|
|
|
MEDİANKET |
| Sevk zinciri uzman hekimlerin özel sektör ve muayenehanelere geçişini artırır mı? |
|
|
|
|
|
|
|
|
ETKİNLİKLER |
|
5. ULUSAL DAHİLİ VE CERRAHİ BİLİMLER YOĞUN BAKIM KONGRESİ |
|
19-11-2008 / 23-11-2008 |
|
|
16. Ulusal Allerji ve Klinik İmmunoloji Kongresi |
|
19-11-2008 / 23-11-2008 |
|
|
9. ULUSAL KONSÜLTASYON LİYEZON PSİKİYATRİSİ VE PSİKOSOMATİK TIP KONGRE |
|
20-11-2008 / 23-11-2008 |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÖZEL DOSYALAR |
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
Tam gün yasası
Tam gün uygulamasıyla ilgili tüm haberler
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
HABER |
 |
|
|
|
|
|
|
29-10-2007 |
Tam gün kamuda çalışan tüm hekimleri kapsayacak
|
“Hekimlerimizin alışmış oldukları hayat şartlarını sürdürebilecekleri mali hakları kendilerine vermemiz lazım. Aksi halde özellikle bazı branşlarda kamu dışına çıkabilecek hekim olabilir”
Tam gün yasasıyla ilgili hazırlıklar sürüyor. Sağlık Bakanlığında yapılan çalışmalarda henüz bir taslak oluşmamasına karşın, bir iki hafta içerisinde taslağın oluşacağı ve görüşülmek üzere TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna gönderileceği belirtiliyor. Medimagazin Genel Yayın Yönetmeni Dr. İbrahim Ersoy Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl ile görüşerek, tam günün süreci ve içeriği hakkında bilgi aldı.
Öncelikle siz tam gün yasası ile ilgili olarak 7-8 ay kadar önce bünyesinde tıp fakültesi bulunan üniversite rektörlerine bir yazı yazarak görüşlerini sormuştunuz. Tam günle ilgili düşünceleriniz neler ve bu konuda şu anda gelinen aşama nedir?
Kamudaki hekimlerin çalışmaları konusunda farklı uygulamalar var. Üniversiteler de ayrı uygulanıyor, silahlı kuvvetler hastanelerinde farklı uygulanıyor, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ayrı uygulanıyor, ilgili belediye hastaneleri vs. farklı uyguluyor. Çok başlı, çok değişik bir çalışma sistemi var kamuda. Hekimler haricinde de hem özel sektörde çalışıp, hem kamuda çalışabilen başka bir meslek gurubu yok. Bu yönden baktığımızda hekimlerin bir ayrıcalığı söz konusu. Bunun iyi yönleri de var kötü yönleri de var. Bakış açısına bağlı olmak üzere. Bizim burada düşündüğümüz ve Bakanlığın da düşündüğü şu; kamuda çalışan sadece kamuda çalışsın. Bu kamuda verimliliği artıracaktır. Kamu dediğimiz zaman üniversite, askeri hastaneler, belediye hastaneleri, Sağlık Bakanlığı hastaneleri hepsini kapsıyor. Sadece Sağlık Bakanlığı hastaneleri için bir düzenleme düşünmüyoruz. Şu anda tam günle ilgili taslak elimde olmadığından üniversite için, askeri hastane için, Sağlık Bakanlığı hastaneleri için neler yapılıyor, çok detaylı bir bilgi verme imkanım yok. Önce taslağı bir görmem ve ondan sonra konuşmam daha doğru olur.
Rektörlere gönderdiğim yazıyı ben üniversitelere yazdığımda, üniversitelerde kısmi statü, part time, full time gibi farklı çalışma statüler var. Aynı üniversite içerisinde, özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük illerimizde bu kısmi statünün ve part time çalışmanın üniversitelerdeki verimliliği olumsuz yönde etkilediği şeklinde çok ciddi duyumlar, şikayetler geldi. Ben de komisyon başkanı sıfatımla bünyesinde tıp fakültesi bulunan bütün üniversite rektörlüklerinden bir resmi yazıyla bu konunun üniversite tarafından nasıl algılandığı, ne şekilde değerlendirildiği, olumlu mu olumsuz mu bakıldığını sordum. Bana gelen cevabi yazıların hemen hepsi olumsuz olduğu ve kaldırılması gerektiği yönündeydi.
