Damak Yarıklı Hastalardaki Konuşma Bozuklukları ve Tedavileri
27-03-2010 / 27-03-2010
ÖZEL DOSYALAR
Mecburi Hizmet dosyası
Hükümet, mecburi hizmeti, devlet hizmeti adıyla yeniden uygulamaya hazırlanıyor... Mecburi hizmet ile ilgili hem Medimagazin'de hem de ulusal basında çıkan haberleri bulabileceğiniz bir dosya...
MediBilgi
Sağlık personeline yönelik başta mevzuat olmak üzere tüm bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
SORU-CEVAP
Mecburi hizmet, atama ve nakiller, eş durumu gibi konularda sizden gelen sorular ve cevapları
TUS Dosyası
1987 yılından bu yana yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile ilgili istatistikleri ve ropörtajları bu dosyada bulacaksınız.
Akademisyenlerimiz
Medimagazin - Akademisyenlerimiz bölümünde yer alan akademisyenlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz
Derneklerimiz
Medimagazin - Derneklerimiz bölümünde yer alan dernekler hakkındaki bilgileri bu bölümde bulabilirsiniz.
Tabip Odalarımız
Medimagazin - Tabip Odalarımız bölümünde yer alan tabip odaları hakkında bilgi edinebilirsiniz
Türkiye'de Tıbbi Yayıncılık
Türkiye'deki tıbbi yayınlarla ilgili mevcut durumu ve çözüm önerilerini dergi editörlerine sorduk
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Dosyası
Uzmanlık eğitimi veren üniversiteler ve SB eğitim hastaneleri arasındaki benzerlikler ve farklar neler?
Performans Dosyası
Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı performansa göre döner sermaye uygulaması ile ilgili bugüne kadar Medimagazin ve diğer basın organlarında yayımlanan haberler bu dosyada
Tıp Eğitimi Dosyası
Tıp fakültelerinin altyapı ve eğitimle ilgili sorunlarıyla ilgili fakültele yöneticileriyle yapılan ropörtajları içeriyor.
Tıp Kongreleri
Türkiye'de düzenlenen tıp kongreleri hakkında sayısal verilerin yanısıra dernek başkanları ve turizm firmalarının görüşlerini yansıtan, kongrelerle bir çok bilgiyi bulabileceğiniz bir dosya...
Sayın Nurten Saydan'ın 'eşdeğer ilaç doğru ilaçtır' başlıklı yazısının genel içeriğiyle ilgili önemli bir eleştiri getirilmesi mümkün değil... Bununla birlikte kamuoyunun ve tıp camiasının daha iyi aydınlanması adına birkaç sorumu yanıtlaması ricasıyla kendisine yöneltmek isterim:
1.Hekimlerin bazı eşdeğer ilaçların yerine orijinallerini kullanma isteklerinde, tedavide daha yüksek etkinlik ve hasta memnuniyeti sağlamalarının bir etkisi olabilir mi?
2.Eşdeğer ilaç verme konusundaki belirgin ısrarda, yazıda belirtilen unsurlar dışında, bazı eczacıların mal fazlası alarak daha çok kar etme isteklerinin etkisi var mıdır ve varsa bu durum yasal mıdır?
3. Orijinal ilaç konusunu böylesine vurgularken, bu duruma müdahale eden doktorların suç işlediği şeklindeki görüşe katılıyor musunuz? Teşekkürler...
Dr. M.T.C.
TEİS Başkanı Ecz.Nurten Saydan’ın cevabı:
TEİS: “İlaç gücünü isminden değil, etken maddesinden alır”
Sayın Dr. M.T.C.,
Tartışma konusu biyoeşdeğer ilaç bilimsel bir konu olduğundan devlet memuru olmanız durumunda bile adınızı gizlemeniz gerekmediği halde, hangi çekincelerle böyle bir ihtiyaç duyduğunuzu anlayamamış olmakla birlikte, kimliğiniz belli olmadığı için hekim olduğunuz varsayımıyla sorduğunuz sorulara kamuoyunun bilgilendirilmesi adına açıklık getirmek istiyorum.
