Tarih boyunca insanoğlunun hayali olan uçmak son yüzyılda gerçekleştirildi. Bir de kuşlar gibi özgürce uçmak hayali var. Bu da tarihin çeşitli zamanlarında kısmen gerçekleştirildi. İlk uçanlardan biri Lagari Hasan Çelebi, diğeri ise hepimizin bildiği Hezarfen Ahmet Çelebi. Yabancı ülkelerde de birçok öncü görüyoruz.
Daha sonra teknolojinin de gelişmesiyle uçan insan figürleri çoğaldı. Yıllar önce Los Angeles olimpiyatlarının açılış töreninde sırtında mini roketi ile uçarak gösteri yapan kişi, insanoğlunun uçuş hayalinin gerçekleştiğinin habercisiydi. Son gösteriyi ise geçtiğimiz günlerde izledik. Özel giysisi, mini jet motorları ve özel kanatçıkları ile bir gösterici İsviçre semalarında Alpler’in üzerinde uçarak ilginç bir deneme yaptı. Oldukça yüksek hızlara çıktı ve sonunda paraşüt ile yere indi. Daha sonra bu kişinin İsviçre hava kuvvetlerinden emekli, bin saatin üzerinde Mirage savaş uçakları ile uçmuş, hâlen de İsviçre Havayollarında çalışan bir pilot olduğunu öğrendik. Zaten böyle bir denemeyi de ancak böyle profesyonel ve tecrübeli kişiler yapabilirdi. İnsanoğlunun azmi adına güzel bir örnek.
Ancak işin düşündüren başka bir yönü oldu. Bahsi geçen kişi, denemeyi böbrek hastası olan oğlunun tedavi masraflarını karşılamak için yaptığını açıkladı. Bu tam da bir babanın hassasiyetini gösteren, göz yaşartıcı bir tablo. Kendisini kutluyor, oğluna şifa diliyorum. Dikkatimi çeken oradaki sağlık sistemi ve bizimki. Bin saat uçmuş bir savaş pilotu, hâlen havayollarında pilotluk yapıyor ve oğlunun sağlık güvencesi için bir şeyler yapmak zorunda kalıyor… Bizim ülkemizde çok şükür böyle bir şey yok. Değil eski bir asker veya çalışan bir kişi, hiçbir güvencesi olmayan da neyse ki yeşil karta sahip. Belki sistemimiz çok iyi değil ve aksayan yönleri var ama, böyle dramları pek yok. Bizdeki dramlar daha çok uygulama sıkıntıları. Zaten ülkeler sosyal politikalarını belirlerken merhamet ve insaf boyutunu göz ardı edemezler. Sosyal güvenlik sistemimiz çok kâr edebilir ama, insanımız perişan olursa o paranın bize ne faydası var? Para ve zenginlik ne için demeliyiz? Tabii ki insanlar için. Hedefte ve merkezde insan olmalı. Yoksa bizde böyle denemeler de yapılamaz ve kökten perişan oluruz. |