|
|
|
MEDİANKET |
| Sevk zincirinin devlet memurları ve yeşil kartlıları da içine alarak uygulanması başarılı olur mu? |
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
Klinik Veride Geçerlilik & Güvenilirlik |
|
10-01-2009 / 10-01-2009 |
|
|
Kanıta Dayalı Laboratuvar Tıbbı Kursu |
|
14-01-2009 / 16-01-2009 |
|
|
Türk Oftalmoloji Derneği XXIX. Kış Sempozyumu |
|
23-01-2009 / 25-01-2009 |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam gün yasası
Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
17-03-2008 |
Prof. Dr. Kaan Aydos
|
“Akademisyenin çalışma şevkini hiç kaybememesi gerekir”
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaan Aydos
Röp.: Mete Generaloğlu
Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1961 yılında Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi yine Ankara’da tamamladıktan sonra, 1978 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine başladım. Arkasından 2 yıl süreyle Erzincan’ın Tercan ilçesinde zorunlu devlet hizmetimi yerine getirdim. 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında araştırma görevlisi oldum. Uzmanlığıma yine aynı yerde devam edip, 1997’de doçent, 2003 yılında da profesör unvanı aldım. Halen aynı klinikte öğretim görevlisi olarak çalışmaktayım.
Sağlık Bakanlığının 8 aylık IVF-ICSI Kursu’nu tamamlayıp, Tüp Bebek Ünitesi Sertifikası aldım. 1992 yılında Üniversitemiz bünyesinde, şimdiki adıyla “Üreme Sağlığı Araştırma ve Uygulama Teşhis ve Tedavi Merkezi” kuruldu. Ben de kuruluşundan itibaren bu merkezin içinde görevimi sürdürdüm. Amaç, tüp bebek yönteminin dünyada daha yeni yeni başladığı o yıllarda, ülkemizde de infertilite alanında yenilikleri takip eden, multidisipliner çalışan ve akademik anlamda eğitime katkıda bulunabilen bir yapı oluşturmaktı. Şimdi dönüp de geriye baktığımızda , yılda 7 bin civarında polikliniğiyle ve sürekli eğitim gören stajyerleriyle bu hedefin başarıldığını gururla izlemekteyiz.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini seçtiğim için çok memnunum. Orta öğrenimim sırasında, insan vücudu ve sağlığı konularında merakım vardı. Özellikle üreme sağlığı daima ilgi odağım olmuştu. Buna yönelik olarak nasıl bir eğitim almam gerektiğini araştırdığımda, tıp fakültesinin, hatta ürolojinin bana uygun olduğunu anladım.
Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Benim uğraştığım alan androloji, yani üreme sağlığı ve cinsel fonksiyon bozuklukları. Hiç kuşkusuz hastaların rahatlıkla kendilerini ifade edemedikleri konularla uğraşmaktasınız. Dolayısıyla, gerek çalışma ortamı gerekse personel son derece önemli olmakta. Diğer yandan, infertilite tedavisinde belirli bir zaman ayarlaması yapmak elinizde değildir. Yani, günün herhangi bir saatinde veya hafta sonunda ya da tatil günlerinde yardımcı personelinizle birlikte sizin görev başında olmanız gerekir. Bu alanda çalışan kişilerin yaşam tarzlarını, mesleğin kurallarına göre ayarlamaları şarttır.
Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen her şeyden önce doğru ve dürüst olmalıdır. Çünkü mesleğimizin ne kadar fazla suistimal edildiğini, ne yazık ki basından takip etmekteyiz. Bunun yanı sıra araştırıcı ruhuna sahip olması, bildiklerinin üzerine sürekli yenilerini eklemesi ve meslek sevgisini, çalışma şevkini hiç kaybetmemesi gerekir. Bir doktorun yetişmesi için uzun süre, büyük yatırım yapılmakta. Bunun karşılığı olarak da bizler ilgilendiğimiz konularda dünyadaki yenilikleri ülkemize getirmeliyiz. Benzer şekilde, uyguladığımız yöntemlerden de dünyanın diğer bölgelerindeki meslektaşlarımızı haberdar etmeliyiz. İşte bütün bu aktiviteler, büyük bir gayret ve özveri ister. Bir akademisyen bu duyguları içinde sürekli olarak taşımalıdır.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Androloji konusu ile ilgilenmeye başladığım zaman gerek akademisyenliği ve bilimsel çalışmaları gerekse de bir öğretim görevlisine yakışır saygınlıkta yaşam tarzıyla kendime örnek aldığım ve sürekli desteğini gördüğüm hocam Prof. Dr. Sezai Yaman’a sonsuz sevgi ve minnet beslerim.
Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Doktor yönüyle baktığımızda, Türkiye’den çıkan bilimsel çalışmalar dünyadaki birçok merkezden çok daha üstün nitelik ve niceliğe sahip. Ülkemizde kendi adına ameliyat teknikleri geliştirilmiş ya da tanımlamalarına kendi adı verilmiş sayısız örnek bulunmaktadır. Yurt dışında da çalışan çok sayıda başarılı uzmanımız mevcut. Dolayısıyla bilimsel anlamda gerçekten üst düzeyde bir yere sahibiz.
Ancak, bu başarıyı elde etmek için çok fazla gayret göstermek gerektiğini de gözden kaçırmamalıyız. Araştırma fonlarının sınırlı kapasiteleri bir projenin yürütülmesinde önemli bir sorun oluşturmakta. Bununla birlikte yurt dışı aktivitelere katılmak, sunum yapmak üzere bilimsel toplantılarda bulunmak, destek yetersizliği nedeniyle çoğu zaman bir sıkıntı yaratabilmektedir. Bu sıkıntıları aşmak için kaynak arayışına girmek ise bir akademisyen için olmaması gereken çözümdür. Bütün bunlar akademik alanda sağlık sorunları. Diğer yandan hasta tedavileri yönüyle de sağlık sorunlarını değerlendirmek gerekir. Sosyal güvenlik sisteminin en kısa sürede bir düzene girmesi şart. Bu, hem hasta hem de kurum için
Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Evet, 1 yıl süreyle İtalya Como Valduce Hastanesi Androloji-İnfertilite Bölümünde aktif olarak çalıştım. Ayrıca, Belçika’da SIMAF İnfertilite Araştırma ve Tedavi Merkezinde tüp bebek eğitimi gördüm. Çok sayıda kongrede bilimsel aktivitelerde de bulundum.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Yurt dışında çalışma konusunda bazı fırsatlar olduysa da, bu hizmeti ülkemde vermenin bana daha uygun olacağını düşündüğüm için kabul etmedim.
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışında 40’ın üzerinde, yurt içinde ise 100 civarında dergi ya da kitapta basılmış yayınım bulunmakta. Bilimsel toplantı kitaplarında çıkmış çalışma özetlerim ise 140 civarında.
Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Üniversitesi köklü geçmişi olan bir kurumdur. Bugünkü saygınlığı, yılların verdiği bir birikimin eseridir. Akademik hiyerarşisi ve deontolojiye bağımlılığı, herkes tarafından daima takdirle karşılanmıştır. Bilimsel alanda da yaptıklarına bakınca, ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğu derhal görülebilir. Öğretim görevlileri, Türkiye’yi ilgi alanlarında başarıyla temsil etmişler ve halen de temsil etmektedirler. Üniversitemizi tam anlamıyla örnek alınacak bir kurum olarak görmekteyim. Umarım bu ruh ve gayret aynı şekilde ileride de devam eder.
YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK başkanı olsam bir şeyleri değiştirmeye değil, mevcut kuralları tam anlamıyla uygulamaya gayret ederdim. Demokratik, laik cumhuriyet ilkelerine bağlı bir akademik ortamın sürekliliği için elimden geleni yapardım.
Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Tıp fakültesinin staj yıllarını da sayarsak, yaklaşık olarak 25 yıldır, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji ailesi içerisindeyim. Daima bunun onurunu hissetmişimdir. Dolayısıyla meslek arkadaşlarım da bir bakıma ailemin bir parçası oldular.
Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Evet, genelde ulaştım. Daha lise yıllarında üreme fizyolojisine ilgi duyardım. Tıp fakültesinde branş seçiminde de bu yönde arayış içerisinde oldum. Sonunda aradığımın androloji, bunun da üroloji altında olduğunu anladım. Gerçekten de şimdi androloji alanında istediğim gibi çalışmaktayım. Henüz tüm hedeflerimi gerçekleştirdiğim söylenemese de, zamanla bunları da gerçekleştireceğime inanıyorum.
Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Zorunlu devlet hizmetimi Erzincan’ın Tercan ilçesinde yaptım. 2 yılımı tamamlayıp, Ankara’da ihtisasa başladım. Arkasından askerlik için gittiğim Samsun’da, ileriye yönelik akademik takvimimin hayaliyle günlerimi geçirmekteydim. Son günler yaklaştığında bir telefon aldım. Ağrı Devlet Hastanesine tayin olduğumu öğrendim. İnanılmaz! 5 yıl önce Tercan’dan pazartesi günü ilişiğimi kesmiştim. Oysa cuma günü kesmeliymişim, çünkü 2 yıllık zorunlu hizmet için 4 gün eksik kalmış. Dolayısıyla gıyabımda kura çekilmiş ve Ağrı çıkmış. Ben dört günlük erzak ile Ağrı’ya gittim. Su gibi geçeceğini hayal etiğim Ağrı’dan ayrılmam dört gün değil tam 1 yıl aldı.
Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Yaşam tarzım beni mutlu eder. Bunun içeriğini oluşturan şeyler belki fiziksel sağlık bakımından hoş olmayabilir, hatta zararlı da olabilir. Ama ruhsal bakımdan da beni tatmin eder. Örneğin pipo içerim. Yanında acı bir kahve ile son derece keyif duyarım. Her ikisi de sağlığa zarar verici olarak kabul edilebilir. Geceleri geç saatlere kadar kitap okumayı severim. Ama yine biliyorum ki, uykuya yeteri kadar zaman ayırmazsak bunun kabul edilemez zararları ortaya çıkacaktır. Oysa ben okumaz isem uykudan tat almam. Bunlar benim olmazsa olmazlarımdır. Bunlar olmadığı zaman ben zarar görürüm. Kantitatif değil, kalitatif bir hayat felsefesi edinmişimdir.
Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Mesleğim ve hayatım diye bir ayrım yapmam. Hayatım demek, mesleğim demek, mesleğim demek hayatım demektir. Sabahları hastaneye gitmeyi, işe gitmek olarak görmem. Zaten işimle birlikte yaşamaktayım. Nasıl nefes almak “zor” gelmiyorsa, çalışmak da bana “zor” gelmez, hayatımın bir döngüsü olarak kabul ederim. Hoşlandığım kitaplar, zaten mesleğim ile ilgili kitaplardır. Okuduğum tüm eserler, üreme felsefesiyle ilgilidir. Bir biyoloji kitabı ya da fizik yasası, zaten benim yaşantımın temellerini oluşturmuştur. Beni hayata bağlayan konulardır. Dolayısıyla işim benim hobimdir. Bunun anlamı, boş zamanlarımda da hobi olarak mesleğimi yapıyor olmamdır.
Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hiç pişman olmadım, çünkü yaptığım her hareketin yükleyeceği sorumlulukları kabullenerek hareket etmişimdir. Eğer olası sonuçları önceden görmüşseniz, bunların getiri ya da götürülerini de biliyorsunuz demektir. Mutlaka yaşamınızda “keşke şöyle yapsaydım.” dediğimiz anlar olmuştur. Benim de olmadı değil. Ama bundan asla pişmanlık duymamışımdır. Hayatımın temellerini hep istediğim gibi kurdum. Temel seçimlerimde “keşke” demedim. Benim için önemli olan sonuçtur. Unutmayalım ki hayat, gelecek için yaptığımız planlardır. Mutlu olmak için ya ulaşılabilmesi mümkün hedefler seçmeliyiz ya da o yolu aklımıza dahi getirmemeliyiz.
Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Üniversitenin akademik programı ve klinik çalışmalar gerçekten yorucu ve oldukça zaman ayırmayı gerektiriyor. Ancak sağlıklı ve mutlu bir aile yaşantısı, bütün bu faaliyetlerin yoruculuğunun üstesinden gelebilir. İşte bu nedenle mümkün olduğu kadar eşimle ve çocuğumla vakit geçirmeye gayret ediyorum.
Teşekkürler.
