|
Tam gün yasası ile ilgili Türk Tabipleri Birliğine görüş bildiren Türk Üroloji Derneği, “Zamansız tam gün yasası hazırlıklarının suni bir gündem yaratarak asıl sorunların göz ardı edilmesine yol açtığını” bildirdi
Türk Üroloji Derneği, tam gün yasasını ülkedeki tüm sağlık sorunlarının çözüm yolu, yarı zamanlı çalışan hekimleri de sorunun kaynağı olarak gösteren zihniyetin iyi niyetinden şüphe duyduklarını bildirdi. Dernek, tam gün yasası tartışmasının suni gündem yaratarak asıl sorunların göz ardı edilmesine yol açtığını savundu.
Hazırlanmakta olan “Tam gün yasası” ile ilgili olarak Türk Tabipleri Birliğine görüş bildiren Türk Üroloji Derneği, bu yasanın muhatabı olan hekimlerin ve sağlık personelinin desteğini almadan tepeden inme hazırlanan hiçbir yasanın başarılı ve kalıcı olamayacağını ifade etti. Açıklamada, “Hekimleri yarı zamanlı çalışmaya iten en önemli iki nedenin yetersiz ücretler yanında devlet ve üniversite hastanelerinin teknik ve kapasite eksiklikleri olduğu açıktır. Bu sebeple tam gün yasasında sağlanacak ekonomik destek, hiçbir zaman özel çalışmayı gerektirmeyecek ve düşündürmeyecek oranda olmalıdır” denildi.
Hekim maaşlarını diğer memurların aldığı maaşlarla kıyaslayarak belirleme yönteminin kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Hekimlik gerek meşakkatli ve uzun eğitimi gerekse de mesleki zorluğu ve riski nedeniyle hiçbir meslekle kıyaslanamaz. Ne yazık ki, geleceğini planlayabilme hakkı ülkemizde sadece hekimlerin sahip olamadığı bir haktır. Mecburi hizmet veya tam gün yasası gibi keyfi dayatmalar nedeniyle hekimlerin en insani hak olan geleceğini planlama hakkı ellerinden alınmıştır. Bu şekilde hekimler geleceğini planlayamayan, popülist politikalara kurban edilen, hakkındaki keyfi uygulamalara karşı fikrini dahi beyan edemeyen bir meslek grubu haline getirilmiştir.”
Dayatma yasalar engellenmeli
Açıklamada, tam gün yasasından bağımsız olarak, hekimlere toplu sözleşmeli grevli sendika hakkının sağlanması gerektiği, “dayatma yasaları engellemek amacıyla her türlü hukuki yolun denenmesi” gerektiğinin altı çizildi. Zamansız tam gün yasası hazırlıklarının “suni bir gündem yaratarak asıl sorunların göz ardı edilmesine” yol açtığına dikkat çekilirken, şunlar ifade edildi:
“Özellikle üniversite hastanelerinin son 5 yıl içinde planlı bir şekilde ödeneklerinin ve personel kadrolarının kısılması tıptaki gelişmelerin takip edilmesini ve teknik ekipmana bağlı yeni medikal ve cerrahi tedavi yöntemlerinin üniversitelerde uygulanabilirliğini imkansız hale getirmiştir. Tam gün yasası tartışmaları, tıp fakültelerinin asıl sorunlarını irdelenmesi gereken bu günlerde onları bir özel sağlık kurumundan farksız hale indirgeyerek hasta gözünde üniversitelerin ve çalışanlarının itibarını düşürmektedir.”
İş gücü telafisi mümkün olmayacak
Açıklamada, böyle bir yasanın arkasından boşalabilecek tıp fakülte kadroları ve kaybedilecek kaliteli bilimsel iş gücünün telafisinin mümkün olmayacağı kaydedildi. Devlet hastanelerinin işletme adı altında yerel yönetimlere devredilmesinin de önemli sakıncalar doğuracağı belirtilerek, “Sağlık sisteminin doktor merkezli olmaktan çıkarıp hasta merkezli yapmaya çalıştığını iddia eden bu uygulamalar sistemi ne yazık ki özel kurum merkezli hale getirecek ve hasta ve hekim her hâlükârda bu değişimden zarar görecektir” denildi.
|