|
Daha önce yargıdan dönen şef ve şef yardımcılarının atanmasını sağlayan kanun TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Kanun değişikliği görüşmelerinde zaman zaman sert tartışmalar yaşandı
Soner Abacı/Ankara
Eğitim ve araştırma hastanelerinde açık bulunan 2 bin 361 klinik şef ve şef yardımcılığına Sağlık Bakanlığınca atama yapılmasına olanak sağlayan Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında kanun TBMM Genel Kurulu’ndan geçerek yasalaştı.
Daha önce Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasanın yenilenen şekli, Mecliste kabul edildi. Görüşmeler sırasında yaşanan tartışmalarla zaman zaman Genel Kurulda tansiyon yükseldi. Ağız dalaşı ile başlayan kavgalar araya giren milletvekillerince engellendi.
Yasa’ya göre, klinik şef ve şef yardımcılıkları ile başasistan ve asistan kadrolarına açıktan atama izni aranmaksızın atama yapılabilecek. Bunun için Sağlık Bakanlığınca sınav yapılacak. Bu sınavlara mesleki çalışma, bilimsel yayın ve yabancı dilde yeterliliği bulunanlar katılabilecek. Bu kadrolara, yüzde 35’i oranında profesör ve doçentler arasından atama yapılabilecek.
Eğitim ve araştırma hastanelerine klinik ve laboratuvar şefi veya şef yardımcıları ile doçent veya profesör unvanlı hekimler başhekim olarak atanabilecek. Diğer hastanelere ise uzman hekimler veya tıp alanında doktora yapmış hekimler atanabilecek. Ayrıca hukuk, kamu yönetimi, işletme ve sağlık yönetimi alanında lisans, yüksek lisans ve ya doktora eğitimi almış hekimler de hastanelere başhekim olarak atanabilecek. Yüz yatağın altındaki hastanelerin başhekimliklerine atamada hekim olma şartı dışında diğer şartlar aranmayacak.
Kadrolaşma iddiaları
Kanun değişikliği görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri, yapılan değişikliklerin eğitim hastanelerinde kadrolaşmaya yol açacağını ileri sürdü.
CHP Grubu adına konuşan Muğla Milletvekili Ali Aslan, 2002’den beri Adalet ve Kalkınma Partisinin şef, şef yardımcılarıyla ilgili defalarca yasal düzenleme yaptığını anımsatarak, “Bu düzenlemeler ya Cumhurbaşkanından geri döndü ya mahkemelerden geri döndü. Ben usandım, muhalefet usandı, mahkemeler usandı, ama Adalet ve Kalkınma Partisi hâlâ kendi siyasal yandaşlarını şef, şef yardımcısı atayabilmek için yasal düzenleme yapmaktan usanmadı” dedi.
“Bağımsız kurula yaptıralım”
MHP Grubu adına konuşan Karaman Milletvekili Hasan Çalış da uzmanlık eğitimi, doçentlik sınavı, uzmanlık sınavı, şeflik sınavı gibi sınavların bağımsız bir kurula yaptırılması önerisi getirdi. Çalış şunları söyledi:
“Yani, enerji kadar insanımız önemli değil mi? Bağımsız ilmî bir kurul oluşturalım, bu işi bunlar yapsınlar ve meslektaşlarımızı, hekimlerimizi tartışma konusu olmaktan çıkaralım. Yine, meslektaşlarımıza sosyal haklarını, imkânlarını öyle sağlayalım ki bu arkadaşlarımız ev-muayenehane-hastane kıskacından kurtulsun. Hastaneye gittiği zaman hastasına vakit ayıracak, akşamleyin oturduğu zaman elini vicdanına koyduğu zaman ‘Bugün yaptığım işlerden ben memnunum’ diyebilecek bir ortam oluşturalım.”
