Eylül ayında ciddi olarak gündeme gelen ve 2008’den önce yasalaşacağı ifade edilen tam gün yasası ile ilgili çalışmalar, Bakanlık tarafından neredeyse durdurulmuş durumda, daha doğrusu beklemeye alındı. Beklenen şey ise Genel Sağlık Sigortası. Yani bu ay sonuna çıkması planlanan yasa. Diğer taraftan 1 Ocak’tan itibaren hastanelerden ilaç ve malzeme temini ile ilgili sorun da sağlık gündeminin başına oturdu.
Özetle tam gün yasasının sağlığın yoğun gündemine arasında şimdilik beklemeye alındığını söyleyebiliriz. Daha önce de yazdığım gibi, her şeyin hekime bağlı olduğu ülkemiz sağlık alanında, tam gün yasasının öneminin de gerek Bakanlık, gerekse de meslek kuruluşlarımızca anlaşılmış olmasını ümit ediyorum. Çünkü hekimlik mesleğinin geleneğinde köklü bir değişiklik, sağlık sisteminde köklü bir değişiklik demektir.
Nitekim Medimagazin okuyucularından bize gelen mesajlardan tam gün tartışmalarının hekimlik alanında ne kadar köklü bir değişiklik yapabileceği anlaşılır bir durumdur. Hekimler, şu an tamamen kararsız bir durumun üzerlerinde yarattığı baskıyla yaşamak durumunda kalıyor. Kimisi bu kararsızlığını “devlet”ten istifa edip “özel”e geçerek şimdilik kararlaştırmış olsa da, birçok hekim de istifa edip-etmeme, tıp merkezi açıp-açmama gibi, muayenehaneye, tıp merkezine veya hastaneye yatırım yapıp 3-4 yıllığına kredi borcunun altına girenler de nasıl kredi borçlarını ödeyecekleriyle ilgili “sıkıntılı” bir durumdalar.
Yani ortalık Bakanlık açısından da hekimler açısından da “yoğun sisli” bir durumda. Aslına bakarsanız tam günü hemen herkesin Medimagazin’den takip ettiği bir ortamda bizim de işimiz kolay değil!
Biz yine üzerimize düşeni yapalım ve gelinen noktayı özetleyelim;
Askeri hekimler:
Bakanlık bilindiği gibi yaklaşık 2 ay önce taslağın da taslağı diyebileceğimiz bir yasa hazırlığı yapmıştı. Çıkarılması planlanan kanun ile; hiçbir istisnaya yer vermeksizin, üniversiteler ve Türk Silahlı Kuvvetlerine ait sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeli de dahil olmak üzere, kamuda çalışan tüm hekimlerin ve özel kanunlarına göre serbest çalışma hakkı bulunan diğer sağlık personelinin kamu sektöründen veya özel sektörden (muayenehane açarak veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında) yalnızca birinde çalışmasına izin verilmesi amaçlanmıştı. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetlerine ait sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeli ile ilgili olarak yapılacak düzenlemelerde yine bir “sıkıntı” olduğu da ifade ediliyordu. Gelinen noktada istisnalar olabilir mi derseniz; olabilir derim.
Emeklilik
Hekimlerin emeklilik haklarına da yansıyacak şekilde 657 sayılı Kanundaki ek gösterge oranlarında iyileştirme yapılması planının da (çok cüzi fiyat artışlarında dahi) Maliye Bakanlığının yoğun direnciyle karşılaştığı, bu konuda Bakanlığın tam gün tazminatını gündeme aldığını biliyoruz.
İşyeri hekimliği
Yine taslağın taslağında düşünülen işyeri hekimliği ile ilgili düzenlemelerde ise işyeri hekimliği yerine işyeri sahiplerinin döner sermayeye gelir olarak kaydedilmek şartıyla Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından hizmet almasına yönelik bir düzenleme yapılmıştı.
Üniversiteler
Üniversitelerde de tam günün sıkıntılı olacağının düşünüldüğü noktada Bakanlık üniversitelerle ilgili ise YÖK Kanunun’da şu düzenlemeleri gerçekleştirmeyi düşünüyordu;
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanun’unun 36’ncı maddesinin (a) fıkrasının (2) numaralı bendine eklenecek madde:
“d) Kısmi statüde görev yapmakta olan 657 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinin (III) numaralı bendindeki sağlık hizmetleri sınıfında (hayvan sağlığı hariç) sayılan meslek unvanlı profesör ve doçentler, özel kanunlarla belirlenen görevler ile araştırma-geliştirme faaliyetleri ve telif hakları hariç olmak üzere, yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli veya ücretsiz hiçbir suretle mesleklerini icra edemezler.”
