|
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Başkanı Uzm. Dr. Kürşad Özdemir, büyük hastane gruplarının baskılarıyla tıp ve dal merkezlerinin kapatılmak istendiğini söyledi
Nilay Toğrul/Ankara
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Derneği (AYSAD), tıp ve dal merkezleri için hazırlanan yönetmelik taslağı ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dernek Genel Başkanı Uzm. Dr. Kürşad Özdemir, Sağlık Bakanlığının 2007 yılının temmuz ayında açılmasını teşvik ettiği tıp ve dal merkezlerinin denetim yapılamaması ve personel azlığı sebep gösterilerek kapatılmak zorunda bırakıldığını dile getirdi. Özdemir, büyük hastane gruplarının baskılarıyla tıp ve dal merkezlerinin kapatılmak istendiğini söylerken, standardize etme çalışmaları adı altında tekelleşmeye yönelindiğini ifade etti.
Hastane olmayan ayakta tedavi kuruluşlarını ilgilendiren yönetmelikte değişiklik yapan bir taslak hazırlandığını dile getiren AYSAD Genel Başkanı Kürşad Özdemir, buradaki amacın sağlık kuruluşlarını standardize etmek olduğunu ve bunun çok doğru ve yerinde bir hedef olduğunu söyledi. Bu noktada taslak çalışmalarına onay verdiklerini de söyleyen Özdemir, “Binanın beşinci katında açılmış fizik tedavi merkezine izin vermeyeceklerini, bu noktaları standardize edeceklerini söylüyorlar, bunu zaten biz de istiyoruz. Merkezlerin müstakil bir binaya geçmesi, cihazların standardize edilmesi, merkezlerde hangi cihazların bulunması gerektiği gibi konuların belirlenmesini tabii ki istiyoruz” dedi. Asıl problemin bundan sonra başladığını da söyleyen Özdemir, karşı çıktıkları noktaları şöyle anlattı:
“Burada tuzak bir nokta var. Taslağa olmazsa olmaz şart koyulmuş, binanın sağlık alanı olması zorunluluğu getiriliyor. İmar izni söz konusu olduğunda bu çok zor bir madde. Bunu küçük şehirlerde alabilirsin fakat Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde bu daha zor. Sağlık alanı kararı belediye meclisinden çıkar ve öyle basit bir uygulama da değil. Belediye iyi niyetli olsa ve size bu izni vermek istese bile bu izni en erken bir yıl sonra alma şansınız oluyor. Orada geçici bir madde ile geçmiştekilerin müddetleri vardır da deniyor fakat belli bir süre sonra muhakkak bu kurala uyulması bekleniyor. Ülke genelinde poliklinik, tıp merkezi, dal merkezi toplam 2 bin 500 adet civarında, burada yaklaşık olarak 50 bine yakın çalışan var. Bu durumda bunların yüzde 90’ı kapanır.
Bakanlık, ‘Bir mahallede yığılmış bir sürü tıp merkezi var ama diğer mahallede yok bu yüzden bunları ben belirleyeceğim’ diyor. Ama Bakanlık yine belirleyemeyecek çünkü ‘Belediyeden alınan izinle bu binanın sağlık alanı olma zorunluluğu’ maddesi getirildiğinde belediyenin yetkisine giriyor ve belirleyemiyor. Böyle bir kural getirilecekse İmar Kanunu değiştirilmeli, ‘Sağlık alanını belirleme yetkisi Sağlık Bakanlığındadır, uygun binalara da ben yetkiyi veririm’ denilmelidir.”
“Kendimizi kullanılmış hissediyoruz”
Dal merkezlerinin açılışının 2006 yılında politik sebeplerle kolaylaştırıldığını dile getiren Kürşad Özdemir, “Şimdi her mahallede dal merkezi var, bundan şikayet ediyorlar. Ama 2006’da bu yönetmeliği değiştirirken basite indirgediler. Bunun ürününü aldılar. Bizim sırtımızdan en az yüzde 20 oy alındı, şimdi kendimizi kullanılmış görüyoruz” dedi. Şimdi büyük hastane gruplarının da baskılarıyla tıp merkezlerinin zora sokulduğunu ifade eden Özdemir “Bu seçimde çok güzel bir oy alındı şimdi büyük gruplar baskı yapıyor, ‘Biz zincir hastaneler kuracağız, doktor bulamıyoruz’ diyor. Bakanlık doktor azlığından, tam gün yasasına geçemiyor buradaki olayın esası bu” şeklinde konuştu.
Şu anda uygulanan sağlık politikasının, bankacılık politikalarından daha fazla kayba sebep olacağının altını çizen Özdemir “En büyük tehlike şu anda uygulanan sağlık politikası. Çünkü eline karneyi alan vatandaş istediği yere gidiyor, bir yeri beğenmediğinde farklı bir merkeze gidiyor. Bunlara dur diyen yok” dedi. Özdemir, dünyanın hiçbir yerinde sigortalı bir insan istediği her yere gidemeyeceğini dile getirerek, bu duruma özel işletmeci olmalarına rağmen karşı olduklarını ifade etti. “Önce birinci basamak dediğimiz, aile hekimliği, sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı gibi merkezlerde hastaların kaydı olmalı, daha sonra aile hekimi sevk etmeli. O zaman vatandaş karnesi ile istediği yere gitmeli” diyen Özdemir şunları söyledi:
“Avrupa ve Amerika bu yükün altından kalkamadığı, bu yüzden de bu yükü azaltmak istediği için hastanecilik sisteminden uzaklaşmaya başladılar. Oralarda yatak ve hastane sayısı düştü. Ama burada tam tersi, uygulanmak isteniyor, merkezlerimiz kapatılıyor, yatak sayısı arttırılıyor. Hastane hizmeti dünyada ve Türkiye’de pahalı bir hizmet. Dünyada sistem birinci basamağa yönelirken şu anda burada uygulanan politika bizim sosyal güvenliğin altından kalkamayacağı bir politika. Sağlık politikası gelecekte bu ülkenin üzerinde çok büyük bir kambur olacak.