“Klinik şefi olmadan başhekim yapılması doğru değil”
Yine MHP Grubu adına konuşan Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş da hiyerarşik düzenlemeyi anımsatarak, “Başhekim, klinik şefleri, başasistanlar ve uzmanlık eğitimi alan araştırma görevlileri tarzında dizilenmiştir. Başhekim, klinik şeflerinin sicil ve ita amiridir, klinik şefleri de kliniğindeki hekimlerin birinci sicil ve ita amiridir. Teamüllere göre doçent ve profesör önce klinik şefi olarak atanmalı, klinik şefi olmadan başhekim yapılması doğru değildir. Üniversitedeki akademik unvanı şeflerin ita amiri olarak atarsanız, o hastanede otoriteyi sağlayamazsınız, hastanede huzuru kaçırırsınız, klinik şeflerinin moralini bozarsınız.
Hukuksuzluğun hâkim olduğunu düşünürler. ‘Ben yaptım oldu.’ derseniz ‘Yönetmelik, tüzük ve kanunlar beni bağlamaz.’ demiş olursunuz” dedi.
“Hekimlerin onuruyla oynamayalım”
CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ise Kanun değişikliğindeki geçiçi maddeye dikkat çekti. Maddede, “Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde halen klinik şefi ve şef yardımcılığı görevlerini yürütmekte olanlar, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte yürüttükleri görevlerine ait kadrolara atanmış sayılırlar” denildiğini ifade eden Barış, şunları kaydetti: “Sıkıntı burada arkadaşlar. Yani sınav da yapılması o kadar zor bir şey değildir ve de sınavların şeffaf bir şekilde yapılması, Sayın Sağlık Bakanımızın veyahut da bizlerin nesine dokunuyor arkadaşlar? Gelin hep beraber bu işi yapalım ve yasama görevimizi de, herkesin gördüğü gibi, şeffaf bir ortamda, hekimlerimize de sahip çıkarak, onların onurlarıyla oynamadan bir şekilde bu işi çözelim diyoruz. Zaten hukuk buna engel. Anayasa Mahkemesi bu atamaları iptal etmiş. Bir kez daha iptal edilmesini mi istiyorsunuz? Bu iptal haricinde bir sıkıntı daha var. Anayasa Mahkememiz bu Yasa’yı yeniden iptal ederse, bugün ataması yapılan 176 arkadaşımızın haricinde, bugün görevlerinde olan şef muavini ve şeflerimiz ne olacak?”
“Bakanlık objektif usulleri getiriyor”
Eleşrilere yanıt veren değişiklik önergesinin sahiplerinden AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, Sağlık Bakanlığının, sağlık hizmetlerinin insan kaynakları yönetiminde objektif usulleri getirdiğini belirterek, “Hizmete atamada puan esasına dayalı bir sistemin gelmiş olması, halkımızı, sağlık hizmetlerinden daha fazla yararlandırıyor ancak milletvekillerimizin üzerindeki o tayin yükünü de oldukça azaltmış durumda. Ben bunu Müsteşarlık dönemimde bizzat yaşamış bir kişiyim” dedi.
“Prosedürlerinin paralel hâle getirilmesi amaçlanıyor”
AK Parti Grubu adına söz alan Hakkâri Milletvekili Rüstem Zeydan ise kanun teklifinin kadrolaşma hareketi olmadığını belirterek, “Eğitim ve araştırma hastanelerinin şef ve şef yardımcısı kadrolarına objektif ve bilimsel kriterlere göre atama yapılması, Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerde verilen uzmanlık eğitiminin aynı olması nedeniyle üniversitelerdeki doçentlik kadrolarına atama prosedürlerinin paralel hâle getirilmesi amaçlanmaktadır. Benden önceki hatiplerin ifade ettiği gibi, bu bir kadrolaşma hareketi değildir” diye konuştu.
TUS olmadan uzmanlık olur mu?
Değiştirilen Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu görüşmeleri sırasında Kanunun 1. maddesinde yer alan asistan ibaresi de tartışmaya neden oldu. “Klinik şefi, klinik şef yardımcısı, başasistan ve asistan kadrolarına açıktan atama izni alınmaksızın ilgili mevzuatı çerçevesinde atama yapılır” cümlesinde yer alan “asistan” ifadesini muhalefet milletvekilleri Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) girmeden asistan alımının yolu açıldığı gerekçesi ile eleştri yağmuruna tuttu.