17/03/2008
|
 Akademisyenlerimiz
AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner - 23-01-2006
AKADEMİSYENLERİMİZ : Prof.Dr.Yeşim Gökçe Kutsal
‘Benim açımdan akademisyenlik en son basamak’ - 30-01-2006
Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli
“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı” - 06-02-2006
Prof.Dr.Feyhan Ökten :Profesör kadrosuna geçince bizi motive eden bir unsur kalmıyor - 13-02-2006
Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum” - 20-02-2006
Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı - 27-02-2006
Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer :Dekan seçimle gelse, rektör hegemonyası olmaz” - 06-03-2006
Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir :Gerçek çalışanlara ödül verilmesi pek sık olmaz ve değerleri bilinmez” - 13-03-2006
Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır” - 20-03-2006
Prof. Dr. Alaittin Elhan :Bilimselliğin ana şartı huzur - 27-03-2006
Prof. Dr. Nimet Ünay Gündoğan :Akademisyen, öğütlediği şeylerin temsilcisi olmalı” - 03-04-2006
Prof. Dr. Ali Rıza Uysal :Akademisyen, toplumun geleceğini hedeflemeli - 17-04-2006
Prof. Dr. Numan Numanoğlu :Hiçbir zaman ulaşılacak hedef bitmez - 24-04-2006
Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli” - 01-05-2006
Prof. Dr. Aydın Paşaoğlu :Bir akademisyen yaşayışıyla, davranışıyla örnek olmalıdır” - 08-05-2006
Prof. Dr. Pakize Doğan :Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır - 15-05-2006
Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez” - 29-05-2006
Prof. Dr. Nilgün Sayınalp :Bir akademisyen eğitmen, bilim adamı ve araştırmacı kimliklerini taşımalı - 05-06-2006
Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir - 12-06-2006
Prof. Dr. Gamze Mocan Kuzey :Akademisyen bencil olmamalıdır - 19-06-2006
Prof. Dr. N. Ertan Mergen : Akademisyen, kendisinden sonra gelenlerin önünü açmayı bilmeli ve onların kendisini geçmesine olanak sağlamalıdır - 26-06-2006
Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum” - 04-09-2006
Doç.Dr. Sancar Bayar: Yakınmanın kimseye bir faydası yok.
Yapmamız gereken şey çalışmak" - 11-09-2006
Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım” - 18-09-2006
“Akademik kadroların sayısı çok hızlı artıyor” - 25-09-2006
Prof. Dr. Ülkü Bayındır
Akademisyen, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmada öncü olmalıdır - 02-10-2006
Akademisyen olmak için, insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım - 09-10-2006
Prof. Dr. Kaan Karayalçın :Hasbelkader bir yönetici konumuna gelmek en büyük korkum - 06-11-2006
“Akademisyen, sadece dersini değil mesleki deneyimlerini de paylaşan birisi olmalıdır” - 13-11-2006
“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır” - 20-11-2006
“Akademisyen, bilimsel araştırmalar yapmalı, yaptırmalı, yönetmeli, yol göstermelidir” - 27-11-2006
Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum! - 04-12-2006
“Akademisyen full time çalışmalı” - 11-12-2006
“Profesör olduktan sonra tempoyu düşürmemek gerekir” - 18-12-2006
Prof. Dr. Lügen Cengiz :Akademisyen her şeyden önce iyi düşünebilmeli, okumalı ve bilgiye önem vermeli - 25-12-2006
“Akademisyen hem sosyal hayatta, hem de tıp mesleğinde lider olmalıdır” - 15-01-2007
“Doktordan çok ebe ve hemşireye, mühendisten çok teknisyen ve teknikere ihtiyaç var” - 22-01-2007
“Akademisyen ülkesine ve milli değerlerine sahip çıkabilmeli” - 29-01-2007
Doç.Dr.Fatih Avşar :Akademisyenlik yalnızca hastane ortamını kapsamamalı” - 05-02-2007
“Akademisyen bildiklerini yazan ve öğretendir” - 12-02-2007
