|
|
|
MEDİANKET |
| Sevk zincirinin devlet memurları ve yeşil kartlıları da içine alarak uygulanması başarılı olur mu? |
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
Klinik Veride Geçerlilik & Güvenilirlik |
|
10-01-2009 / 10-01-2009 |
|
|
Kanıta Dayalı Laboratuvar Tıbbı Kursu |
|
14-01-2009 / 16-01-2009 |
|
|
Türk Oftalmoloji Derneği XXIX. Kış Sempozyumu |
|
23-01-2009 / 25-01-2009 |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam gün yasası
Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
24-03-2008 |
Prof. Dr. Mesut Birol Atay
|
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mesut Birol Atay
Röp.:Mete Generaloğlu
Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
13 Mayıs 1946 Pazartesi sabah saat 11.00 Ankara doğumluyum. Ankaralıyım. İlk orta ve lise tahsilimi Malatya’da tamamladım. Malatya Lisesi 1963 mezunuyum. 1963 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim ve 1970 yılında mezun oldum. Ankara’nın çeşitli yerlerinde belediye hekimi olarak görev yaptım. 1972 yılında ihtisasa başladım. 1975’te Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, o zamanki adıyla Fizik Tedavi Uzmanı oldum. Mezuniyetten sonra yine aynı klinikte uzman olarak çalıştım. 1978’de yaklaşık bir sene Almanya’da bir klinikte çalıştım. 1979’da tekrar Türkiye’ye döndüm ve 1980’de doçent oldum. 1986’da da profesör oldum. O tarihten bu yana da aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Son üç yıldır da Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapıyorum. Evliyim ve bir oğlum var.
Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Ben liseden mezun olduğumda ODTÜ’yü ve tıbbiyeyi istiyordum. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Bölümünü kazandım. Tıbbiyede de o zaman Hacettepe ayrı sınav açıyordu, Ankara Tıp ayrı sınav açıyordu. Ben ikisine de girdim. Hacettepe’yi kazandım. Ancak illa ki Ankara Tıp olmasını istedim. Sonuçta Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim.
Tıbbı seçtiğim için de çok memnunum. Aslında benim idealim tıptı. Bugün de olsa yine tıp fakültesini tercih ederdim. Ancak ihtisas olarak daha çok küçük cerrahileri tercih ederdim. Hiç beklemediğim şekilde bir tesadüf eseri böyle imtihandan imtihana koştururken, fizik tedavi uzmanı bir büyüğümüzün önerisiyle geldim Ankara Tıp Fakültesi FTR’ye girdim.
Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Manevi açıdan hakikaten tıp büyük sorumluluk yüklüyor. Bunun hakkını vermek lazım diye düşünüyorum. Etrafınıza bakın herkesin yaşlısı var, hastası var ne kadar ilgileniyor. Ama bu işe girdiğiniz zaman iyi dinleyeceksiniz, iyi ilgileneceksiniz hakkını vereceksiniz. Burada da asistanlarla bazen konuşmalarımız olur. “Girdiniz bu işe, işinizi doğru dürüst yapın yaparken içinize sinsin” derim.
Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Her şeyden önce insan olmalı. Sabırlı, sevecen, özverili ve de çalışkan olmalı. Donanımlı olmalı. Akademisyenlik kolay bir şey değil. Bu işe talip olurken iyi lisanı olmalı, çalışmaya hevesli olmalı, araştırmayı sevmeli. İşin maddi yanından çok bilimsel keyfiyle tatmin olabilmeyi de bilmeli.
Her bilim dalı hızlı gelişiyor. Tıp daha hızlı gelişiyor. Devamlı okuyup araştırma gerekiyor. Yaşla birlikte ilerleyen yıllarda bu performans biraz düşebilir ama yine de araştırmaya bir merak olacak. Bu sefer de yapanları desteklemek, teşvik etmek, onlara ön ayak olmak, motive etmek, özendirmek, yol göstermek için çaba göstermek gerekiyor. Tüm bunları yapabilen iyi bir akademisyen olabilir diye düşünüyorum.
Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Tabii oldu. Kendi hocalarımdan başlayarak, başta fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında birlikte çalıştığım hocalarım olmak üzere Fakülteden de pek çok hocam benim idolüm olmuştur. Onları saygıyla anıyorum.
Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki sağlık ortamını bir kaos ortamı olarak değerlendiriyorum. 2008’lere gelmişiz, sağlık politikasını bile maalesef doğru dürüst oluşturamamış bir ülkeyiz. Hâlâ bir bütünlük kazandırılamadı. Kim nereye gidecek, nasıl hizmet alacak, nasıl ödeme yapacak, dal merkezi mi olacak, üniversite mi oturmadı. Ben bunu çok gecikmiş olarak ve çok önemli bir eksiklik olarak görüyorum. Bakın ben bir hekim olmasam bu sağlık işleriyle baş edemem. Bir de vatandaştaki o kaosu düşünün. Bu sağlık politikalarının çok erkenden halledilmesi gerekiyordu. Şimdi de şöyle oturup dört dörtlük köklü çözümler üretilmesi lazım. Homojen bir sağlık hizmeti verilmesi lazım.
Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Kısa bir süre Almanya’da bir kür hastanesinde çalıştım. Daha çok yaşlıların rehabilitasyon ihtiyacı olanların, romatizmal hastalıkların ya da diğer hastalıkların rehabilitatif sürecinde müracaat edilen bir hastaneydi. 1977-78’de gitmiştim. İnanılmazdı, hayran kalmıştım. Gerek fiziki altyapı, gerek bürokratik altyapıları çözmüşler. Herkes standart ve çok nefis bir hizmet alıyordu. O zaman benim çalıştığım yer köy ile kasaba arası bir merkeze yakındı. Üniversitede verilen hizmetleri veriyordu. Üniversitede yapılabilecek tetkikleri gerektiği zaman isteyip hemen sağlayabiliyordu. Hiçbir ekonomik sorunu yok, herkes homojen ve çok rahat bir şekilde bu hizmeti alabiliyor. Çok güzel bir şeydi hayran kalmıştım.
Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Aslında baştan istiyordum. Amacım öyleydi. Ama şöyle bir kendimi yokladım “Yok ben memleketimde çalışırım” dedim. Oralara aykırı kalıyorsunuz. Orada yapmam zordu. Ama görgüm bilgim arttı. Güzel şeyler gördüm. Elimden geldiğince uygulamaya da çalıştım ama bizi çok aşıyor.
Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Son olarak sayıları çıkarmadım ama sanırım yurt içi ve yurt dışı toplam olarak yaklaşık 80 civarında yayınım vardır.
Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışmış olmaktan çalışma arkadaşlarımla birlikte olmaktan çok mutluyum. Tüm çalışanlar olarak çok uyumlu bir Anabilim Dalıyız. Başka bir örneğinin olduğunu da düşünmüyorum. Gerek akademisyenlerimiz gerekse diğer çalışanlarımız son derece başarılı, herkes belirli bir alanda kendini kanıtlamış durumda. Bir aile ortamımız var. Bilimsel performansımız da, Fakülte bazında ekonomik katkımızda iyi. Yani FTR olarak imkanlar elverdiğince iyi bir performansımız var. En baştaki mutluluk kaynağımız da uyumluluğumuz.
YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bir defa akademiklerin kendi yöneticilerini a’dan z’ye kadar kendilerinin seçmelerinin yolunu açardım. Yükseköğrenim Kurulunun tamamen bir entegrasyon görevi olmalı. Koordinasyon, düzenleme. Seçimlerde bizim oylarımızın bu kadar boşa gitmesini, bize rağmen seçimler olmasını başından beri içime sindiremedim. Biz her platformda kendi yöneticilerimizi kendi aramızdan arkadaşlarımızdan seçebilecek bilgi birikimi ve kapasitesine sahibiz. Öğretim üyelerinin oylarına bu kadar müdahaleci sistemler doğrusu benim hoşuma gitmiyor.
Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Fevkalade iyi. Çünkü onlarla ben gurur duyuyorum. Öğretim üyelerimizden zaten şu anda benim yaşıma yakın iki üç kişi var. Diğerleri bizim öğrencilerimizdi. Onların bu kadar geliştiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Gerek sosyal açıdan gerekse bilimsel açıdan bu hale geldiklerini izlemek bana müthiş bir keyif veriyor. Çok mutluyum ve çok iddialıyım. On beş kişiyiz burada ve her işi yapabiliriz. Kapasitemiz ölçüsünde ülke yönetimine bile talip olabiliriz.
Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaşamadım. Niye ulaşamadığımı söyleyeyim. Altyapımız eksik oldu bizim. Ben taşrada okudum. Doğru dürüst İngilizce hocası yok şu hocası yok bu hocası yok. Derme çatma bir eğitimle üniversite kapısına geldik. Yine anormal bir özveriyle buraları zorladık. Üniversiter hayat sırasında da eksiklerimizi yeterince tamamlayamadık. Onun için çok eksiğim olduğunu düşünüyorum. Eğer ben daha iyi bir eğitim sürecinden geçseydim daha başka olurdum diye düşünüyorum. Bir akademisyenin muazzam bir İngilizce bilmesi lazım. Birkaç ilave dili olması lazım. Sosyal birçok etkinliği faaliyeti olması lazım. Yurt dışına birçok toplantıya gidiyoruz. Bizden bir farkları yok ki. Eğitimleri temelden çok iyi olduğu için hazır bir altyapıyla geliyor ve öyle gidiyorlar. Tek tek baktığımızda diğerlerinden bir farkımız yok hatta çok daha iyi işler yapabiliriz diye düşünüyorum ama sistemin eksiklikleri buna engel olabiliyor diye düşünüyorum.
Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
1980’de doçent oldum. 1985’te YÖK Yasası ilk çıktığı dönemde Trabzon’a gittim. Yani rotasyona gittim. Hani Trabzon, Doğu Karadeniz hepsi Laz bilinir ya, öyle bir hasta muayene ettim ben. Romatizması var. Bizim muayene için bir çekicimiz var bilirsiniz muayene de şöyle hafifçe dizine vurursunuz. Ben dizine vurdukça o kendi şivesiyle “Vur hocam vur. Vur da romatizmam buradan çıksın” diye bağırıyordu. Onun o sevimli tavrını hiç unutamam. Böyle birkaç anımız var.
Yine o bölgeden bir vatandaş geldi muayene ettim. Halk siyatikten çok korkar. “Hocam neyim var?” diye sordu. “Senin bel fıtığın var” dedim. Çok sevindi yine kendi şivesiyle “Uy ağzını seveyim. İyi ki siyatiğin yok dedin. Sağolasın” dedi. Halbuki siyatik bel fıtığına göre daha basit bir hastalık. Onunda duygularını bu saf temiz haliyle dile getirişini unutamam. Hastalarımızla bu ve benzeri birçok anımız olabiliyor ama bizim insanlarınız hakikaten çok sevecen. Bir şekilde size güvendiği zaman sağlığını, psikolojisini yakınlarını her şeyini sana bırakabiliyor. Yani o güveni sağlayabilirseniz size sıkı sıkı sarılıyor. Onu sağlamak çok önemli.
Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Benim bir koroner rahatsızlığım vardı. Ameliyatda geçirdim. Fiziki açıdan elimden geleni yapıyorum, yürüyorum, diyetimi yapıyorum ama moral açısından pek kendimi koruyamıyorum.
Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Vakit buldukça yürürüm. Yürümeyi çok severim. Eskiden spor yapıyordum. Tıp Fakültesi 14 Martlar’da bir spor festivali yapıyor biliyorsunuz. Orada bizim fakültenin futbol takımı oyuncularındandım. Geri oynardım. Hani top geçer adam geçmez, adam geçer top geçmez tarafından. Başıma birçok işte geldi. Parmağımı kolumu filan kırdım. Sporla o zamanlar aktif olarak ilgileniyordum. Fanatik bir Fenerbahçeliyim. Şimdi sporla izleyici olarak ilgilenebiliyorum. Müzik dinlemeyi severim. Bir ara çeşitli koleksiyonlar yapıyordum. Ama şu anda öyle üzerine çok gittiğim bir koleksiyonum yok.
Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Çok dedim. Sosyal anlamda dedim, bilimsel ve akademik anlamda dedim. Benim keşkelerim çok oldu. Ama şimdi şöyle geriye dönük olarak düşünüyorum olması da gerekiyordu. Çünkü istihdam insanı bu şekilde düşündürüyor. Mesela hiç koçum olmadı benim. Yanına gidip de dertleşebilip yol yordam danışabileceğim, sosyal hayatta ve diğer kariyerde danışabileceğim az insan olduğu için çok hata yaptım. Yolu uzattım, lüzumsuz yere çok enerji harcadım. Yani daha başarılı olabilecekken keşkelerim oldu.
Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Bazen sorguluyorum bu son aylarda da hep onu sorguluyorum. Özelikle Anabilim Dalı olduktan sonra daha az vakit ayırdığımı düşünüyorum. Ama kafamda yer eder ve hemen hallederim. Bir tek oğlum var ona daha fazla vakit ayırırım. Kendi eksikliklerimi görerek ona daha düzgün bir eğitim imkanı sağlamak, onunla daha fazla ilgilenmek için daha da fazla vakit ayırmak istiyorum ama o konuda da tereddütüm var.
Teşekkürler.
24/03/2008
|
 Akademisyenlerimiz
AKADEMİSYENLERİMİZ - Prof.Dr.Haldun Güner - 23-01-2006
AKADEMİSYENLERİMİZ : Prof.Dr.Yeşim Gökçe Kutsal
‘Benim açımdan akademisyenlik en son basamak’ - 30-01-2006
Prof. Dr. Leyla Suna Atmaca : Kaliteli hekim yetiştirilmeli
“Part-time, full-time ayrımı ortadan kalkmalı” - 06-02-2006
Prof.Dr.Feyhan Ökten :Profesör kadrosuna geçince bizi motive eden bir unsur kalmıyor - 13-02-2006
Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum” - 20-02-2006
Prof.Dr. Enver Hasanoğlu: Akademisyen full-time ve sözleşmeli olmalı - 27-02-2006
Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer :Dekan seçimle gelse, rektör hegemonyası olmaz” - 06-03-2006
Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir :Gerçek çalışanlara ödül verilmesi pek sık olmaz ve değerleri bilinmez” - 13-03-2006
Prof. Dr. Orhan Güven :Bilim, ulusal değil uluslararasıdır” - 20-03-2006
Prof. Dr. Alaittin Elhan :Bilimselliğin ana şartı huzur - 27-03-2006
Prof. Dr. Nimet Ünay Gündoğan :Akademisyen, öğütlediği şeylerin temsilcisi olmalı” - 03-04-2006
Prof. Dr. Ali Rıza Uysal :Akademisyen, toplumun geleceğini hedeflemeli - 17-04-2006
Prof. Dr. Numan Numanoğlu :Hiçbir zaman ulaşılacak hedef bitmez - 24-04-2006
Prof. Dr. İrfan Sabah :Akademisyen bilgisini paylaşmalı ve yetiştirdiği insanlara vermeli” - 01-05-2006
Prof. Dr. Aydın Paşaoğlu :Bir akademisyen yaşayışıyla, davranışıyla örnek olmalıdır” - 08-05-2006
Prof. Dr. Pakize Doğan :Akademisyenlik bir yaşam tarzıdır - 15-05-2006
Prof. Dr. Hüseyin Dindar :İnsanın ömrü, sağlığı ve zamanı müsaade ettiği sürece hedefler tükenmez” - 29-05-2006
Prof. Dr. Nilgün Sayınalp :Bir akademisyen eğitmen, bilim adamı ve araştırmacı kimliklerini taşımalı - 05-06-2006
Prof. Dr. Recep Akdur :Bir akademisyenin ulusal ve evrensel akademik ölçülere uyması gerekir - 12-06-2006
Prof. Dr. Gamze Mocan Kuzey :Akademisyen bencil olmamalıdır - 19-06-2006
Prof. Dr. N. Ertan Mergen : Akademisyen, kendisinden sonra gelenlerin önünü açmayı bilmeli ve onların kendisini geçmesine olanak sağlamalıdır - 26-06-2006
Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum” - 04-09-2006
Doç.Dr. Sancar Bayar: Yakınmanın kimseye bir faydası yok.