Bu eleştirilere yanıt veren TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “Hiçbir kimse TUS sınavına girmeden ihtisasa başlayamaz. Bunun önünü de açıyor değiliz. Sadece ve sadece eğitim hastanelerinde doçent ve profesörler eğitim vermek üzere görevlendirilecekleri zaman Başbakanlıktan, Maliye Bakanlığından, Devlet Personel Başkanlığından izin alınma ihtiyacı olmasın, süreç uzamasın… Kaldı ki, bu uygulama 2000’li yıllardan beri mevcut olan bir uygulamadır. Yeni getirdiğimiz bir uygulama değildir” diye konuştu.
Kanun’un son hali
Yapılan değişiklik sonrasında “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” şu şekilde düzenlendi.
MADDE 1- 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 1’inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkradan sonra gelmek üzere maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde tıpta uzmanlık eğitimi klinik şefi, klinik şef yardımcısı, ilgili dalda profesör ve doçent unvanına sahip kişiler tarafından verilir ve bu kişiler eğitim sorumlusu olarak nitelendirilir. Klinik şefi, klinik şef yardımcısı, başasistan ve asistan kadrolarına açıktan atama izni alınmaksızın ilgili mevzuatı çerçevesinde atama yapılır. Klinik şefi, klinik şef yardımcısı ve başasistan kadrolarına atamalar, ilgili dalda uzman olan tabipler arasından Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak yazılı ve sözlü mesleki sınav sonuçlarına göre yapılır. Bu sınavlara mesleki çalışma, bilimsel yayın ve yabancı dilde yeterliliği bulunanlar katılabilir. Yeterlilik kriterleri ile sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelik ile düzenlenir. Profesör veya doçentlerden klinik şefi veya klinik şef yardımcısı kadrolarına atanmak isteyenler için mevcut toplam kadroların yüzde 35’ini geçmemek üzere kadro ayrılabilir. İlgili uzmanlık alanlarında profesör veya doçentlik unvanını almış olanlar Bakanlıkça yapılacak ilanda belirtilen kadrolardan sadece birisine müracaat edebilirler. Müracaat eden adayların bilimsel çalışmalarını ve eğitimci niteliklerini değerlendirmek üzere Bakanlık tarafından, ilgili uzmanlık alanlarında üç profesör veya klinik şefi tespit edilir. Bu profesör veya klinik şefleri, adaylar hakkında mütalaalarını, öncelik sıralaması yaparak ayrı ayrı Bakanlığa bildirirler. Bakanlık bu mütalaalara göre atamaları yapar.
Klinik ve laboratuvar şefi veya şef yardımcısı tabipler ile tıp alanında doçent veya profesör unvanlı tabipler eğitim ve araştırma hastanelerine; uzman tabipler ve ya tıp alanında doktora yapmış tabipler ve yahut hukuk, kamu yönetimi, işletme ve sağlık yönetimi alanında lisans, yüksek lisans ve ya doktora eğitimi almış tabipler diğer hastanelere baştabip olarak atanabilirler. Ancak yüz yatağın altındaki hastanelerin baştabipliklerine atamada tabip olma şartı dışında, diğer şartlar aranmaz.”
GEÇİCİ MADDE 1- Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde en az altı ay klinik şefliği veya klinik şef yardımcılığı görevini yürütmüş profesör ve doçentlerden, bu Kanun’un yayımını takip eden bir ay içinde bu görevlere atanma talebinde bulunanlar, Bakanlık tarafından ilgili uzmanlık alanlarında tespit edilecek üç profesör veya klinik şefi tarafından, bilimsel çalışmaları ve eğitimci nitelikleri yönünden değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda yeterli bulunanların fiilen yürüttükleri görevlere ait kadro unvanlarına göre atamaları yapılır.
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
|