|
Uzmanlık Dernekleri Platformu Sözcüsü Prof. Dr. Bülent Tıraş, tam gün yasa tasarı taslağının Meclisten aynen geçmesi hâlinde dava açacaklarını söyledi
Tam gün yasa tasarı taslağı, açıklanır açıklanmaz hekimlerin tepkisini toplamaya başladı. 34 uzmanlık derneğinin bir araya gelerek oluşturduğu Uzmanlık Dernekleri Platformu, tasarının bu haliyle Meclisten geçmesi halinde yargı yoluna gitmeyi düşünüyor.
Uzmanlık Dernekleri Platformu Sözcüsü Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı”nın bu haliyle Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Platform üyesi derneklerden tam günle ilgili yoğun şikayetler aldıklarını belirten Tıraş, “Üyelerimizin hakkını korumak için, girişimlerimizden bir sonuç alamazsak ve yasa bu haliyle Meclis’ten geçerse, yasal olarak her türlü girişimde bulunacağız” dedi.
Prof. Dr. Bülent Tıraş, tasarı taslağında, kamuda çalışan hekimlerin serbest çalışmalarının yasaklanmasına karşın, askeri hekimlerin serbest çalışma hakkının korunmasını eleştirdi. Uzmanlık Dernekleri Platformu Sözcüsü Tıraş, şunları dile getirdi:
“Askeri hastanede çalışan askeri hekimler saat 16:00’da serbestçe muayenehanelerine gidip hasta bakabilecekler. Ama devlet hastanesi ve tıp fakültesindeki meslektaşlarımız bunu yapamayacak. Bunu Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olarak görüyoruz. Kaldı ki hekim açığı nedeniyle böyle bir kanunun çıkarıldığı üzerinde duruluyor. Ülkemizde eğer hekim açığı varsa daha çok çalışmaktan yanayız. Bizim önerimiz Uzmanlık Dernekleri Platformu olarak Türkiye’deki bütün hekimlerin 8 saat çalışmaları. Zaten hazırlanan taslakta haftalık çalışma süresi 40 saate düşürülüyor. Talebimiz, 8 saat tüm hekimlerin kurumlarında çalışmaları, daha sonra da serbest olarak mesleklerini istedikleri yerde icra etmelerine olanak tanınmasıdır.”
Üniversitelerin gelir kaynakları azalır
Taslaktaki en büyük handikapın, üniversite hastanelerindeki öğretim üyelerinin ücretli hasta bakma hakkının kaldırılması olduğunu vurgulayan Tıraş, şöyle devam etti:
“Bunun çok sakıncaları olduğuna inanıyoruz. Birincisi hastaların hekim seçme hakkını elinden alan bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında özellikle şu anda üniversite hastanelerinde döner sermayelerin çalışmasını sağlayan en önemli nakit girdisi, öğretim üyelerinin baktıkları hastalardan elde edilen gelirdir. Üniversitelerin döner sermayeleri bu şekilde ayakta kalabiliyor. Çünkü üniversite hastaneleri devletten almaları gereken ödemeleri zamanında alamıyor. Öğretim üyelerinin herhangi bir şekilde özel hasta bakmalarının yasaklanması, üniversite hastanelerinin tamamıyla Sosyal Güvenlik Kurumu ve devlet kanallarından gelecek ücretlere bağımlı kılma durumunu teşkil eder ki bu mevcut sistemde üniversitelerin yaşamasının mümkün olmadığına inanıyoruz.”
Fazla mesai ücretleri belirsiz
Prof. Dr. Bülent Tıraş, tasarı taslağındaki nöbet ücretleriyle ilgili maddeye de değinerek, hangi akademik kariyerdeki öğretim üyesinin ne kadar döner sermaye payı alacağının net olarak belirtilmediğini söyledi. Artırılan nöbet ücretleri için Maliye Bakanlığının ciddi bir kaynak ayırması gerekeceğini ifade eden Tıraş, “Üniversitede part time çalışan 5 yıllık bir profesörün almış olduğu maaş 1100 YTL civarındadır. Gününün 4 saatini üniversitede geçiren bir öğretim üyesine devletin verdiği günlük ücret 30-40 YTL arasında bir rakam çıkıyor. Part time çalışan öğretim üyeleri bu ücret için üniversiteye gelmiyorlar. Onların üniversitede bulunma nedeni tamamıyla akademik yönden bir şeyler üretebilmek, öğrenci yetiştirebilmektir” dedi.
Faydalı olacağına inanmıyorum
“Bu yasanın faydalı olacağına inansam, muayenehanemi hemen kapatıp devlette çalışırım. Ama inanmıyorum” diyen Tıraş, yasa taslağı bu haliyle kalırsa, kamudan yoğun şekilde istifalar olabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Tıraş, öğretim üyelerinin özel muayenehanelerinin kapatılması sonucu, buralarda çalışan yaklaşık 80-100 bin kişinin işsiz kalacağını, devlete ödenen vergilerin azalacağını, dolayısıyla kamu maliyesinin çift taraflı zarara uğrayacağını kaydetti.
Mesai sonrası çalışmak serbest olsun
Prof. Dr. Bülent Tıraş, Uzmanlık Dernekleri Platformu olarak temelde hekimlerin tam gün çalışmasına karşı olmadıklarını belirterek, tasarı ile ilgili önerilerini şöyle anlattı:
“Bizim önerimiz, üniversitelerdeki öğretim üyeleri de dahil olmak üzere tüm öğretim üyeleri hastanelerde 8 saat çalışsınlar. Çalışma süresinin bitiminde isteyen herkes, herhangi bir kısıtlama olmaksızın, Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı ya da anlaşmasız tüm hastane, ayaktan teşhis-tedavi merkezi ya da muayenehane gibi birimlerde serbestçe çalışsın. Tam gün yasa taslağında böyle bir değişiklik olduğu takdirde, biz Uzmanlık Dernekleri Platformu olarak bunu sonuna kadar savunuruz.
Ülkemizde bazı dallarda son derece kısıtlı sayıda uzman hekim var. Örneğin Doğu’da bir ilde kamuda çalışan bir beyin cerrahı, oradaki özel hastanede gece saat 20.00’de bir hastaya müdahale edebilmeli. Bunun ne gibi bir sakıncası var? Sayın Bakanımız hekimlerin daha verimli çalışmasını istiyorsa, hekimler de bunu istiyor. Hekimler 24 saat çalışabilirler, hepimiz 24 saat çalışmak üzere eğitildik. Ama saat 16.00’dan sonra o hekim evinde oturmaya ve tamamıyla pasif bir konuma itiliyorsa bunun sakıncaları olacağını düşünüyoruz.”
Trafiği yasaklayamayız
Tıraş ayrıca, tam gün yasasına gerekçe olarak sunulan “hekimlerin kendi muayenehanelerine hasta yönlendirdiği” iddialarıyla ilgili olarak da bunun önüne geçmek için etkili bir denetim sistemi kurulması gerektiğini kaydetti. Tıraş, “Büyük bir sistem içinde bu tip uygulamalar varsa, bunları denetlemek yine Sağlık Bakanlığının ve üniversite rektörlüklerinin görevi olmalı. Trafik kazası olmasın diye trafiği yasaklayamayız” diye konuştu. Ankara
|