Diğer taraftan baktığımızda bildiğiniz gibi yaklaşık iki yıl önce Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki başhekimlerin hepsine sağlık müdürleriyle birlikte kamuda çalışma yasağı getirdik. Geriye dönüp baktığımızda hastanelerden aldığımız verimlilikte, muayenesi olan ve muayenesi olmayan başhekimler arasında, dağlar kadar fark olduğunu gördük. Durum böyle olunca eğitim hastanelerimiz, eğitim veren üniversite hastanelerimiz ve silahlı kuvvetlerimizin eğitim veren hastaneleri dahil, eğitimle özel muayenehanenin çok örtüşmediğini, özellikle eğitim açısından bir öğretim üyesinin eğitime daha çok zaman ayırabilmesi, hasta tedavisine, hasta bakımına, girişimsel işlemlere daha fazla zaman ayırabilmesi amacıyla, verimliliğin her yönüyle daha fazla artırılabilmesi için kamuda çalışan hekimlerin sadece kamuda çalışmasını, özel sektörde çalışmak isteyen hekimlerimizin de sadece özel sektörde çalışmalarını uygun gören bir şablon oluştu aklımızda. Bu konuda Sağlık Bakanlığımız bir taslak hazırlıyor. Daha sonra bu ya tasarı olarak Bakanlar Kurulundan Meclise gelecek veya teklif olarak biz Meclise vereceğiz. Sağlık Bakanımızla da istişare edip son şeklini vereceğiz.
Bu süreç ne kadar sürer?
Arkadaşlarımız sürekli olarak yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Biz de beraber çalışıp son detaylarını düşüneceğiz. Ama benim şahsi kanaatim buradaki en önemli sonunun mali unsur olduğu. Yani bir üniversite öğretim üyesinin aldığı, tabii hepsi muayenehaneden çok para almıyor belki ama, “muayenehane mi kamu mu” tercihini götürdüğünüz zaman, ellerindeki mevcut imkanlardan bir miktar daha iyi imkanları sunmamız gerekiyor. Elbette ki çok kazanan hekimlerimizin tüm kazançlarını kamu olarak yerine getirip verebilmek imkansız bir şey. Tabii ki bu değerlendirmeyi askeri hekimler içinde yapmamız lazım.
Askeri hekimler için döner sermaye uygulaması yok bildiğimiz kadarıyla.
Aslında var. Diğer hastanelerinde döner sermaye kurabilmesine imkan veren kanun çıkartmıştık. Ancak bir devlet hastanesi gibi işlevsel değil. Çünkü oraya gelen hastaların büyük kısmı ücretsiz hasta. Onlardan döner sermaye alabilme imkanı yok. Emekli subaylar ve ailelerinden alınabiliyor ama diğerlerinden, askerden görevli olan kişilerden döner sermaye payı alabilmek mümkün değil. Onlarda da aynı şekilde bir maddi imkan oluşturulması gerekiyor ki ondan sonra kamu mu özel sektör mü tercihini sunabilmeli. Kaldı ki askeri hekimlerin belli bir yıla kadar “Ben kamuda çalışmıyorum özelde çalışacağım” deme şansları da yok. Dolayısıyla bu işte onların haklarını biraz daha gözetmemiz gerekiyor. Üniversite hastanelerimizde de öyle, devlet hastanelerimizde de öyle. Yani biz belli bir miktarda parayı dikkate alıp, kişileri “Ben özel sektöre geçiyorum” demelerindense “Şu parayı alıp kamuda kalıyorum” demesini arzu ediyoruz. O şekilde bir mali düzenleme yapılması lazım. Biz de buna çalışıyoruz.