Yapmamız gereken şey çalışmak" - 11-09-2006
Prof. Dr. Ahmet Türkçapar :Bilgiye ulaşmak ve bilim yapabilmek için meraklı olmak lazım” - 18-09-2006
“Akademik kadroların sayısı çok hızlı artıyor” - 25-09-2006
Prof. Dr. Ülkü Bayındır
Akademisyen, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmada öncü olmalıdır - 02-10-2006
Akademisyen olmak için, insanlarla bilgi paylaşımını bilmek lazım - 09-10-2006
Prof. Dr. Kaan Karayalçın :Hasbelkader bir yönetici konumuna gelmek en büyük korkum - 06-11-2006
“Akademisyen, sadece dersini değil mesleki deneyimlerini de paylaşan birisi olmalıdır” - 13-11-2006
“Türkiye’de üniversite öğretim üyeleriyiz, ne kadar akademisyen olduğumuz tartışılır” - 20-11-2006
“Akademisyen, bilimsel araştırmalar yapmalı, yaptırmalı, yönetmeli, yol göstermelidir” - 27-11-2006
Babam, ‘Tıbbı seçme’ dediği için doktor oldum! - 04-12-2006
“Akademisyen full time çalışmalı” - 11-12-2006
“Profesör olduktan sonra tempoyu düşürmemek gerekir” - 18-12-2006
Prof. Dr. Lügen Cengiz :Akademisyen her şeyden önce iyi düşünebilmeli, okumalı ve bilgiye önem vermeli - 25-12-2006
“Akademisyen hem sosyal hayatta, hem de tıp mesleğinde lider olmalıdır” - 15-01-2007
“Doktordan çok ebe ve hemşireye, mühendisten çok teknisyen ve teknikere ihtiyaç var” - 22-01-2007
“Akademisyen ülkesine ve milli değerlerine sahip çıkabilmeli” - 29-01-2007
Doç.Dr.Fatih Avşar :Akademisyenlik yalnızca hastane ortamını kapsamamalı” - 05-02-2007
“Akademisyen bildiklerini yazan ve öğretendir” - 12-02-2007
“Akademisyenlik sırf unvan alınan bir müessese olarak algılanmamalı” - 19-02-2007
“Anesteziyologların iş riski diğer hekimlere göre daha yüksek” - 26-02-2007
“Akademisyen, sergilediği davranış biçimi hatta yaşam tarzı ile örnek bir model oluşturmalıdır” - 05-03-2007
“Eğer bir fark göremiyorsanız, zamanınızı boş yere harcamışsınızdır, yazık olmuş size” - 12-03-2007
“İyi niyet, yetenek ve gayret ayrıca bilimsel ahlak en ön planda olmalı” - 19-03-2007
Prof. Dr. Meral Or:Akademisyen kültürlü olmalı, gençlere de topluma da örnek olmalı - 02-04-2007
Prof. Dr. Münacettin Ceviz - 09-04-2007
Prof. Dr. Ali Yağız Üresin - 16-04-2007
Prof. Dr. Ufuk Beyazova - 23-04-2007
Prof. Dr. Cüneyt Türkoğlu - 30-04-2007
Prof. Dr. Ertan Tatlıcıoğlu - 07-05-2007
Prof. Dr. Gülay Şadan - 14-05-2007
Prof. Dr. Vedat Göral - 21-05-2007
Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı - 28-05-2007
Prof. Dr. Yeşim Tunçok - 04-06-2007
Prof. Dr. Sibel Göksel - 11-06-2007
Prof. Dr. Hakkı Engin Aksulu - 18-06-2007
Prof. Dr. Feyza Erkan - 25-06-2007
Prof. Dr. Erdoğan İnal - 03-09-2007
