Hekimlerin son yıllarda çalışma ortamlarıyla ilgili yaşadıkları belirsizlik, hekimlerin sorunlarıyla “hakkını vererek” ilgilenen bir sivil veya kamu kuruluşu olmadığından dolayı giderek daha da artmış ve bu “sahipsizlik” sonuçta bir taraftan “vurdum duymazlığa” diğer taraftan da hekim topluluğu olarak depresif bir ruh haline kadar ilerlemiştir.
Mevcut ortamda hekimlerin oluşturduğu organizmanın ihtiyaçlarını, sorunlarını ifade edecek, çözüm yolları arayacak, gerekli refleksleri gösterecek bir sistemi ne yazık ki bulunmamaktadır.
Son olarak tartışıla gelen ve çok yakında yasalaşması beklenen tam gün yasasında da, hekimler yasa yapanlara ihtiyaçlarını, sorunlarını yeterince iyi anlatabilecek bir yol, ne yazık ki bulamadılar. Bu süreçte en belirgin yol, Uzmanlık Dernekleri Platformu oldu.
Asıl bu konuda söz söylemesi gereken Türk Tabipleri Birliği ise, “ezberini bozmadan” yürüttüğü “mücadelesinde”, ne yazık ki, bilerek veya bilmeyerek pasif kaldı.
TTB’nin bu konuda “net” şeyler ifade edemeyeceği, aslında tartışmaların ilk günlerinde belli olmuştu. Çünkü TTB içerisinde de bu konuda bir fikir birliği yoktu. Bir kısım “Tam günü 30 yıldır savunuyoruz, bu konuda ‘Ama’sız, ‘Fakat’sız destek vermeliyiz” derken, bir kısım da “koşullu” destek vermek taraftarı oldu. Ancak bu koşulların ne olduğu hem çok belirli, hem de çok belirsiz bir şekilde kaldı!
Geçen hafta TTB’nin tam günle ilgili görüşlerinin aktarıldığı “uzun metin”e bakarsak, bu koşulların sağlık sistemindeki “her şeyi” kaldırarak mümkün olabileceğini görebiliriz. Yani Bakanlığa “tüm yaptıklarını geri al, öyle tam güne geç” dendiği ortaya çıkıyor. Tabii ki Bakanlık da Sağlıkta Dönüşüm’ü iptal edip, tam günü uygulamaya kalksa, yine de TTB’nin bir şeyler öne süreceğini, Sayın Osman Durmuş ve hatta daha önceki Bakanlar tarafından yapılanları da kaldırtmak isteyeceğini düşüneceğinden yaptıklarını geri almayacaktır! Diğer taraftan TTB somut öneriler de getiriyor. Örneğin hekimlere grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı isteniyor. Tam günü yakından takip eden biri olarak hiçbir hekimden duymadığım bu isteği, “TTB’nin hekimlerin dünyasından uzak kaldığı” olarak yorumlamak, haksızlık olabileceğinden “TTB’nin kendini hekimlere yeterince anlatamaması olarak” yorumlanabilir.
Bu konuda aslında TTB’yi de haksız yere eleştirmek istemeyiz. Sonuç olarak hekimlerin TTB’ye ilgisi ne kadarsa, TTB’nin de hekim sorunlarına ilgisi o kadardır
Tam günde tıp eğitimi sıkıntısı
Bildiğiniz gibi Medimagazin’de tam gün yasa tasarısı taslağı ile ilgili olarak hekimlerden gelen yüzlerce eleştiri yayınlanıyor. Ancak bu eleştirilerde tam günün uygulanmasıyla performans sisteminin tıp fakültelerinde uygulanmasıyla ilgili olarak çok az örneğe rastladım. Bakanlık yetkililerinin başta tıp fakültelerindeki öğrenci eğitimi olmak üzere, uzmanlık eğitimini de sıkıntıya sokmayacak, hatta arttıracak yolları bulması gerekir. Yoksa eğitimi olumlu etkileyeceği söylenen tam gün, hem öğrenci hem de asistan eğitimine telafisi zor zararlar verecektir. |