Geçtiğimiz günlerde The World Medical Association (WMA) isimli organizasyonun web sayfasının bu ayki konuğu Ermeni Tabipleri Birliği idi. WMA'ya ait web sayfasında yayınlanan bir sayfalık yazıda kendi sağlık alanındaki politikaları ve durumları yazmaları beklenirken Türklerin bu halka karşı sözde soykırım iddialarını yazmışlar. Ermenistan tabiplerine ait web sayfasında kendi amaçları için ''modern sağlık sistemine ulaşılması için gelişmelere katkıda bulunmak'' yazılmış. Bu ayki yazıları ile gerçekten de Ermenistan sağlık sistemine çok ciddi katkı sağlamış durumdalar!
Şimdilerde nasıl bilmem ama benim çalıştığım zamanlarda köy sağlık ocakları cadı kazanı gibiydi. İş yok güç yok, arada bir tansiyon ölçümü, birkaç yaşlının romatizma şikayetleri dışında personel iş sıkıntısından kaynatırdı ocağı. O dönemde (1990) bizim ocakta, soruşturma geçirmeyen sağlık çalışanı yoktu.
Ermeni Tabipleri Birliği de bizim eski köy sağlık ocakları gibi boşta kalmış olacak ki, tarih serüveninde yanlış mecralarda yolculuklara çıkmış. 100 yıl önce olan olaylara bir hekim gözü ile değil kendilerini tarihçi zannederek yazı yazmaya kalkmışlar. Hem de Türkiye'nin kendilerine diyalog kapılarını açtığı bir zamanda. Abesle iştigalin, absürtlüğün daniskası.
Bu yazının WMA' nın web sayfasında çıkması Ordu, Kayseri, Kahramanmaraş gibi bazı tabip odaları ve bir grup hekim arkadaşımızın tepkisini çekti. Bu tepkilerini de doğrudan bu organizasyona üye olan, üye olduğu halde tepki koymayan TTB'ye yansıttılar. Bu tepkilerinde haklıydılar. Bir hekim organizasyonunun, insan odaklı, sevgi odaklı, bütünleştirici ve ıslah edici olması gerekirken ayrılık tohumları atan, kin ve nefreti körükleyen bir yaklaşım sergilemesi elbette kabul edilemezdi.
Rahmetli dedem çok genç yaşta, birkaç gün içerisinde, saçları ve sakalları ağarmış birisiydi. Nedenine çok girmek istemezdi. Ancak biz nedeninin askerliği sırasında postacılık yaparken Ermeniler tarafından katledilen insanların toplu cesetleri ile karşılaşması olduğunu bilirdik. Yeni öldürülmüş yığınla insan dedemin vücut kıllarını kısa sürede bembeyaz etmiş ve hastalanmasına yol açmıştı. Öyle zannediyorum ki herkesin dedesine sorsa öğreneceği bilgileri elbette TTB Merkez Konseyi de biliyordur, bilmesi gerekir.
WMA denen organizasyon çok etkin ve popüler bir kuruluş değil zannımca. Bu organizasyonun web sayfasında TTB başkanı halen Dr. Füsun Sayek olarak geçiyor. Her iki tarafın yani WMA ve TTB' nin karşılıklı ne kadar organize olduklarını varın anlayın. Bu kadar laubali bir ilişki içerisinde TTB tarafından verilmesi gereken cevabın gecikmesi kanaatimce mazur görülebilir. Belki de yazıdan haberleri bile yoktu. Ne var ki TTB'nin yıllardan beri ülkemizin milli menfaatleri, birlik ve beraberliği, insanlarımızın arasındaki sevgi ve kardeşlik duygularının pekiştirilmesi gibi temel konularda yaklaşımları, bu tepkilerin dozlarını artırdı diye düşünüyorum.
Ülkemizdeki alevi-sünni, Kürt-Türk, laik-antilaik gibi kamplaşmalara karşı TTB'yi yapıcı, bütünleştirici, aynılıklarımızı ön plana çıkaran bir yapıda görmek mümkün olsa idi herhalde hiç kimse Ermenilerin yanlış yaklaşımlarının ardında TTB'nin bir kastını aramazdı. Ne yazık ki toplumsal muhalefet yapmak adına söylemler, üsluplar, bir savaş ortamını andıran genel kurullar ve bu toplantılarda yıkıcı ve ayrılıkçı söylemlere zemin oluşturulması, birçok hekimin ve tabip odasının kafasında TTB nereden koşuyor sorularını beraberinde getirmiştir.
TTB, Aktütün gibi ülkenin en hassas olaylarında, saldırganla saldırılanlar arasında hiçbir ayırım yapmayan yaklaşımlar sergilediler. Üzerinden 15 sene geçmesine rağmen, Madımak Oteli olayının arkasından, bu yarayı onarıcı değil, üzerine tuz döken açıklamalar yaptılar. Zaman zaman hekimler için bile laik-türbancı ayırımı yapıp, teröre karşı sundukları toleransı üniversitede kıyafetlerinden dolayı okula alınmayan öğrencilere karşı göstermediler. Ülke insanını ve hekimleri bütünleştirici ve kucaklayıcı olmakta yetersiz kaldılar.
Şimdilerde sorun olarak gözüken meseleler yüzlerce yıl önce de vardı ama halkımız bin yıldır kardeşçe yaşamanın en güzel örneklerini verdiler. Çözümü başka bir yerde değil, kendi tarihimizde ve kültürümüzde bulmak hiç de zor olmasa gerek. Geçmişi birkaç dekatı geçmeyen sosyalist bir anlayışla tüm bu olaylara yaklaşılırsa elbette ki ortaya çözümsüzlükten ve kargaşadan başka bir şey çıkmayacaktır. Evet, TTB düzelebilir ama bu anlayışla asla. |