Dünya sağlık örgütü tanımına göre sağlık, beden ,Ruh ve sosyal yönden tam iyilik halidir. Sağlık Bakanlığı, sağlıklı bireylerin oluşturduğu sağlıklı bir toplum, hedefine yönelik politikalar geliştiren, stadartlar koyan ve denetleyen bir kurum olmalıdır. Sağlık Bakanlığı koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini planlamak ve denetlemek ile yükümlüdür. Ülkemizde insan sağlığını korumak ve geliştirmek için Sağlık Bakanlığı, finansman ve insan kaynağı planlaması için doğru politikalar geliştirmelidir.
Türkiye’de gayri safi yurt içi hasılanın ancak % 7.6sı sağlık harcamalarına ayrılmaktadır. Bu bütçenin % 35’i ilaç kalemine harcanmaktadır. Genel bütçenin ancak % 3.5 ‘u sağlık bakanlığına aittir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin Bakanlık bütçesi içindeki payı ise % 20’dir. Sağlık Bakanlığı bütçesinin yeterli paya ulaşması, sağlıklı bir toplum misyonuna ulaşmanın olmazsa olmaz şartıdır.
İnsan kaynakları açısından incelediğimizde ülkemizde aktif olarak çalışan yaklaşık 100.000 hekim Ve 80.000 hemşire bulunmaktadır.10000 kişiye 15 hekim 12 hemşire düşmektedir. Avrupa Birliği ortalamaları ise hekimlerde 10000’de 30 hemşirelerde ise 64’tür. Hemşire açığı kavramı, sağlık sektöründeki tüm paydaşlar tarafından kabul görürken, hekim açığı ile ilgili farklı görüşler savunulmaktadır. Bu tartışma bu yazının amacı dışındadır. Sağlık Bakanlığının, ülkenin kişi başına düşen hekim sayısını ve ülkenin şartlarını değerlendirerek, gelecek yıllardaki hekim sayısı ile ilgili politikalar üretmesi görev kapsamındadır. Bununla birlikte hekim yetiştirilmesine yönelik, tıp fakültesi kontenjanlarının belirlenmesinde, Sağlık Bakanlığı tek karar verici olmamalıdır. Bakanlığın 2003 yılından beri uygulamaya çalıştığı Sağlıkta Dönüşüm Programının temel ilkeleri: İnsan merkezlilik, sürdürülebilirlik, sürekli kalite gelişimi, katılımcılık, uzlaşmacılık ve gönüllülük prensipleridir. Sağlık politikaları ile ilgili kararlar verilirken bu prensiplere ve çoğulculuğa uymak demokrasinin gereği ve politikaların başarılı olmasının en önemli şartıdır. Tıp fakülteleri kontenjanları belirlenirken Sağlık bakanlığı, YÖK, tıp fakülteleri, Maliye ve Milli Eğitim Bakanlıklarının görüş ve önerileri dikkate alınarak politika oluşturulması uygun olacaktır.
Tıp eğitimi, fakültelere ve öğretim üyelerine önemli sorumluluk yükleyen dinamik bir süreçtir. Toplum sorunlarına duyarlı, çağdaş eğitim ve iletişim teknikleri ile donanımlı, bilimsel olarak yeterli hekimler yetiştirmek, sağlıklı bir toplum hedefinin öncelikli koşullarındandır. Tıp eğitiminde niteliğin korunarak kontenjanların arttırılabilmesi için fakülteler ve hastanelerin bütçelerinin, altyapı eksikliklerinin , öğretim üyelerinin özlük haklarının ve öğrencilerin sosyal haklarının iyileştirilmesi gereklidir. Bu nedenle fakülte kontenjanları tartışılırken, her fakültenin yönetiminden, altyapı, bütçe ve kadro ile ilgili sorunları konusunda bilgi alınmalıdır. Yeterli sayıda kaliteli hekim yetiştirilmesi için, Maliye ve MEB ile YÖK’ün desteği alınarak tıp fakültelerinin sorunlarının öncelikli olarak çözülmesi sağlanmalıdır.
Karar verici mekanizmaların, sağlıklı toplum, sağlıklı birey hedefine ulaşmak için, sağlık politikaları üretirken ve yasa çıkarırken (özellikle gündemdeki tam gün yasası için ), katılımcılık, uzlaşmacılık, gönüllülük ve çoğulculuk prensiplerine özen göstermeleri gerekir. |