Aile hekimi ile ilgili olarak ayrıntılı bir tanımlama yapmak gerekirse; kişiye yönelik sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayırımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekanda vermekle yükümlü ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip olarak belirtilebilir.*
Ülkemizde Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Resmi Gazete’de 06.07.2005 tarihinde yayınlanan ilgili yönetmelik ile uygulamaya girmiştir. İlk etapta eylül 2005 tarihinde Düzce’de başlayan aile hekimliği uygulaması 2006 yılı sonunda Adıyaman, Bolu, Denizli, Edirne, Eskişehir ve Gümüşhane’nin katılması ile 7 ile ulaşmıştır. 2007 yılında bu illere yenileri eklenmiş ve bu iller içerisinde İzmir ve Samsun’un da yer alması ile aile hekimliği birim sayısı yaklaşık 2 bin 800’e ulaşmıştır. 2008 yılı için planlamada yer alan il sayısı 35’tir.
Henüz bu uygulamada sevk zinciri tam anlamıyla yürürlüğe girmemiş olmakla birlikte özellikle ilgili illerde sağlık alanında ciddi değişiklikler gözlenmektedir. Hollanda’da uygulanan aile hekimliği modelini değerlendirme kriteri olarak ele aldığımızda AH’leri kendilerine bağlı hastaların sağlık sorunlarının yüzde 95’ini çözmektedirler. Örnek olarak Hollanda’da AH’leri tarafından yapılan uzman sevkleri yüzde 3 ve diğer birinci basamak çalışanlarına sevk oranı ise yüzde 2’dir. Hollanda Genel Pratisyenlik Kolejinin geliştirdiği 92 tanı ve tedavi rehberi bulunmakta olup AH’lerinin yüzde 68’i bu doğrultuda tanı koymakta ve tedavi düzenlemektedir.*
Önümüzdeki dönemde aile hekimliği uygulamasının genişlemesi ve bu veriler paralelinde beklenecek değişiklikler;
- Toplumun büyük kesiminin sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliğinin artması,
- Hastalığının farkında olmayan hasta grubuna AH tarafından tanı konması ile hasta sayısında artış,
- Hastalığı olmayan fakat ciddi risk faktörleri bulunan kişilerde koruyucu hekimlik uygulaması olarak AH tarafından risk faktörlerinin tedavi edilmesi,
- Risk faktörlerinin önlenmesi ile belli hastalık gruplarının kontrol altına alınması ve uzun dönemde azalması,
- Tanısı olan hasta grubunun büyük çoğunluğunun tedavi ve kontrollerinin aile hekimleri tarafından düzenlenmesi,
- Tanı ve tedavi kılavuzlarının düzenlemesi, sık sık güncellenmesi ve buna paralel tedavilerin düzenlenmesi
- Sağlık ile verilerin toplandığı veri bankalarının oluşması ve buna paralel analiz ve planlamanın yapılması,
- Tanı ve tedavi maliyetlerinin belirlenmesinde farmakoekonomik kriterlerin uygulanması ve buna paralel izlenmesi olarak belirtilebilir.
Sağlık alanında faaliyet gösteren ilaç sektörü de bu hızlı değişimden etkilenmekte ve aynı doğrultuda değişim ihtiyacı içerisinde bulunmaktadır. Özellikle aile hekimliği sistemine paralel önem kazanan farmakoekonomik veriler daha ekonomik tedavi maliyetleri sunan eşdeğer ilaçların kullanımını ön plana çıkarmaktadır.
Kaynaklar;
* Resmi Gazete; Sayı 25665; Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun, Kanun no: 5258
* www.ailehekimligidergisi.org |