“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı” - 19-02-2007
“Anesteziyologların iş riski diğer hekimlere göre daha yüksek” - 26-02-2007
“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır” - 05-03-2007
“Eğer bir fark göremiyorsanız, zamanınızı boş yere harcamışsınızdır, yazık olmuş size” - 12-03-2007
“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı” - 19-03-2007
Prof. Dr. Meral Or:Akademisyen kültürlü olmalı, gençlere de topluma da örnek olmalı - 02-04-2007
Prof. Dr. Münacettin Ceviz - 09-04-2007
Prof. Dr. Ali Yağız Üresin - 16-04-2007
Prof. Dr. Ufuk Beyazova - 23-04-2007
Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu - 30-04-2007
Prof. Dr. Ertan Tatlıcıoğlu - 07-05-2007
Prof. Dr. Gülay Şadan - 14-05-2007
Prof. Dr. Vedat Göral - 21-05-2007
Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı - 28-05-2007
Prof. Dr. Yeşim Tunçok - 04-06-2007
Prof. Dr. Sibel Göksel - 11-06-2007
Prof. Dr. Hakkı Engin Aksulu - 18-06-2007
Prof. Dr. Feyza Erkan - 25-06-2007
Prof. Dr. Erdoğan İnal - 03-09-2007
Prof. Dr. Necati Örmeci - 10-09-2007
Prof.Dr.İzge Hakan GÜNAL - 17-09-2007
Prof. Dr. Ünal Açıkel - 24-09-2007
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın - 01-10-2007
Prof. Dr. Mustafa Gönüllü - 08-10-2007
Prof. Dr. Necmi Aksaray - 22-10-2007
Prof. Dr. Ali Savaş - 29-10-2007
Prof. Dr. Ali Demir - 05-11-2007
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu - 12-11-2007
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik - 19-11-2007
Prof. Dr. Atilla Erdem - 26-11-2007
Prof. Dr. Fuat Demirci - 03-12-2007
Prof. Dr. Aynur Akyol - 10-12-2007
Prof. Dr. Gülay Kurtay - 17-12-2007
“Akademisyen dürüst ve işinin ehli olmalıdır” - 31-12-2007
Prof. Dr. Halil Kurt - 07-01-2008
Prof. Dr. Işık Sayıl - 14-01-2008
Prof. Dr. Betül Ayşe Sin - 21-01-2008
Prof. Dr. Hasan Özkan - 28-01-2008
Prof. Dr. Mesiha Ekim - 04-02-2008
İzmir Tabip Odası - 04-02-2008
Prof. Dr. Gülhis Deda - 11-02-2008
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın - 18-02-2008
Prof. Dr. Bülent Kaya - 25-02-2008
Prof. Dr. Deniz Gökengin - 03-03-2008
Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan - 10-03-2008
Prof. Dr. Mesut Birol Atay - 24-03-2008
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren - 07-04-2008
Prof. Dr. İlker Ökten - 14-04-2008
“Akademisyen çok araştırıcı olmalı” - 21-04-2008
Prof. Dr. Dilek Yörükoğlu - 28-04-2008
Prof. Dr. Nihat Arıkan - 05-05-2008
Prof. Dr. İskender Alaçayır - 12-05-2008
Prof. Dr. Rana Anadolu-Brasie - 19-05-2008
Prof. Dr. M. Nail Çağlar - 26-05-2008
Prof. Dr. Derya Dinçer - 02-06-2008
Prof. Dr. M. Necmettin Ünal - 09-06-2008
Prof. Dr. Metin Özenci - 16-06-2008
Prof. Dr. Feride Söylemez - 23-06-2008
Prof. Dr. Atıf Akdaş - 30-06-2008
Prof. Dr. Hakan Yaralı - 01-09-2008
Doç. Dr. Gonca Yılmaz - 08-09-2008
Prof. Dr. Tarık Aksu - 15-09-2008
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu - 22-09-2008
Prof. Dr. Bülent Tıraş - 13-10-2008
Prof. Dr. İsmail Mete İtil - 20-10-2008
Prof. Dr. Ayşe Dursun - 27-10-2008
Prof. Dr Selda Demirtaş - 03-11-2008
Doç. Dr. Ali Ünsal - 10-11-2008
Dr. Ahmet Erdem - 17-11-2008
Doç. Dr. Nüket Örnek Büken - 24-11-2008
Prof. Dr. Murat Karaşen - 01-12-2008
Prof. Dr. Onur Karabacak - 15-12-2008
Prof. Dr. Ahmet Akkaya - 22-12-2008
Doç. Dr. Coşkun Polat - 29-12-2008
Prof. Dr. Fahri Ovalı - 05-01-2009
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
| |
|


|
|
RÖPORTAJ |
Prof. Dr. Ahmet Akkaya
“Akademisyen bilimsel araştırmalara yatkın olmalı eğitim ve öğretimi amaç edinmelidir. Sonuçta hem doktor hem de araştırıcı yetiştirme yeteneklerine sahip olmalıdır”.
|
|
| |
| |
|