|
Nöroşirurji uzmanları, tam güne geçildiğinde Sağlık Bakanlığı ve tıp fakültesi hastanelerinde nitelikli uzman kadrosunun bir kısmının özele geçeceğini bildirdi. Bu durumun kamudaki hekim açığını arttıracağına dikkat çeken nöroşirurji uzmanları, eğitim hastanelerine veya tıp fakültesi hastanelerine sevk oranının da artacağına dikkat çekti.
Adana Numune Hastanesi Nöroşirürji Kliniğinde görevli Dr. Ali İhsan Ökten, Türk Nöroşirürji Derneği sempozyumunda yaptığı konuşmada, tam gün ve genel sağlık politikalarının sağlığa, sağlık çalışanlarına ve nöroşirurjiye etkilerini anlattı. Ökten, “Uygulanan sağlık sistemleri ile hekimler arasında olan gizli bir anlaşma. Yani sistemin ‘Biz size hak ettiğiniz ücreti veremiyoruz, siz de muayenehane açın veya özel merkezlerde çalışın, kendi başınızın çaresine bakın’ mantığıdır. Son yıllarda bu açık döner sermaye ile kapatılmaya çalışılıyor. İkinci sırada, hekimlerin siyasi iktidarların uyguladığı sağlık sistemine olan güvensizliği var. Son olarak da ekonomik nedenler geliyor” dedi.
Geçmişte tam gün
İlk olarak 25/06/1965 yılında yeterli hazırlık yapılmadan kamu hastanelerinde çalışan hekimlere Tam Gün Çalışma Yasasının çıkartıldığını anımsatan Ökten uygulamada başarılı olunamadığı için kısa bir süre sonra bundan vazgeçildiğini vurguladı. Ökten, ikinci uygulamanın 1978 yılında yapıldığını, bunun da 12 Eylül Hükümeti tarafından ortadan kaldırıldığını belirterek haftalık 45 saatlik çalışma muhafaza edildiğini bildirdi.
“Geçiş maaşla önlenir”
Tam gün yasası ile birlikte en çok merak edilen konunun hekimlerin özlük haklarında ne gibi düzenlemeler yapılacağı olduğunu belirten Ökten, ilk olarak maaş ve performans gelirlerinin içindeki emekliliğe de yansıyacak olan “garanti ücret”in, yani maaşın düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Bakanlığın da özel sektöre geçişin önlenmesi için en önemli faktörün maaş olacağını bildiğini kaydeden Ökten, “Ancak burada tam yetkili olarak Sağlık Bakanlığının ‘son karar verici’ olmaması ve maaşların Maliye Bakanlığıyla birlikte belirlenecek olması, Sağlık Bakanlığının bu konuda rahat hareket etmesini engelliyor” dedi.
“Nöbet ücretleri yukarı çekilmeli”
Ökten, sembolik bir rakam olan nöbet ücretlerinin düzenlemeler yapılarak, “anlamlı bir rakam” a çekilmesinin düşünüldüğünü kaydetti. “Hastanede mesai saatleri dışında hasta bakılmasına müsaade edilecek mi?” yönündeki soruya ise, Ökten “Daha önce vardiya denenmişti. Bu durum şu anda kanunla düzenlenmeyecek. Aksine üniversitelerde uygulanan özel hasta bakma uygulaması da kaldırılacak” diye konuştu. Ökten, SGK'nın muayenehanelerle anlaşma yapmayacağını da vurguladı.
Tam güne neden “Hayır”?
Ökten tam gün uygulamasına şu nedenlerden dolayı “hayır” dedi:
* Mevcut sistemde kamuda çalışanlara muayenehane yasağı getirilmesi halinde hekimlerin özlük ekonomik haklarına darbe indireceği için,
*l Hekimlik belirli saatler arasında yapılan bir iş değildir. Getirilmek istenen tam gün ile muayenesi olan hekim arasındaki çalışma saat farkı sadece 1 saattir. Hekimin işi ile ilgili 24 saat çalışan veya çalıştırılan bir beyni vardır. Başka hiçbir meslekte böyle bir durum yoktur. Bugüne kadar uygulanmak istenen sistemin amacı hekimleri vasıfsız devlet memuru düzeyine indirgemektir. Klasik ve vasıfsız devlet memuru olmak istemediğimiz için,
* Performans uygulamasının devamlılığı şüpheli olduğu için, hekimlerin ücretlerinin iyileştirilmesi öngörülmediği için,
* Gerek kamuda gerekse özel sektörde çalışanlara grevli toplu iş sözleşmeli sendika hakkı tanımadığı için,
* Özel hastanelere veya kamuya geçişi zorlamak etik olmadığı için,
* Hasta hakları çiğneneceği için,
* Muayenehanelerin ekonomiye önemli katkısı vardır. Özel muayenehanelerde çalışan binlerce sekreter işçi, işsizler ordusuna katılacağı için,
* Kamudan ve Üniversitelerden boşalacak olan hekim kadrosu özele kayacak. Böylece Bakanın yıllardır söylediği hekim açığı sorunu kendi politikalarıyla daha da artacağı için,
* Tam Gün Uygulaması ile kamu hastanelerinin özelleştirilmesinin yolu açılacağı ve ithal hekim çalıştırmanın aracı olacağı için,
* Hekim ve hasta arasındaki para ilişkisi ortadan kalkacak, ancak kurum-hasta arasında para ilişkisi başlayacak ve bu dolaylı yoldan hekimlere de yansıyacağı için tam gün uygulamasına hayır!
Tam güne neden “Evet”?