Aslında bir çok öğretim üyesi de bu konuda düşüncelerinin rahat olmasını, tek bir yerde çalışmasını istiyor. Ama hep bir “ama” var. Tıp konseyi de toplandı, onların da aldıkları karar ekonomik iyileştirme olması. Mesele de burada düğümleniyor galiba?
Size şöyle söyleyeyim. Bundan iki yıl önce muayenehanelerini kapatmayan başhekimleri kanun çıkararak adeta “Ya muayenehaneleri kapatın ya baş hekimlikten istifa edin” diye zorladık. Birçok başhekim muayenehanesini kapattı. Kapatanlar da çoluk çocuğumuzu görmeye başladık, tatil nedir görmeye başladık, hafta sonu nedir görmeye başladık diye bize dua etmeye başladı. Bu şekilde baktığımızda pek çok hekimimiz için sosyal hayat yönüyle de bir şans olacak. Ama her şey ekonomik girdilere dayanıyor. Hekimlerimizin alışmış oldukları hayat şartlarını sürdürebilecekleri mali hakları kendilerine vermemiz lazım. Aksi halde özellikle bazı branşlarda kamu dışına çıkabilecek hekim olabilir. Bu da doğrusu bizim kurmak istediğimiz sistemi çok olumlu etkilemez. Ancak biz hekimlerimizin özel hastanelere gitmesine de kötü bakmıyoruz. Nihayetinde oralarda tedavi edilen hastalar da bizim insanımız.
Netice itibarıyla siz devlet hastanesinde de özel hastanedeki kadar kaliteli, özel hastaneden de devlet hastanesi kadar kolay hizmet alıyorsanız hiçbir mahsuru yok. Yani hekimlerimiz kamu hastanelerini boşaltıp özel hastanelere gidecekler diye bir korkumuz da yok. Orada bakacakları da bizim insanlarımız. Biz insanlarımızın önünü istediği hastaneye gidebilecek şekilde açtıktan sonra, ister üniversite hastanesine gitmiş veya vakıf üniversitesine gitmiş, ister devlet hastanesine gitmiş, ister özel hastaneye gitmiş çok bir farkı yok.
Burada düşündüğümüz tek şey var, hastanın cebinden para vermemesi. Hastanın cebinden para vermesine tahammülümüz yok. Belki çok cüzi miktarda katkı payı filan alınabilir ama onun dışında yüklü miktarda bir fark alınmasına karşıyız.
Şimdi böyle bir yasa hazırlanıyor ve yılbaşından önce çıkması hedefleniyor ama mevcut durumlarına göre örneğin muayenehanesine cihazlar alanlar veya çeşitli mali külfet altında olan hekimler var. Onlara için bir geçiş süreci tanınacak mı?
Benim şahsi görüşüm üç ay veya altı ay gibi bir geçiş süresi verilmelidir. Bizim insanları sık boğaz etmek gibi, bir darboğaza sokmak gibi bir niyetimiz yok. Bir sistem değişikliğine gidiyoruz. Düşündüğümüz merkez odaklı bir yönetimden insan odaklı bir yönetime geçmek. Sağlıkta yaptığımız bütün revizyonlara bakın, hep insan odaklı. İnsanımız nasıl hizmet alır. Poliklinik sayılarının artırılması bundandır, aile hekimliğine geçişimiz bundandır, hasta haklarının hayata geçirilişi ve ciddi bir şekilde takip edilişi bundandır. Mesela poliklinik sayısı, yirmi tane doktor var, iki tane poliklinik var bu olmaz. Her doktora bir poliklinik olacak. Neden, hastamız daha iyi hizmet alsın diye. Hep insan odaklı düşünüyoruz. Pek çok ilde yakında başlayacağız inşallah, birinin kan ihtiyacı olacak. Gidiyor elinde reçete geziyor kan arıyor. Üç kişi getir kan versin, hastanızın ameliyatını yapalım gibi. Biz bunları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Kanı tamamen Kızılay temin etsin diyoruz. Neden, insanımız rahat tedavi olsun diye. Mesela malzemelerde de öyle. Bir genelge çıkmıştı. Yatan hastaların kullanacağı tıbbı malzemeleri hastaneler temin edecek. Böylece hem daha kaliteli malzemeyi daha ucuza mal edecek, hem de insanımız rahat edecek. Düşüncemiz hep insan odaklı.