Sorularınıza geçmeden önce “Sayın Nurten Saydan'ın 'eşdeğer ilaç doğru ilaçtır' başlıklı yazısının genel içeriğiyle ilgili önemli bir eleştiri getirilmesi mümkün değil.” şeklindeki tespitinizde biyoeşdeğer ilaç uygulamasına temelde bizlerle aynı noktadan bakıyor olmanıza sevinmekle birlikte bu konu hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunuzu görmekten ciddi anlamda kaygı duymuş durumdayım.
Zira; rumuzunuzda belirttiğiniz gibi siz bir ilaç firması çalışanı ya da temsilcisi değil de gerçekten de mesleğini bilfiil icra eden bir hekimseniz firma yetkililerinin mantığıyla hazırlanmış bu tür sorular yöneltmeniz ciddi anlamda kaygı verici bir durumdur.
Birinci olarak yönelttiğiniz “Hekimlerin bazı eşdeğer ilaçların yerine orijinallerini kullanma isteklerinde, tedavide daha yüksek etkinlik ve hasta memnuniyeti sağlamalarının bir etkisi olabilir mi? “ şeklindeki sorunuza öncelikle size “Farmakovijilans” hakkında bilgi vererek cevap vermek istiyorum.
Farmakovijilans "günlük klinik uygulamada ilaçların güvenliği ile ilgili klinik verilerin toplanması, ilaç uygulamasında karşılaşılan sorunların takibi, sorumlu nedenlerin saptanması, tanınması, araştırılması, kaydedilmesi, duyurulması ve gerekli önlemlerin alınması" şeklinde tanımlanmaktadır.
Türk İlaç Advers Etkilerini İzleme ve Değerlendirme Merkezi (TADMER) 1985 yılında kurulmuş olup, 1987 yılında DSÖ Uluslararası İlaç İzleme İşbirliği Merkezi’ne 27. üye olarak kabul edilmiştir. “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Güvenliğinin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik” 22.03.2005 tarihinde yayımlanmış ve 30.06.2005 tarihinde “Beşeri Tıbbi Ürün Ruhsatı Sahipleri için Farmakovijilans Kılavuzu” ile birlikte yürürlüğe girmiştir.
Eczacıların Farmakovijilans uygulamasını ülkemizde ciddi anlamda başlatan, takip eden ve uygulayan bir meslek grubu olduğunu görmeksizin sadece firma tanıtımlarına ve bilgilendirmelerine dayanarak hiçbir somut veri ya da bilgiye dayanmadan “...tedavide daha yüksek etkinlik ve hasta memnuniyeti sağlamaya...” yönelik olarak orjinal ilacı desteklediğinizi ifade etmenizin öncelikle bilimsel temelden yoksun olduğunu üzülerek ifade etmek isterim.
Zira hekimlik mesleği bilimsel veriler üzerinden sürdürülen bir hizmettir ve ifade ettiğiniz görüşleriniz somut vakalara dayanıyor ise bunların bilimsel temelde ve halen yürürlükte olan yasal mevzuat çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’na iletilmiş olmasını sağlamanız gerekirdi. Böyle bir çalışma ve veriniz varsa “ Tedavide daha yüksek etkinlik ve hasta memnuniyeti SAĞLAMAYAN” biyoeşdeğer ilaçların tespitinde ve bunların piyasadan çekilmesi ya da biyoeşdeğerliliğinin sağlanması konusundaki çalışmalarınızda her türlü desteği sağlayacağımızı bildirmek isterim.
Ülkemizin en ücra köşeleri dahil ilaç ve eczacılık hizmeti sunan 23 bin meslektaşım hastalardan gelen geri bildirimleri gerek meslek örgütleri vasıtasıyla resmi sağlık otoritesine, gerek ilgili firma temsilcileri ile görüşerek konunun direkt muhataplarına iletmektedir. Bu iletişim sayesinde sadece form ve şekil bozukluğu bulunan ilaçlar için bile “ Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme ve Terkipleri ile Bitkisel Preparatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkında Yönetmelik”e göre geri çekme ve toplatma işlemleri yapılmaktadır.