Prof. Dr. Necati Örmeci - 10-09-2007
Prof.Dr.İzge Hakan GÜNAL - 17-09-2007
Prof. Dr. Ünal Açıkel - 24-09-2007
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın - 01-10-2007
Prof. Dr. Mustafa Gönüllü - 08-10-2007
Prof. Dr. Necmi Aksaray - 22-10-2007
Prof. Dr. Ali Savaş - 29-10-2007
Prof. Dr. Ali Demir - 05-11-2007
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu - 12-11-2007
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik - 19-11-2007
Prof. Dr. Atilla Erdem - 26-11-2007
Prof. Dr. Fuat Demirci - 03-12-2007
Prof. Dr. Aynur Akyol - 10-12-2007
Prof. Dr. Gülay Kurtay - 17-12-2007
“Akademisyen dürüst ve işinin ehli olmalıdır” - 31-12-2007
Prof. Dr. Halil Kurt - 07-01-2008
Prof. Dr. Işık Sayıl - 14-01-2008
Prof. Dr. Betül Ayşe Sin - 21-01-2008
Prof. Dr. Hasan Özkan - 28-01-2008
Prof. Dr. Mesiha Ekim - 04-02-2008
İzmir Tabip Odası - 04-02-2008
Prof. Dr. Gülhis Deda - 11-02-2008
Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın - 18-02-2008
Prof. Dr. Bülent Kaya - 25-02-2008
Prof. Dr. Deniz Gökengin - 03-03-2008
Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan - 10-03-2008
Prof. Dr. Kaan Aydos - 17-03-2008
Prof. Dr. Neyyir Tuncay Eren - 07-04-2008
Prof. Dr. İlker Ökten - 14-04-2008
“Akademisyen çok araştırıcı olmalı” - 21-04-2008
Prof. Dr. Dilek Yörükoğlu - 28-04-2008
Prof. Dr. Nihat Arıkan - 05-05-2008
Prof. Dr. İskender Alaçayır - 12-05-2008
Prof. Dr. Rana Anadolu-Brasie - 19-05-2008
Prof. Dr. M. Nail Çağlar - 26-05-2008
Prof. Dr. Derya Dinçer - 02-06-2008
Prof. Dr. M. Necmettin Ünal - 09-06-2008
Prof. Dr. Metin Özenci - 16-06-2008
Prof. Dr. Feride Söylemez - 23-06-2008
Prof. Dr. Atıf Akdaş - 30-06-2008
Prof. Dr. Hakan Yaralı - 01-09-2008
Doç. Dr. Gonca Yılmaz - 08-09-2008
Prof. Dr. Tarık Aksu - 15-09-2008
Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu - 22-09-2008
Prof. Dr. Bülent Tıraş - 13-10-2008
Prof. Dr. İsmail Mete İtil - 20-10-2008
Prof. Dr. Ayşe Dursun - 27-10-2008
Prof. Dr Selda Demirtaş - 03-11-2008
Doç. Dr. Ali Ünsal - 10-11-2008
Dr. Ahmet Erdem - 17-11-2008
Doç. Dr. Nüket Örnek Büken - 24-11-2008
Prof. Dr. Murat Karaşen - 01-12-2008
Prof. Dr. Onur Karabacak - 15-12-2008
Prof. Dr. Ahmet Akkaya - 22-12-2008
Doç. Dr. Coşkun Polat - 29-12-2008
Prof. Dr. Fahri Ovalı - 05-01-2009
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
| |
|


|
|
RÖPORTAJ |
Prof. Dr. Ahmet Akkaya
“Akademisyen bilimsel araştırmalara yatkın olmalı eğitim ve öğretimi amaç edinmelidir. Sonuçta hem doktor hem de araştırıcı yetiştirme yeteneklerine sahip olmalıdır”.
|
|
| |
| |
|