Eğitim ve sağlık bir ülkenin kalkınmışlık kriterlerini gösteren ve ülkemizin en önemli sorunları arasında yer alan 2 parametredir. Tıp fakültelerinde çalışan öğretim üyeleri hem eğitim hem de sağlık hizmeti vermek ile yükümlüdürler. Tıp fakültelerinin istenen düzeyde eğitim ve sağlık hizmeti verebilmesi için öğretim üyelerinin tam gün statüsünde çalışmaları olmazsa olmaz bir şarttır. Hekimlerin emeklerini, gönüllerini ve zamanlarını tamamen kurumlarına ayırmaları ve konsantrasyonlarının bölünmemesi için tam gün statüde çalışmaları gerekmektedir. Tüm mesainin kuruma gönül rahatlığı ile verilmesi öğretim üyesine yakışır bir temel maaş ve performansına göre değişen ve sınırlandırılmamış döner sermaye katkı verilebilmesine bağlıdır.
Karar verici mekanizmaların tam gün çalışan öğretim üyesi ücretlerini saptarken, milletvekili veya üst düzey bürokrat maaşlarına oranlayarak sınır koymayı planlaması, öğretim üyelerinin eğitim ve sağlık alanlarında gördükleri fonksiyonun yeterince algılanmadığını düşündürmektedir. Öğretim üyeleri, ülkemizde gelecek nesillerin sağlığından sorumlu olacak hekimlerin ve uzman hekimlerin yetişmesine, etik ve ahlaki değerlerinin, araştırma becerilerinin oluşmasına doğrudan katkıda bulunarak, belki de Türkiye’deki gelecek 30 yılın sağlık sistemini etkilemektedirler. Bu fonksiyon tıp fakültesi öğretim üyelerini diğer kamu hastaneleri ve özel hastanelerde çalışan hekimlerden ayırmaktadır.
Bu faktörler göze alındığında, tam gün çalışan öğretim üyelerinin sadece brüt maaşlarının tespitinde milletvekili maaşları kıstas alınabilirse de, özellikle mesai saatleri dışında özel hasta bakarak veya ameliyat yaparak doğrudan katkı yoluyla döner sermayeye gelir sağlayan öğretim üyeleri teşvik edilmeli ve gelirlerine bir limitle sınır getirilmemelidir. Araştırma ağırlıklı çalışarak fakülteye katkıda bulunan öğretim üyelerinin de döner sermaye yoluyla performanslarına uygun gelir elde etmeleri sağlanmalıdır.
Hastanelerin döner sermayeleri, kısıtlı gelir olanakları ile günümüzde, maaşlar hariç hastanelerin tüm giderlerini karşılamanın yanında modern yeni aletleri almak ve yeni atılımlar yapmakla yükümlüdürler. Döner sermayenin sırtındaki maliyeye ödenen hazine payının kaldırılması veya minumuma indirilmesi, döner sermayelerin üzerine düşen görevleri yeterince yerine getirmelerini ve öğretim üyelerine destek olma olanağını sağlayacaktır. Tıp fakültesi öğretim üyeleri, en yüksek puanlarla, ÖSYM sınavında yüzde 1-2’lik dilimler arasına girerek fakülteyi kazanan, haftada 32 saat ders programı ile en ağır ders yükü ile 6 yıllık eğitim sonrası mezun olan, 2 yıllık mecburi hizmet sonrası, pratisyen hekimler arasında yapılan TUS sonucunda yüzde 10’luk dilim içinde kalıp araştırma görevlisi olabilen, 4-5 yıllık geceli gündüzlü ağır çalışma temposu sonunda uzman olabilen ve çok az sayıda seçkin uzman arasına girip tıp fakültelerinde göreve başlayabilen kişilerdir. Bu öğretim üyeleri yardımcı doçentlik, doçentlik ve profesörlük süreçlerinden geçtikten sonra kısmı statüde çalışma hakkını elde edebilmektedirler.
Karar verici mekanizmalar öğretim üyelerinin tam gün çalışma prensibiyle eğitime ve sağlığa katkılarının daha fazla olacağı tespitini doğru yapmışlardır. Karar vericiler, aynı doğru yaklaşımı, öğretim üyelerinin bu görevi yerine getirirken alacakları maaş ve döner sermaye limitlerini belirlerken, onların bu konuma nasıl geldiklerini, eğitim ve sağlıktaki vazgeçilemez katkılarını en iyi şekilde değerlendirerek göstermelidirler. |