İşyeri hekimliği gibi bir taktım özel hekimlik branşları var. İşyeri hekimlerine özel mi kamumu deseniz her halde hepsi kamuyu tercih eder gibi görünüyor.
Sistemi bir bütün olarak düşünelim. Aile hekimliğine geçtiğimizde zaten işyeri hekimliğine çok ihtiyaç olmayacak. Şöyle olabilir. Mesela büyük işyerleri için işyeri hekimliğini aile hekimliği ile birlikte orada kurarsınız. Yani ikisini birlikte yürütür. Sağlık Bakanlığı bu konuda çalışıyor. Kanun gereği 50 işçiden fazla çalışan bulunan her yerde işyeri hekimi bulunması gerekiyor. Bir organize sanayiini düşünün. Yüzlerce işyeri var, demek ki orada yüzlerce doktor var. Gerek var mı bu kadar doktora. Bir sağlık müessesi kurulur, işçiler oradan sağlık hizmetini alırlar. Yani işyeri hekimliğini de aile hekimliği mantığıyla birleştirip bu sorunu çözmemiz lazım. Burada da esas olan insan odaklı düşünmek. Oradaki insanımız işçimiz işverenimiz nasıl kolay hizmet alabilir onu aklımızda oturtup, işyerindeki işçilerin sağlığını aile hekimliği sistemiyle entegre etmeliyiz. Sağlık Bakanlığının da düşüncesinin bu olduğunu düşünüyorum.
Güzellik merkezleri açıldı ve burada hizmet verenlere hekim olma şartı getirilmişti. Bir çok hekim Örnek verirsek diyaliz hekimliği de bunlardan biri. Bunlara bir takım sınırlamalar ya da istisnalar getirilecek mi? Bu konuda yapılan çalışmalar nedir?
Detayını şu anda tamamıyla tartışabilme imkanımız şu anda yok. Taslağı görmemiz lazım ama istisna hükümleri getirdiğiniz zaman bir kanunu yürütebilme imkanı kolay kolay yok. Ne kadar az istisna getirirseniz kanun o kadar iyi yürür. Ne kadar istisna getirirseniz kanunu o kadar delmiş olursunuz. Ama ülkemizin gerçekleri insanımızın daha kolay nasıl hizmet alırını önümüze koyduğumuzda, esas olarak yine hep söylediğimiz insan odaklı düşünmeye başlıyorsunuz.
Bildiğimiz kadarıyla diğer siyasi partiler ve sizvil toplum örgütleri de bu yasayı destekliyor.
Tam günü desteklemeyen yok gibi. Çünkü geçenlerde biz Ankara Tabip Odası öncülüğünde siyasi partilerimizi peyderpey davet edip görüşlerini sordukları bir toplantıya katılmıştık. Orada ana muhalefet partimizin de hatta Kamu Hastane Birlikleri Kanunu gibi bir kanunu, tam gün gibi bir kanun niye çıkarmıyorsunuz gibi bizleri adeta forse eden görüşleri oldu. Biz ana muhalefet partisinin de diğer partilerin de, sivil toplumunun da tam güne olumlu baktığını düşünüyoruz. Destek olacağını düşünüyoruz. Detay üzerinde düşünebiliriz, tartışabiliriz ama genel konsept üzerinde destek alacağımızı düşünüyorum. Taslak geldikten sonra daha teferruatlı düşünebiliriz. Hatta hekimlerimizin de pek çoğu bunu destekliyor ama dışarıda haliyle hem kamuda çalışıp, hem muayenehanesi çok iyi olan hekimlerimizin bunu çok da destekleyeceğini sanmıyorum.