Dolayısıyla sadece firmaların “yanlı ve yanlış” bilgilendirmelerine dayalı olan bu görüşünüz ülkemizdeki biyoeşdeğer ilaç uygulamasında karşılaşılan bir durum değildir. Ülkemizde biyoeşdeğer ilaç uygulamasında yaşanan en büyük sorun;
Kendisini ülkemizin sağlık otoritesi olarak gören SGK'nın yaptığı bilimsellikten uzak, tasarruf amaçlı uygulamalardır ki bu sorunun çözümü için sağlık sektörünün tüm bileşenlerinin ülkemizin çıkarları, halkımızın sağlığı ve bu sektörün sağlıklı işleyişini sağlamak amacıyla ciddi anlamda çaba sarf etmesi ve bizlerin bu konudaki mücadelesine destek vermesi gerekmektedir.
İkinci olarak yönelttiğiniz “ Eşdeğer ilaç verme konusundaki belirgin ısrarda, yazıda belirtilen unsurlar dışında, bazı eczacıların mal fazlası alarak daha çok kar etme isteklerinin etkisi var mıdır ve varsa bu durum yasal mıdır? “ şeklindeki sorunuz da maalesef bilgi eksikliğinden ve kamuoyunda yer etmiş yaygın yanlış bilgi ve kanaatten kaynaklanmaktadır.
Bir hekim olduğunuz varsayımıyla özellikle sağlıkta dönüşüm projesi çerçevesinde ve SSK'lı hastaların serbest eczanelerden ilaç alımı ile başlayan süreçte, eczanelerin çalışma koşulları ve işleyişi hakkında hiçbir bilginiz olmadığını, eczacıların hangi şartlarda ilaç ve eczacılık hizmeti sunmaya çalıştıklarını bilmediğinizi, bu konuyu merak bile etmediğinizi görmekten gerçekten üzüntü duyuyorum. Zira;
Eczacıların hiç görevleri olmadığı halde muayene ücreti tahsil etme görevinin zorla yüklenmiş olması sonrası hastalara bu konuyu izah etmeye çalışmalarında sarf ettikleri efor bir yana bir de reçeteye yazılı orjinal ilaç için ödemesi gereken fark miktarını anlatmak için çektiği sıkıntıya en az bir defa şahit olmuş olsaydınız ( ki eczanelerimizde bu konu gün içinde her gün defalarca tekrarlanmaktadır) eczacıların eşdeğer ilaç vermek için hastaları zorlamadığını, bunun için zorlayıcı bir yol izlemediğini, SGK’nın düzenlemelerine karşılık hastalara ekonomik durumlarına göre seçenek sunduklarını, neden eşdeğer ilaç kullanmaları gerektiğini hastalara nasıl izah ettiğini rahatlıkla gözlemlerdiniz. Kaldı ki eczacılar fiyat farkı olmasa bile reçetede yazılı olan yerine ellerinde olan biyoeşdeğer ilacı hastaya verebilirler ve bu durum da tamamen yasaldır.
Kamuoyunda yanlış bilinen bir diğer konu da mal fazlası konusudur. Mal fazlası uygulaması ülkemizdeki müstahzar ilaç sektörünün faaliyete geçtiği günden beri var olan bir uygulama olup, kırılma, bozulma vb. nedenlerle oluşacak eczane zararını peşinen karşılama amacıyla ortaya çıkmıştır ve mal fazlaları alınan ilaç yanında faturalı olarak eczane muhasebelerine girerek vergilendirilmektedir. Eczane hangi ölçekte olursa olsun bugünkü satış koşullarında mal fazlalarının o eczanenin toplam cirosuna katkısı %4'ten fazla da olmamaktadır. Maliye Bakanlığı'nın eczaneler için belirlediği fire bedelinin (kırılma, bozulma vb. nedenlerle gider gösterilebilecek oranın) % 3 olduğu ve bu indirim hakkını yasal prosedürün ağarlığı nedeniyle eczacıların kullanmadıkları göz önünde bulundurulduğunda, eczanelerin stok maliyetinin %15 olduğu da bilindiğinden; mal fazlalarının sanıldığının aksine eczane ekonomilerine ciddi hiçbir artı değer yaratmadığı aşikârdır.