Şimdi 2009’da ayaktan teşhis ve tedavi merkezleriyle anlaşma yapılmayacağı da söyleniyor. Bununla pahalı hizmete doğru yönleniliyor. Biz hekimiz, standardı biz de istiyoruz ama standart adı altında tekelleşmeye yönelik, sadece hastanelere ve bu ülkenin kaldıramayacağı yüke yönelik düzenlemeler yapılıyor. Bu politika ülkenin sağlık politikasının zararına. Aile hekimliği gelmeden sadece politik amaçla herkes her yere gider sistemine karşıyız.”
Yatak devir hızını artırmak önemli
Basın toplantısında konuşan AYSAD Genel Sekreteri Uzm. Dr. Köksal Holoğlu da Bakanlığın standardizasyon çabasını desteklediklerini belirterek “Bakanlık bu kaygıyı taşıyarak ve doktor kaynağının etkin ve verimli kullanılması kaygısı taşıyarak bu düzenlemeyi yapmaya çalışıyor. Fakat taslak çalışmalarında sanki Sağlık Bakanlığı bu taslakla sistemi yok etmek istiyor gibi bir izlenim oluştu tıp ve dal merkezleri için” dedi.
Holoğlu, yatak devir hızı kavramının bütün dünyada önemli bir kalite göstergesi olarak kabul edildiğini belirterek, “Sağlık işletmenizde hastayı ne kadar kısa sürede hastanenizden çıkarabiliyorsanız o kadar başarılı sağlık hizmeti vermiş oluyorsunuz. Bu bilimsel bir ölçüt” şeklinde konuştu. Bu göstergenin ön planda tutulmasıyla hastaların hastane enfeksiyonu riskinden uzak tutulacağını vurgulayan Holoğlu şunları söyledi:
“Dünyanın başarılı sağlık sistemlerinde yatak devir hızı artık önem kazanmakta. Amerika’da bu süre ortalama 3,3 gün. Bu Türkiye’de 6,2 gün civarında. Bütün dünya yatak devir hızında kısa bir sürece gitmeye çalışırken, Türkiye’de ayaktan teşhis ve tedavinin önünü kesmenin mantığı yok. Burada bir hata var. Sağlık Bakanlığının kötü niyetli davrandığını sanmıyorum.
Yatak devir hızı artık sağlığın reel göstergesi iken Türkiye’de ayaktan teşhis ve tedavinin önünü kapatmanın mantığını anlayamıyoruz. Biz bunu toplantılarda yetkililere de anlattık.”
“Sağlık sorununun çözüm ortaklarıyız”
“Sağlığın temel ölçütleri ulaşılabilir ve nitelikli olmasıdır” diyen Holoğlu, sağlık hizmetinin hem ucuzluk hem de ulaşım açısından kolay erişilebilir olmasının önemini vurguladı. Avrupa’daki metropollerde 30 dakika kuralı uygulandığını anlatan Holoğlu, “Orada ‘Bölgede bulunan bir vatandaş evinden çıktığı andan itibaren 30 dakika içinde hastaneye ulaşabiliyorsa bu hastaneyi burada açabilirsiniz’ deniyor. Ayakta teşhis ve tedavi merkezleri sağlığın ulaşılabilir olmasını bu şekilde sağlıyor. Üstelik bu hastaneden çok daha efektif bir uygulama” şeklinde konuştu. Yine ulaşılabilir kavramı içinde ucuz hizmet verilmesinin de önemli olduğuna değinen Köksal Holoğlu şöyle konuştu:
“Hastanelere daha fazla fark ödenirken bu merkezlere daha az fark ödeniyor veya hiç ödenmiyor. Sağlığın ulaşılabilirliği anlamında ayaktan teşhis ve tedavi merkezleri çok anlamlı ve yerinde kuruluşlardır.
Sağlığın niteliği de çok önemli ve bilimsel bir kavram. Yani sağlık hizmetinin niteliği bir bilimsellik ölçüsüdür. Ayaktan teşhis ve tedavi merkezleri sağlığın temini açısından eşdeğer hizmet sunuyor. Sağlığın niteliğinin merkezinde tam ortasında doktor var.
Bu çalışmalara destek olmak istiyoruz fakat bu merkezler nitelik ve ulaşılabilirlik açısından yataklı kurumlardan iyi hizmet veriyorlar. Bunun göz ardı edilmesini istemiyoruz. Biz sağlık sorununun çözüm ortaklarıyız, nitelikli ve ulaşılabilir hizmet sunuyoruz.”
|