - 21-01-2008
Prof. Dr. Mesiha Ekim - 04-02-2008
İzmir Tabip Odası - 04-02-2008
Prof. Dr. Gülhis Deda - 11-02-2008
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın - 18-02-2008
Prof. Dr. Bülent Kaya - 25-02-2008
Prof. Dr. Deniz Gökengin - 03-03-2008
Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan - 10-03-2008
Prof. Dr. Kaan Aydos - 17-03-2008
Prof. Dr. Mesut Birol Atay - 24-03-2008
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren - 07-04-2008
Prof. Dr. İlker Ökten - 14-04-2008
“Akademisyen çok araştırıcı olmalı” - 21-04-2008
Prof. Dr. Dilek Yörükoğlu - 28-04-2008
Prof. Dr. Nihat Arıkan - 05-05-2008
Prof. Dr. İskender Alaçayır - 12-05-2008
Prof. Dr. Rana Anadolu-Brasie - 19-05-2008
Prof. Dr. M. Nail Çağlar - 26-05-2008
Prof. Dr. Derya Dinçer - 02-06-2008
Prof. Dr. M. Necmettin Ünal - 09-06-2008
Prof. Dr. Metin Özenci - 16-06-2008
Prof. Dr. Feride Söylemez - 23-06-2008
Prof. Dr. Atıf Akdaş - 30-06-2008
Prof. Dr. Hakan Yaralı - 01-09-2008
Doç. Dr. Gonca Yılmaz - 08-09-2008
Prof. Dr. Tarık Aksu - 15-09-2008
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu - 22-09-2008
Prof. Dr. Bülent Tıraş - 13-10-2008
Prof. Dr. İsmail Mete İtil - 20-10-2008
Prof. Dr. Ayşe Dursun - 27-10-2008
Prof. Dr Selda Demirtaş - 03-11-2008
Doç. Dr. Ali Ünsal - 10-11-2008
Dr. Ahmet Erdem - 17-11-2008
Doç. Dr. Nüket Örnek Büken - 24-11-2008
Prof. Dr. Murat Karaşen - 01-12-2008
Prof. Dr. Onur Karabacak - 15-12-2008
Prof. Dr. Ahmet Akkaya - 22-12-2008
Doç. Dr. Coşkun Polat - 29-12-2008
Prof. Dr. Fahri Ovalı - 05-01-2009
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
| |
|


|
|
RÖPORTAJ |
Prof. Dr. Ahmet Akkaya
“Akademisyen bilimsel araştırmalara yatkın olmalı eğitim ve öğretimi amaç edinmelidir. Sonuçta hem doktor hem de araştırıcı yetiştirme yeteneklerine sahip olmalıdır”.
|
|
| |
| |
|