Ama sonuçta part time çalışma hekimlere verilmiş bir hak var. Dolayısıyla insanlar kolaylıkla elden çıkarmak istemiyor bu hakkı. Ekonomik iyileştirme ile ilgili bir kıstas yok değil mi şuan için.
Doğru o yönüyle baktığımızda o da doğru. Ama ekonomik durumla ilgili taslağı görmediğimiz için maddi yönden ne kazanılıyor ne kaybediliyor doğrusu çok iyi bilmiyorum. Ama bugün yarın taslak elimize gelir sanıyorum. Gelecek haftadan itibaren de arkadaşlarımızla birlikte üzerinde çalışmaya başlarız.
Dikkat etmemiz gereken bir ayrıntı daha var. Üniversite öğretim üyelerinin danışmanlık hizmetleri, konsültan olarak görev yapabilme hizmetleri. Tabii burada hekimlerle ilgili , hekimleri bazı haklardan mahrum ederken, mühendisler, hukukçular vesaire gibi danışmanlık hizmeti yapan diğer öğretim üyeleri de var. Onlarla hekim öğretim üyelerinin durumu da dikkate alarak bir eşitlik sağlamamız lazım. Bir de benim çok ilgilendiğim ARGE projeleri, SANTEZ (Sanayi Tezleri) projeleri gibi teknolojiyi tıpta veya diğer sektörlerde kullanacak, üniversite sanayici işbirliğini oluşturacak projeler var. Örneğin mensubiyetinden onur duyduğum üniversitemiz Karadeniz Teknik Üniversitesinde olduğu gibi ARGE faaliyetleri yapan önemli birimlerimiz var. Bunlarda da tıpta da aynı şekilde ARGE’yle ve SANTEZ projeleriyle uğraşan hekimlerimiz var. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun verdiği bir takım haklar var. Onları da göz önüne alarak, bu hekimlerimiz için farklı bir uygulama düşünülmeli. Ben şahsen böyle düşünüyorum. Çünkü bizim önümüzdeki kurtuluşumuz daha çok ARGE, daha çok buluş daha çok icatta yatıyor. Bu daha çok yatırım daha çok ülke zenginliği demek. ARGE faaliyetlerini bu tam günün dışında tutabiliriz belki. Bilemiyorum, tutulmalımı tutulmamalımı tartışmamız lazım. Üniversitelerin ARGE faaliyetlerini özellikle hükümetimiz teşvik ediyor. Bunda diğer branşlarını serbest bırakıp hekimlere “Sen ARGE faaliyeti yapma teknokent bölgesinde” dememiz pek doğru olmaz kanaatindeyim. Bunu yeri geldiğinde Sağlık Bakanımızla ve diğer Bakanlarımızla istişare edeceğiz. Şu anda bu konuları görüşmedik ama netice itibarıyla bu da konunun farklı bir boyutu. Önümüzdeki süreçte ne kadar çok ARGE yaparsa, o kadar çok yenilik, o kadar çok patent, o kadar çok satış, o kadar çok zenginlik demek.
Üniversitelerimizde araştırmalar da yapılıyor ama, araştırmaların mali boyutları çok finanse edilemiyordu şu ana kadar. Hükümetimizin gerek TÜBİTAK vasıtasıyla gerek Sanayi Bakanlığı vasıtasıyla yapmış olduğu teşvikler, üniversitelerimiz tarafından son derece olumlu karşılandı ve bu faaliyetler devam ediyor. Sanayi Bakanlığı ARGE Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlenen SANTEZ projeleri yüzde 75 karşılıksız destekleniyor. Dolayısıyla çok önemli destekler veriliyor. Biz üniversitelerimizden bu desteği tıpta kullanmalarını istiyoruz. Tıbbı bu işin dışında tutamayız. Tam gün yasasını düşündüğümüz zaman Sanayi Bakanlığının bu politikalarıyla da örtüştürmemiz lazım.
Teşekkür ederiz.
|
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
| |

|
|
RÖPORTAJ |
Dr. Ahmet Erdem
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem
|
|
| |
| |
|