Ökten kamu veya özelde hekimlerin ekonomik ve özlük haklarını güvence altına alan, döner sermaye katkı paylarını emekliliğe yansıtan, grevli toplu iş sözleşmeli sendikal hakların olacağı, hekim-hasta arasındaki para ilişkisini ortadan kaldıran, muayenehanelerin de sosyal güvenlik kurumları ile anlaşma yapmasına olanak sağlayan, TTB, tabip odaları, uzmanlık dernekleri ve sendikalar gibi meslek örgütlerinin uygulanan sağlık politikaları, ekonomik ve özlük hakları konusunda etkin olacağı bir tam güne “evet” dediğini anlattı.
Sağlık tüketimi meydana gelecek
Ökten, sağlıkta “Desantralizasyon” sürecinin başladığını belirterek, “Bu durum aslında sağlığı tek çatı altında değil, çok parçalı hale getirme operasyonudur. Yani Sağlık Bakanlığının işlevinin azalmasıdır. Sağlığın piyasalaşması açısından, 6 bin 200 sağlık ocağı yerine 20-25 bin birinci temas yeri/muayene birimi olması, 1000 civarında hastane yerine 30-40 bin klinik/ayrı tedavi birimi olmasından daha ‘mantıklı!’ bir şey yoktur” diye konuştu.
Özelden kamuya kaynak aktarılacak
Sağlık hizmetlerindeki yetkinin kamudan alınarak önce yerel yönetimlere daha sonrada özel sektöre verileceğini belirten Ökten, kamu hastanelerinin işletmeleştirileceğini ve kamudan özele kaynak aktarma modelinin rahatlıkla işletileceğini kaydetti.
Kaynak problemi kapıda
Ökten, sağlık hizmetlerinin finansmanının kritik bir nokta olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Vergi temelli finansman modelinden sigorta temelli sağlık finansmanına geçildi. Bugüne kadar, SSK'ya el koyarak, yani işçi sınıfının birikimlerini kullanarak, sağlığa ciddi bir kaynak ayrılmış oldu. Böylelikle, ‘neoliberal’ dönüşümün sıkıntılarını ertelemiş de oldular. Ama bir süre sonra ciddi bir kaynak problemi olacaktır. Kaynak kullanımı için hastanelerin ve/veya arsalarının satılması hızlandırılabilir.”
Nitelikli personel özele kaçıyor
Üniversitelerin sadece sağlık açısından değil, yönetim açısından da hedef olduğunu belirten Ökten, “Bu konunun ayrıca tartışılması gerekir, ama burada önemli olan durum şudur. Sosyal güvenlik kurumlarının kaynaklarını aktarmayarak, döner sermaye paralarının önemli bölümüne el koyarak, personel alımına engeller çıkararak ve nitelikli personelin daha iyi maddi koşulların olduğu diğer kamu hastanelerine ve özel sektöre kaçmasına göz yumarak, üniversite hastanelerinin küçültülmesi ve/veya çökertilmesidir” dedi.
Sağlıkta sözleşmeli dönem
Ökten, sağlık çalışanlarını sözleşmeli çalışma koşullarının beklediğine işaret ederek “Performans uygulaması aynı kalmakla beraber, uzun dönemde getirilerin azaltılması beklenebilir” diye konuştu. Ökten şunları anlattı:
“Kamuda çalışan sayısı azalırken taşeron şirketlerde çalışan sayısı artacaktır. Bunun yanında çalışma koşullarının kötüleşmesi, fazla mesai, fazla mesaiye ücret vermeme, iş güvencesinin olmaması gibi sorunları da birlikte getirecektir. Kamuda kalan beyin cerrahları sonunda şirketlerin sözleşmeli çalışanı olacak, özeli tercih edenler ise ekonomik ve özlük haklarından yoksun iş güvencesiz olarak çalışacaklardır. Herhangi bir kriz ortamında ilk yapılacak olan hekimlerin ücretini vermemek veya düşürmek olacaktır.”
Uzmanlar özele gidecek
Tam günü görmenin “şaşırtıcı olmayacağını” sözlerine ekleyen Ökten, “Kabaca söylenirse, aile hekimliğini tercih etmeyen pratisyen hekimlerin, daha çok kazanma beklentisi olan ve Sağlık Bakanlığının baskılarından bunalan uzmanların özel sektörün bir parçası olması beklenecektir” diye konuştu Ökten, bu durumun mevcut sendika ve meslek örgütlerinin altını oyacağını kaydetti.
Hastalar tetkik istiyor
Ökten, sağlık hizmetine ulaşmadaki rahatlığın sevk zincirinin ortadan kaldırılmasıyla birlikte beyin cerrahi polikliniğine gelen hasta sayılarında artış olduğuna dikkat çekti. Ancak bunların yaklaşık yüzde 80'inin sağlık ocaklarında tedavi edilecek hastalar olduğunu kaydeden Ökten, “Eskiden olduğu gibi polikliniklerden ameliyat için yatırılan hasta sayısı göreceli olarak azalmıştır” dedi.
Hastaların artık şikayetlerini anlatma yerine direkt tetkik istediğini belirten Ökten, “Bu tetkik ise genellikle MR olmaktadır. Bunun nedeni sağlığı bilinçsiz kullanan hekim ve hasta kaynaklıdır. Özel kurumlarda çalışan hekimler için kuruma para kazandırmak için gereksiz tetkik istenmekte, hastalar ise gerek medyanın gerekse çevresinin etkisiyle şikayetini anlatmaktan ziyade direk tetkik istemektedir. Bu özelde çalışan hekimler için memnuniyet verici bir durum, kamuda çalışan hekimler için sıkıntılı (hasta ile tartışma vs.) bir durum doğurmaktadır” diye konuştu. Ankara
|