Yüksek Öğretim Kanun’nun 58’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılması düşünülen değişiklik : Her eğitim-öğretim, araştırma veya uygulama birimi veya bölümü ile ilgili öğretim elemanlarının katkısıyla toplanan döner sermaye gayrisafi hasılatının en az yüzde 35’i o kuruluş veya birimin araç, gereç, araştırma ve diğer ihtiyaçlarına ayrılır. Kalan kısmı, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulunun belirleyeceği oranlar çerçevesinde bağlı bulunduğu üniversitenin bilimsel araştırma projeleri ile döner sermaye gelirinin elde edildiği fakülte, enstitü, yüksek okul, konservatuar ile uygulama ve araştırma merkezlerinde görevli öğretim elemanları ile aynı birimlerde görevli 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi personel (döner sermaye işletme müdürlüğü ve döner sermaye saymanlık personeli dahil) ve aynı Kanun’un 4/B maddesine göre sözleşmeli olarak çalışanlar arasında katkıları da dikkate alınmak suretiyle paylaştırılır. Öğretim üyeleri ile Üniversitelerarası Kurulun önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulunca kabul edilen sağlık, teknik ve sanatla ilgili birimlerde görevli öğretim elemanlarına döner sermayeden bir ayda ayrılacak payın tutarı, bunların bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) toplamının iki katını, diğer öğretim elemanları ile 657 sayılı Kanun’a tabi personel ve aynı Kanunun 4/B maddesine göre sözleşmeli olarak çalışanlar için ise yüzde 150’sini geçemez. İşin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil serviste çalışan sağlık personeli için bu oran ayrıca yüzde50'sine kadar artırılabilir. Rektörler ve rektör yardımcıları, üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerindeki döner sermaye gelirinin elde edildiği birimlerin birinden katkılarına bakılmaksızın bu maddedeki esaslara göre her ay pay alabilirler ve bunlara bir ayda ödenebilecek pay, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının iki katını geçemez. Öğretim üyelerine, mesai içi ve dışı ayırımı gözetilmeksizin döner sermayeye yaptıkları doğrudan gelir getirici katkılarından dolayı ilave olarak, almakta oldukları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının on katına kadar pay verilebilir. Öğretim üyelerinin sundukları sağlık hizmetleri için kişilerden ayrıca ücret farkı tahsil edilemez. Rektör ve rektör yardımcıları ile bu kapsamdaki gelirin elde edildiği fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere, bir ayda alacakları aylık (ek gösterge dahil), ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatları hariç) toplamının dört katına kadar ayrıca pay verilebilir. Ancak bunlara ödenebilecek döner sermaye payının toplam miktarı 12 katı geçemez. Bu ödemelere ilişkin usul ve esaslar, personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, eğitim faaliyetleri, muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurullarınca belirlenir.
Devlet ve eğitim hastaneleri
Diğer taraftan bence en sıkıntılı durum ise daha önceleri de yazdığım gibi “devlet”ten “özel”e kaçışlar olacaktır. Hemen her hafta devletten istifalar geliyor. Bakanlık, Maliye ile ek göstergelerle düzenlemeleri yapamazken tam gün tazminatını gündeme getirmişti, devlet ve eğitim hastanelerini alacak düzenleme ise taslağın taslağında şu şekilde yer bulmuştu:
209 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında değişiklik:
“Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden, döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan memurlar ile bu kurum ve kuruluşlarda 10/7/2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline ve 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3’üncü ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personele mesai içi veya mesai dışı ayrımı yapılmaksızın ek ödeme yapılabilir. Sağlık kurum ve kuruluşlarında Bakanlıkça belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri de dikkate alınmak suretiyle, bu ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
“Yukarıdaki fıkrada yer alan hükme göre personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) toplamının; pratisyen tabip ve diş tabiplerine yüzde 500'ünü, uzman tabip, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’nde belirtilen dallarda bu Tüzük hükümlerine göre uzman olanlar ve uzman diş tabiplerine yüzde 700'ünü, klinik şef ve şef yardımcılarına yüzde 800'ünü, idarî sağlık müdür yardımcısı, hastane müdürü ile eczacılara yüzde 250’sini ve başhemşirelere yüzde 200’ünü, diğer personele ise yüzde 150'sini geçemez. İşin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil servis gibi özellikli hizmetlerde çalışan personel için yüzde 150 oranı, yüzde 200 olarak uygulanır. Sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline yapılacak ek ödemenin tutarı ise, aynı birimde aynı unvanlı kadroda çalışan ve hizmet yılı aynı olan emsali sağlık personeli esas alınarak belirlenir ve bunlara yapılacak ek ödeme, hiçbir şekilde emsaline yapılabilecek ek ödeme üst sınırını geçemez.”
Bu konuda da performanslarla ilgili değişiklik yapıldı. Ama net olarak belirlenmediği için yazamıyoruz.
Tüm gelinen noktada Bakanlık her ne kadar GSS kanunlaştıktan sonra tam günle ilgili çalışmalarına hız verecek olsa da, son günlerde sağlık alanında yaşanan diğer “sıkıntı”lar, tam günün daha da ötelenmesine neden olacaktır. Çünkü Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili düzenlemeler oturtulmadan ve pratikte yaşanacak sıkıntılar giderilmeden, yeni bir sıkıntı kaynağının gündeme getirilmesi yanlış olur. |