Bu hesaplamaların afaki hesaplamalar olmadığını, eczanelerde işlem gören reçetelerin %95'inin kurum reçetesi olması hasebiyle, son beş yılda eczanelere giren ve çıkan ilaçların bilgisayar ortamında ve eczane programları ile hesaplanarak bulunduğunun ve son beş yılda ilaç fiyat indirimleri nedeniyle eczacıların raflarındaki kaybın %60 olduğunun hesaplamaya dahil bile edilmediğinin altını çizmek isterim.
Kaldı ki eczaneler sağlık hizmeti sunan ekonomik yapılar olduğundan kar elde etmesi olağandır. Ancak; son beş yıldır eczacılar olağan olmayan bir şekilde kar değil zarar etmektedir.
23 bin eczacıdan 15 bini gecikme faizi, haciz ve icralarla boğuşmakta, diğerleri ise kredi, ipotek vb. diğer finans yöntemleri ile hayatta ve ayakta kalmaya çalışmaktadır. Konu hakkında gerekli tüm bilgi ve belgeleri kimliğinizi ve iletişim bilgilerinizi belirtmeniz takdirde size sunabileceğimiz gibi, tanıdığınız herhangi bir eczacı dostunuzu ziyaret ederek de bu konudaki detaylı bilgiyi kendisinden belgeleriyle birlikte edinebilirsiniz.
Olağan olmayan ve asıl sorgulanması gereken ise hiçbir klinik bulgu olmamasına, ilacın endikasyonu bulunmamasına rağmen sadece PARAmedikal nedenlerle yapılan tedavi hizmeti sunumunun nasıl önüne geçileceğidir.
Bu sorun hakkında ülkemizdeki hekimlerin ve bağlı birliklerin ciddi bir çalışma ortaya koyması ve tüm sağlık sektörünün güvenilirliği ile birlikte ülkemiz insanının sağlığını kuşaklar boyu etkileyecek bu olumsuzluğa bir dur demesi gerekmektedir.
Üçüncü olarak yönelttiğiniz “Orijinal ilaç konusunu böylesine vurgularken, bu duruma müdahale eden doktorların suç işlediği şeklindeki görüşe katılıyor musunuz? “ diye yönelttiğiniz sorunuzda belirttiğiniz görüşün hangi resmi kurum tarafından ve ne amaçla yöneltildiği önemlidir.
Bahsettiğiniz görüş Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nün 18 Haziran 2009 tarihli 81 İl Valiliğine gönderdiği Genelgede yer almaktadır. Bu görüşün ve Genelgenin yayınlanma amacı ise “bazı hekimlerin reçetelerine eşdeğer ilaç verilmemesi yönünde ibareler koymaları”nı önlemek ve “bu hekimlerin uyarılmasının, uymayanların da cezalandırılmasının” olduğu genelgede açıkça belirtilmiştir.
Tüm yukarıda saydığımız gerekçeler ve açıklamalar doğrultusunda bir hekim olarak “reçetede yazılı olan ilacın eşdeğerini vermeyin” diye reçeteye bir ibare koymayı, eczacının verdiği eşdeğer ilaç için hastayı “yanlış ilaç verilmiş” diye bilgilendirmeyi ve eczaneye geri göndermeyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Saygılarımla...
Ecz. Nurten Saydan
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı
Prof. Dr Sibel Çubukçu Fırat
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Sibel Çubukçu Fırat
Kliniklerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Şefi Doç. Dr. Yıldız Dallar